17 Şubat suikastının Azerbaycan güvenliğine etkisi!

17 Şubat suikastının Azerbaycan güvenliğine etkisi!

17 Şubat terör saldırısı, Türkiye’nin olduğu kadar can ve kan kardeşimiz Azerbaycan’ı da yakından ilgilendiriyor. Rusya Federasyonu’nun 2014’ten itibaren bölgedeki donanma varlığını ve askerî ...

21 Şubat 2016 - 17:36

17 Şubat terör saldırısı, Türkiye’nin olduğu kadar can ve kan kardeşimiz Azerbaycan’ı da yakından ilgilendiriyor. Rusya Federasyonu’nun 2014’ten itibaren bölgedeki donanma varlığını ve askerî gücünü artırması, bölgedeki bozulmuş olan dengeyi daha da karmaşık hale getirmiş, bu gelişmeler, enerji güvenliği de dâhil bölge güvenliğine ilişkin Türkiye’nin değerlendirmelerinin çok yönlü ve daha hassas yapılmasını gerektirmiştir.
Türkiye Güney Kafkasya jeopolitiğine yönelik oluşturduğu güvenlik stratejisini; Doğu ve Batı, Kuzey ve Güney arasında geçiş bölgesi olan Güney Kafkasya’nın Avrasya’nın önemli enerji ve ulaştırma koridorlarının kesiştiği noktada kurguladığı gibi bu güvenlik seddini aynı zamanda bölge ülkelerine yönelik tehdit unsurlarını etkisizleştirmek amacıyla güçlendirdiği söylenebilir. Çünkü Güney Kafkasya’daki çözümlenememiş anlaşmazlıklar Yukarı Karabağ, Güney Osetya ve Abhazya’da kronik krize dönüşen bölgesel ihtilaflar, hem bu bölgenin hem de Avrasya’nın güvenliği açısından önemli bir tehdit oluşturuyor.
Güney Kafkasya bölgesi ile köklü tarihi ve kültürel bağları kapsamında Güney Kafkasya bölgesinin istikrar, barış ve refahı Türkiye için özel önem taşıyor. Türkiye’nin Güney Kafkasya’ya yaklaşımı, bölge ülkelerinin katılımıyla kapsamlı işbirliğinin kurulması yönelik şekillendiği bir gerçek. Bu çerçevede Türkiye, söz konusu ülkelerin bağımsızlıklarının pekiştirilmesi, toprak bütünlüklerinin korunması ve ekonomik potansiyellerinin hayata geçirilmesini önemsediği gibi bölge ülkelerinin Avrupa-Atlantik örgütleriyle bütünleşmelerini aktif biçimde destekliyor. Rusya ve İran’ın bölge güvenliğini tehdit eden niyet ve yaptırımları Türkiye’nin korumacı duruşunu kaçınılmaz kılıyor.
Güney Kafkasya’da Türkiye’nin ağırlığına karşı Rusya’nın, Suriye denkleminden Türkiye’yi dışarda bırakmaya çalışan bir politika izlediği ortada. Rus diplomasisi ve gizli servisleri bu politikada Kürt kartına oynadıklarını gizlemiyor. Bu çerçevede Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin şiddetle tepki gösterdiği PKK’nın Kandil merkezini Ermenistan’a taşıması gündemde.
PKK’nın Rojhilat yapılanması Ermenistan’dan başlayarak, Urmiye Gölü’nün kıyısından Kermanşah’a kadar uzanan, büyük ve etkili bir coğrafyayı kapsıyor. PKK Kandil’i, Ermenistan’a taşımak istiyor. Örgütün bu kararı almasında Rusya’nın Ermenistan’ı Kafkasya’yı kasıp kavuracak şekilde güçlendiren askeri yığınağını artırmasının etkili olabileceği düşünülmektedir. Neden Ermenistan? Çünkü örgütün kaybettiği insan kaynaklarını telafi edebileceği Kürt nüfus potansiyeli bu bölgede bulunuyor. Günümüzde Ermenistan’ın daha çok Azerbaycan’la sınır olan bölgelerinde Kürtler yaşıyor.
Hoybun-Taşnak işbirliği geleneğini devam ettirmek isteyen PKK’nın, Ermeni diasporasının bazı üyeleriyle temasa geçtiği söyleniyor. Kafkasya havzasında seçilen yer ise, Ermenistan işgali altındaki Dağlık Karabağ. PKK, uzun yıllar Kafkasları kaçakçılık üssü olarak kullandı. Ermeni kökenli örgüt mensupları yardımıyla uyuşturucu kaçakçılığından elde ettiği kara parayı Kafkaslar’da akladı. Bölgeyi iyi tanıyor. Bir başka iddiada örgütün Azerbaycan sınırları içindeki Laçin’i merkez alıp Laçin koridorunu kullanarak, Ermenistan ve Azerbaycan’da faaliyet göstermeyi planladığı. Güney Kafkaslara kaçmaya hazırlanan örgüt, bu bölgede destek arıyor ve bölge halkıyla görüşmeler yapıyor. PKK’nın Ermenistan’a taşınması bölgenin istikrarsızlaştırılmasıyla eş anlamlı. PKK’nın uluslararası toplum nezdinde terör örgütü kabul edilmesi nedeniyle örgütün Ermenistan üzerinden Türkiye’ye yapacağı her türlü silahlı eylem, uluslararası hukuk gereği Türkiye’nin sınır ötesi askeri harekâtla karşılık vermesine ortam hazırlayacak. Bkz. Ömür Çelikdönmez/nokta32.com/27 Ocak 2016 Çarşamba/PKK Kandil’den Ermenistan’a taşınır mı?
PKK’nın Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki bir koridora taşınmasının yıllar önce planlandığı hatta PKK’nın insan kaynakları ihtiyacını karşılayabileceği sosyal bir yapının tesisi için Kürt nüfusun bölgeye göç ettirilerek taşındığı anlaşılıyor. Azerbaycan’ın Zengilan, Laçın, Kubadlı ve Kelbecer rayonlarında (bölge-ilçe) yaşayan Kürt nüfus, adı geçen rayonların Rusya destekli Ermeni ordusu tarafından ele geçirildikten sonra Azerbaycan’ın içlerine göçmek durumunda kalmışlardı. Karabağ işgalinden çok sonra Azerbaycan’a göç ettirilen Kürt nüfusun Ermenistan ile sınır rayonlara iskân edildiği anlaşılıyor. Konuyla ilgili dikkatimizi çeken göç hareketliliği 2007’de yaşanmıştır.
Nitekim bu göç yolu ve hareketliliği ile ilgili yapılan araştırmalar neticesinde 2007 yılının ilk altı ayı içerisinde, Türkiye’nin doğu illerinden, İran ve hatta Irak’tan 70 binden fazla Kürt nüfusun, Azerbaycan’a göç ettiği/ettirildiği belirlenmiştir. PKK’nın Ermenistan taşınması projesi göz önüne alındığında, göç ettirilen Kürt nüfusun sonraki yıllarda Azerbaycan yönetimine çok ciddi sorunlar yaşatabileceği söylenebilir. Bu göç olayının, PKK’nın Kandildeki merkezi Ermenistan’a taşınması ile ilgili olabileceği söylenebilir.
İlginç olan Azerbaycan’a göç ettirilen Kürtlerin, özellikle Ermenistan sınırı boyunca Binegedi kasabasından başlayarak Gazah şehrine kadar, Bakû-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’nın geçtiği en stratejik bölgelere yerleştirilmesidir. Son 20 yıl içerisinde 1987 yılından başlayarak Azerbaycan’a göç eden Kürtler, 1993 sonrası daha çoğaldılar ve genişlediler. Bazı araştırmacılara göre bu Kürt nüfusun göç ettirilmesiyle Türkiye’nin Doğuya açılan kapılarını kapatmak için Kürt faktörü ve hassasiyeti kullanılmak suretiyle Azerbaycan-Türkiye arasındaki köklü tarihî ilişkilerin zedelenmesinin hedeflenmekte. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki sınır yerleşim yeri olan Nahçıvan’da yaşayan Azerbaycan Türklerinin bölgeye hızla yerleştirilen ayrılıkçı siyasal Kürtçüler nedeniyle yurtlarını terk ettikleri de iddialar arasındadır.
Suriye’de Türkiye ile çıkarları çatışan Rusya; Ermenistan üzerinden Türkiye’nin müttefiki Azerbaycan’ı sıkıştırmaya çalışıyor. Bu kapsamda Rusya’nın Ermenistan’ı silahlandırması tüm hızıyla devam ediyor. Azerbaycan, Ermenileri Ruslar tarafından provoke edilebilir potansiyelde gördüğünden caydırıcı önlemler kapsamında, Ermenilerin sınır ihlallerine çok sert karşılıklar veriyor. Rusya’nın Ermenistan’daki üslerine silah ve lojistik malzeme nakli için İran’ın kendi hava sahasını kullanmaya müsaade etmesi, Türkiye ve Azerbaycan’ın jeopolitik ve jeokültürel birlikteliğine karşı Ermenistan’ı destekleme politikasının bir sonucu. Rusya son olarak Ermenistan’a silah alması için 200 milyon dolar kredi sağladı. Konuya ilişkin Bakü merkezli APA haber ajansında yayınlanan haberde, Rusya’nın Ermenistan’a 10 yıl süreyle geri ödemeli 200 milyon dolar kredi sağladığı ifade edildi. Kredinin, Ermenistan ordusunun ihtiyaç duyduğu silahları almak için verildiği belirtildi. Erivan’ın silahların büyük bir bölümünü Rusya’dan temin edeceği kaydedildi.
17 Aralık terör saldırısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Azerbaycan ziyaretini ertelemesine yol açmıştır. Erdoğan’ın, Azerbaycan’ın Gence şehrinde düzenlenecek Türkiye -Azerbaycan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısına katılması planlanmıştı. Türkiye Cumhurbaşkanının ertelemek zorunda kaldığı toplantı önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek. Ertelenmeyen bir diğer toplantı Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan dışişleri bakanlarının, Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te yapıldı. Toplantıda bakanlar, üç ülkenin ortak çıkarları ve bölgesel işbirliği konularında görüş alışverişinde bulundu. Özellikle, Bakü- Tiflis- Ceyhan (BTC), Bakü- Tiflis- Erzurum (BTE), Bakü- Tiflis-Kars Demiryolu (BTK) ve Trans Anadolu Doğal Gaz Projesi (TANAP) görüşmenin ana temasını oluşturdu.
Güney Kafkasya’da Türkiye nasıl Rusya ve Ermenistan’a karşı Azerbaycan’ın müttefiki ise Azerbaycan’da Türkiye’nin dostu ve müttefikidir. Türkiye ve Azerbaycan; “iki devlet tek millet” mefkûresine sımsıkı sarılan bir politika takip ediyor. Bu kardeşlik bağlarının korunmasında, sürdürülmesinde ve inkişafında Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev ile Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın katkıları büyüktür. İki ülke siyasi, ekonomik ve askeri alanda her türlü işbirliği içerisindedir. Ayrıca unutulmamalıdır ki, Türkiye ve Azerbaycan Turan Ordusunun kurucularıdır. Türkiye, Azerbaycan devleti ve halkının kardeşi, müttefikidir. Güney Azerbaycan’da Dağlık Karabağ’ın Ermeni çetelerince işgalinde Türkiye’nin milli duruşu uluslar arası kamuoyunun malumudur. Türkiye Ermeni çetelerinin Dağlık Karabağ’dan bir an önce çekilmesine ve Azerbaycan egemenliğine bırakılmasına dair kararlılığını her platformda dillendirmektedir. Ermenilerin hamisinin Rusya olduğu ve Rusya’nın Ermenileri silahlandırdığı, kışkırttığı ortada. Ermeniler gün geçmesinki Azerbaycan mevzilerine saldırmasın. İşte böyle bir zamanda Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bakü ziyareti büyük önem taşımaktadır. Rusya’nın terör örgütü ile ilişkilerinin aynı zamanda Azerbaycan’ın güvenliğini tehdit eden boyut kazandığı biliniyor. Nitekim istihbarat örgütlerinin raporlarına yansıyan bilgilere göre, terör örgütü PKK’nın Kandil’den Ermenistan’a taşınacağı tespit edilmiştir. 17 Şubat Ankara saldırısının sonucunda Sayın Cumhurbaşkanının Bakü ziyaretinin tehir edilmesinde, Rusya-PYD ilişkilerinin dolaylı bir etkisi vardır denilebilir. Bkz.Asif Nerimanlı/18 Fevral 2016/ http://publika.az/p/126166/ Ömür Çelikdönmez: “Türkiyə artilleriyanı işə salacaq və…” – MÜSAHİBƏ Irak Kürdistan’ı Doğal Kaynaklar Bakanlığı, Kerkük-Yumurtalık boru hattına Şanlıurfa il sınırları içinde yapılan saldırı nedeniyle birkaç gündür Türkiye’ye yönelik petrol sevkiyatının durduğunu açıkladı. Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Parlamentosu Enerji Komisyonu Başkanı Şerko Cevdet, terör örgütü PKK’nın Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattına yönelik saldırısının Rusya ile Türkiye arasındaki rekabetten kaynaklandığını iddia etti. Rusya Türkiye’yi Suriye’de kuşatmaya çalışarak, 45 milyar dolarlık Güney Kafkas Doğalgaz Koridoru, Şahdeniz 2 projesi kapsamında üretilen doğalgazın Türkiye ve Avrupa’ya taşınmasını engellemeye uğraşıyor. Çünkü bu projenin gerçekleşmesiyle Rusya büyük bir pazar kaybetmiş olacak. 45 milyar dolarlık Güney Kafkas Doğalgaz Koridoru’nun, Şahdeniz 2 projesi kapsamında üretilen doğalgazı Türkiye ve Avrupa’ya taşıması planlanıyor. Bakü-Tifli-Ceyhan Petrol Boru hattı ile aynı güzergâhtan geçecek olan yeni boru hattı, Türkiye’de Trans Anadolu Boru Hattı (TANAP) ile birleşecek. Doğalgaz, Türkiye’den Avrupa’ya ise Trans Adriyatik Boru hattı ile taşınacak. Projenin, Avrupa’nın enerji haritasını değiştirmesi bekleniyor. Avrasya ulaşım koridorunun yapımı, Türkiye tarafından gündemde tutulan Bakü-Ceyhan Petrol Boru Hattı ve Kars-Tiflis Demiryolu Projeleri Rusya’nın Güney Kafkasya üzerindeki nüfuzunu azaltabilecek girişimlerdir. Dolayısıyla Rusya’nın bu projeleri sonlandırmak isteyeceğini söylemek kehanet sayılmaz. Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
 Trafik Kazası: 2 Ağır yaralı
Trafik Kazası: 2 Ağır yaralı
Biden: Başkan adayı olsaydım...
Biden: Başkan adayı olsaydım...