AKBAŞ: ŞANLIURFA’NIN SADECE MARUL VE YEŞİL SOĞANI HALDE...

AKBAŞ: ŞANLIURFA’NIN SADECE MARUL VE YEŞİL SOĞANI HALDE SATIYORUZ

Şanlıurfa O'nu daha çok 30 Mart Yerel seçimlerinde Celalettin Güvenç’e verdiği destekle tanıdı. 7 yıldır Şanlıurfa Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanlığı yapan Faruk Akbaş, ...

25 Nisan 2016 - 20:51

Şanlıurfa O’nu daha çok 30 Mart Yerel seçimlerinde Celalettin Güvenç’e verdiği destekle tanıdı. 7 yıldır Şanlıurfa Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanlığı yapan Faruk Akbaş, Sivil Toplum İzleme Başkanı olarak da Urfa’da biraz daha ön plana çıktı. Bu çıkışı hakkaniyetli açıklamalarıyla onu daha da önemli kıldı. Son zamanlarda Urfa’nın sorunlarını ve gerçeklerini halının altına süpürmemesiyle dikkatleri üzerine çeken Faruk Akbaş, URFAHA’nın pazartesi konuğu oldu. Usta gazeteci Mehmet Dener, Faruk Akbaş’a Hal Pazarı Esnafının Harran Ovasında yetişen ürünleri mi yoksa Antalya ile Mersin seralarından gelen sebze ve meyvelerimi sattığını sordu. Sebze ve meyvelerde ilaç kalıntıları konusunda “Tükettiğimiz gıdaların bedelini sadece paramızla değil sağlığımızla da mı ödüyoruz” sorusunu Faruk Akbaş’a soran Mehmet Dener, Hal’de kalıntı analizi için neden laboratuvar kurulmadığı sordu. AKBAŞ ŞANLIURFA’NIN MARUL VE YEŞİL SOĞANI HALDE SATIYORUZ Urfaha’nın Pazartesi röportajında usta gazeteci Mehmet Dener’e hal pazarı esnafının tefecilerin eline düştüğünü, Urfa’da Kapanan hastaneler için cesur açıklamalarda bulunan Faruk Akbaş “Ben AK Partiye destek verdim ama AK partili değilim. Yarın AK Parti’den daha iyi bir parti ortaya çıkarsa ben ona da destek veririm” dedi. AK Parti’nin 2011 yılında çıkardığı Hal yasasını da eleştiren Faruk Akbaş, hafta sonu katıldığı Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Gaziantep’teki toplantısındaki bir ayrıntıyı da Usta Gazeteci Mehmet Dener ile paylaştı. Aynı zamanda Türkiye Sebze ve Meyve Komisyoncular Federasyonu Başkan Yardımcısı görevi de bulunan Faruk Akbaş’ın, İŞTE O RÖPORTAJ… Mehmet Dener: 2009 yılında mı ilk defa başkan seçilmiş oldunuz. O tarihten bu tarihe kadar da hal pazarı esnafı halkın anlayacağı sebze, meyveciler dernek komisyon başkanlığını yapıyorsunuz. Şanlıurfa’daki sebze, meyveler Harran Ovası’ndan istediğiniz kadar geliyor mu? Faruk Akbaş: Ben Şanlıurfa Sebze Meyve Komisyoncular Dernek Başkalığı yapıyorum. 2011 yılından itibaren Türkiye Meyve, Sebze Komisyoncular Federasyonu Genel Başkan Yardımcılığı da yapıyorum. Doğu, Güneydoğu sorumlusuyum. Şimdi biz mesela diyelim ki Doğu ve Güneydoğu’daki başkanlarımızla toplantı yaptığımız zaman diyor ki, yahu başkanım GAP’la birlikte dedik artık kurtulduk. Şanlıurfa’dan sebze meyve alıp buraya geleceğiz. Şimdi düşünün ki bir Erzurumlu, Vanlı kardeşimiz ta Van’dan kalkıp Antalya’dan Mersin’den sebze meyve getirmektense ayağının önünde taze meyveler Şanlıurfa’mızda üretilirse emin olun çok memnuniyetle alıp götürecek. Biz Hal olarak Şanlıurfa’mıza üretilecek olan her türlü sebze meyveyi gerek Doğu Güneydoğu illerimize gerekse Ortadoğu’daki ülkelere pazarlamaya hazır. Fakat bizim Şanlıurfa’mızda çiftçimiz, halen bir zaman diyoruz ki çiftçimizin vatandaşımızın aklı gözündedir. Bir şeyi görmeden yapmıyor. Şimdi bizde de malumunuz pamuk ve mısır stratejik ürün olması hasebiyle devletimiz yüksek destekler vermektedir. Çiftçimiz de bu yüksek desteklemelerden dolayı yahu ben nasıl olsa peşin kardayım. Ne gidip Sebzenin riskiyle uğraşacağım, gidip tarlasını pamuğa mısıra. Tabi biz burada pamuğa mısıra karşı değiliz. Yanlış bir anlama olmasın Fakat biz diyor ki çiftçimiz eğer 100 dönümü varsa bir 15 dönümünde sebzeyi denesin. Eğer karı çıkmazsa pamuğun mısırın 3-5 katı daha karlı çıkmasa o zaman üretimden vazgeçsin. Gerçekten sebze meyvenin karı çok yüksek. Faruk Akbaş: 2-3 yıldır Urfa’ya çilek gelmiyor, gerçekten çok güzel başarılar elde ediliyor. Şeftali ekiliyor, yine kayısı çok güzel başarılar elde ediliyor. İnanın Urfa’da yetişmeyecek bir şey yok. Çok nadirdir. ŞANLIURFA’NIN SADECE MARUL VE YEŞİL SOĞANI HALDE SATIYORUZ Mehmet Dener: Şanlıurfa’da genelde her şey yetişiyor. Peki biz şimdi Harran Ovası’ndan mı alıyoruz ürünümüzü? Faruk Akbaş: Acı gerçekten ama bugün Şanlıurfa’da biz sadece Şanlıurfa’nın üretmiş olduğu ürün olarak biz sadece marul pazarlıyoruz. Bide yeşil soğan diğerlerin hepsi dışardan geliyor. Mehmet Dener: Kaç ton geliyor buraya domates, diğer sebze meyveler varmıdır istatistiği? Faruk Akbaş: Yaklaşık olarak tabi bu mevsim olarak değişiyor. Mesele kış aylarında günlük hal pazarımıza 500-700 ton mal giriyor. Tabi bahar aylarının gelmesi ile birlikte vatandaşımız da bir tüketim artışı söz konusu oluyor. Ondan dolayı yaklaşık olarak gün oluyor bin 500-2 bin ton ürün geliyor. Yaz aylarında Urfa isotunun devreye girmesi ile bu daha fazla oluyor. Yani yeri geliyor 3 bin ton geliyor. Gönül arzu eder ki bu ürünlerin tamamı Urfa’dan gelsin. İmkanımız var, bunda kim suçlu tabii ki başta ben suçluyum. İkinci Harran Üniversitemiz suçlu, Tarım Müdürlüğü’müz suçlu hepimiz suçluyuz. Bize lüks mekanlarda çiftçi eğitim veriliyor. Bize tarlada sahada doğruyu göstermeliyiz. Bir konuşma yapmıştım demiştim üniversitemiz etrafına kara duvarlar örmüş orda tahminler yapılıyor, araştırmalar yapılıyor, geliştirmeler yapılıyor ama bizim çiftçimizin haberi yok. Gerçekten üniversitemizin bu konuda lokomotif bir görevi üstlenmesi lazım. Biz üniversitemizi sahada istiyoruz. Biz tarım il müdürlüğünün daha aktif bir şekilde sahaya inmesini istiyoruz. Söylemlerle değil artık söylemlere karnımız tok. Artık konferanslar istemiyoruz. Sen bir defa bu ülkenin tarım envanterini çıkaracaksın. İkinci olarak ilin tarım envanterini çıkartacaksınız. Biz bunun çalışmasını yaparken eski müsteşarımız yardımcımız Ferhat Beyle bu konuda çok konuştu. O da Urfa için bir şanstır kısmet olmadı devam etmesi. O zaman bize Urfa’nın envanterini çıkarttı. Şanlıurfa kendi içerisinde 7 coğrafi bölgeye ayrılıyor. Yani bugün sen Siverek Karacadağ’da üretmiş olduğun ürünü sen Suruç Ovası’nda üretemiyorsun. Aynı rekolteyi ve kaliteyi elde edemiyorsun. Suruç’ta da ürettiğini orada elde edemiyorsun. Çünkü Suruç biraz daha sıcak orası serin. Şimdi sen bu işi yapmak istiyorsan Şanlıurfa’daki o yedi bölgeyi ayıracaksın. Gideceksin Siverek’te kardeşim bunu ekme yanlış yapıyorsun. Kardeşim sen bunu ekeceksin. Bak bunu ektiğin zaman sen bu şekil bu şekil para kazanacaksın. Pilot bölge oluşturacaksın bizim olmazsa olmazımız her yerde pilot bölge olacak devletimiz hazine arazileri, sen burada pilot bölgede hangi ürünleri el verişleyse ekeceksin çiftçiyi de çağıracaksın bak kardeşim bu şekil üretim bu kadar masrafım bu kadar üretim oldu. Görecek yapacak. Biz bunu yaptığımız zaman inanın çok büyük başarılar elde ederiz. Mehmet Dener: Tükettiğimiz hale giren ürünlerimiz vatandaşa sattığımız sebzeler meyveler üzerindeki ilaç kalıntıları ile ilgili çalışmanız var mı? Mesela Hal Pazarı’nda böyle analiz bir laboratuvar kurulamaz mı? Faruk Akbaş: Bununla ilgili biz çok mücadele ettik. Ben o zaman tarım müdürlüğüne Tarım Bakanına anlatmıştım. Dedim siz hata yapıyorsunuz şimdi geliyorsunuz bir pazarcıda bir markette, hal pazarında bir numune alıyorsunuz bunu tahlile gönderiyorsunuz. Tahlil sonucuna göre ilaç kalıntısı varsa ona ceza kesiyorsunuz yoksa kesmiyorsunuz. Şimdi Şanlıurfa’mızda böyle bir laboratuvarımız yok. Ankara’da var, şimdi düşünün salatalık, salatalık günlük tüketilen bir ürün sebze günlük tüketilen bir şey zaten sebze yarına kalmaz. Sen bu ürünü benden aldın Ankara’ya gönderdin bunun sonucunu bir hafta 10 gün sonra bana gönderiyorsun. Ama 1 hafta 10 gün içerisinde vatandaş onu yemiş ilaç kalıntısı varsa vatandaş o ilaç kalıntısını vücuduna işlemiş. Sen bana ceza kessen ne olur kesmesen ne olur. Sistemimiz yanlış bunun onuru nedir, üretim yapılan yerlerde üreticiden bu numuneyi alacaksınız. Siz gelip pazarcıdan alırsanız bunun önüne geçemezsiniz. 2011 YILINDA ÇIKAN HAL YASASINI UYGULAYAN YOK Faruk Akbaş: Hal yasasıyla çiftçimiz tarladaki fiyatla evine sebze meyve götürecek dediler. Olamaz kardeşim böyle bir şeyin olabilirliği yoktur. Antalya’daki 30 kuruşluk ürünü sen burada 50 kuruşa sen alamazsın. Sadece 25 kuruş nakliyesi var. Oradan çıkınca oradaki komisyoncunun kar payı var. Buraya gelince buradaki komisyoncunun kar payı var. Devletin vergi yükü var. Belediyenin burada rüsubu var. Varda var. Yani onu oradan bu ürünü sihir gücüyle getiresin ki bu fiyata satasın. Böyle uçuk projeler bize zarar veriyor. Mesela 2011 yılından bu yana hal yasası yürürlükte ama uygulamada değil. Alakası yok ben açıkça söylüyorum Federasyon Genel Başkan Yardımcısıyım. Yani buradan benim devletim vergi açısından milyonlarca TL zarar uğramıştır. Şuanda kaçak satış, gayri dışı satış çok yüksek bir şekilde sahaya sürülüyor bununda sorunluları bu yasayı çıkaranlardır. 15 ESNAFIM TEFECİLERİN KISKACINDA TOP ATTI Mehmet Dener: Bu tefeciler konusunu çok dile getiriyorsunuz deyim yerindeyse “Avazınız Çıktığı Kadar” dillendiriyorsunuz? Faruk Akbaş: Çünkü ben dışarda bir vatandaş gibi değilim bunların içerisindeyim. Burada esnafın vatandaşın başına neler geldiğini ben bire bir görüyorum. Esnafa, vatandaşa yapılan hakaretleri ben bire bir görüyorum. Esnafı vatandaşı tuzağına düşürdükleri zaman 1 lirayı nasıl 10 yılda 10 liraya çevirdiklerini çok iyi görüyorum. Ben gördüğüm için feryat ediyorum yani isyan, feryat ediyorum. Ben bağırıyorum diyorum aman buna engel olmamız lazım insanları bundan uzak durdurmamız lazım. Pervasızca dolaşıyor, emniyet ekiplerinin çok ciddi anlamda artırılması lazım bunlara yol vermemesi lazım. Mehmet Dener: Peki 7 yıllık başkanlığınızda kaç esnaf böyle tefecinin eline düşmüş iflas etmiştir sizce? Faruk Akbaş: Asgari 15 tane esnafımız gitmiştir. HASTANELER BU VURGUNLARI VURURKEN SİZİN DENETMENLERİNİZ NEREDEYDİ? Mehmet Dener: Urfa’da SGK birçoğu hastanenin sözleşmesini feshetti. Kapatmadık diyor sözleşmesini feshettik diyor bunu nasıl değerlendiriyorsunuz Urfa’da bu konuda zaten doktor açığı çekiyordu. Zaten sağlık anlamında sıkıntı çekiyordu bunu nasıl değerlendiriyorsunuz. Faruk Akbaş: Şuandaki en sıkıntılı sorunlarımızdan bir tanesi hastane sorunu bizim bu hastane sorununa duyarsız kalmamız düşünülemez. Şimdi kimse kusura bakmasın. Bu hastanelerde vurgun olmuş olabilir bir katrilyon olabilir belki daha fazla olmuştur. Peki, ben buradan bir soru yöneltiyorum bu ülkemizin hiç mi denetleyeni yok. Bu hastaneler bir günde mi bu vurgunu yaptı. Bir ayda mı? Bunlarım tamamı bir yıl içerisinde mi? Bu yıllardan beri süre gelen bir olay. Yıllardan beri bu insanlar vurgunlarını vurmuşlar. Ve bizde halk olarak, sizde biliyordunuz, bizde biliyorduk eczanelerde vurgunlar, hastanelerde vurgunlar dönüyor. Peki, biz biliyoruz peki bu denetleyenler bilmiyor mu? Kardeşim bu adamlar bu vurgunları vururken sizin denetmenleriniz sizin müfettişleriniz neredeydi. Bir vatandaşa bir tıp merkezi komşusuna bir yılda 366 işlem yapmış her gün bir işlem bir gün de iki işlem yapmış peki siz hiç mi görmediniz. Bu korkunç bir şey eğer siz bunu görmediyseniz eyvah bize. O zaman demek ki devletimiz çürümüş durumda, o zaman biz çok kötü durumdayız. Bu insanlar istediğini yapabiliyor demek ki. Bu sadece bu sahada değil tüm sahada böyle demektir. Bir sistem kurulduğu zaman denetmeni, denetim şifresini mutlaka ciddi bir şekilde ele alması lazım. İnsanlar bu kadar pervasızca bu vurgunu vuramamış olması lazım, bizim öfkemiz buna. Şimdi bu hastaneler kapandı, bu hastanelerin yönetimi suç işlemiş oldu. Bu adamları en ağır şekilde cezalandırın gözlerini çıkartın. Bu adamların mal varlığına el koy ama bu hastaneler bizim milli servetimiz bu hastanelerin birçoğu teşvikten faydalanmış bedava kurulmuş, birçoğu devletten bizim cebimizden çıkmış. Gerekirse kayyum atansın. BİR ŞARKI İÇİN 500 MİLYARLIK PİYANO GETİRMİŞLER Faruk Akbaş: Mesela benim Başbakan’ın Gaziantep’te AB komisyonu Başkanı ve Almanya Başbakanı ile yaptığı toplantıda bir şey dikkatimi çekti. Bir piyano gelmişti. Oraya üniversitenin konferans salonundaydı toplantı. Orada bir piyano bırakılmıştı, tabi ben piyanodan anlamam ama arkamda Hatay’ın Valisi Gaziantep’in önemli bir kurum müdürü konuşuyorlar dedi ki bu piyano 500 milyara dışardan İsviçre’den gelmiş. Bir Suriyeli kardeşimiz 3-5 dakika bize piyano çaldı. O piyano benim milletimin cebinden gelmiş. Mehmet Dener: O güne has mı gelmiş yoksa? Faruk Akbaş: Şimdi almış gelmiş orada kalacak. Ben düşünüyorum acaba o 500 milyarlık piyano yerine 50 milyarlık piyano da gelseydi o vazifeyi görmeziydi. O 500 milyar o piyanoya bizim çok acil ihtiyacımız var. Yani evine akşam yemek götüremeyen insanlarımız var. İnanın 1300 TL’ye bir ay yeri süpürmeye, bu görevi almak için araya hatır, torpil koyan o görevi almak isteyen evine ekmek götürmek isteyen kardeşlerim var. 500 milyarlık piyonu benim aklıma uymuyor. Belki yanlış olacak özür diliyorum. Eğer yanlış anlasalar ama ben içime sindiremem. HIRSIZLIK VAKALARININ ZANNLILARININ ÇOĞU SURİYELİ Mehmet Dener: Hal esnafı ne tür sıkıntılar çekiyor, zaman zaman hırsızlık vakaları da yaşanıyor burada bunun için güvenlik kameraları mı yeterli değil yoksa bekçiler mi yeterli değil? Faruk Akbaş: Ülkemizin temel sorunu aynı zamanda dünyanın sorunu Suriyeli sorunu. Hırsızlıkların, hırsızların sebebi Suriyeliler. Şimdi tabi daha önce ufak tefek olaylar olabiliyorduk. Biz bunun önlemini alabiliyorduk. Ama şuanda Suriyelilerin ülkemize gelmesi ile özellikle Şanlıurfa’mızda ikamet etmesi ile birlikte vasıfsız olan Suriyeli vatandaşlarım birçoğu hal pazarına geliyor. Tabi biz ilk etapta ensar muhabir ruhu içerisinde bu psikoloji içerisinde kucaklaştık.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İşte  AKP'nin MHP'ye  Sunduğu Yeni Anayasa Teklifi
İşte AKP'nin MHP'ye Sunduğu Yeni Anayasa Teklifi
Şanlıurfa'da Fetö Operasyonu 20 Gözaltı
Şanlıurfa'da Fetö Operasyonu 20 Gözaltı