Ayhan : “Kandan, savaştan, çatışmadan beslenen bir tutum...

Ayhan : “Kandan, savaştan, çatışmadan beslenen bir tutum sergilenmekte”

“Kandan, savaştan, çatışmadan beslenen bir tutum sergilenmekte” HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan Haber-sanliurfa.com Haber Müdürü Çiğdem Özcan'ın Özel Röpörtajı HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan ile gündemi değerlendirdik. 14.000 ...

10 Eylül 2016 - 23:07

“Kandan, savaştan, çatışmadan beslenen bir tutum sergilenmekte” HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan Haber-sanliurfa.com Haber Müdürü Çiğdem Özcan’ın Özel Röpörtajı cigoz HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan ile gündemi değerlendirdik. 14.000 öğretmenin açığa alınmasından, Diyarbakır’daki açlık grevine, Şanlıurfa sınırındaki duvar inşası ve esnasında çıkan olaylara dair Türkiye’nin doğusunu batısına bağlayan tüm konuları masaya yatırdık.   Doğuyu doğumundan itibaren soluyan biri olarak Türkiye’de Çözüme dair bir süreç yaşandı mı? Başladıysa bu durum nerede başladı, nerede bitti? “Masayı deviren de, çözümsüzlüğü Türkiye’nin gündemine getiren de Erdoğan ve Ak Parti hükümetidir” kurt-sorunu-turkiyenin-100-yillik-temel-bir-sorunudur
Kürt sorunu Türkiye’nin 100 yıllık temel bir sorunudur. Bu yüzyıllık sorun, günümüze varıncaya kadar katlanarak devam etmiştir. Biz de Parti olarak bu köklü ve esaslı sorunun demokratik yöntemlerle çözümünü hedefleyen bir mücadele yürüttük. Kürt sorununun eşitlikçi, demokratik ve özgürlükler esasında çözülmesi gerektiğinin önemli olduğunu ifade ettik. Bu amaçla da en son AK PARTİ Hükümeti’nin 2012 yılında İmralı üzerinden başlatmış olduğu bir diyalog süreci gerçekleşti. Bu diyalog süreci Kürt taraflarınca ciddiye alınarak esaslı bir çözüme ulaşılabilmesi için esaslı bir mücadele yürütüldü. Sorunun hem hukuki hem de anayasal boyutta bir bütün olarak ele alınıp çözülmesini ön planda tuttuk. Bu çözümün kökten bir çözüm olarak uygulanabileceğini ifade ettik. Ne yazık ki hükümet adına Çözüm Süreci denilen olaya daha politik daha pragmatik bir şekilde yaklaştı daha çok kendi iktidarını güçlendirmek ve daha çok oy devşirerek kendini daha çok iktidarlaştırma aracı olarak kullandı. Deyim yerindeyse araçsallaştırdı. Hep oyalama ve sürece yayma politikası güdüldü. Ondan dolayı Çözüm Süreci sağlıklı bir şekilde yürümedi ve Hükümetin de Erdoğan’ın da deyimiyle rafa kaldırıldı, donduruldu ve masa devrildi. Masayı deviren de çözümsüzlüğü Türkiye’nin gündemine getiren Erdoğan ve Ak Parti hükümetidir. Dolayısıyla biz bu sürecin başından itibaren kaygılarımızı ifade etmiştik ve bu kaygılarımız ne yazık ki ortaya çıktı. Bu olayları besleyen ve ortaya çıkmasına neden olan çetin bir sürece girdik. “Kandan, savaştan, çatışmadan beslenen bir tutum sergilenmekte” Bir yılı aşkın süredir her gün onlarca insan yaşamını yitirmekte, birçok ölümler, acılar yaşanmakta. Bunların yaşanmaması için bir gayret içerisine girdik ancak AK Parti Hükümeti olayın daha samimi ve esaslı bir yaklaşım sergileyemedi; sahiplenmedi. Halen de Başbakan Binali Yıldırım “Çözüm Mözüm yok” diyerek insanların ölümüne adeta yol açmakta. Kandan, savaştan, çatışmadan beslenen bir tutum sergilenmekte. Tabii ki kabul edilebilir bir şey değildir; biz halen kalıcı ve esaslı bir barışın sağlanması gerektiğini düşünüyoruz. Sorunun muhatapları tarafından ciddi bir şekilde gerçek bir çözümün başlatılmasını vurguluyoruz. cigdem-ozcan
– Siz de KCK’dan sorgulanarak, cezaevinde bir süre yattınız ve aynı süreç yineleniyor. Bu durumu daha önce yaşamış bir siyasetçi olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?
“KCK dosyalarının gündemde tutulmasının en temel nedeni bizim siyasetin dışına itilmek istenmemizdir” – Evet, ben de geçmişte bu siyasi davalardan dolayı içerde kaldım. Halen de bu siyasi davalar devam ediyor. Bu davalar, hukuksal zemini olmayan, somut olgulara dayanmayan davalardır. Tamamen demokratik siyaseti ve Kürt siyasetini engellemeye çalışan davalar.
Şu anda da gündemde tutulmasının en temel nedeni de bizi siyasetin dışına itilmek istenmemizdir. Bu ve benzeri yaklaşımlar siyasetin ve demokrasinin önünü tıkayan yaklaşımlardır. KCK adı altında; şuanda Fettullahçı yapıyla Cemaatle birlikte hareket eden, siyaset yapmamızı engelleyen Ak Parti Hükümeti cemaatle bir savaş içerisine girmiştir. Önceki dönemlerde de şu anda da Türkiye’de objektif bir hukuktan ve bağımsız bir yargıdan bahsetmek mümkün değildir. Onun için KCK dosyaları da tamamen soyut şeylerden oluşan dosyalardır. Kesinlikle objektif kriterler ve hukuk kuralları gözetilmeden açılan dosyalardır. Biz bunun siyasi olduğunu düşünüyoruz; siyasi olarak açılmış davalardır. Siyaset yapmamızı engelleyen, barışa yönelik taleplerimizin önüne geçmeye yönelik bir yargılama yürütüldü, yürütülmeye devam ediliyor. Tamamen soyut ve hukuk dışı iddialarla yargı siyasallaştırılmaya çalışılıyor. Şu anda yaşananların da aynı şekilde siyasallaştırılmış bir yargıyla gerçekleştiğini ifade edebiliriz. – Gündemde HDP, PKK ve cemaatin ilişkili olduğuna dair demeçler veriliyor, açıklamalar yapılıyor. Siz bu ilişki iddialarına yönelik ne düşünüyorsunuz?
“Eğer bir cemaat ortaklığından cemaat ortaklığından bahsedeceksek en büyük ortağı Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’dir” – Bu büyük bir çarpıtmadır, yalandır. Aslı astarı olmayan bir iddiadır. Mücadelemizi, vermiş olduğumuz demokrasi mücadelesini karalamaya, kriminalize etmeye yönelik bir algı operasyonudur. Eğer cemaat ve cemaatin hukuksuzluğundan bahsedeceksek, paralel yapının çeteleşmesinden bahsedeceksek en fazla mağdur olan bizleriz. Hedef olan Kürt siyasetidir. Demokratik siyaseti yürütenlerdir. Biz cemaat tarafından Ak Parti ile beraber hareket ettikleri dönemlerde ciddi saldırı ve operasyonlara maruz kaldık. Dolayısıyla şuanda Ak Parti cenahından HDP ile cemaatin ilişkisi olduğu söyleniyor ve iddia ediliyor olması kesinlikle Ak Parti’nin cemaatle kurduğu ortaklığı gizlemeye yönelik, ortaklığın üstünü örtmeye yönelik bir yalandır. Şuanda da bir algı oluşturulup bu algı içerisinde kendilerini aklamaya çalışıyorlar. Cemaatle uzun süre kol kola birlikte hareket eden bir yapıda, cemaatin, özellikle paralel yapının devlet kurumlarına yerleşmesini sağlayan, bunlara yardım ve yataklık eden, bunlara yol açan Ak Parti ve Erdoğan’dır. Eğer bir cemaat ortaklığından cemaat ortaklığından bahsedeceksek en büyük ortağı Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’dir. Ak Parti’nin siyasi yapısıdır. Bizi hedefleyen, baskılayan ve siyaset yapmamızı engelleyen, tutuklayan, cezaevine atan bir zihniyetle bir yapıyla bizim ortaklığımız eşyanın tabiatına aykırıdır. Kabul edilebilir bir şey değildir. Tamamen karalamaya yönelik bir uydurmadır. kobani-isidin-vahsetine-karsi-mucadelenin-bir-sembolu – Şanlıurfa Kobani sınırında yaşanan olaylarda oradaydınız ve destek verdiniz. Farklı açıklamalar mevcut; Kobani sınırında neler yaşandı bizimle paylaşır mısınız? “Sınıra duvar örme çalışması başlı başına utanç duyulacak bir uygulamadır” Kobani, IŞİD’ın vahşetine karşı mücadelenin bir sembolü. Özellikle İŞID tarafından Kobani toprakları işgal edilmeye çalışılırken büyük bir direniş Kobani halkı tarafından ortaya konuldu. Bu tarihi önemdeki direniş sadece Kürtler açısından değil, bölge ve dünya halkları açısından da sahip çıkılan bir direniş oldu. Kobani etrafında tüm halklar açısından bir kenetlenme söz konusu oldu. Bu açıdan Kobani, insanlık mücadelesi açısından da önemli bir yere sahip. Şu anda da Devlet Kobani sınırına duvar örmek istiyor. Bu duvar örme çalışması başlı başına utanç duyulacak bir uygulamadır. İsrailliler Gazze sınırında duvar örüp oradaki halkı izole etmeye çalıştıkları gibi aynı mantıkla bugün Kobani halkı da izole edilmeye ve toprakları da işgal edilmeye çalışılıyor. Kobani halkında, özellikle duvar örme uygulamasının Rojava’ya yönelik Türkiye’nin işgal politikasının bir parçası olduğu algısı var. Şu çağda, şu zamanda böyle bir uygulama insani ve demokratik değildir. Güvenlik kaygıları ve sorunları, konuşularak komşuluk ilişkileri ve hukuku çerçevesinde çözülmesi gereken şeylerdir. Bu girişim, Cerablus’a Türk askerinin girişi ve bununla beraber Fırat Kalkanı adı verilen operasyonla bağlantılı bir girişimdir. Bu girişim, Kürtlerin şimdiye kadar yürütmüş oldukları insanlık mücadelesinin önünü kesmek ve Kürtlere yönelik bir karşıtlık politikası çerçevesinde gerçekleşiyor. Bugün Kobani’de örülmek istenen duvar aslında bölmeye, parçalamaya ve ayrıştırmaya hizmet eden bir pratiktir. Biz duvarların yıkılması gerektiğinin, insanlara karşı çekilen duvarların ortadan kaldırılması gerektiğinin mücadelesini veriyoruz. Şu anda böyle bir girişimde bulunulmuş olması da tamamen birlikteliğin ve bütünlüğün, insanlar arasındaki kenetlenmenin önünde bir engeldir. Bu politikaların biran önce terk edilmesi gerekiyor. Bu gibi yanlışların yapılmaması gerekiyor. Kürtlerle Türklerin birlikteliğinde çok tarihsel bir geçmiş söz konusudur. Bugün Türk ve Kürt düşmanlığı her iki taraf içinde kaybeden bir düşmanlıktır. Bu kararın ortadan kaldırılması ve Ortadoğu’da güçlü bir Türk Kürt ittifakının gerçekleşmesi herkesin yararınadır. Ortadoğu’nun barışı açısından da önemlidir. – 14.000 Öğretmenin ihracı ve Diyarbakıır’da başlayan açlık greviyle de gergin olan gündem daha da geriliyor. Peki, bu duruma bir çözüm bulunabilir mi? Gerginlik daha da arttığında neler olacak? “Ak Parti’nin artık gerilimi arttırıcı politikalardan vazgeçmesi gerekiyor” Türkiye’de bir sivil darbe mekaniği işliyor. Özellikle yapılan bu uygulamalar bir darbe işleyişidir. Bugün 14.000 öğretmenin ve ona benzer çalışanların sadece demokratik haklarını savunduğu için, Sendikalı mücadele verdikleri için görevden uzaklaştırılmaları da büyük bir hukuksuzluk içeriyor. Hakkını arayan, muhalif olan herkese karşı bir kırım uygulanmaktadır. Bir soykırım gerçekleştirilmektedir. Tüm bunlar Türkiye’deki ortak yaşam duygularını ortadan kaldıran, dinamitleyen uygulamalardır. Hukukun çiğnendiği, insanların birbirine karşı güven duygusunu yitirdiği bir ağır zamandan geçiyoruz. Bunların temel sorumlusu da siyasal iktidardır. Ak Parti Hükümetidir. Yapılan uygulamaların kesinlikle demokrasiyle, insan haklarıyla, özgürlüklerle ve adaletle hiçbir bağlantısı söz konusu değildir. Darbeyle mücadele ediliyor adı altında aslında tüm kesimlere, Hükümetle sorun yaşayan, Ak Parti zihniyetine ve politikalarına muhalif olan herkese karşı bir soykırım uygulanmaktadır. Ak Parti’den rahatsız olan herkese karşı bir cadı avı başlatılmış bulunmakta. Hukuk çiğneniyor ve ayaklar altına alınıyor. Dolayısıyla biz bunu kabul etmiyoruz, bunun karşısındaki mücadelemizi sürdüreceğiz. Diğer yandan Abdullah Öcalan ile 2 yıldır bir görüşme yapılmıyor. Bu da başlı başına bir hukuksuzluktur. Tecrit altında tutuluyor, ne ailesi ne de avukatlarıyla görüşme sağlamasına olanak veriliyor. 15 Temmuz Darbe girişiminden itibaren de yaşamıyla ilgili, sağlığıyla ilgili ciddi kaygılar var. Bu kaygıların biran önce giderilmesi için bir duyarlılık söz konusu. Israrla bu kaygının giderilmesi için ailesi ve avukatlarının kısa da olsa bir görüşme yapılmasını istiyoruz. Bu konudaki girişimlerimiz karşılık bulmadı ve 4-5 gündür elliye yakın siyasetçi arkadaşımız da bu görüşme sağlanana kadar, dönüşümsüz açlık grevine başladı. Bu eylem devam edilecektir. Elbette bu olaylar toplumsal gerilimi arttırıcı şeylerdir. Bu girişimlerin ya da duyarsızlıkların Türkiye’ye bir şey sağlamayacağını, huzursuzluğun artacağını da ifade etmek gerekir. Bir an önce gerekli olan tecridin kalkması ve görüşmenin sağlanması gerekiyor. Bunun siyasal sorumluluğu da Ak Parti hükümetindedir. Ak Parti’nin artık gerilimi arttırıcı politikalardan vazgeçmesi gerekiyor. – Kobani’den bahsettik. Peki, IŞİD bölgeden tamamen temizlendi mi? – IŞİD’ın Türkiye tarafından korunduğu ve bir takım yapılar tarafından desteklendiği biliniyor. Bu konuda Türkiye’de ve dünyada çok ciddi iddialar söz konusu. Şu anda da Cerablus’a Türkiye’nin başlatmış olduğu bir operasyonla IŞİD’a karşı bir mücadelenin başlatıldığı söyleniyor. Ama elimizde bu mücadelede ne kadar başarılı olunduğuna dair gerçekleşmiş verisi yok. IŞİD’ın Türkiye’de çok ciddi noktalarda örgütlenmelerinin olduğu biliniyor. Urfa, Antep ve Hatay’da hücrelenmelerin olduğu biliniyor. Bu hücrelenmelere yönelik gözle görülür bir operasyonun yapılmadığını da görüyoruz. Biçimsel olarak bazı operasyonlar yapılıyor ama bu operasyonların ardından İŞID tarafından bu bölgelerde saldırılar gerçekleşiyor, geçen ay Gaziantep’te yaşadığımız olay gibi. Ki yıldır yüzlerce insan İŞID tarafından katledildi. Ankara, Suruç ve İstanbul’daki patlamalarda birçok insan öldü. Şimdiye kadar ciddi bir operasyon gerçekleşmemişti. Biz de parti olarak bu patlamalara yönelik meclise araştırma önergeleri sunduk, red edildi ve engellendi. Umuyor ve diliyoruz ki Türkiye IŞİD konusunda somut ve sonuç alıcı bir tavır takınsın. – Son olarak, sizin de memleketiniz olan Şanlıurfa’nın görünmeyen sorunları nelerdir? Bu konuda çalışmalarınız var mı? – “Ak Parti Hükümeti Urfa’dan almış olduğu siyasal desteğin karşılığını yerine getirmiş değil”
Şanlıurfa’nın sorunları çok, bırakınız çözülmeyi katlanarak devam ediyor. İşsizlikten tutun ekonomi, sağlık ve eğitime varıncaya kadar Şanlıurfa’nın birikmiş çok fazla sorunu var. Biz de Parti olarak elimizden gelen girişimleri yapıyoruz. Ancak 14 yılı aşkındır iktidar olan Ak Parti Hükümeti Urfa’dan almış olduğu siyasal desteğin karşılığını yerine getirmiş değil. Bugün birçok olanakları olmasına rağmen Urfa’nın sorunlarına bir çözüm getirebilmiş değiller. Sürekli sorunlar üzerinden siyaset yapılarak, çözülüyormuş gibi bir algı yaratılarak bir tarafa bırakıldı. Muhalefet olarak bu sorunları gündeme getirip çözüme ilişkin girişimlerde bulunuyoruz. Bundan sonra da etkili ve güçlü mücadelemizi sürdüreceğiz. Fırat’ın yanı başında bir kent açlık sınırının altında yaşamakta, mevsimlik işçilik için şehirlerini terk etmektedirler. 14 yıldır iktidar olan yöneticiler bu kronikleşmiş sorunlara gerçek bir çözüm üretebilmiş değiller. Parti olarak mecliste ve farklı platformlarda Şanlıurfa’nın bu sorunlarına çözüm aramaktayız. Şanlıurfalılar için mücadelemizi devam ettireceğiz. Çiğdem Özcan / www.haber-sanliurfa.com ayhan

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
HALİLİYE BELEDİYESİ’NİN ETÜT MERKEZİNE YOĞUN İLGİ
HALİLİYE BELEDİYESİ’NİN ETÜT MERKEZİNE YOĞUN...
KAZAKİSTAN ULAŞIMINA ŞANLIURFA MODELİ
KAZAKİSTAN ULAŞIMINA ŞANLIURFA MODELİ