BAŞ GİDERSE GÖVDE DAĞILIR

BAŞ GİDERSE GÖVDE DAĞILIR

 '' Baş gidince gövde dağılır'' basit bir stratejik hamle. Bu basit stratejik hamle, merkez parti liderlerine hep uygulanmış. Şimdilik, merkez sağ, merkez muhafazakâr, merkez liberal ...

31 Ağustos 2015 - 13:46

 ” Baş gidince gövde dağılır” basit bir stratejik hamle. Bu basit stratejik hamle, merkez parti liderlerine hep uygulanmış. Şimdilik, merkez sağ, merkez muhafazakâr, merkez liberal veya iktidardaki sağ  uygulamalara bir göz atalım. Olayları fazla yaymadan, çoğu olayları zaten bildiğiniz şeylerdir zaten, düsturu ile kestirmeden, izah etmeye çalışacağım. Yazımda birilerini övmek veya yermek değil, kendimce, durum tespiti yapmak. Doğrusu, yanlışı bana ait.           1950’lerin Demokrat partisini diskalifiye etmek için parti lideri Adnan Menderes’i hedef tahtasına oturtuldu. Adnan Menderes’i diktatör olacak, şeriat getirecek, yolsuzluk yapıyor, katliam yapıyor vs. Algı operasyonu ile, önce darbe sonra sözde yargılama, sonra asma ile baş alınıp gövde dağıtıldı. Çünkü 1950’ler şartlarında kendince sistemde değişiklikler yapmaya başlamıştı. O dönemde birilerini ürkütmüştü. Sonuç acımasız, hukuksuz, ölümüne sonuç alma oldu…           Demokrat partinin devamıyım, iddiası ile gelen Adalet partinin Süleyman Demirel’i. Hepimiz yaşadık gördük sadece üçüncü sınıf bir truva atı olduğu 28 Şubat sürecinde açıkça görüldü. Bu zatı es geçiyoruz.  1982’lerin Anavatan Partisinin Turgut Özal’ı, gelişi de gidişi de sürpriz oldu. Turgut Özal, beklenmeden iktidar oldu. Hiç boş durmadı, ekonomide, hukukta, yaşamın hemen hemen her alanına dokunmak istedi. İlk sivil cumhurbaşkanı unvanı aldı. Kürt meselesinde cesur çıkışları oldu vb. tüm konularda değişimler yapmaya çalışıyordu. Sistemin taşlarının oynandığı görüldü. Birilerini rahatsız etti. Algı operasyonu başladı. Klasik oyun ortaya kondu, yolsuzluklar var, şeriat gelecek, diktatör olacak vb. Sonuç Turgut Özal ortadan kaldırıldı (ülke insanın vicdanında, zehirlenerek öldürüldüğü kanısı yüksek).Baş gitmiş, gövde dağıtılmıştı. Sonuç, yine acımasızca olmuştu, ölümüne… Gelelim 2002’ye AK Partinin Recep Tayyip Erdoğan’a. İktidara geliş, beklenmeyen, sürpriz bir gelişmeydi. Ak parti iktidar olmuş, Partinin lideri yasaklıydı. Engeller birer birer kaldırıldı. Kurumlar büyük bir sebatla başbakanlıktan başlayarak, cumhurbaşkanlığı,YÖK (yüksek öğretim kurumu),anayasa mahkemesi, yargı, medya, anlayacağımız üzere devlet ve özel kurum ve kuruluşlarda değişimler yapıldı. Tarih tekrar tekerrür etti. Yolsuzluklar yapılıyor,  diktatör olacak vb. şeyler. Gezi olayları sürecinde, batan gemiyi önce fareler terk eder misali, Tayyip beyi, yakındakilerinin büyük kısmı arafda durdu. Tayyip beyin cesurluğu ve seçmenin sahiplenmesiyle atlattı. İkinci evrede 17-25 aralık sürecinde de (bu sürece darbe girişimi diye ifade etme var, pareler yapın ihaneti diye ifade edende var)aynı durum yaşandı. Tayyip beyin yakınlarındakilerinin çoğunluğu yine arafda kaldı.  Tayyip beyin kendi hüneriyle atlattı. Daha önceden iki yılda, bazıları iki ayda ölecek diyenler oldu. Ölüm tarihleri fısıltı gazetesinde fısıldalınıyordu. Bazıları evinin bir katını, bazıları da başbakanlık konutunun bir katını hastane kurdurmuş dendi. Abdullah Gül’le hep kavga ettirdiler algı yaratmaya çalışıldı. Kaçacak dediler. Şimdide Ahmet Davutoğlu ile  kavga ettiriliyorlar. Hep Abdullah Gül iyi Tayyip bey kötü, Ahmet Davutoğlu iyi Tayyip bey kötü. Büyük bir algı operasyonu sürdürüldü halende sürdürülüyor. Şimdilik Tayyip beyin cesareti, kendi seçmeninin(halk bazında) sahiplenmesi baş gitmedi. Algı operasyonunu yapanlar çok iyi biliyorlar Tayyip bey giderse Ak parti diye bir şey kalmayacağını. Hayat böyle ”Baş Giderse Gövde Dağılır”      31-Ağustos-2015   İstanbul     Turan  SARITEMUR

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Biden: Başkan adayı olsaydım...
Biden: Başkan adayı olsaydım...
Avrupa Birliği anlaştı! Vize serbestisine
Avrupa Birliği anlaştı! Vize serbestisine