Başkanın Adamları İngiltere ile İsrail’i savaştırıyor!

Başkanın Adamları İngiltere ile İsrail’i savaştırıyor!

‘Başkanın Adamları’ filmini seyredeniniz mutlaka vardır. Konusunu hatırlayın; ABD başkanlık seçimlerine çok az kalmıştır. Başkan ve diğer rakiplerin birbirlerinin açığını yakalamaya çalıştığı zamanlardır. ABD ...

27 Haziran 2016 - 16:24

‘Başkanın Adamları’ filmini seyredeniniz mutlaka vardır. Konusunu hatırlayın; ABD başkanlık seçimlerine çok az kalmıştır. Başkan ve diğer rakiplerin birbirlerinin açığını yakalamaya çalıştığı zamanlardır. ABD tam bu seçime hazırlanırken, mevcut başkanın adının geçtiği bir skandal ortalığı karıştırır. Başkanın rakipleri bu işe çok sevinirken, başkan kurtulmak için bir yol aramaktadır ancak bu zordur. Çareyi iş için diye nitelendirdiği Çine gitmekte bulan başkan, olayı temizlemeyi ‘Beyaz Saray’a bırakır, Saraya deneyimli ve başarılı bir danışman olan Conrad Brean (Robert De Niro) çağrılır. Hemen Conrad harakete geçer ve işi temizlemek için uğraşır. Ve film diğer skandallarla devam eder. Ancak buradaki ana tema başkanın adamlarının kendilerine yükledikleri misyon ve durumdan görev çıkarma anlayışı olduğu söylenebilir. Başkanın Adamları (özgün ad: Wag The Dog) Clinton skandalına yakın zamanlarda çekilmiştir. Bizde de başkana rağmen başkan için durumdan vazife çıkaran veya kendilerince başkanın İslamcı racona ters düşen icraatlarını İslamileştirme gibi misyon yüklenen bir tayfa mevcut. Bunların durumu maazallah Peygamber Efendimizin (Hadis uyduran Cehennemdeki yerine hazırlansın) sözünde olduğu gibi Allah rızası hadis uyduran mevzu hadis ravilerine ne de çok benziyor! İslamcı camiada temayüz eden muktedirlik hırsı hemen her platformda gündeme geliyor. Bir şekilde iktidarın eteğine yapışmak, icraatın içinden programını sunarcasına yapılan her uygulamayı sorgulamadan alkışlamak, ortaçağ skolastik anlayışında olduğu gibi, şirkin mantık dışılığını aklileştirmeye çalışmak gibi bir şey. (Bkz http://www.timeturk.com/tr/makale/omur-celikdonmez/ahlaksiz-islamcilik-olur-mu.html)
Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi için yapılan görüşmelerde mutabakata varıldı. Buna göre İsrail; Mavi Marmara saldırısında hayatını kaybedenlerin ailelerine tazminat ödemeyi ve Türkiye’nin Gazze’deki insani duruma müdahalesini kabul etti. Türkiye, Gazze’ye insani yardım dahil sivil amaçlı malzemelerin girişini sağlayacak ve altyapı yatırımlarını gerçekleştirecek. Varılan anlaşmaya göre Türkiye diplomatik işler nedeni ile Hamas bürosu ile eşgüdümlü hareket edeceği ama adı geçen örgütün İsrail’e karşı her türlü askeri eylemini engelleyeceği belirtiliyor. Buna karşılık İsrail’de Türkiye’nin Gazze şeridinde hastane, elektrik santrali ve su arıtma tesisleri gibi alt yapı tesisleri kurma ve inşa etmesine izin verecektir. Bu arada Jarusselam Post da başbakanlık bürosundan naklen, Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesinin, Hamas liderine suikastı engellemeyeceğini yazdı. (Bkz. http://parstoday.com/tr/news/turkey-i25102- t%C3%BCrkiye_ve_%C4%B0srail_hamas_konusunda_anla%C5%9Ft%C4%B1) Netanyahu, ABD Başkan Yardımcısı Biden’a Türkiye ile ilişkilerinin normalleşmesine katkıları için teşekkür etti. Başbakan Binali Yıldırım’ın Çankaya Köşkü’nde Büyükelçilere vereceği iftar yemeğine İsrail Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Amira Oron da katılacak. Bu mutabakat İslamcı camiada tartışılsa da başkanın adamları çoktan iş başı yaptı bile. Yusuf Kaplan’ın Yeni Şafak’taki yazısına bakılırsa ‘Küresel sistemde İngiliz-Yahudi kapışması!’ yaşanıyor ve Türkiye kendi çıkarları için İsrail’le anlaşmak zorunda kaldı. Yusuf Kaplan’a göre; “İngilizler Bir taraftan IŞİD üzerinden bölgemizi allak bullak ettiler ve Türkiye’yi en güçlendiği dönemde içeriden ve dışarıdan perişan ettiler. Öbür taraftan Almanya’yı vurdular AB üzerinden, yere serdiler! Türkiye, İngilizlerin saldırısını püskürtebilmek için Yahudilerle anlaşıyor! Çok riskli bir iş bu. Allah yardım etsin bu ülkeye. Bu kadarını söyleyeyim şimdilik.” (Bkz. http://www.yenisafak.com/yazarlar/yusufkaplan/kuresel-sistemde-ingiliz-yahudi-kapismasi-2030008) Bu yazdıklarına inanacak olursak, Yahudiler yani İsrail, İngiltere’yi dünya üzerinden silmeye ant içmiş. Aralarında müthiş bir savaş var. Eğer buna inanırsak Rockefeller’in de Karay Türkü olduğuna inanmamız gerekir. Bana kalırsa mesnetsiz düşünüyor mesnetsiz yazıyor, olup bitenden haberi yok. Aklı sıra yapmak istediği Ak Parti tabanından gelebilecek Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşmesi mutabakatına yönelik eleştirilerin önünü kesmek veya dozajını düşürmek.
Neden mesnetsiz düşünüyor? Çünkü Mavi Marmara gemisinin İstanbul’dan eklendiği Gazze ablukasını delme filosunun harekete başlangıç noktası İngiltere’ydi. 32 farklı ülkeden 663 yolcu bulunan filoda Almanya, İsveç, Kuveyt parlamentosundan milletvekillerinin yanı sıra Holokost’tan sağ kurtulan kişilerden Hedy Epstein, Nobel Barış Ödülü sahibi Mairead Corrigan ve İsrail parlamentosu milletvekili Hanin Zuabi de bulunmaktaydı. Filodaki 663 kişiden 380’i Türkiye, 38’i Yunanistan, 31’i Birleşik Krallık, 30’u Ürdün, 28’i Cezayir vatandaşıydı. Mayıs 2010’da İnsani Yardım Vakfı’nın (İHH) Gazze ablukasını delmek için Türkiye’den yola çıkan, insani yardım yüklü Mavi Marmara gemisinin, uluslararası sularda İsrail komandolarının baskınına uğramasının ardından İsrail ile Türkiye ilişkileri askıya alınmıştı. Baskında 10 kişi öldürülmüştü. Yusuf Kaplan’ın da dahil olduğu antisiyonist koronun hep bir ağızdan ‘kahrolsun İsrail’ sloganlarını avazlarını çıktığı kadar bağırdıkları bir dönemde İngilizlere methiyeler düzenler kimdi? Şimdi ne oldu? IŞİD (DAİŞ) ne ara Made İn England oluverdi? Yusuf Kaplan IŞİD konusunda ya bir şey bilmiyor ya da konuyu çarpıtıyor? Daha geçtiğimiz hafta İsrail askeri istihbarat şefi Halevi, ABD’nin başını çektiği uluslararası koalisyonun DAEŞ’le mücadelesini desteklemediklerini açıkladı. Halevi, “İsrail, Suriye’deki durumun DAEŞ’in yenilmesiyle sona ermesini istemiyor. Süper güçlerin bölgeden çekilerek İsrail’i Hizbullah ve İran’ın karşısında yalnız bırakması İsrail’i güç bir duruma sokar. Bu nedenle de kendimizi böyle bir pozisyonun içinde bulmamak için elimizden geleni yapmak zorundayız.” ifadelerini kullanmıştı. Eski İsrail Savunma Bakanı Moşe Ya’alon da ocak ayında yaptığı bir konuşmada İran karşısında DAEŞ’i tercih edeceklerini, çünkü İran ve onun desteklediği grupların İsrail için tehdit oluşturduğunu söylemişti. Demek neymiş efendim; IŞİD güçlerinin arkasında herkesin parmağı varmış ama İsrail’in parmağı daha büyükmüş! O parmağa dikkat! Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
ihlalini sona erdirecek uygulama
ihlalini sona erdirecek uygulama
Yangına giden itfaiyeciler vatandaştan dayak yedi
Yangına giden itfaiyeciler vatandaştan dayak yedi