“Bu milleti temsil etmek onur ve şereftir.” Dr. Halil Özcan

“Bu milleti temsil etmek onur ve şereftir.” Dr. Halil Özcan

Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Dr. Halil Özcan ulusal yayın yapan Protokol Dergisinde bize de destek veren Çiğdem Özcan ile bir söyleşi gerçekleştirdi. İşte çarpıcı 15 Temmuz ...

28 Ağustos 2016 - 14:39

Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Dr. Halil Özcan ulusal yayın yapan Protokol Dergisinde bize de destek veren Çiğdem Özcan ile bir söyleşi gerçekleştirdi. İşte çarpıcı 15 Temmuz gecesiyle Dr. Halil Özcan’ın röportaj tam metni… 1 15 Temmuz 2016 Darbe girişiminin Meclis tanıklarından biri Şanlıurfa Milletvekili Halil Özcan. Sayın Özcan ile adım adım darbe girişimini ve Urfa’yı konuştuk. Öncelikle 15 Temmuz’la başlayalım. O gece meclisteydiniz, neler yaşandı? O gece ve sonrasından günümüze kadar gelen süreci değerlendirebilir misiniz? O gün Cuma namazından sonra saat 20:30’a kadar meclisteydim. Ancak o saate kadar hiçbir şey hissetmedik. O saate kadar TBMM’de, günlük rutin işlerimizle ilgilendik. Akşam evimize ulaştığımızda televizyon kanalları Boğaziçi Köprüsü’ndeki tankları gösteriyordu. Tabii bu durumun bir darbe girişimi olduğunu kimse düşünmedi. Bizler de öyle algılamadık. Bir terör saldırısı olabileceğini düşündük. Olayları takip etmeye başladık. Ne olduğuna dair ilk başta bir açıklık getiren olmadı. Ta ki! 22:30’da Başbakanımızın canlı yayın bağlantısıyla bunun bir Darbe kalkışması olduğunu öğrendik. Böylelikle işin ciddiyetinin farkına vardık. Sayın Cumhurbaşkanımızın canlı yayın bağlantısındaki çağrısıyla beraber Meclis’e döndük. Ancak, TBMM’nin kapılarına tankların içeri girmesini engellemek amacıyla konulan otobüsler nedeniyle içeriye arabamızla giriş yapamadık. Arabamızı TBMM’nin Dikmen kapısı önüne park ettik ve içeriye yürüyerek girebildik. Tam o sırada darbeciler tarafından silahla ilk tarama gerçekleşti. Bana bu esnada bir mikrofon uzatılmıştı. Ancak hangi televizyon kanalının olduğunu hatırlamıyorum. Çünkü fazlasıyla karışık duygular içindeydik. Muhabirin neler olduğuna ilişkin sorusuna bir darbe girişimi olduğunu, milletin emanetine sahip çıkmaya geldiğimizi belirttik. Gece Saat 02:30 civarında Genel Kurul Binası bombalandı. Genel Kurul’da yaklaşık 60 milletvekili vardı CHP ve MHP’den de Milletvekillerimiz oradaydı. Sayın Meclis Başkanımız İsmail Kahraman Bey olağanüstü toplantıyı yönetiyordu. Her birimiz darbeye karşı olduğumuzu beyan ediyorduk. Sayın Adalet Bakanımız Bekir Bozdağ’da darbecilere Meclis’i bırakmayacağımızı söylüyor ve motive ediyordu. O sırada tekrar bombalama olayını yaşadık. Bazılarımız sığınağa indi. Bozdağ’ın “öleceksek burada öleceğiz” diyerek sığınaklara inmeyi red etmesini destekledik ve yanında bulunduk.  Evlerimizden çıkarken hepimiz bu inançla çıkmıştık. Yani o gece tedirginlik ya da korku yoktu, milletimiz sokakta bizde mecliste görevimizi yaptık. Darbeciler tarafından sabaha kadar 3-4 kez daha TBMM uçaklarla bombalandı ve helikopterlerle taramalar gerçekleştirildi. Sonrasında bizler de sığınağa indik. Sabaha karşı biz sığınaktayken de helikopterler 2 kez Meclise inmeye çalışmışlar, polislerimizin kararlı müdahalesi sayesinde inememişler. Amaçları infaz etmek ya da esir almaktı. Tanklar da TBMM’ye girmek için çalışmış, ancak Kahraman Milletimiz sayesinde başarılı olamamışlardı.   Maddi gücü yenen bir maneviyat söz konusudur. Çanakkale ruhunu bir kez daha yaşamış ve yaşatmış olduk. O gece çok şeyler yaşandı, tarifi, izahı mümkün değil. Gün geçtikçe işin ciddiyetini anlıyoruz. Ele geçirilen belgeler, yeni çıkan görüntüler işin vahametini ve darbe girişiminin ne kadar haince bir kumpasla hazırlanmış olduğunu görüyoruz. Fettullahçı Terör Örgütü tarafından gizlenen örgüt elemanları ne yazık ki şu güne kadar halka iyi yüzlerini göstermişler. Gerçek yüzlerini 15 Temmuz’da 6 saat içinde gösterdiler. Ben bunu sadece bir kalkışma olarak görmüyorum. Yaşananlar aslında bir lideri yok etme, bir ülkeyi ve ümmeti parçalama girişimidir. Suriye ve Irak’ı görüyoruz, neler oluyor biliyoruz. Bu noktalara getirilmek istendik. Dışarda kümeleşmiş bu insanların Türkiye’nin yok olmasına yönelik bir hareket planı oluşturduğunu görüyoruz. 17-25 Aralık’ta FETÖ’nün iç yüzünü görmüştük, bu darbe girişimiyle içyüzlerini açık ve net bir şekilde bir kez daha görmüş olduk. Özellikle savunma sanayimizin gelişmesiyle övündüğümüz, sınırlarımızın korunmasında kullanılan silahlarımızla vurulduk. Bu ihanetin bir izahı kesinlikle olamaz. İhanet kelimesi bile yaşanan durum ve yapılanlar için yetersiz. Liderimiz bu süreçte, sağduyusunu ve milletin ona güveninin ne kadar gerçekçi olduğunu da tüm dünyaya bir kez daha göstermiş oldu. Söz konusu Vatan olunca tüm partilerle ve hiçbir farklılık gözetilmeksizin nasıl bir ve beraber olunabileceği gösterildi. Maddi gücü yenen bir maneviyat söz konusudur. Çanakkale ruhunu bir kez daha yaşamış ve yaşatmış olduk. DSC_0055 “Ben bunu sadece bir kalkışma olarak görmüyorum. Yaşananlar aslında bir lideri yok etme, bir ülkeyi ve ümmeti parçalama girişimidir.”   Peki, bu süreçten sonra Türkiye’yi neler bekliyor. Meclis neler konuşacak, hangi çalışmalar aktif olarak devam ediyor? Bu süreçten sonra Türkiye’de ilk işimiz, Devletin bütün birimlerini FETÖ’nün elemanlarından, teröristlerinden temizlemek olacaktır. Olmalıdır da. Çünkü bunu yapmazsak, ihmal edersek, duygusal davranırsak şehit ve gazilerimizin hakkına, emanetine ihanet etmiş oluruz. Türk Milletine, Cumhurbaşkanımıza, Başkomutanımıza ihanet etmiş oluruz. Ümmete, Millete olan ihlasımızı gözden geçirerek, gece gündüz çalışarak, bu Kahraman Millete hizmet etmeyi Yüce Türk Milletinin bir evladı olarak şeref addediyor, daha bilinçli hareket ederek ve daha fazla mesai yaparak, FETÖ’yü devletin tüm birimlerinden temizleyerek bu hizmeti gerçekleştirmiş olacağız. Sürekli Ordu içerisindeki FETÖ yapılanmasından bahsediyoruz. Ordumuz bizim her zaman başımızın tacıdır. Halkın iradesine hizmet eden komutanlarımız ve askerlerimize haksızlık edemeyiz. Bir avuç terörist bu orduyu kirletemeyecektir. Şuanda Meclisimiz, halkın hayatını kolaylaştırmaya odaklı olarak çalışmalarına devam ediyor. Vergi affı, kamu atamaları ve personel atamaları gündemimizin ana başlıkları. Ayrıca tarımla ilgili torba yasa ve uluslararası anlaşmalar da çalışmalarımızın genel başlıkları diyebiliriz. Aciliyeti olan tüm konular Meclisimizin çalışma takviminde tek tek incelenerek görüşülüyor. İslam İşbirliği Teşkilatı Türk Grubunda görev yapmaktasınız. Çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? İslam İşbirliği Teşkilatı Parlamenter Türk grubu üyesiyim. Milletvekilimiz Orhan Atalay’da aynı teşkilatta Grup Başkanımız. Altı ayda bir toplanan teşkilat Müslümanların sıkıntıları üzerine tespit ve çözüm önerileri hususunda çalışıyor. Biz tavsiye niteliğinde kararlar alıyoruz yani bir nevi alt çalışma özelliğine sahibiz. O teşkilattaki İslam ülkelerinin tek umudu Türkiye. Teşkilatta zaten sadece İran, Suudi Arabistan ve Türkiye ekonomik, siyasal ve sosyal anlamda güçlü durumda. 15 Temmuzu takip eden günlerde, TBMM Dışişleri Komisyonu Türkiye’de yaşanan süreci anlatmak için muhataplarımız olan Amerika, İngiltere, Fransa, Belçika’ya 4 heyet görevlendirdi. Ben de bu ziyaretler kapsamında Fransa’da görevliydim. Burada Senatör, Sivil Toplum Kuruluşları, yerel ve ulusal basın mensupları ile görüştük. 15 Temmuz darbe girişimi, yabancı uluslararası medya tarafından çarpıtılmış ve diğer milletlerin kafasında yanlış anlaşılmalara ve bilgi kirliliğine sebep olmuştur. Gerek bilgi kirliliğini gidermek gerekse yaşanan olayları ve şu anki durumu anlatmak için bizzat kendimiz giderek muhataplarımıza konuyu anlattık. Cumhurbaşkanımızın her daim yurt dışında gösterdiği dik duruşu biz de uyguladık. Yurt dışındaki insanların algılayamadıkları iki şey vardı. Birincisi, bu kadar çok kişinin nasıl organize olabildiği, ikincisi ise bir liderin tek bir çağrısıyla halkın nasıl sokaklara demokrasi için çıktığı. Amerika’da, Fransa’da, İngiltere’de FETÖ ciddi bir lobi oluşturmuş. Yıllardır faaliyet gösteren Siyonizm, PKK, Ermeni Lobisi gibi derin bir çalışma yapılmış. Batıda şuanda dört lobi Türkiye aleyhinde çalışıyor ama gerçeği değiştiremezler. Gerçeği de bilmesi gereken kişiler Türk Milleti ve bizleriz. Anlamak isterlerse anlarlar, anlamak istemezlerse de önemi yok artık. Biz artık kendi iç meselelerimize enerjimizi harcamamamız inancındayım. Biz görevimizi yerine getirdik ve Senatör’de bu konuda bir rapor hazırlayacağını söyledi. Umarız bu ziyaretlerimiz bize olumlu gelişmeler getirecektir. Şanlıurfa’yı Urfa’lı bir vekilden dinlemek isteriz. Şanlıurfa’da neler değişiyor, geleceğe dair projeler nelerdir. İlinizin en büyük problemi nedir? 15 Temmuz gecesi Türkiye’nin 81 ilinde olduğu gibi Şanlıurfa’da da insanlar sokağa döküldü. Allah’a çok şükür büyük bir hareketlilik olmasa da Tugay Komutanı’nın görevden alınması bir takım soru işaretlerini de beraberinde getirmişti. Urfa’da da bir kahramanlık örneği sergilendi. Cumhurbaşkanımız 4. Günde Urfa’ya telekonferansla bağlandığında Urfa’dan gelen haberlerin kendisini çok mutlu ettiğini belirtmişti. Diğer konulara gelirsek, Urfa’da eğitim alanında ciddi yatırımlarımız devam ediyor. Geçen dönem 7.000 derslik yapıldı. Şuanda sağlıkla ilgili yatırımlarımız devam ediyor. Projesini bitirdiğimiz hastanemiz hizmet vermeye başladı. Resmi açılışımızı bir ay içinde yapacağız.  1700 yataklı şehir hastanesi inşallah 1 ay içerisinde sözleşmesi yapılıp, 2-3 ay içinde inşaatına başlanacak. 3. Organize Sanayi Bölgesi’nde ve konuya ilişkin teşvikler konusunda da çalışmalarımıza devam ediyoruz.  Karayollarımızın Büyükşehir Belediyemizin çalışmaları hızla devam ediyor. Şanlıurfa’nın şöyle bir özelliği var. Urfa’da Kürt var, Arap var Türkler var bunlarla beraber Alevi var Sünni var bunlarla beraber yıllardır kardeşliği tesis etmiş ve korumuşlardır. Teröre hiçbir zaman geçit vermemişlerdir. Saygı, sevgi ve hürmet çerçevesinde ilişkilerini icra etmişlerdir. Urfa peygamberler şehridir. Maneviyatı yüksek olan bu şehir duruşunu değiştirmemiştir, bundan sonra da değişeceğini düşünmüyorum. Urfa halkı vatana millete bağlı insanlarla doludur. Önümüzdeki dönemde de kültürel anlamda, inanç turizmi anlamında birçok proje gerçekleştirmeyi ümit ediyoruz. Urfa Turizmde hak ettiği yere gelecektir.   Protokol eylül12 “Milletimizin bize verdiği görevi hakkıyla yapmaya çalışan bir halk çocuğuyum.” Bu yoğun tempoda ve gündemin hareketliliğinde ailenize vakit ayırabiliyor musunuz? Siyaset dışında nelerle ilgileniyorsunuz? 2011 yılından bu yana her hafta sonu Urfa’ya seçmenlerimizin, halkımızın yanına gitmeye çalışıyorum. Sayın Genel Başkanımız, Başbakanımız ve Sayın Cumhurbaşkanımızın tavsiyeleri de hep bu yönde olmuştur. Özellikle son bir aydır uygun zamanlarda ailemle beraber nöbetteydik. Hafta sonları da zaten Şanlıurfa’da gündüz halkımızla beraber ve akşam da demokrasi nöbetinde bulunuyorduk. Ailem de ben de fedakarlık yapıyoruz. Çünkü bu milleti temsil etmek onur ve şereftir. 15 Temmuz’da bunun kıymet ve önemini bir kez daha kavramış olduk. Bir Müslüman olarak Cenab-ı Hak bizi nerede görmek isterse orada vatana, millete hizmet ederiz. Makamlar insanları şımartmamalı diye düşünüyorum. Milletimizin bize verdiği görevi hakkıyla yapmaya çalışan bir halk çocuğuyum ben de. Halkın içinden gelen bir Milletvekili, daima halkın içinde olmalı. Memleketimin sıcağını, soğuğunu, iklimini sevdiğim için de ayağımı kesmemeye çalışıyorum.       Röpörtaj : Çiğdem Özcan /www.haber-sanliurfa.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Ben böyle tarım bakanlığı yapmam
Ben böyle tarım bakanlığı yapmam
Viranşehir'de Üst Geçit İsteyen Mahalleli Yolu Kapattı
Viranşehir'de Üst Geçit İsteyen Mahalleli Yolu Kapattı