BU VATAN BENİM! VER-ME-YE-CE-ĞİM

BU VATAN BENİM! VER-ME-YE-CE-ĞİM

  Bu darbe girişimi, ABD tarafından desteklenen ve Fethullah Gülen cemaati ile ilişkili, asker ve sivil kişiler tarafından planlanıp gerçekleştirilen, Türk Milletinin geleceğine kastedilmiş canice bir ...

28 Temmuz 2016 - 11:51

  Bu darbe girişimi, ABD tarafından desteklenen ve Fethullah Gülen cemaati ile ilişkili, asker ve sivil kişiler tarafından planlanıp gerçekleştirilen, Türk Milletinin geleceğine kastedilmiş canice bir saldırıdır. Askerin yönetime el koyması değil, apaçık bir ihanettir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Emniyet Müdürlükleri, Boğaz Köprüsü, Genelkurmay, MİT, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığını bombalayan, yakıp yıkan, vahim olayları yaşatan, insanların üzerine kurşun yağdıran bu canilerin amacı, Türk dünyasının gözbebeği İstanbul’u ve Türkiye Cumhuriyetinin başkenti Ankara’yı perişan etmek, orduyu kontrol altına almak, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesini istikrarsızlaştırmak, DAİŞ militanlarını Türkiye’yi sokup, bölgeyi işgal etmek ve Türkiye’yi bölüp, parçalamaktı. Türkiye’nin önünü açan, dünyada söz sahibi olmasını sağlayan, “tarih sahnesinde hep vardık. Bundan sonra da figüran olarak değil, oyun kurucu olarak var olacak, zulmün karşısında, mazlumun yanında olacağız. Ülkeyi ve milleti, üç kuruşluk dünya menfaatlerine tercih etmeyecek, köle değil, efendi olduk, efendi olacağız” diyen, Türkiye’ye çağ atlatan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ve mevcut yönetimi yok etmek, Fethullah Gülen’i sınırsız yetkiyle yönetimin başına geçirmekti. Başardılar mı? Hayır… Başarırlar mı? Asla… 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı, bu topraklarda kan ve gözyaşı hiç bitmeyecekti. Zalimler, dost görünümlü düşmanlar, demokrasiye ve milletin iradesine saygısı olmayan cahiller, kaybetmeye mahkumdur. Tarihin en büyük zalimleri olan Ebu Celil, Firavun, Nemrut, Hitler, Mussolini ve Stalin kazanmadı. Zalimlerin aslı kazanmamışken, fotokopilerinin kazanma ihtimali zaten yoktu ve kaybettiler. Kılavuzu zalim olanın, kalbi fesattan, eli silahtan, bedeni pislikten kurtulmaz. 2 yıldır mevcut iktidarın kullanım süresinin bittiğini yazıp çizen, çözüm sürecini kesintiye uğratan, PKK ve PYD’yi müttefiki kabul eden, illegal örgütlerle mücadele eden ordumuza ateş püsküren, FETO gibi örgütlerle bizi yöneteceğini sanan Avrupa’daki ülke liderlerinin suratlarına bakıldığında, hepsi üzgün ve yenilginin acısını yaşamaktadırlar. Milletin kendi iradesine, geleceğine ve başkomutanına sahip çıkması, meydanlarda tankların karşısına dikilmesi, darbe rezilliğini reddetmesi büyük bir felaketi önlemiştir. Gece devlet kurtaran, gündüz işbaşı yapan, bu topraklarda yönetimi ben seçerim, ben yönetirim diyerek Türkiye’nin bütün meydanlarında demokrasi nöbeti tutan bu halkın, darbeye karşı yaptığı bu direniş, sadece demokrasi için değil, aynı zamanda “onur” ve “şahsiyet” mücadelesidir. Bundan dolayıdır ki, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti, 15 Temmuz’daki Türkiye Cumhuriyetinden daha değerlidir. Bu darbe girişimi, milletin tamamına yapıldığı için, herkes kamplaşma, kutuplaşma ve ayrıştırma dilinden uzak durmalıdır. Ordu bizimdir. Gözbebeğimiz, peygamber ocağıdır. Her türlü maddi ve manevi desteği vermeli, orduyu karalama kampanyasına kalkışanlara müsaade etmemeli, her türlü provokasyona karşı uyanık olmalıyız. Yaşanan olayların, “Kurtuluş Savaşı”ndan farkı yoktur. Kurtuluş Savaşı’nda düşmanlar ülkemizi işgal etmişti. Ama silahlar, iman dolu kalplere yenilmiş, Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştu. Bugün kalleş ve düşman unsurlar başkaldırmış ancak vatan ve millet sevdalısı, yiğit Türk Milletini karşılarında bulmuş ve yenilmişlerdir. Kazanan, her zaman destan yazmaya alışık Türk Milleti ve demokrasi olmuştur. Büyük bir tehlike atlattık ama millet, tankı elleri ile durdurmuş, vücudunu siper etmiş, destanlar yaratmış ve tarih yazmaya devam etmiştir. Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal Atatürk’ün etrafında toplanıp, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran bu millet, Adnan Menderes’i asan, Turgut Özal’ı zehirleyen kalleşlerin karşısında durarak, Başkomutan Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında durmuş, sözünü dinlemiş, tanka, topa ve uçağa karşı dik durmuş, darbecilerin kurşunlarına karşı vücudunu siper etmiş, vatan, millet, bayrak, ümmet ve demokrasi için kurşuna kafa atılacağını düşmana göstermiştir. Recep Tayyip Erdoğan’ın tek kişi değil, milyonlarca kişi olduğunu cümle aleme ilan etmiştir. Herkes şunu bilmeli ki bu ülke asla parçalanmayacak, bu millet asla teslim olmayacak, maşa olarak kullanılmayacak, sonsuza dek özgür yaşayacak, adaletin temsilcisi, Türk ve İslam dünyasının önderi, mazlum milletlerinde tek örneği olacaktır. Daha önce de denediler. Borsa ve dolar üzerinde operasyon yaptılar. Yetmedi iş bıraktırmaya, üretime ara vermeye kalktılar. “İrtica” var dediler olmadı, şimdi “hırsızlık” var diye iftira attılar tutmadı. İnsanları Kürt, Türk, Arap, Alevi Sünni, sağcı solcu, komünist faşist, hatta aşiret ve kabilelere ayırmaya çalıştılar. Birlik ve beraberliğimizi yok etmeye çalıştılar. Cumhuriyet Mitingleri yapılarak, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını engellemeye çalıştılar. Aczmendiler ve Kalkancılar’ı piyasaya sürüp, dini kötüleyip, hükümeti zor durumda bırakmaya çalıştılar. Gezi olayları ile provokasyonlar yaparak insanları sokağa döktüler, yaktılar, yıktılar. Hele hele bizzat Fethullah Gülen’in, kendisini demokrasinin üstünde görerek, “Beceremediler, bırakıp gitsinler” sözü çok acıdır. Asla kabul edilemez. Edilmedi. Zalimler istediklerini başaramadılar. Emin olun başaramazlar! ”Hak”ka inanan halkın karşısında durabilecek güç yoktur. Gerçek güç, helikopterlerle sivillere ateş açmak, tanklarla üzerlerinden geçmek, sniper’lerle savunmasız insanları vurmak, teknolojik silahlarla donatılmış ordular değildir. Gerçek güç, birlik beraberlik, kardeşlik ve iman gücüdür. Silahlar; savunmasız insanları öldürmek için değil, hak ve adalet için, cihat ve şahadete aşık kalplere sahip yiğit insanlar tarafından hak ve adalet için kullanılırsa anlam kazanır. Türk Milletinin cesaretini, iman ve gücünü sınamak cahilliktir. Oklava ile F16 yı tehdit eden, meydan okuyan bir milletin başını öne eğmeye çalışmak kimsenin haddi değildir. Gelinen nokta, korkakların, iman ve cesaret timsali insanlara yenilgisi, yiğit ve mert Türk Halkının, kalleş ve düşman unsurlara karşı bir destanıdır. Düşman er meydanına çıkmaz, kalleştir. Tarih düşmanın bu kalleşlikleriyle doludur. Acı olan düşmanın işbirlikçi hainler bulmakta zorlanmamasıdır. Gerçek olan şu ki; saman altından su yürüten düşman, iman ve hak karşısında yenilmeye mahkumdur. İnsanlık, demokrasi, birlik ve beraberlik asla kaybetmez. Bunun en büyük örneği, Türk Milletinin 15 Temmuz’da ki alçak saldırıya karşı, asil duruşu ve tek yürek olarak gerçekleştirdiği demokrasi ve insanlık zaferidir. Çocuklarımızın özgürce ve korkusuzca yaşamasının bedeli hainle savaşıp şehit olmaksa, Türk Milleti bunu yapmaktan asla çekinmez. Bu kötü günleri unutmayacağız. Ama asla kin beslemeyecek, nefret etmeyecek, gevşemeyecek, gerekirse dikenin üstünde uyuyacak, ateşin üstünde yürümekten çekinmeyeceğiz. Her zaman olduğu gibi, meclisiyle, ordusuyla, polisiyle, sivil ve askeri ile devlet-millet dayanışmasını ortaya koyacak, dik duracak, omuz omuza mücadele edeceğiz. Fikri ve inancı ne olursa olsun, zor zamanlarda bir araya gelen, tek yürek olan ve demokrasiye sahip çıkan bu millet asildir. Allah vatanımızı, devletimizi, milletimizi ve ümmetimizi korusun. Allah şehitlerimize rahmet etsin. Yaralılara acil şifalar versin. Milletimizin başı sağ olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun. Asilms@hotmail.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
BÜYÜKHATİPOĞLU’NDAN ŞUTB’YE ZİYARET
BÜYÜKHATİPOĞLU’NDAN ŞUTB’YE ZİYARET
Viranşehir'de Ailenin Rolü
Viranşehir'de Ailenin Rolü