Çam: “Kimse kimsenin hayat tarzına müdahale edemez”

Çam: “Kimse kimsenin hayat tarzına müdahale edemez”

  AK Parti Kadın Kolları Başkanı ve Ankara Milletvekili Selva Çam Haber Türk’e verdiği röportajda son günlerde gündemde en çok konuşulan konulardan biri olan Şort mevzusu ...

25 Eylül 2016 - 12:43

cam-kimse-kimsenin-hayatina-mudahale-edemez   AK Parti Kadın Kolları Başkanı ve Ankara Milletvekili Selva Çam Haber Türk’e verdiği röportajda son günlerde gündemde en çok konuşulan konulardan biri olan Şort mevzusu ve Türkiye’de kadın algısına dair açıklamalarda bulundu.   “Bunu yapan zihniyet hastalıklıdır” Geçtiğimiz günlerde Ayşegül T.’nin şort giydiği için saldırıya uğradığı konuya ilişkin Çam; “Haberi ilk okuduğumda iki açıdan bakmak gerektiğini düşündüm. Birincisi şiddet var, ikincisi hayat görüşüne ve giyim tarzına müdahale var. Bunu yapan zihniyet hastalıklıdır. Aklı başında normal bir insanın bir başkasının görüşüne saygı duymaması mümkün değil. Kadına şiddet evrensel bir problem. Bunun çözümü kanunlarla olur. 2003 yılından beri Medeni Kanun, Ceza Hukuku, Anayasa’nın maddeleriyle bunu güvence altına almaya çalışıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülkeyiz ama ne kadar kanun koysanız da toplumda zihinsel dönüşüm sağlayamazsanız yetersiz kalıyor.   “Giyimi yüzünden kimsenin dışlanmasını ya da olumsuz bir bakışla karşılaşmasını istemem” Muhabirin  ‘O da öyle giyinmeseymiş’ diye düşündünüz mü? sorusuna “Elbette hayır. Kıyafet konusu aslında benim yumuşak karnım. Yıllarca kıyafet sebebiyle baskı ve dışlanmışlıklara maruz kalan biri olarak, giyimi yüzünden kimsenin dışlanmasını ya da olumsuz bir bakışla karşılaşmasını istemem. Türkiye özgür bir ülke. Ülkemizde herkesin istediği gibi giyinebilmesi, istediği gibi inanabilmesi gerekiyor. Biz zaten 14-15 yıldır bunu sağlamaya çalışan bir partiyiz. Ayrıştırıcı bir üslupla sadece kıyafeti yüzünden saldırıya uğradığını söylememiz de bu sorunun çözümüne faydalı mı, emin değilim. Olaylara bir bütün olarak yaklaşmalıyız. Kılık kıyafet meselesi artık gündem dışı kalmalı. Türkiye bunu aştı. Kimsenin kıyafeti beni ilgilendirmiyor, kafa yapısı ilgilendiriyor. Özellikle yaşadığımız 15 Temmuz’dan sonra geçmiş yaraları kaşımak bana anlamlı gelmiyor. Medyada “şortlu kadın” ifadesi kullanıldı. Basının da bunu aşması gerekiyor. Şiddetin her türlüsüne hep birlikte karşı olmamız lazım. Şimdi bu sebepten yapılan bir şiddet var, bundan önceki dönemde başörtülü kadınların örtüsünü çekiyorlardı. Tepki aynı olmalı. Ben bu zihinleri hasta olarak tanımlıyorum. Kimse kimsenin hayat tarzına müdahale edemez ve bu Anayasa’da güvence altına alınmıştır. Kadına şiddet muhafazakarlığın mı, cinsiyetçiliğin mi sonucudur? Türkiye’de kadına şiddet sorununun muhafazakarlıkla mı yoksa cinsiyetçilikle mi bağlantılı olduğuna dair soruya ise; “Tamamıyla hastalıklı bir zihniyet sonucu. Geleneksel de değil, din referanslı da değil. Bizim dinimiz her türlü inanca saygıyla bakan bir din. Şiddet meselesi aile ortamında başlıyor. Aile içinde şiddete şahit olan çocuk ileride kız arkadaşına, eşine şiddet uygulayabiliyor. Akran zorbalığı diye bir kavram var. Yaşıtına baskı uygulayan çocuk ailesi tarafından hoş görülüyor. 7 yaşında bir çocuk bunu yapınca aile hoşnut oluyor, 20’li yaşlarda bir başka kıza şiddet uygulayınca manşet oluyor. Bunu aşabilmemiz için aile ortamında başlayan, eğitim hayatında devam eden bir zihinsel dönüşüm gerçekleştirmemiz gerekiyor. Aksi halde istediğiniz kadar kanun koyun sonuç istediğiniz oranda değişmeyecektir”   Ak Parti Kadın Politikaları “Biz muhafazakâr ve demokrat bir parti olduğumuzu baştan söylemiştik. Geleneksellik ne demek? Ataerkillik ne demek? Bu kavramları tekrar masaya yatırmalıyız. 2002’de partimizi kurarken, kurucu genel başkanımız aynı anda kadın kollarını da kurdu. Dünya çapında 4.5 milyon kadın üyeye sahip bir yapıyız. Kadını eve kapatmak gibi bir derdimiz olsaydı böyle bir teşkilat kurmazdık. Sayın Cumhurbaşkanı’mız ilk günden beri kadınların siyasette rol almasına çok olumlu bakıyor. Kadınlarımız parti yönetimine katılıyor. Partimiz bir okul gibi çalışıyor. Kişisel gelişim dersleri veriyoruz, kendilerini yetiştiriyorlar, farkındalıkları artıyor. Daha önce evlerinden çıkarken sorun yaşayan kadınlarımız şimdi eşleri tarafından destekleniyor. Okullaşma oranında ciddi bir yol kat ettik. Emine Hanım öncülüğünde ‘Anne-Kız Okula’ ve ‘Haydi Kızlar Okula’ gibi büyük kampanyalar yürüttük. Kadınları eğitime tabi tuttuk. İlkokul mezunu olup daha sonra dışarıdan üniversite bitiren çok kadın var. Kadınlara verilmiş haklarla ilgili çalıştaylar yapıyoruz.” Çam Habertürk muhabirinin “ AK Parti ‘evinin kadını, ailenin annesi, mutaassıp bir hanım’ modelini mi benimsiyor?” sorusuna; “Bence bu konuda bize haksızlık ediliyor. 2002’den beri biz sürekli neyi yapmadığımızı anlatmaya çalışıyoruz. Söze “Aslında öyle değil” diye başlıyoruz. İnsanların zihninde önyargılı bir şablon var. Geçmiş 14 senemiz var bizim. Bu sürede kimin neyine karışılmış? Münferit olaylar vardır tabii ki ama biz bunu toplumun geneline yayamayız. Benim özgürlüğümün başladığı yerde bir başkasının özgürlüğü bitiyorsa ben buna karşıyım. Biz asla çalışan anneyi çalışmamaya teşvik etmiyoruz. 2008’de işgücüne katılma oranı % 24.5 iken, 2015’te bu oran % 31.6’ya çıktı. İstikrarlı ve önemli bir artış söz konusu. 2023’te % 41 kadın istihdamını hedefliyoruz. Bütün bunlar AK Parti’nin kadını çalışma hayatında görmek istediğinin ispatlarıdır. Kadınları eve kapatmak isteyen bir zihniyet bunları yapmaz” Çam’ın daha önceki açıklamasında ‘Laiklik ülke için teminat’ sözlerine ilişkin soruya ise “AK Parti’nin laiklikle bir derdi olmadığını 13 senedir göremediler mi? Zaten Anayasa ile güvence altına alınmış bir hak ve özgürlük söz konusu. Ortak paydaları bulduğumuz sürece sıkıntı yaşamayız. 15 Temmuz’da yaşanan olay buydu. Vatan, bayrak ve milletin bölünmez bütünlüğü ortak paydasıyla herkes sokağa çıktı. Kimse kimseye “Şort mu giyiyor, başı mı örtülü” diye bakmadı” şeklinde cevap verdi.  

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
HALİLİYE BELEDİYESİ’NİN ETÜT MERKEZİNE YOĞUN İLGİ
HALİLİYE BELEDİYESİ’NİN ETÜT MERKEZİNE YOĞUN...
KAZAKİSTAN ULAŞIMINA ŞANLIURFA MODELİ
KAZAKİSTAN ULAŞIMINA ŞANLIURFA MODELİ