Dağlık Karabağ’a Karşı Güney Osetya mı?

Dağlık Karabağ’a Karşı Güney Osetya mı?

Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye müdahil olabilirliği, güney sınırlarını ısıttıkça ısıtıyor. Türkiye’nin sınırlarının dışına başını uzatmasını istemeyen küresel odaklar ülke içini karıştırıyor. PKK haricinde yeni ve ...

06 Nisan 2016 - 00:41

Türkiye’nin Irak ve Suriye’ye müdahil olabilirliği, güney sınırlarını ısıttıkça ısıtıyor. Türkiye’nin sınırlarının dışına başını uzatmasını istemeyen küresel odaklar ülke içini karıştırıyor. PKK haricinde yeni ve farklı bir örgütün (TAK-Teyrêbazên Azadiya Kurdistan-Kürdistan Özgürlük Şahinleri) başlattığı hendek açmalar, kent savaşlarına döndü ve bölgedeki yerleşim birimlerinin Suriye şehirlerinden neredeyse farkı kalmadı. İstihbarat birimlerinin TAK örgütlenmesine nüfuz edemediği ve eylemlerini önleyemediği ortada. Ancak operasyonlar sonrası elde edilen doküman veya görüntüler paylaşılabiliyor. Avrupa ve ABD başkentlerinde Türkiye’nin güvenli ülke olmadığı, vatandaşlarına bizzat Büyükelçilikler ve konsolosluklar vasıtasıyla duyuruluyor. IŞİD’e karşı gerçekleştirilen operasyonlarda koalisyon güçlerinin kullandığı Adana’nın İncirlik Üssü’ndeki ABD’li personelin ailelerinin tamamı kentten ayrıldı. Son tahliye işlemiyle birlikte Eylül 2015’te ailelerin ve sivillerin gönüllü olarak üsten ayrılabileceği talimatının ardından bugüne kadar İncirlik’te bulunan yaklaşık 1000 kadın ve çocuk ülkelerine dönmüş oldu. ABD’nin, Türkiye’ye seyahatte 19 ile “gitmeyin” uyarısının ardından bu kez bir uyarı da İngiltere’den geldi. İngiltere hükümeti, Diyarbakır’a ve sınıra 10 km uzaklığa seyahat edilmemesini ve Şırnak, Mardin, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Hatay, Siirt, Tunceli ve Hakkâri’ye gidilmemesi uyarısında bulundu. Uyarıda “Aralarında Kürtlerin, IŞİD’in ve aşırı sol örgütlerin de olduğu terörist gruplar saldırı planlamaya devam etmektedir. Aşırı dikkatli olun” denildi. Bizim bilmediğimiz onların bildiği nedir? Türkiye’nin Güney Kafkasya’ya yaklaşımı, bölge ülkelerinin katılımıyla kapsamlı işbirliğinin kurulmasına yönelik. Türkiye, söz konusu ülkelerin bağımsızlıklarının pekiştirilmesi, toprak bütünlüklerinin korunması ve ekonomik potansiyellerinin hayata geçirilmesini önemsiyor. Ayrıca bölge ülkelerinin Avrupa-Atlantik örgütleriyle bütünleşmelerini aktif biçimde desteklediği söylenebilir. Güney Kafkasya’daki çözümlenememiş ihtilafları oluşturan Yukarı Karabağ, Güney Osetya ve Abhazya ihtilafları, hem bu bölgenin hem de Avrasya’nın güvenliği açısından önemli bir tehdit oluşturmakta. Türkiye, Kafkasya ülkelerindeki tüm sorunların barışçı yollardan çözümünden yana. İkili ve bölgesel işbirliğinin bu ülkelerdeki siyasi istikrara ve ekonomik refaha katkıda bulunacağına inandığından diplomasiyi ön planda tutuyor. Dağlık Karabağ’da patlak veren Azerbaycan-Ermenistan çatışmasında yaşanabilecek gelişmelere bakılırsa Kafkasya her an karışabilir. Kafkaslarda başlayan yangın Türkiye’yi de sarabilir. Ancak durum böyle değil. Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov’un, Dağlık Karabağ’da yaşanan gerilimle ilgili olarak Moskova’nın Ankara’yı suçlamadığını söylemesi, ‘Tek millet –iki ülke’ sloganıyla hareket eden Türkiye ve Azerbaycan’ın Rusya nezdinde sorumlu tutulmadığı anlamına geldiği gibi, Rusya’nın Dağlık Karabağ meselesinde Ermenistan’ı yalnız bırakabileceğine dair bence önemli bir gelişme. Nitekim Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın da farkında olduğu bu durumu; Dağlık Karabağ Sorunu’nun tarafının Dağlık Karabağ yönetimi (Ermeni işgali altındaki Dağlık Karabağ’da bulunan Ermeni idaresi) olduğunu belirtmesi dikkat çekici. Bu söylemiyle Ermenistan’ı savaşın dışında bırakma hamlesi yapmaya çalıştığı görülebilir. Rusya daha önce sebebiyet verdiği ve Ermenistan’ı kullandığı Dağlık Karabağ meselesinde neden ve ne karşılığında geri adım atıyor? Bu hamlenin nedeni Güney Osetya’nın Rusya ile bütünleşmesi olabilir mi? Hatırlanacak olursa 06.03.2015’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Güney Osetya ile ittifak anlaşmasının imzalanması için hazırlık yapılması talimatı vermişti. Putin’in, Rusya ile Güney Osetya arasında ittifak ve entegrasyon anlaşmasının hazırlanmasına ilişkin hükümet teklifini kabul ettiği, imzalanacak belgenin, Rusya ve Güney Osetya arasında sosyal, ekonomik, insani, siyasi, savunma ve güvenlik alanlarında yakın işbirliği sağlanması için temel anlaşma niteliği taşıyacağı belirtilmişti. Bu gelişme üzerine 17.03.2016’da Gürcistan Adalet Bakanı Teya Tsulukiani, Tiflis yönetiminin Abhaz ve Oset işgal altındaki bölgelerle ilgili kanunu iptal etmeyi planlamadığını açıkladı. Gürcistan, 2008 yılındaki savaşın ardından Rusya’nın resmen tanıdığı Abhazya ve Güney Osetya’yı işgal altındaki bölgeler olarak kabul ediyor. Abhazya ve Güney Osetya’nın 1990’lı yıllarda Gürcistan’dan bağımsızlıklarını kazanmak üzere başlattıkları ayrılıkçı hareketler karşısında Türkiye, Gürcistan’ın toprak bütünlüğünün korunmasına ve bu ihtilaflara Gürcistan’ın uluslararası tanınmış sınırları içerisinde barışçıl çözüm bulunmasına yönelik bir politika izlediğinden, Güney Osetya’nın Rusya’ya bağlanmasına yönelik itirazları çokta üst perdeden olmayacaktır. 1991’de Gürcistan’dan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya Cumhurbaşkanı Leonid Tibilov, Rusya’ya katılmak için referandum düzenleyeceklerini söyledi. Tibilov, Rusya ile birleşmenin Güney Osetya halkının asırlık hayali olduğunu kaydetti. Gürcistan, 8 Ağustos 2008’de Güney Osetya’da askeri operasyon başlatmış, çok sayıda sivilin hayatını kaybettiği operasyonda başkent Şinvali de büyük zarar görmüştü. Bölgeye askeri birliklerini gönderen Rusya, 26 Ağustos’ta Güney Osetya’nın bağımsızlığını resmen tanımıştı. Aralık 1991’de Gürcistan’dan bağımsızlığını ilan eden Güney Osetya, sadece Rusya, Venezüella, Nikaragua, Nauru ve Tuvalu tarafından tanındı. Gürcistan’dan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan eden ayrılıkçı bölge Güney Osetya, Rusya’ya bağlanmaya hazırlanıyor. Güney Osetya yönetimi lideri Leonid Tibilov, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, kendisinin bu konuda Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e müracaat ettiğini ve Putin’in de bu konunun Güney Osetya’yı ilgilendiren bir iç mesele olduğu konusunda hemfikir olduğunu söylediğini dile getirdi. Zaten Rusya’nın Güney Osetya’nın Rusya tarafından ilhakına sıcak bakmayan Gürcistan Savunma Bakanlığı yetkilileri, 23 Aralık 2015’te Rusya’nın Gürcistan’dan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilân eden Güney Osetya’ya “İskender” füze sistemleri gönderdiğini öne sürmüştü. Yanisi şu efendim, Türkiye ile Rusya arasında Dağlık Karabağ’da savaşan taraflar üzerinden çatışma bekleyenler avuçlarını yalayacaktır. Hatta Rusya’nın Azerbaycan’a müdahalesine bel bağlayanlarda aynı akıbetin kurbanı olacaktır. Güney Osetya’nın Rusya ile bütünleşmesi karşılığında Dağlık Karabağ’daki Ermeni işgalinin sonlandırılmasına Rusya’nın ses çıkarmayacağı anlaşılıyor. Güney Osetya’nın Rusya için önemi, Gürcistan’da konuşlanan ABD askeri varlığına karşı Güney Kafkasya’da etkinliğini koruma refleksinden kaynaklanıyor. Gerisini varsın ABD düşünsün. Twitter:@oc32oc39 omurcelikdonmez@hotmail.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Erdoğan: Şehitlerimiz var
Erdoğan: Şehitlerimiz var
Son dakika: İstanbul'da iki patlama sesi
Son dakika: İstanbul'da iki patlama sesi