Darbeyi ben biliyordum MİT Emniyet ve Genelkurmay nasıl bilmez?

Darbeyi ben biliyordum MİT Emniyet ve Genelkurmay nasıl bilmez?

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür yani insan hafızasının eksikliği unutkanlığıdır veya unutkanlık insan halidir. Dört yıla yakındır haftada beş kez ayda en az 20 kez ...

22 Temmuz 2016 - 12:53

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür yani insan hafızasının eksikliği unutkanlığıdır veya unutkanlık insan halidir. Dört yıla yakındır haftada beş kez ayda en az 20 kez yazdıklarımı muhtelif sitelerde sizlerle paylaşıyorum. Bu yoğunluk içinde bazen ne yazdığımı hatırlamakta zorlandığımda imdadıma arşiv yetişiyor. Paralel yapının mağdur ettiği çok tanıdığım var uzağa gitmeye gerek bunlardan biri de benim. Türkiye’de antisiyonist ve masonik yapılarla mücadele ömrünü adayan emekli asker istihbaratçı Ziya Uygur’un biyografisini çalıştığım günlerde paralel yapıya teşne bir siyasinin şahsıma yönelik tepkisini anlamakta zorlanıyordum şimdi bu konuda zihnim daha berrak. Yazılarımın erken uyarı sistemi vazifesi gördüğünü biliyorum ve zaten bu amaçla yazıyorum. Derin kulakların darbe beklentisi birkaç yıl öncesine uzanıyor. 21 Ekim 2015’te “Bir dostun hatırlatmasıyla bazı gazetelere ve internet sitelerine servis edilen Türkiye’de militarist bir iktidar değişikliğinin hazırlığı olduğuna dair haber ve yorumların dikkatimi çektiğini, konuyu gündeme taşıyan Cumhuriyet gazetesi yazarı Ergin Yıldızoğlu’nun 1989’da University of East Anglia’da doktorasını yaptığını, University of East Anglia’ın İngiltere’de bulunduğunu yani konuyla ilgili bilginin sahibinin deyim yerindeyse İngiliz ekolünden olduğunu, Ergin Yıldızoğlu’nun; ABD’de George Bush döneminde Ulusal İstihbarat Direktörlüğü’nde görev alan Norman Bailey ve Avrupa’da öngörüleriyle büyük saygınlığı olan “Küresel Avrupa Beklentiler Bülteni” GEAP’te yer alan bir analizde, 1 Kasım seçimlerinden sonra koalisyon olmaması durumunda ordunun Türkiye’de yönetime el koyacağına dair öngörülerde bulunulduğunu aktardığını” sizlerle paylaşmıştım. Seçime kadar bu konuda yazmayı düşünmediğimi belirttiğim yazıda “çünkü bazı olumsuzlukları veya aymazlıkları gündeme getirmek kelle koltukta gezmekle eşdeğer. Gerçi birkaç kez Beştepe ve Çankaya sakinlerine bilgi akışında bazı eksik veya yanlış yönlendirmeler içeren istihbarat raporlarının sunuluyor olabileceğini farklı yazılarımda Demirel kıssasıyla aktarmıştım. 12 Eylül darbesinden yıllar sonra gazetecilere geçmişe dönük bir değerlendirme yapan Süleyman Demirel; ‘MİT her gün size Afrika’da hangi kabile hangi kabileden kaç kişiyi öldürdü diye haber verir ama Ankara’da altınız oyulur, darbe hazırlanır haber vermez’ demişti. Hatta “Sanırım durum biraz merhumun anlattıklarına benziyor” yorumunu da eklemeyi ihmal etmemiştim. Bkz. Derin kulakların darbe beklentisi! (http://fikrikadim.com/2015/10/21/derin-kulaklarin-darbe-beklentisi/#) FETÖcü yapının tıynetini ve darbe yapabileceğini yıllar öncesinden yazdım ve dünkü yazımda sizlere hatırlattım. CIA/NATO/Gladyo örgütlenmesinin Türkiye’deki terör saldırılarının planlayıcısı ve uygulayıcısı olduğunu gündeme taşıdım. Çok uzak değil 21 Nisan 2016’da neşrettiğim ‘Darbe söylentileri ve MHP Kongresi!’ başlıklı yazıda darbe söylentilerinden söz etmiş hatta şimdiki sözde darbe mağduru Generalkurmay başkanı Hulusi Akar’ın Kara Kuvvetleri Komutanı olarak Washington’a gittiğinde Pentangon’un “Liyakat Lejyonu” madalyasını maçç ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Raymond Odiernonun madalya takdığı bu ismin Türkiye ve TSK açısından dikkat çekici olduğunu çünkü Türkiye kamuoyunda ve Silahlı Kuvvetlerde tepkilere neden olan 4 Temmuz 2003 tarihinde Süleymaniye’de Türk askerinin başına çuval geçiren Albay Bill Mayville’in komutanı konumunda bulunduğunu yazmıştım. Türk askerine çuval geçirenlerden madalya almak nasıl bir şey! İtalya’daki Müttefik Kuvvetler Güney Bölge Komutanlığı Karargâhında İstihbarat Subaylığı görevlerinde bulunan, Hulusi Akar’ın; 1994-1997 yılları arasında Genelkurmay Başkanlığı Özel Kalem müdürlüğü görevini, Genelkurmay Başkanlığı görevinde bulunan Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı’nın emri altında yaptığını ve bu tarihlerin 28 Şubat post modern darbe sürecinin yaşandığı dönem olması itibarıyla önemli olduğunu vurgulamıştım. Hatta bazı çevrelerin Balyoz Davası sanıklarının suçlanmasında kendisini itham ettiklerini ve bazılarının da hızını alamayarak kendisini ve çalışma ekibini; “Türkiye’nin çıkarının ABD ve NATO ile sıkı bağları sürdürmekte olduğunu kabul eden Atlantikçiler” nitelendirmesinde bulunduklarını kaydetmiş, “Darbeye bel bağlayanlar avucunu yalayabilir” öngörüsünde bulunmuştum. Her şey ortada fazla söze ne hacet? (Bkz http://www.kafkassam.com/darbe-soylentileri-ve-mhp-kongresi.html)
Eşekten düştüğünde bana damdan düşen birini çağırın beni en iyi o anlar diyen Nasrettin Hoca misali yaşadığı ABD orjinli muhtıra ve darbelerde şapkasını alıp gitmekle eleştirdiği hemşehrim Süleyman Demirel’i de en iyi anlayan kişinin Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğuna şüphe yok! Nitekim Emniyet, MİT ve Genelkurmayın haber vermediği alçak darbe girişimini eniştesinden öğrenmek bahtsızlığını yaşayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Reuters ajansına açıklamasında “Yeni bir darbe girişimi mümkün ama kolay olmaz. Bu kez çok daha fazla teyakkuzdayız. 15 Temmuz akşamı MİT Müsteşarı ve Genelkurmay’a ulaşamadım. İstihbaratta önemli boşluklar ve eksiklikler olduğu açıktır. Bunu saklamaya veya reddetmeye çalışmaya gerek yok. Bunu MİT Müsteşarı’na da söyledim” dedi. Bozacının şahidi şıracı olunca darbeye kalkışmaktan tutuklanan ve sorgusu sırasında paralel yapıyla hayatı boyunca mücadele ettiğini söyleyen Hava Kuvvetleri eski Komutanı Akın Öztürk, paralel yapıyla mücadelesi konusunda Hakan Fidan ve Necdet Özel’i tanık gösteriyor. “- Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” sözünü hem Akın Öztürk hem de diğerlerine kurgulayın ve sonucu kendiniz telaffuz edin. “Yolcudur Abbas bağlasan durmaz”, anladınız siz onu! Ömür Çelikdönmez
Twitter:@oc32oc39
omurcelikdonmez@hotmail.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Suruç'ta 14 öğrenci zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırıldı
Suruç'ta 14 öğrenci zehirlenme şüphesiyle hastaneye...
BÜYÜKHATİPOĞLU’NDAN ŞUTB’YE ZİYARET
BÜYÜKHATİPOĞLU’NDAN ŞUTB’YE ZİYARET