Delta Force vurulunca Ankara’da bombalar patladı!

Delta Force vurulunca Ankara’da bombalar patladı!

Türkiye ve Rusya’nın Suriye’de savaşacağına yönelik içerde ve dışarda yapılan tüm açıklama, yorum ve iddiaların hepsi gerçekliği yansıtmıyor ve hepsi spekülasyon. Önceki analizlerimde Rusya’nın Türkiye ...

22 Şubat 2016 - 22:48

Türkiye ve Rusya’nın Suriye’de savaşacağına yönelik içerde ve dışarda yapılan tüm açıklama, yorum ve iddiaların hepsi gerçekliği yansıtmıyor ve hepsi spekülasyon. Önceki analizlerimde Rusya’nın Türkiye ile savaşmayacağını ve Türkiye’nin de böyle bir niyetinin bulunmadığını yeri geldikçe belirttim. Eğer Türkiye, Rusya’nın kendi hedeflerine yönelik herhangi bir saldırı hazırlığını fark etse, Rus savaş gemilerinin boğazlardan geçişine izin verir mi? Ya da Rusya’nın böyle bir hazırlığı olsa bu yıl 19-21 Mayıs tarihlerinde Tataristan’ın başkenti Kazan’da 8.Uluslararası ekonomi zirvesinde düzenlenecek “Rusya – İslam Dünyası: Kazan Summit 2016” konulu foruma Türkiye’nin katılmasına rıza gösterir mi? Rusya Dışişleri Bakanlığı Resmi Sözcüsü Mariya Zaharova, “Türk tarafının Kazan’daki foruma katılmak gibi bir arzusu var ise biz bunu sadece memnuniyetle karşılarız. Biz Türk iş sektörüne açığız” açıklaması yapar mı? Son olarak Suriye’de ABD’nin kara ordusu gibi hareket eden PYD eksenli Kürt güçlerinin denetimindeki bir askeri kampın, Rus uçaklarınca kaza süsü verilerek vurulması benim tezlerimin doğruluğunu gösteriyor. Nitekim Rusya savaş uçakları sivil Arap unsurlara saldırı düzenlerken yanlışlıkla YPG/YPJ Kadın Kollarının kampını yerle bir etti. Genelkurmay kaynaklarından alınan bilgiye göre, vurulan kampın YPG’nin önemli bir karargâhı olduğu anlaşıldı. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Rusya’nın Suriye’deki Kürt güçlerinin Türkiye’yi rahatsız eden operasyonlarından hoşnut olmadığını kim iddia edebilir? 17 Şubat saldırısı gerçekleştiğinde eli kalem tutan kim varsa neredeyse hepsi bir ağızdan bu işi Rusya’ya yıkmaya çalışmadı mı? Kendimi bu koronun dışında tutuyorum. Çünkü ben 17 Şubat saldırısını yapan karanlık odakla ilgili “Bu güç ABD olabilir mi?” sorusuna cevap aradığım yazımda, “Türk yetkililerle Amerikalı yetkililer arasında PYD üzerinden yaşanan ağız dalaşı ve Türkiye’nin Azez’e doğru ilerlemeye çalışan PYD güçlerinin mevzilerini top ateşine tutması, neredeyse dünyayı ayağa kaldırmıştı. ABD ve Avrupa Birliği’nin Türkiye’nin bombalamayı durmasını isteyen emir kipi içeren talepleri Türk birliklerinin topçu ateşini durdurmaya yetmemişti. Türkiye’nin Suriye’de izlediği stratejinin ABD çıkarlarına zarar vermesi nedeniyle Ankara’daki saldırının tezgâhlanmış olabileceğini ileri süren bazı çevreler, ABD’nin geçmişte Türkiye’ye yönelik bazı güç gösterisinde bulunduğunu belirterek, 1 Ekim 1992’de Ege Denizi’nde gerçekleştirilen NATO Kararlılık Gösterisi-92 Tatbikatı sırasında USS Saratoga (CV-60) uçak gemisinden atılan 2 Sea Sparrow füzesiyle Muavenet muhribinin vurulmasını örnek gösteriyorlar” demiştim. Devamında “Benim görüştüğüm bazı uzmanlar, 10 Ekim 2015 ve 17 Şubat 2016’da Ankara’da patlayan bombaların failini çok uzakta aramanın zaman kaybı olduğunu, dost görünen düşman kuvvetlerin bu terör eylemini tertiplediklerini söylüyor. Güvenlik güçlerinin yürüttüğü faili belirleme çalışmalarının sonunda olayın ister PKK ister IŞİD’i işaret etse bile azmettirici gücün bir NATO ülkesinin istihbarat servisinin tezgâhı olduğu konusunda hemfikirler. Sonuç itibarıyla Ankara bombaları Türkiye’yi işgal etmek isteyen küresel güçlerin, NATO planının bir parçasıdır.” tespitinde bulunmuştum. Bkz Ömür Çelikdönmez/nokta32.com/ 18 Şubat 2016 Perşembe/ Emperyalizmin Bombalı Ankara Çıkartması! ABD ile Türkiye arasındaki anlaşmazlığın temel konusu sanki sadece PYD gibi algılanıyor. Oysa asıl sorun, ABD’nin Irak ve Suriye’deki Türk varlığını istememesi. Türkiye ağzıyla kuş tutsa ABD’li yetkilileri, PYD’nin terör örgütü PKK’nın Suriye kolu olduğuna ikna edemez. Baksanıza Ankara’daki patlamanın daha dumanları tüterken Beyaz Saray, ABD’nin, Ankara’da 28 kişinin ölümüne neden olan saldırının sorumlusunu henüz belirleyemediğini açıkladı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, Ankara’daki saldırının sorumluluğu konusunda Türk hükümetinin beyanlarını doğrulayacak ya da reddedecek bir pozisyonda olmadıklarını belirterek, “Anladığımız kadarıyla bu hâlâ ucu açık bir soru” dedi. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Ben Rhodes, “Amerikan hükümeti olarak Ankara’daki saldırıdan kimin sorumluğu olduğunu biz belirlemedik. Türkiye ile bu konuyu görüşeceğiz” dedi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby, YPG’nin IŞİD’le savaşan en etkili grup olduğunu ve desteklerinin süreceğini ifade etti. Türkiye’nin itirazlarına rağmen ABD, YPG’ye askeri olarak tam destek vermeyi sürdüreceğini belirterek “IŞİD’e karşı en etkili savaşçılar” açıklamasında bulundu. İki NATO müttefiki Türkiye ile Amerika’nın Suriye krizine yaklaşımının son dönemde ciddi şekilde farklılık gösterdiği sır değil. Türkiye’nin YPG ve PYD’yi PKK gibi terörist örgütler nitelemesi Washington’da kabul görmüyor. Lakin Washington’un duruşu sadece kabul etmemekle sınırlı değil. Çünkü Ankara saldırısı Türkiye’nin stratejik merkezi sayılabilecek, çok kritik bir noktada gerçekleştirildi. “Devlet mahallesi” adıyla bilinen TBMM, Genelkurmay Başkanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve yüksek rütbeli askerin kaldığı lojmanların bulunduğu mıntıkada, cumhuriyet tarihinde ilk kez böyle bir eylem yaşandı. Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı kuvvet komutanlıklarının karargâhlarında görev yapan askeri personel ile sivil memurların hedef olduğu saldırı, bir ilk olma özelliği taşıyor. Bu saldırıda her ne kadar PKK ve YPG parmağı olduğu söylense de, hatta saldırıyı gerçekleştiren terör eylemcisinin bölücü terör örgütü PKK’nın kollarından biri olarak bilinen TAK (Kürdistan Özgürlük Şahinleri) adlı terör örgütüyle organik bağı ortaya çıkmış olsa ve adı geçen örgüt terör eylemini üstlendiğini duyursa da gerek Kandil’in gerekse PYD’nin bu eylemi üstlenmemesi dikkat çekici. Nitekim alçak saldırının arkasından PKK, Ankara’da 28 kişinin hayatını kaybettiği saldırının sorumlusu olmadığını açıkladı. PKK’nın liderlerinden Cemil Bayık, Fırat Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada, Ankara’da düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenmediklerini, saldırıdan PKK’nın sorumlu olmadığını söyledi. Yine Türk resmi makamlarınca eylemi gerçekleştirmek suçlanan PYD lideri Salih Müslim de Ankara’daki saldırı ile YPG’nin ilgisi olmadığını savundu. Bunun anlamı şu; eylemci PKK hiyerarşisi içinde bir örgütlenmenin içinde olmasına rağmen adı geçen örgütlerin tepe noktasından verilen bir talimat doğrultusunda değil lakin farklı bir yan kanaldan verilen talimatla terör eylemini gerçekleştirmiştir. ABD makamlarının ısrarla Türk yetkililerinin açıklamasından tatmin olmadıklarını deklare eden beyanların arka planında, failin kim olduğunu bilmelerinin payı büyüktür. Hatta öyle ki bizzat Başbakan Davutoğlu’nun failin PYD/YPG örgütünden Suriye doğumlu Salih Neccar olduğunu açıklamasından hemen sonra PKK’nın yan örgütlerinden TAK terör eylemini üstlenmiş ve Abdulbaki Sönmez isimli Van 1989 doğumlu militanın intihar saldırısını gerçekleştirdiği bilgisini paylamıştı. Emniyet ve MİT arasında yaşanan rekabetin ve yanlış bilgilendirmenin aslında CIA kaynaklı olduğu, Salih Neccar veya Abdulbaki Sönmez’in aynı kişi olduğu böylelikle ortaya çıktı. Uzun bir süredir PYD ile iç içe müşterek operasyon düzenleyen ABD’nin istihbarat birimlerinin terör eylemi sürecinin planlanmasından gerçekleştirilmesine kadar olan süreci kontrollü takiplerinin sonucunda, ABD’li yetkilileri bilgilendirdikleri belki de bu nedenle Türk yetkililerinin eylemin failinin PYD olduğuna dair açıklamalarını yeterli bulmadıkları anlaşılıyor. Şimdi can alıcı soruyu sormanın tam sırası, 17 Şubat saldırısını eğer ABD gizli servisi planladıysa ve bazı örgütleri taşeron kullandıysa neden buna gerek duydu? Terörle ne mesaj vermek istedi? Bu terör eylemi hangi kaybın intikamıydı? Türkiye kamuoyunda yaygın kanaat, saldırının hedef kitlesi ve gerçekleştirildiği mekân açısından Güneydoğu’da süren operasyonlara ve Fırtına Obüs’lerinin Afrin bölgesinde YPG hedeflerine yönelik yoğun top atışlarına bir misilleme olduğu şeklindeydi. Ancak Amerikalıların Ruslarla paylaştığı bir bilgi notu, 17 Şubat saldırısının hani nedenle patlak verdiğini gözler önüne serdi. ABD Hava Kuvvetleri Komutanı Charles Brown, Rusya’nın, Suriye’nin kuzeyindeki az sayıda ABD özel harekât birliklerinin yerleri konusunda kabataslak bilgilendirildiğini belirtti. Rusya’dan, Suriye’nin kuzeyinde Suriyelilerle IŞİD’e karşı mücadele eden özel harekât birliklerinin bulunduğu bölgeleri hedef almamasını istediklerini söyleyen Brown, bunun öncesinde Rusları, endişe duydukları hava sahaları hakkında yakından uçmamaları konusunda ana hatlarıyla bilgilendirdiklerini dile getirdi. Daha öncede ABD ve Rusya savunma bakanlıkları, Suriye hava sahası üzerinde iki ülkenin hava kuvvetleri arasında çatışma çıkmasını önlemeye dönük mutabakat anlaşması imzalamıştı. Beyaz Saray, geçtiğimiz yılsonunda yaklaşık 50 özel harekât askerinin IŞİD’le mücadelede destekledikleri yerel güçlerin eğitimi için Suriye’nin kuzeyinde konuşlandırılmasını yetki vermişti. Özel harekât güçlerinin noktaları güvenlik gerekçesiyle açıklanmamıştı. Rusya ve ABD Suriye’deki terörist hedeflere ilişkin istihbarat paylaşımı konusunda anlaşmaya vardı. Şimdi ne var bunda diyeceksiniz? Ben söyleyeyim; Suriye tarafında kalan Azez ve çevresinde IŞİD’e karşı mücadele kapsamında ABD ile koordinasyon yürüten PYD’nin başını çektiği “Suriye Demokratik Güçleri”nin muhaliflerin kontrolündeki bölgeleri ele geçirmelerini önlemek isteyen TSK tank ve topçu birliklerinin açtıkları ateş sonucunda, ABD’nin PYD içinde konuşlandırdığı ve Kürtçe ve Arapça bilen askerlerden oluşan Delta Force güçleri büyük kayıplar verdi. Türkiye’nin PYD’ye olan karşıt tavrından dolayı, ABD’li askerlerin içinde yer aldıkları PYD’li birliklerin konuşlandığı mevkilerin koordinatlarını Türkiye’ye bildirmeyen ABD, seçkin birliklerinin kayıp vermesine neden oldu. İşte 17 Şubat saldırısında alınan intikamın perde arkası! Başka sorusu olan? Twitter:@oc32oc39 omurcelikdonmez@hotmail.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
 Trafik Kazası: 2 Ağır yaralı
Trafik Kazası: 2 Ağır yaralı
Biden: Başkan adayı olsaydım...
Biden: Başkan adayı olsaydım...