DİNLER ARASI DİYALOG, EN ÖNEMLİ MİSYONERLİK FAALİYETİDİR

DİNLER ARASI DİYALOG, EN ÖNEMLİ MİSYONERLİK FAALİYETİDİR

Dinler arası diyalog; Papalığın 3. bin yıl hedefi olarak açıkladığı, Asya’nın Hristiyanlaştırılması Projesi ve 21 yüzyılın en önemli misyonerlik faaliyetidir. Bütün Hıristiyanların ve misyonerlerin Müslümanları Hıristiyanlaştırmak ...

08 Şubat 2016 - 09:58

Dinler arası diyalog; Papalığın 3. bin yıl hedefi olarak açıkladığı, Asya’nın Hristiyanlaştırılması Projesi ve 21 yüzyılın en önemli misyonerlik faaliyetidir. Bütün Hıristiyanların ve misyonerlerin Müslümanları Hıristiyanlaştırmak için omuz omuza çalıştıklarına şüphe yoktur. Emellerini gerçekleştirmek isteyen bu şeytanların başvurdukları en önemli hile, kötülükleri, iyilikler arasına katarak, Müslümanları Allah’ın yolundan çıkarmaya çalışmaktır. Başarırlar mı? Asla. Dinler arası diyalogdan kast edilen doğruyu ve güzeli kabul edip uygulamaksa, herkes emin ve şahit olsun ki; Kur’an-ı Kerim ve sünnet, tutunacak tek dal ve izlenecek tek yoldur. Dinler arası diyaloğu savunan ve misyonerlik faaliyetinde bulunan kendini bilmezler, Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resulullah” yani “Allah’tan başka İlah yoktur. Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah’ın kulu ve Peygamberidir. demek olan Kelime-i Tevhid’e bile dil uzatmaktan çekinmiyorlar. Yüce Allah Araf Suresi 158. Ayette “Allah’a ve Resulüne iman edin. Allah’a ve Allah’ın bütün kelâmlarına iman etmiş bulunan o ümmî peygambere, evet ona uyun ki, hidayete erebilesiniz.” diye emrederken, kâfirlerin “Lâ ilâhe illallah” kısmının iman için yeterli olduğunu iddia etmekte, Yüce Allah’a şirk koşmaktadırlar. Dinlerarası Diyalogu savunanların ortaya attığı fikirler İslâm dininin genel hükümlerine aykırıdır. Peygamberimizin amcası Hz. Abbas (r.a.), henüz Müslüman olmamış olan Ebu Süfyan’ı Resulullah’ın huzuruna getirmiş. Peygamberimiz (s.a.v.) Ebu Süfyan’a “Lâ ilahe illallah Muhammedîn Resulullah” demesini buyurdu. “Kalbimde hala şüphe var” deyip sadece; “La ilahe illallah” diyerek susan Ebu Süfyan’ın şahadetini kabul etmemiştir. Daha sonra, Abbas (r.a.) ”Yazıklar olsun sana iman et” diye telkinde bulununca, Ebu Süfyan, Lâ ilâhe illallâh Muhammedün Resulullah” diyerek Müslüman olmuştur. Yani sadece “Lâ ilâhe illallah” demek, Hz. Muhammed Mustafa’yı kabul etmeyen şeytanlar için yeterli olabilir. Ama şahadet için yeterli değildir. Şimdi Amentü’nün esaslarına bir bakalım. 1 – Allah’ın varlığına ve birliğine inanmak. Hıristiyanlar; Baba = Allah, Oğul = İsa, Ruhu’l-Kudüs = Hz. Meryem’e Allah tarafından ilkâ edilen ruh’a inanırlar. Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu olduğunu kabul ederler. Yani Hz. İsa’nın hem doğduğuna hem de İlah olduğuna inanırlar. Doğmuşsa yaratılmıştır, buna yaratıcı demek ne kadar doğrudur? Halbuki Yüce Allah Maide Suresi 73. Ayette “Andolsun “Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler de kâfir olmuşlardır. Halbuki bir tek Allah’tan başka hiçbir tanrı yoktur.” diye emretmektedir. Pazar ayinlerinde her kilisede topluca söylenen Hıristiyan Âmentüsü, “Tek Allah’a inanıyorum…” cümlesiyle başlamaktadır. Kendi içinde çelişkide olan birine neyi anlatacaksın? Hristiyanların uyması gereken ilâh anlayışlarını Hz. İsa, bizzat Kur’an diliyle Maide Suresinde şöyle cevaplandırmıştır: “Ey İsrailoğulları, benim ve sizin Rabbiniz olan Allah’a ibadet edin” 2 – Meleklerin varlığına, onlarda erkeklik ve dişilik olmadığına inanmak. Hıristiyanlar, melekler için “Onlar tanrının kızlarıdır” diyorlar. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, bunu reddetmekte ve “Allah’ın itaatkar ve şerefli kulları olan melekleri dişi saydılar. Onların yaratılışlarına şahit mi oldular? Onların bu asılsız şahitlikleri yazılacak ve bu hususta sorguya çekileceklerdir” diyerek meleklerde, erkeklik, dişilik gibi özelliklerin olmadığını, bunu uyduranların hesaba çekileceklerini bildirmiştir. 3- İlahi kitapların hepsine inanmak. Müslümanlar; Hz. Muhammed Mustafa’ya gönderilen Kur’an-ı Kerim haricinde, Musa aleyhisselama gönderilen Tevrat’a, Davud aleyhisselama gönderilen Zebur’a, İsa aleyhisselama gönderilen İncil’e inanır. Ancak Hıristiyan ve Yahudiler Kur’an-ı Kerim’e inanmaz. Zaten Yüce Allah’ta Ankebut Suresi 47. Ayette “İnatçı kafirler ayetlerimizi inkar eder” diyerek bunu açıkçı belirtmiştir. 4- Bütün Peygamberlere inanmak. Müslümanlar Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e kadar gelmiş geçmiş bütün peygamberlere inanır. Allah’ın resulleri arasında ayırım yapmaz, “işittik ve itaat ettik der” Allah’tan mağfiret diler. Ama Hıristiyan ve Yahudiler Hz. Muhammed Aleyhisselama inanmazlar. Peygamberlerden bazısını kabul edip, bazısını inkâr etmek kafirliktir. Gerçek olan şu ki; Hz. Muhammed’e iman etmeyen Yahudi ve Hıristiyan, mutlaka Cehenneme girecektir. 5 – Ahiret gününe, öldükten sonra dirilmeye, Cennet ve Cehenneme inanmaktır. Alemlerin Rab’ı Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim Tevbe Suresi 29. Ayette “Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve resulünün yasakladığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, boyun eğerek kendi elleriyle cizye verecekleri zamana kadar savaşın” emri var iken biz neyin diyaloğuna gireceğiz. 6- Hayrın, şerrin ve her şeyin Allah’tan olduğuna inanmak. Karşımda bir Hıristiyan ve Yahudi var. Diyaloğa giriyoruz ve diyorum ki; Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de, “Allah katında hak din İslam’dır. Kim İslam’dan başka din ararsa bulacağı o din, asla kabul edilmez. Doğru yol, ancak Allah’ın bildirdiği İslamiyet yoludur. Siz Müslüman olmaz, İslamiyet’e girmez iseniz cehennem ateşinde yanacaksınız. Yahudi ve Hristiyanlar, muhakkak Cehenneme girecektir. Biz dostta olamayız. Çünkü Yüce Allah “Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostudur. Sizden kim onlarla dost olursa onlardan sayılır” buyurmuştur. Ayrıca ben din değiştirip Hıristiyanlar olmadıkça veya Yahudileri sevip, çıkarlarına hizmet etmedikçe beni sevmeleri imkansın. Benim bunu yapmak da imkansız ise hangi diyaloğu kuracağız. Hangi konuda ittifak edeceğiz. Diyalogdan bahsedilen, herhalde, Nasrettin Hoca Fıkralarını anlatmak değildir. Benim dinim, Hıristiyan ve Yahudiler için; Bunlar kafirdir, cehennemliktir. Bunlarla dost olmayın diye emrediyor. Hıristiyan ve Yahudilerin beni dinimden çıkarmaya çalıştıklarını bildiğim halde, neyin diyaloğunu kuracağız. Diyalog kurmak farz değildir. Tek gerçek araştırmak ve doğruyu kabul etmektir. Hıristiyanlar, Yahudiler ve İslam’ı kabul etmeyen bütün insanlık, atalarının ve papazların uydurdukları İslam’ı değil de, gerçek İslam’ı araştırıp öğrenirlerse, emin olun hepsinin Müslüman olmamaları için hiçbir engel kalmazdı. Asilms@hotmail.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
HALİLİYE VOLEYBOL TAKIMI, PEYASSPOR’U 3- 0 YENDİ HB
HALİLİYE VOLEYBOL TAKIMI, PEYASSPOR’U 3- 0 YENDİ HB
Google Sahte Haberciliğin Önüne Geçmek İçin Düğmeye Bastı.
Google Sahte Haberciliğin Önüne Geçmek İçin Düğmeye...