Dondurma Denilince Urfa Marka Olacak

Dondurma Denilince Urfa Marka Olacak

Bölgede ekonomik durgunluk yaşanırken Urfalı dört girişimci devletin de desteğini alarak 6 bin 500 metrekare kapalı alan üzerine kurdukları son derece teknolojik ve sistematik dondurma ...

15 Ağustos 2016 - 16:31

aaaf Bölgede ekonomik durgunluk yaşanırken Urfalı dört girişimci devletin de desteğini alarak 6 bin 500 metrekare kapalı alan üzerine kurdukları son derece teknolojik ve sistematik dondurma fabrikasıyla ülkenin sayılı markalarından biri olma yolunda ilerliyor. Frydoo markasıyla piyasaya sürdükleri ürünlerinin en büyük hedefi ise Türkiye’de aranılan ve büyük firmalarla rekabet edebilen firmalarla yarışmak. ‘Yemediğimiz dondurmayı satmayız’ düsturuyla hareket eden Frydoo’nun ortaklarından ve firmanın yönetim kurulu başkanlığını yapan Mehmet Billurcu ile dondurma fabrikasının kuruluş hikayesini, dondurma fabrikası kurulurken dikkat edilmesi gerekenleri, Frydoo’yu diğer markalardan ayıran özellikleri ve önlerindeki hedeflerini Gazete İpekyol olarak konuştuk. Kendinizi tanıtır mısınız? Ortaklarımdan başlayayım Kureyş Çelik, Gıda İmalatçıları Kooperatif Başkanı. Yaptığı işlerle memlekete faydalı olmaya çalışmıştır. Ortaklarımdan diğerleri Mahmut Hancıoğlu, Murat Güneş ve ben Mehmet Billurcu. Frydoo süreci nasıl başladı? Frydoo Diyarbakır’da kurulmuş bir firmadır, biz devrini aldık, sonra memleketimize getirdik. Birinci olarak Urfa’nın kendi dondurmasını çıkarma gereğini gördük. Sonuçta memleketimizin bir ürünü olması lazım, burada da dondurma tükettiğimiz halde üretmiyoruz. Piyasadaki kalite oranlarını iyileştirmemiz gerektiğini düşünerek bu işe kalkıştık. Burada Avrupa Birliği’nin desteği vardır. TKDK’nın desteğiyle burayı kurduk. Sağ olsun, Urfalılar bu işe sahip çıktılar, bürokrat kesimi de bize sahip çıktı. Memleketin ilk yapılan fabrikasıdır. 1990’larda bir arkadaşımız dondurma fabrikası kurdu, 6 ay çalıştı, 6 ay sonra da kapattı. Büyük firmaların baskısına dayanamadı. Biz büyük firmaların baskısına dayanmaya çalışıyoruz. Ne gibi baskılarla karşılaşıyorsunuz? Ağırlıklı olarak büyük firmalar, piyasada kendilerine rakip istemiyorlar. İstememelerinin nedeni de yerel firmalar büyük firmaların önünü engeller. Çünkü halk yerel firmayı daha önce tanır. Daha doğrusu para burada kazanılır, parayı Amerika’ya yatırırlar. Lobilerine çekerler. Biz parayı kazandığımızda ise kendi memleketimize yatırırız. Bizler işçi olmamak için işletme kurmak zorundayız. Bu fabrikanın ortakları vardır ama yalnız bu fabrika sadece ortakların değildir. Hem çalışanlarındır hem halkındır. Bugün memlekete bu fabrikaya sahip çıktığı takdirde, bu fabrika çalıştığı süre içerisinde bir vardiyada 168 kişi içeride çalışacak. Doğrudan bu fabrika 350 kişiye istihdam sağlayacak. 2017-2018 planında bu fabrika 350 kişinin altına düşmeyecek. 2018’e kadar dediğimiz sistemler kurulduğu zaman bayiliklerle beraber bu fabrika bin 500 kişiye ekmek kapısı olacak. Piyasada o kadar marka varken, Frydoo hangi özelliği ile ön plana çıkacak? En büyük özelliği kalitesidir. Şu anda Türkiye’de 7 firmayız, piyasaya girdiğimizde 7’nci firmaydık, şu anda 4’üncü firmayız. Ürün yelpazesini 2017’de değiştireceğiz. Piyasada meyveli dondurma diye bir dondurma yok. Hakiki meyveli dondurma üretimine başlayacağız. Şu anda ürün denemelerimiz, ürün analizlerimiz devam ediyor. AR-GE çalışmalarımızı yaptık, inşallah kaliteden ödün vermeyeceğiz. Alt markalarımız var, piyasa için çıkardığımız alt markalarımız oluyor. Büyük firmalarda da bizim gibi firmalarda da üç şekilde satış yapılıyor. Birincisi normal kesime satmak zorundasınız. İkincisi orta kesim, üçüncüsü ise kaliteli kesim dediğimiz kesimdir ve bu üçünü de çıkarmak zorundasınız. Sistem olarak böyle bir piyasada çalışmak zorundasınız. Kaliteli mal yaptım diyerek insanlara tepeden bakmak bize göre yanlıştır. Kaliteli çıkarıp ucuza satmak istiyoruz. Reklamımız fiyatımız, vatandaşımızdır. Sizin büyük pazarlarda rekabet edebilecek gücünüz var mı? Çok şükür var. Bizim halkımız yanımızda olduktan sonra korkumuz yok. Urfalılar bu işe sahip çıkar. Çünkü biz bu işten önce de gıda işinde çalışıyorduk. Bize biraz tesisinizden ve fabrikanızdan bahsedecek olursanız? Tesisimiz saatte 5 ton üretebilen bir tesistir. Yani, günlük 40 ton üretim yapabilecek bir tesistir. İlk kurulduğundan 10 ton sütle 36 ürün çıkartıyordu. Ürünlerimiz, makinelerimiz, tünellerimiz hepsi son teknoloji ile kuruldu. Otomasyonlu bir sistemle çalışıyoruz. Depolama alanlarımız 3 dönüm üzerine kuruldu ve depolama alanlarımızda biz ürünü 67 gün içeride stok edebiliyoruz. Bu işte en önemli nokta, ürettiğin ürünü stok edebilmektir. Hijyen şartları içerisinde stok edebilmektir. Hijyen koridorlarımız var, içeri girişler yasak, depolama alanına sadece bir kapıdan giriş yapabiliyorsunuz. Aynı şekilde çıkış kapısı da tek kapıdır ve başka bir yerden kapı açılmıyor. Açılmamasının en büyük sebebi ise hijyen zincirini bozmamaktır. Bugün o dondurmayı biz yemiyorsak satmayız. Ben ve ortaklarımda, kendi yemediğimiz malı satmama gibi bir karar aldık. Çünkü para her zaman kazanılır ama insanların sağlığına zarar verecek ürünleri yapmak mantıklı değildir. Bu tesisin maliyeti size ne kadar oldu? Bu tesisin 11 trilyon gibi bir maliyeti var. Bunun 3 milyon lirasını Avrupa Birliği’nden destek aldık, diğerini ise kendi öz kaynaklarımızdan temin ettik. Gıda işine girme hikâyeniz nasıldı? Daha önce bir deneyiminiz var mıydı? Ben 40 yaşlarındayım, ortaklarım da hemen hemen hepsi o yaşlardadır. Hepimiz babadan, dededen gıdacıyız. Ben mesela 5 yaşından bu yana gıdanın içindeyimdir. Dedem ve babam yılların esnafı, dondurmacılık zaten aile de var. Ailece dondurmacılıktan gelmeyiz. Urfa’da az çok herkes gibi dondurmacı olarak bilir. Şimdi bize demircilik deseniz bilmeyiz ama gıda sektörünün yüzde 80’inde çalıştık, üretimde çalıştık. Ürün yelpazeniz nasıl, geniş mi? Ürün yelpazemiz geniştir. Çünkü 30 çeşit dondurma ürünümüz var. Şu an piyasaya sürdüğümüz ise 11-12 çeşit var. Malın kalitesini kabul edeceğiz, sonra piyasaya süreceğiz ve satışa çıkaracağız. Şu an tesisimizde gıda mühendisimiz var, makine mühendisimiz var. Amaç iyi bir şeyler yapabilmek. Bu memlekete işletmeler kurmak zorundayız. Antep ve Diyarbakır niye ileri de? Çünkü kendileri yapıyorlar. Urfalı kendisi çalışacak ve yatırım yapacak. Frydoo’nun iyi bir marka olması için hem Urfa’da hem Türkiye’de ne gibi çalışmalar olacak? Şuanda bayilik çalışmalarımız başladı talepleri aldık. Bayilik şuanda vermiyoruz. Neden vermedik? Bizim standartlarımıza uymaları lazım. Antep’ten, Diyarbakır’dan, Batman’dan, Siirt’ten talep var bölge olarak… Çalışmalarımızda sıkıntı yok. Bayilik işine başladık, bu sezon verseydik hata yapardık. İstenilen ürünü yetiştirebilmemiz lazım. Bu sene için vermedik, ürünü netleştirip buradaki ekibi yetiştireceğiz. Ekibimiz dondurmayı bilmiyor, dondurma sütü pişiriyorsun ardından donduruyorsun. Şoklanan ürünün anında depoya gitmesi gerekiyor. Soğuk zincirin kırılmaması lazım, bir yerde normal bir ürün satarken dışarıda durdurabiliyorsun ama bunun öyle bir imkanı yok. Soğuk zinciri müşterinin dondurmayı yiyeceği noktaya kadar dolapta kalmak zorunda, dışarıda durdurup dolaba koyunca dondurma bozulur ve dondurma lezzetini kaybeder. Ham maddeyi nereden temin ediyorsunuz? Ham maddeyi Urfa bölgesinden süt alımı yapıyoruz, ağırlığımız süt ve salep. Birecik, Siverek, Diyarbakır, Batman, Van tarafından salep toplattırıyoruz. Salep işi biraz farklı… Dondurmaya lezzet veren salep ama her üründe salep oranı değişiyor. Salepli ürünlere ağırlık vermeye çalışıyoruz, salebin maliyeti yüksek. Frydoo’nun kısa, orta ve uzun vadede hedefleri neler? Bizim 2017 için piyasada Urfa’da bir numara olacağız. Antep piyasasında bayilik görüşmesi var. Onlara bayilik verme durumumuz var. Meyveli dondurma grubunda da İstanbul’da firmalarla görüşmemiz var. Buraya ziyaretimize geldiler. Özellikle istiyorlar. Tabi biz kaliteyi oturtmadan ürün veremeyeceğimizi söyledik. Onlar da çıkardığımız ürünleri kontrol ettiler, beğendiler talepte bulundular. Önümüzdeki yıl içerisinde kendilerine malı vereceğiz. Bizim amacımız memlekette üretip her bölgeye satmak, her bölgeden kar elde edip memlekete yatırım yapabilmek. Anteplilerin güzel bir sözü var, ‘Dünyada Türkiye için Türkiye’de Antep için’ bizde ‘Dünyada Türkiye için Türkiye’de Urfa için’ mücadele ederiz. Bizim mecburiyetimiz var, 40 sene önce bizim büyüklerimiz fabrikaları kurmaya çalışsalardı, zorluk görmeye dayanabilseydiler bugün bu konuşmayı yapmazdık daha fazla iş yapardık. Biz mücadele edeceğiz. Belki bizlere Antep gibi olamayacağımız söylenir ama 10 yıl sonra biz tarım ve hayvancılık üzerine bir numara olacağız. Bunun yolu bizim gibi insanlar başını koymak zorunda, elini değil başını koyacak. Ortaklarımla beraber bir yıldır bu tesisin başlamasından beri evin yolunu unuttuk. Böyle bir şey var memlekette sütü üretiyorsun, sütü 1.15 TL satıyorsun getirisi 0.15 kuruş, o 0.15 kuruşu kazanmak mı karlı yoksa 0.15 kuruşu işleyip 170 kişiye ekmek kapısı açmak mı? Ürüne katma değer katıp satarken daha karlı satıyorsun. (Kaynak: Gazete İpekyol)

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Karaköprü'de Loğar Kapağı Tehlike Saçıyor
Karaköprü'de Loğar Kapağı Tehlike Saçıyor
Karbonmonoksit Zehirlenmesi: 1 ölü
Karbonmonoksit Zehirlenmesi: 1 ölü