Evlatlarımız ve putlar!

Evlatlarımız ve putlar!

 İnsanlar yaradılışı itibarıyla  bir ilah’a inanmaya ve ona tapınmaya kendini mecbur ve muhtaç hissetmiştir. İnsanın son derece aciz ve  fakirliği  sebebiyle kendisinden daha güçlü ve ...

13 Ekim 2014 - 20:31

 İnsanlar yaradılışı itibarıyla  bir ilah’a inanmaya ve ona tapınmaya kendini mecbur ve muhtaç hissetmiştir. İnsanın son derece aciz ve  fakirliği  sebebiyle kendisinden daha güçlü ve ihtiyaçlarını temin edecek birini arama meyli her zaman olmuştur.    Çünkü böyle bir duygu her  insana  verilmiş  ve bu duygunun  tatmin edilmesi  ise fıtri bir ihtiyaçtır. Zira fıtrat yalan söylemez.   İlahlığın  yalnız Allaha mahsus olduğunu kavramayan bazı insanlar atalarının dininden  vaz  geçmemekte,  batılda olsa  bu inançlarını  korumaya devam etmektedirler.   Asrımızda fen ve felsefenin ve bunun yanı sıra tekniğin gelişmesiyle birlikte düşünmenin hak ve hakikate yöneleceğini daha derin boyutlara varmasını beklerken mana ve hikmet yüklenmeyen bilimin bazı insanları nasıl bir sapkınlığa götürdüğünü ibretle seyretmekteyiz. Omuzları yıldızlarla dolu, üniversitelerde hocalık yapan bazı insanların ve onlara tabi olanların asrımızda nasıl bir putperest  inancına  sahip olduklarını ibret ve hayretle seyretmekteyiz. Geçmişte delalet cehaletten geldiğinden, izalesi kolaydı. Asrımız da  delalet fen ve felsefeden geldiğinden  izalesi hayli zorlaşmıştır.   İlim ve hikmetle bağdaşmayan her inanç, insanlık âleminde derin yaralar açar. Çünkü bu âleme gelen her kes aynı zamanda ölüme mahkûmdur.  Hayatın sırlarını çözmek ve ahreti de garanti altına almak her insanın  en büyük ihtiyacı ve talebidir. İnsanın bu gerçeğe sırtını dönmesi asla mümkün değildir. Çünkü insan;  yaşadığı  hayat sürecinde elde ettiği imkân  ve hatta üzerinde titrediği vücudu da  dahil olmak üzere her şeyini  kaybederek ölümle ister istemez yüzleşecek olmasıyla birlikte,  ölüm aynı zamanda dünyevi  hayatın da  önünü kesen  en büyük dönüm noktasıdır   Doğru bir tanedir. Yaşadığımız hayat ne kadar açık ve kat’i ise, ahiret âlemi de o kadar berrak ve açıktır. Çünkü dünyayı yaratan ahireti de rahatlıkla yaratır. Yaratıcının ne ilminde ve nede sanatında herhangi bir eksiklik mevcut değildir.   Bütün Peygamberler ve İlah’i Fermanlar insanlara öldükten sonra dirilişin yani haşrin  mesajını  vermiş, son Peygamber Hz. Muhammed (a.s.m.) ve son İlah’i Kitap olan Kur’anı Kerim; bu büyük inkılabın  delillerini hiçbir şek ve şüpheye mahal bırakmadan bizlere anlatmıştır.   İnsan için asıl hayat dünya  hayatı  değil,  ahiret hayatıdır,   Çünkü insan yaratılışı itibarıyla da fani ve geçici bir hayatla asla tatmin olmuyor. Asrımızda bazı inanç sahipleri hayvanlara, putlara tapmaktan hala vaz geçmemişlerdir. Bu ilahların kudret ve ilimleri nedir, yaratıcı bir güce sahipler mi, öldükten sonra bizi diriltebilir mi gibi insanın aklına gelen bu suallerin tümü cevap bulamamakta ve  kendilerine bile faydaları olmayan ve kendilerini koruyamayan  bu sahte ilahların insanların fıtri olan ihtiyaçlarına  cevap vermeleri asla mümkün değildir.   Bakara Suresinde bildirildiği gibi, Mısır da ineğe tapan bir nesilden bahsedilir  ve bu anlayış  hala bazı Asya ülkelerinde devam ederken  hatta  maymun ve fareleri mukaddes olarak kabul edenleri de  görüyoruz. Şüphesiz ki İlahi fermanın dışındaki bütün akideler şirke dayanmaktadır.   Ayrıca kendi elleriyle yaptıkları puta tapan insanların var oluşu daha da şaşırtıcıdır. Yerinden kalkamayan, konuşamayan ve duymayan, ne kendine nede başkasına kâr ve zararı olmayan bir puta ilahlık gibi bir mananın yüklenmesi son derece ilkel ve gerici bir anlayışın tezahürdür. Ne acı gerçektir ki,  bir taşa veya bir maddeye bir şekil veriliyor, sonrada onun karşısında esas duruşa geçip ona adeta secde ediliyor.   Resmi bayram dedikleri günlerde ise ülkenin her yanında bütün okul talebeleri ve bürokratlar heykellerin etrafında toplanıp törenler düzenleyerek o heykele bağlılıklarını tekrarlıyorlar. Askerlere  ant içme törenlerinde de aynı şeyler mecburi olarak yaptırılıyor ve  o puta olan bağlılıklarını hep birlikte dile getiriyorlar.   Hani demokrasi ve inanç hürriyeti vardı. Bizim çocuklarımızı hangi hakla zoraki bir şekilde bir putun önüne götürerek o puta bağlılık andı yaptırıyorsunuz. Bunun insan hakları ve demokrasi ile ne ilgisi var. Hani her inanan kendi inancında hür ve serbest olacaktı..   Müslümanlar hiç kimsenin çocuğunu zorla camiye götürmezler ve böyle bir hakkı da kendilerinde görmezler. Islama karşı mütecaviz olmamak şartıyla her inanç sahibi inancını yaşayabilir ve devam ettirebilir. Hiç kimsenin taptığına hakaret etmeyi İslam Dini kabul etmemiş ve yasaklamıştır. Müslümanlar da  bu ülkede vatandaş olduklarından putperestlikten  kurtulamamaktadırlar. Zira  her kesi bir putun önünde serfüru ettiren  bir anlayışla yönetmek için ellerinden gelen her türlü baskıyı uygulayanlar  ve bunun için ceberutça  gayret gösterenler, insanlığa karşı  çekinmeden ve pervasızca  büyük bir suç işliyorlar.   Putlara inananlar gitsinler putlarının önünde secde etsinler veya nasıl davranmak istiyorlarsa ona göre davransınlar. Bu bizi hiç mi hiç alakadar etmiyor. Amma kendi  inancını başkalarına  dayatanlara karşı durmamız ve bu haksızlığı gidermek için çaba sarf etmemiz en büyük bir vazife  ve vazgeçilmez bir hakkımızdır.   Batı dünyası heykelleri bir sanat eseri olarak yapar, kendi kültürlerinin bir parçasıdır heykel yapmak. Kiliselerde ise Hz. İsa (a. s.)  ve hazreti Meryem’in resim veya heykelleri vardır. Ancak bu heykeller her devlet dairesinde ve okullarda yoktur. Aynı şeyleri taklit etmek İslam dininde yasaklanmıştır.   Malum olduğu üzere Kur’anı Kerim de putlarla mücadele eden iki büyük Peygamber den bahseder. Birisi Hz. İbrahim (a.s.) diğeri Hz. Muhammed (A.s.m.) Her iki Peygamberde putları kırmışlardır. Hz. İbrahim ibret olsun diye kırdığı putların baltasını en büyük putun üzerine asarak müşriklere bir ders vermek istemiştir. Hz. Muhammed (a.s.m.) Kâbe’nin etrafındaki bütün putları kırmıştır. Çünkü Putlar bir rejimin bir tahakkümün veya şan ve şöhretin ve zulmün temsilcisidirler. Putlara  karşı bağışıklık kazananlar bir akide zafiyeti ve bundan dolayı da büyük bir  İlahi tehlike ile karşı karşıya kalırlar.   Bundan doksan yıl kadar evvel Kemalizm diye bir inanç yoktu. Ama artık kanunlarla bile korunuyor.  Kemalist llkeler  bir inanç haline gelmiştir. Resmi bayramlardaki bağlılık törenleri bunun en bariz bir örneğidir.   Putperestler Hz. Peygambere (a.,s,.m,.) şunu söylediler. Gelin sizinle bir anlaşma yapalım. Sizin İlahınıza bazen biz ibadet edelim. Bazen de siz bizim putlarımıza ibadet edin teklifi karşısında  hazreti peygamber bu teklifi asla kabul etmemiştir. Zaten konu ile ilgili Yüce Rabbimiz “Kafirun Suresi”ni inzal buyurmuştur. “…. Siz bizim İlahımıza kulluk etmezsiniz. Bizde sizin tapınaklarınıza tapmayız. Sizin dininiz size bizim dinimiz bize.” Bu gün ülkemizde açılan her okul, hastane ve devlet dairesine birer put konulmakta ve her memurun başın da resim olarak asılmaktadır. Yani putlar eksilmemekte ve her geçen gün  daha da çoğalmaktadır. Kemalistlerin  bu yaptıklarına  putperesetlik  demek bir hakaret değildir. Bir büst veya heykele  başları ile secde edenler veya karşısına geçip bağlılıklarını ifade edenler varsa elbette o tartışılmaz bir put niteliğindedir. Adına büst veya heykelde deseler asıl mana değişmemektedir.   Evet, ben Müslümanım elbette eğer adalet ve inandığım gibi yaşama hakkımız  varsa eğer, çocuklarımızı bir putun önüne götürmezsiniz  ve böyle bir hakkınız asla olamaz. Böyle bir hakkı kendilerinde görenler ne insan haklarından ve nede inandıkları demokrasiden bahsedemezler böyle bir uygulama sahtekârlıktan başka bir şey değildir. Ben putperest olan  inancınıza  tabi olmak istemiyorum ve bütün ruhu canımla sonsuza kadar  bu inancınızı  red ediyorum.    Bu Hususta Asrın İmamı Bediüzzaman Said_ê Nursi Hz. Diyorki; “Mekteplerde ve dairelerde ve halkta, o ölmüş dehşetli adamın muhabbeti telkin ediliyor. Bu hal ise Alem-i İslam’a ve istikbale pek elim ve acı bir te’siri olacaktı,  Şimdi ihtiyarımızın haricinde onun mahiyeti ne olduğunu en başta ve en ziyade alakadar ve en son ondan vazgeçecek adamların ellerine kat’i hüccetler gösteren ve ispat eden Risale-i Nur nur geçmesi, kemal-i merak ve dikkatle okunması öyle bir hadisedir ki; bizler gibi binler adam hapse girse, hatta idam dahi olsalar, dini İslam cihetiyle yine ucuzdur” demektedir.   Bundan doksan yıl kadar evvel bu ülkenin Müslüman olan halkı ehl-i şeriat idi. Şimdi ise onların bazı torunları şeriata karşı çıkıyorlar, adeta İslam’ı hayatlarından silip atmaya çalışıyorlar. Bu insanları bu hale getiren ciddi sebepler var. Müslümanlar çocuklarını veya torunlarını putperestlerin ellerinden kurtarmak için çaba göstermelidirler. Gözümüzün önünde çocuklarımızı bizlerden çalmaya çalışanlara karşı ciddi bir tavır koymak gerekiyor. Putunu zorla başkalarına dayatmaya hiç kimsenin hakkı olamaz. Zorbalık diktatörlüğün bir kalıntısıdır.   Cenabı Allah ve peygamberler hakkında her şeyi söyleyenlere hürriyet tanınırken, Mustafa Kemal hakkında koruma kanunun hala yürürlükte olması asla kabul edilemez ve son derece düşündürücüdür. Parlamento  bir an evvel bu kanunun yürürlükten kaldırılması için kanun çıkarmalıdır. Hani laiklik her kesin inandığı gibi bir hakkı vardı ve bu hak korunacaktı. “Sizin dininiz sizin, bizim dinimizde bizim” olsun. Biz sizin dininize zaten karışmıyoruz, amma siz bizin dinimize neden karışıyor ve kendi inancınızı  bizlere telkin ve yaşamaya zorluyorsunuz?   Rusya ‘da Lenin için yapılanların aynısını ülkemizde Kemalistler yapıyor. Ankara Ulus meydanına dikilen Mustafa Kemal’in heykeli 1927 tarihinde yapılmıştır.  Mustafa Kemalin kendi sağlığında bu heykeli yaptırdığı ve onun ölümünden sonra da ülke o zaman o kadar fakir olduğu  halde  Kemalistler dünyanın belki en büyük ve devasa bir alanda Mustafa Kemalin anıtmezarını yaptırarak tartışmasız  bir tapınak haline getirmişlerdir. Şeyh Saidin mezarı üzerinde binalar yapılmış. Said-i Nurs’inin mezarı kırılarak bir semti meçule götürülmek istenmiştir.  Bütün bu kıyasları ve daha nice benzerlerini yaparak gerisini siz tahayyül edin.   Fransa’nın Mustafa Kemali gibi olan De Geul için bir anıt mezar yapılması istenmişti. De Geul ise bu talebi şiddetle ret etmiş ve sade bir mezar yapılmasını vasiyet etmişti.   Tarihte yer alan şahsiyetlerin yerini hiç kimse değiştiremez. Ancak her şeyi olduğu gibi kabul etmek gerekiyor. Bir insan İlah olabilir mi.. Mustafa Kemalin döneminde Behçet Kemal Çağlar ve Kemalettin Kamu başta olmak üzere bir çokları Mustafa Kemali bir yaratıcı ve ilah olarak kabul etmiş yazı ve şiirlerine mehaz yapmışlardı. Bu sakat ve Allah’a isyan olan anlayıştan hiç bir hayırlı sonuç çıkmadığı ülkenin içinde bulunduğu vahim  durumdan  anlaşılıyor.   Osmanlının okulunda yetişen askeri bir dâhilik Mustafa Kemale yetmiyor mu? Putlaştırarak bir İlah haline getirmek affedilmez bir hatadır. Allahtan başka İlah yoktur. Allah bütün sahte ilahların canını almıştır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İşte  AKP'nin MHP'ye  Sunduğu Yeni Anayasa Teklifi
İşte AKP'nin MHP'ye Sunduğu Yeni Anayasa Teklifi
Şanlıurfa'da Fetö Operasyonu 20 Gözaltı
Şanlıurfa'da Fetö Operasyonu 20 Gözaltı