Göbeklitepe ’değer’ görmedi

Göbeklitepe 'değer' görmedi

İnsanlık tarihinin en eski tapınağı olan Göbeklitepe'ye gerekli değerin verilmediğini söyleyen eski kazı ekibinden Arkeolog Özlem Ekinbaş, "Büyük projelerle kapitalistlere peşkeş edileceğine, ruhuna uygun, bilimsel ve toplumsal koruma planları geliştirilse çok daha iyi olacak" dedi. 

27 Şubat 2017 - 00:18

 İnsanlık tarihinin en eski tapınağı olan Göbeklitepe'ye gerekli değerin verilmediğini söyleyen eski kazı ekibinden Arkeolog Özlem Ekinbaş, "Büyük projelerle kapitalistlere peşkeş edileceğine, ruhuna uygun, bilimsel ve toplumsal koruma planları geliştirilse çok daha iyi olacak" dedi. 

Bulunan kalıntılar ile insanlık tarihini yeniden yazdıran ve 1995 yılından beridir Urfa'nın 17 kilometre kuzeydoğusuna düşen Örencik köyünde kazıları süren Göbeklitepe, tarihteki en eski ve en büyük ibadet merkezi olarak biliniyor. Milattan Önce 11 bin 500 yıllarına dayandırılan tarihiyle Göbeklitepe, İngiltere'de bulunan Stonehenge'den 7000, Mısır piramitlerinden ise 7500 yıl daha eski. 

Göbeklitepe, yaklaşık 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde geniş görüş alanına hakim konumuyla yerleşik hayata geçişi temsil eden buğdaya da ev sahipliği yapmış. İnşa edildikten 1000 yıl sonra üstü insanlar tarafından kapatılan Göbeklitepe'nin neden üstünün kapatıldığı da hala akıllardaki soru işaretlerinden biri. İlk tapınak ve yeryüzündeki ilk inanç merkezi olan Göbeklitepe'de, 20 tapınak tespit edildi, ancak sadece 6'sı gün yüzüne çıkarıldı. 

GEREKLİ DEĞER VERİLMEDİ

Göbeklitepe'de Urfa Müzesi Başkanlığında ve Prof. Dr. Klaus Schmidt'in bilimsel danışmanlığında kazılar başlamış, 2007 yılında ise kazı başkanlığına Klaus Schmidt getirilmişti. Schmidt'in ölümünden sonra kazı başkanı olan Müslüm Ercan'ın Halkla İlişkiler mezunu olduğu ve arkeolojiden anlamadığının basına yansımasından kısa bir süre sonra, Ercan bu defa FETÖ soruşturmasından açığa alındı. 

2011 yılında UNESCO tarafından Dünya Miras Geçici Listesi'ne alınan tapınağın uzun zamandır üstü kapatılırken, Göbeklitepe kazılarında yer alan Arkeolog Özlem Ekinbaş, insanlık tarihini yeniden yazdıran bir öneme sahip Göbeklitepe'ye gereken değerin verilmediğini ifade etti. Ekinbaş, Schmidt'in eşi ve kendisi gibi arkeolog olan Çiğdem Köksal'ın Schmidt'in ölümünden sonra tekrar kazı çalışmalarında yer almak için başvurmasına rağmen çalışmalardan uzak tutulduğunu söyledi. Bunun üzerine Çiğdem Köksal Schmidt'in her şeye veda ettiğini dile getiren Ekinbaş, "Çalışmalardan uzak durmak zorunda kaldı. Göbeklitepe'deki çalışmaya yeterince değer verilseydi, Çiğdem Hanım’a bu muamele reva görülmezdi" ifadesini kullandı.

HEDEF HALİNE GETİRİLDİ

Diyarbakır Valiliği, TRT ve Kalkınma Bakanlığı desteği ile "Diyarbakır kültürel mirasının tanıtımı" projesi adı altında hazırlanan "Suların, Ateşin ve Taşların İmparatorluğu" isimli belgeselde, Göbeklitepe’nin Hazreti İbrahim’in yıktığı putlar olduğunun ileri sürüldüğünü, T biçimli dikilitaşın bir put gibi kırılma sahnesinin de belgeselde canlandırıldığını ifade eden Ekinbaş, "Belgeselde anlatıcının 'Göbeklitepe’de yer alan heykelleri Hz. İbrahim’in babası Aser’in yapmadığını kim bize söyleyebilir? Ya da Hz. İbrahim’in kırdığı putların yer aldığı tapınağın Göbeklitepe olmadığını ileri sürebilir miyiz' sözleri tapınağı hedef haline getirdi. Yine geçtiğimiz günlerde devletin kendi kanalından Göbeklitepe'yi insanlık ve tarih düşmanı DAİŞ’in hedefi haline getirdiği bir belgesel gördük. Yayından kaldırıldı ama büyük projelerle kapitalistlere peşkeş edileceğine ruhuna uygun, bilimsel ve toplumsal koruma planları geliştirilse çok daha iyi olacak" dedi. 

Tapınak ile ilgili bazı noktaların tam olarak netlik kazanmadığını söyleyen Ekinbaş, "Tabi sadece bir tapınım alanı ya da harika bir mimariden söz etmiyoruz. Sistemli olarak yerleştirilen ‘T’ biçimli, yükseklikleri 6 metreyi bulan merkezde karşılıklı iki dikilitaş ve bunların etrafını çevreleyen dikilitaşların arasına örülen duvarlar, oval yada dairesel bir biçim kazanan bir organizasyondan söz ediyoruz. ‘T’ biçimli bu dikilitaşların insanı sembolize ettiği, uzun kenarlarında başlayıp dar kenarında birer el motifiyle birleşen kolların olmasından anlaşılmaktadır. İlginç olan bir başka konuda ‘T’ biçimli bu dikilitaşların, çeşitli hayvan motifleriyle süslenmesidir ve bazen tek bir dikilitaşta 51 tasviri bir arada görebilmekteyiz. Bu tasvirlerin bizlere neyi anlattıkları konusunda çeşitli fikirler ortaya atılmıştır" dedi. 



İNSANLIK GÖBEKLİTEPE'YE NEDEN İHTİYAÇ DUYDU?

Yerleşik hayata tapınaklarla ile mi geçildi? yönündeki kanıya açıklık getiren Ekinbaş, "Avcılık ve toplayıcılık yapan bir topluluk, göçebe yaşam koşullarına göre hayatta kalır. Göçebe topluluk ya da toplumlar, ölü gömme geleneğine sahip olabilir. Bunları çeşitli ritüellerle gerçekleştirebilir, fakat yaşam biçimine göre bunu yapar. Örneğin göçebe bir yaşam sürüyorsanız, devasa bir mimari ortaya çıkarmanız oldukça zor bir ihtimaldir. Taşınabilir bir yaşam sürerken bir tapınak inşa etmek barınma beslenme ve hayatta kalma sorunu yaşayan insan türü için akla gelecek son şeydir. Şunu görüyoruz; ele geçen buluntular açık bir şekilde avcı-toplayıcı bir yaşamı işaret ederken böylesi devasa mimari yapma ihtiyacı nereden doğdu? Göbeklitepe ile ilgili sorabileceğimiz sorulardan biri bu. İnsanlara hangi güç ya da düşünsel sistem, yani tam inanç da demek istemiyorum ama böylesi bir mimariyi açığa çıkarma gereğini duyurdu. Açıkçası Göbeklitepe bu algılarımızı biraz zorladı" dedi.

 

Kaynak: Arjin Dilek Öncel - dihaber

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Son dakika: FETÖ istihbarat ağı ortaya çıktı! Listede o isimler var...
Son dakika: FETÖ istihbarat ağı ortaya çıktı! Listede o isimler...
En güzel Ramazan ayı mesajları
En güzel Ramazan ayı mesajları