GÜNEŞ: URFA’DA GAZETECİLİK ZORDUR

GÜNEŞ: URFA’DA GAZETECİLİK ZORDUR

17 yaşında gazete dağıtımı ile ilk adımı attığı basın sektörünün yazılı, görsel ve internet alanlarında 30 yıllık bir tecrübeye sahip, Urfahaber İnternet Gazetesi İmtiyaz Sahibi, ...

28 Haziran 2015 - 05:36

17 yaşında gazete dağıtımı ile ilk adımı attığı basın sektörünün yazılı, görsel ve internet alanlarında 30 yıllık bir tecrübeye sahip, Urfahaber İnternet Gazetesi İmtiyaz Sahibi, Ruha TV Yönetim Kurulu Başkanı, Ahin Güneş ile gazetecilik ve Urfa medyasını konuştuk. gunes-urfada-gazetecilik-zordur-22321 Röportaj: İshak Polat / Siz okuyucularımız için sorduklarımız ve patrondan ziyade hala ilk günkü gazetecilik heyecanı ile medya sektörünün içersinde koşturan Ahin Güneş’in vermiş olduğu cevaplar Okuyucularımız için sizi tanıyabilir miyiz? 1968 Urfa doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi Urfa’da tamamladım. Üniversite eğitimimin bir kısmını Urfa’da bir kısmını da yurtdışında tamamladım. Gazetecilik mesleğine 17 yaşında gazete dağıtarak başladım. Bugün 47 yaşındayım ve 30 yıldır basın sektörünün içersinde olan birisiyim. Kitap okumayı çok seviyorum. Elimden geldiği kadar ülke gündemini, yerel gündemi, dünya gündemini takip etmeye çalışıyorum. Çünkü bu mesleğimizin gerektirdiği bir durum. Özetlemek gerekirse benim için maddi çıkarlardan uzak bir Urfa sevdalısı diyebilirsiniz. Sizin bakış açınızdan gazeteci kimdir? Benim bakış açımdan, gazeteci kimdir? Sorusuna verilecek cevap şudur; yaşadığı coğrafyada, yaşadığı toplum içersinde görünmeyeni görebilen ve bunu kendi vicdanı ile muhasebesini yapıp olabildiğince objektif ve tarafsız bir şekilde kamuoyuna yansıtan, gerçekleri halkla paylaşan insandır. 30 yıldır sahadasınız, gazetecilik yapıyorsunuz. Bunun yanı sıra Urfa’da ilk özel radyo ve internet gazetesini kurdunuz. Bugün ise Ruha Tv Yönetim Kurulu Başkanısınız. Gazetecilik mi? Patronluk mu? Çok güzel bir soru. Aslında gazetecilik. Yaptığım şey gazetecilik. Bir şeyi ortaya koymaya çalışırken içersinde bulunduğunuz çevrenin hakimi konumunda olan patronlar diyelim, klasik anlamda alışıla gelmiş patronlar anlamında demiyorum. Bu işin icracısı noktasında olanların gazetecilik mesleğinde hareket alanımızı daraltmaları ister istemez bizleri bir çıkış yolu bulmaya dayatıyor. Sonuç itibarı ile benim mesleğim gazetecilik. Patronluk demiyorum. Bugün patronluk koltuğundayım belki ama sebebine gelince; sizin bisikletiniz yoktur ve başkasının da bisikletini istediğiniz gibi süremezsiniz ama sonra sizin bisikletiniz olur ve başkasının o bisikleti istediği gibi sürmesi için teşvik edersiniz. Bizim de patronluğumuz bu yöndedir. Sizinde burada Ruha TV çatısı altında çalışan arkadaşlarımızda gördüğünüz gibi alışıla gelinen patron kalıplarına uymuyoruz ve bütün ekip arkadaşlarımla bir ekip ruhu ile hep birlikte yayıncılık adına ortaya bir şey koymaya çalışıyoruz. Gazete, internet, TV gibi yayıncılığın çeşitli kategorilerinde bulundunuz, bunların arasındaki farkları en iyi bilenlerdensiniz. Buralarda edindiğiniz tecrübeleri ve aradaki farkları bizimle paylaşır mısınız? Öncelikle şunu belirtmek gerekir. Samimi bir şekilde ifade etmek gerekirse; kitle iletişim araçları kendi çağının içersindeki yapısı ile değerlendirilmeli. Örnek olarak; insanlar ilk çağlarda kil tabletlere yazılan yazılarla haberleşmişler, bir şeyleri paylaşmışlar. Daha sonra Çinliler kağıdı icat etmişler, kağıda yazmaya başlamışlar. Dolayısı ile teknolojinin gelişmesi ile birlikte kitle iletişim araçları da değişmiş. Buna göre de günümüzde de bu teknolojiye ayak uydurmak gerekiyor. Teknoloji günümüzde hızlı bir şekilde değiştiğinden dolayı bizim mesleğimiz olan gazetecilik mesleği de teknolojiye ayak uydurmak zorunda kalmış ve gelişmek durumunda kalmıştır. Bu özellikle gazetecilik mesleği için zorunlu bir durumdur. Mesela ben 30 yıl önce siyah beyaz filmlerin bulunduğu makineler kullanır, çektiğimiz fotoğrafları karanlık odalarda negatife çevirir içinden birkaç kare seçer kullanırdık. Günümüzde artık fotoğraf makineleri cep telefonuna sığdırıldı. Şimdi bir haber anında gazetecinin fotoğraf makinesi yanında yoksa bile cep telefonu ile istediği kareyi yakalayana kadar istediği kadar fotoğraf çekebilir. Bu konuda önemli bir detay aktarayım mesela bugün kullandığımız ortalama bir cep telefonu 1968 yılında Apollo uzay aracını Ay’a indiren bilgisayardan 50 kat daha üstün. Dolayısı ile teknolojinin bu kadar geliştiği bir noktada gazetecilikte teknolojiyi kullanmamak sizi bu yarışta geri bırakır. Bu konuda şunu da eklemeden geçemeyeceğim; görsel, yazılı, internet medya dediğimiz zaman bütün bunları yayıncılık çatısı altında toparlıyoruz ve bu kategorilerin her birisin kendine göre detayları, farklılıkları var. Ama bütün bu detay, zorluklar ve farklılıklara rağmen basın sektörü gerçekten keyifli bir alan. İnternet, klasik gazeteciliği öldürüyor mu? Evet. Öldürüyor. Hangi yönü ile öldürüyor diye bakarsak; eskiden çıkacak bir habere emek sarf edilirdi. Haber bir paragraftan bile oluşuyorsa, her harfinde bir emek vardı. Günümüzde internet medyası haberi insanlara anında ulaştırmanın yanı sıra kolaycılığı da beraberinde getirdi. Hiç unutmak evellgün vefat eden Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel 1985- 1986 yılında Urfa- Ceylanpınar’a gelmişti bende çalıştığım gazete adına kendisin takip ettim. O sırada 40-50 fotoğraf çektim ve o kadar fotoğraftan 3-4 kare kullanabildim. Bunlardan 2 tanesi ulusal medyada kendi imzamızla çıktı. Şimdi siz bu emeği harcıyorsunuz ve karışlığını alıyorsunuz. Ama internet medyasında öyle değil. Belki siz bu emeği yine harcıyorsunuz ama birileri kopyala yapıştır ile sizin bu emeğinizi hiç ediyor, isminizi bile haberin altına açmıyor. İnternet medyacılığı bu yönü ile haberciliği tembelleştiriyor. Teknoloji geliştikçe insanlarda tembelleşiyor. İnternet medyası beraberinde bilgi kirliliğini de getirdi aynı zamanda. Bunun yanı sıra sosyal medya olgusu var. Elinde cep telefonu olan, bir sosyal medya hesabı olan gazeteciliğe soyundu. Artık hangi haberin doğru hangi haberin yanlış olduğu da karışmaya başladı. İşte burada gerçek gazeteciliğin önemi de ortaya çıktı. Bu olgunun da altını çizmek gerekir diye düşünüyorum. Basının her kısmında bulunmuş birisi olarak , Urfa’da yayıncılığın zorlukları nelerdir? Başta şunu belirtmek gerekiyor; yayıncılık yayıncılıktır. Bunun yazılısı, görseli, interneti diye ayrım yapamazsınız. Sonuçta yayıncılık üretmiş olduğunuz bir haberi kamuoyuna servis etme şeklidir. Sadece işin mutfağı değişiyor. Sorunun cevabına gelince; Urfa’da deyim yerinde ise namuslu, dürüst gazetecilik yapabilen birisi dünyanın her noktasında gazetecilik mesleğini icra edebilir. Urfa’da gazetecilik yapmak gerçekten çok zordur. Halide Edip Adıvar’ın romanına konu olan Ateşten Gömlek var ya gerçekten Urfa’da gazetecilik yapmak ateşten gömlektir. Neden derseniz; Urfa feodal yapının en üst düzeyde hakim olduğu bir şehirdir. İnsanlar ne kadar aydın olursa olsunlar yetişme tarzı olarak içersinden geldikleri ailelerden dolayı mecburen bir tarafları feodal kalmak zorundadır. Dolayısı ile Urfa’da ürettiğiniz bir haber beraberinde şu zorluğu beraberinde getiriyor; muhatabınız olan insanlar o haberde yer aldıkça habere ilgi gösteriyorlar, o haberde yer almadıkları müddetçe ilgi göstermiyorlar. Urfa’da maalesef insanımız az okuyor. Okuyanda öyle her şeyi okumuyor. Mesleği deneyimlerim şunu gösterdi mesela; uzun köşe yazılarını kimse okumuyor ama kısa köşe yazılarını okuyan herkes okuyor. Urfa’da yayıncılığın zor bir tarafı da şudur; eskiden siyasetin kurum ve kuruluşlar üzerinde her hangi bir etkisi yoktu. Ta ki siyaset gelip kurum ve kuruluşların üzerinde hakim olmaya başladı Urfa’da gazetecilikte değişmeye başladı. Neden derseniz siz her hangi bir yerde yolsuzluğu yazarsanız ertesi gün atıyorum maliye gelir size cezayı keser, kolluk kuvvetleri gelir sizin ifadenizi alır. Çünkü o da bir yerlerden aldığı talimatla bunu yapar. Görünüşte özgür bir gazetecilik ortamı vardır ama yerelde bu yok. Bunu sadece Urfa için söylemiyorum. Genelde bu böyledir. Ayrıca şunu da belirtmeden geçemeyeceğim Urfa’da gazetecilik yapacaksanız ya arkanız çok kuvvetli olacak yada karnınız çok geniş olacak ki bu mesleği yürütebilesiniz. Maalesef bu yönleri ile Urfa’da gazetecilik yapmak biraz zordur. Yetişmiş personel ve reklam konusundaki sıkıntılar konusunda neler söylersiniz? Maalesef yetişmiş personel konusunda sıkıntı had safhada. Bunun sebebi de yetişmiş personelin bulunması yapılan işin cazibesi ile doğru orantılıdır. Urfa’da gazetecilikten (!) insanın midesini bulandırarak, içersinde pis kokular barındırarak para kazanan insanlar var. Ama gerçekte Urfa’da temiz yoldan, böyle misk-ü amber kokular içersinde gazetecilikten para kazana insan sayısı bir elin parmaklarını geçmez yani. O kadar da yoktur yani. Dolayısı ile gazetecilik bu anlamda Urfa’da çok ta cazip bir meslek değil. Amiyane tabirle bunu dile getiriyoruz ve bazı çevreler kızıyor ama gerçekliğimiz bu. Maalesef ucuz emek söz konusu olduğu için bazıları bir ciğer dürümü yapabilecek duruma gelebiliyor. Böyle bir bir durumda insan helalinden kazanamayınca işinden zevk alamaz hale geliyor. Ve kısır bir döngü başlıyor. İşte Urfa’da bundan dolayı vasıflı eleman pek yetişmiyor. Reklam konusuna gelince bu konu Urfa’da başlı başına bir sıkıntı. Bugün reklamın önemini bilmeyen kimse yok. Ama bir şehirde işletmeler sadece kendi tanıtımını yapmak için reklam vermez. Bazen verilen reklam bir kentin gözü, dili, kulağı olan medyayı ayakta tutmak içindir. Bunun yanı sıra kurum ve kuruluşlarında medyanın ayakta kalması için verdikleri reklamlar önemli. Bu desteği başka şehirlerde görürken maalesef Urfa’da görmemiz mümkün değil. Bir örnek vermem gerekirsi; Urfa’da belediyeler yerel medya ya destek vermek amacı ile bazı yayın organları ile destek adı altında anlaşmaya gittiler. ( Ki biz Ruha TV ve Urfahaber İnternet Gazetesi olarak bu anlaşmayı etik bulmadık ve bu anlaşmanın içersinde yer almadık) Belediyeler bu anlaşma çerçevesinde aylık 1000 -1.500 TL ödeyeceklerini söylediler ve bu rakam karşılığında da kendi aleyhlerine haber yapılmamasını şar koştular. Bazı arkadaşlarımızda bu anlaşmaya imza attılar. Bu arkadaşlarımıza da bir şey diyemiyorum çünkü yerel medya halktan gerekli desteği göremiyor. Halbuki batıda x bir belediye herhangi bir medya organına aylık 10- 15 Bin TL destek amaçlı kaynak aktarıyor ve hiçbir şekilde kendisi ile ilgili yayın politikasına müdahale etmiyor, bu hakkı kendinde görmüyor, Şimdi kendi ayakları üzerinde durmakta çalışan medya organı nasıl bağımsız kalabilsin. Böylesi bir kaynağın olmadığı Urfa’da medyada etik değerlerden, kalifiye personelden, ulusal çapta başarıdan söz etmek ve bu güçte medya organlarından bahsetmek samanlıkta iğne bulmaktan daha zordur. Hayalinizde nasıl bir Urfa medyası var? Buna Ziya Paşanın meşhur bir sözü ile cevap vermek istiyorum; Ya bilmeseydim. Ya da gücüm yetseydi. Nasıl bir medya dersek; herkesin idealindeki, hayalindeki bir medya. Ahin Güneş’te bu sektörde olan herkes gibi düşünüyor: Kimsenin arka bahçesi olmayan, kimsenin tetikçiliğine soyunmayan, sadece ve sadece bu şehrin çıkarları ve ortak değerleri için çalışan bir medya özlemi ve hayali içersindeyim. Siyaseti mülahazalardan ve bunun getirmiş olduğu ilişkilerden uzak bir medya hayalim var. ANİYAD ve İnternet yası hakkında bilgi alabilir miyiz Anadolu İnternet Yayıncıları Derneği 2011 yılında Urfa’da ilkeli ve ahlaklı yayın yapan birkaç arkadaşın bir araya gelmesi ile kurulan bir dernek. Amacımız hem eksikliklerimizi görerek bunlara çeki düzen vermek hem de internet yayıncılığını geliştirmek. Her geçen gün üye sayımız artıyor ve bunun yanı sıra derneğimize üye olmak isteyen herkesi de kabul etmiyoruz. Başvuran arkadaşımıza belli ölçüler koyuyoruz ve belli bir süre sonra bu ölçüleri yerine getirip getirmediğine göre derneğimize alıyoruz. İnternet yasasına gelince ben bunu temcit pilavına benzetiyorum. Ülkemizde olan %10’luk seçim barajı gibi herkes bundan nemalanıyor ama kimse bu barajı kaldırmıyor. İnternet yasası da bunun aynısı. Adamlar 1968 yılında Amerika’da interneti kullanmaya başlamış biz ise yaklaşık 1985 yılında kullanmaya başlamışız. Maalesef 30 yıldır ülkemizde kullanılan internet konusunda hala bir yasal düzenleme yapabilmiş değiliz. Çünkü herkes interneti kontrol etmek istiyor. Bi ölçüde bu anlaşılabilir ama internet yasasının çıkması ile bilgi kirliliği de büyük ölçüde kontrol altına alınır ve internet medyacılığı üzerinden tehdit, şantaj haberciliği büyük ölçüde ortadan kalkar diye düşünüyorum. Tam bu noktada her önüne gelen bir site kurarak gazeteciliğe soyunuyor. Bu kadar kolay mı sizce? Maalesef bu durum bizim kanayan bir yaramız. Emek sarf ederek , sahada birebir haber toplayarak bunu internet gazetesi üzerinden halka sunanlar içinde çok ciddi bir sıkıntı. Urfa’da bir dönem etkili olduğuna inanılan ( ki ben o kadar etkili olduğuna inanmıyorum. Çünkü şantajın olduğu bir yerde habercilik adına bir etkinliğin olduğuna inanmıyorum) bir internet haberciliği kötü bir örnek olarak insanları cezp etti. Halbuki bu tarz tehdit, şantaja dayanan şeyler habercilik değildir. İşte bana reklam ver yoksa şu açığını yayınlarım tarzındaki Urfa’daki yayıncılıktan dolayı insanlar paralar dökmeye başladılar. Ben bu durum hakkında şunu söylüyorum; şantaja karşı para vererek susturma eğiliminde bulunanlar, geçmişinde başkasına karşı şantaj yapılmış kişiler tarafından yapılır. Ben bugün kimseye şantaj yapmamışsam bana şantaj yapacak adamın gözünü çıkarırım. Urfa’da böyle şeyler yaşandı ve. Yaşanıyordur da Bunu herhangi bir kesimi veya kişiyi kastederek söylemiyorum. Genele anlamda söylüyorum. Bakıyorsunuz adam bir kurumu veya şahısı günlerce karalıyor daha sonra o kurumu ve şahsı öven haberlere imza atıyor. Mağdur olan insana soruyorsun niye mahkemeye vermiyorsun diye. “İşte ne yapayım” “Sahibi burada yok, adresi yok. Ne yapayım kanuni yoldan baş edemiyorum böyle susturayım dedim” diye cevaplar alıyorsunuz. Maalesef birde arz talep konusunda da uyum olduğu için Urfa’da yıllar önce bir sülük olarak başlayan bu zihniyet, bu olgu bugün bir canavara dönüştü, bir ahtapot haline geldi. İşte internet yasası çıksaydı bütün bunlar büyük ölçüde olmayacak, 50 TL’ye bir hosting, 50 TL’ye bir yazılım alıp ben haberciyim diye ortaya çıkanlar internet gibi alanda toplumun canının yakamayacaktı. Genç arkadaşlara tavsiyeleriniz nelerdir? Genç arkadaşlarıma öncelikli tavsiyem okumalarıdır. Şiir kitabı okumadan şair olunmaz. Genç arkadaşlarımız gazeteciliği seviyorlarsa yapsınlar. Bunu yaparken de şehrin gündemini, ülkenin gündemini yakından takip etsinler. Maalesef okumayan, iki kelimeye bir araya getiremeyen insanların gazeteciliğe soyunmaları bu güzide mesleği utanç duyulacak bir durama getirdiği gibi ayağa düşmesine sebep oluyor. Sormayı unuttuğumuz ve sizin eklemek istedikleriniz nelerdir? Ben 30 yıl önce gazete dağıtarak gazetecilik mesleğine adım attım. Bugün Urfa’nın ve bölgenin ilk HD televizyonunu hayata geçirme noktasına geldik. Biz RUHA TV olarak televizyon yayıncılığında 1,5 yıl önce başladık. Daha önce internet üzerinden ve daha sonra karasal yayına ve sonrasında uydu yayınına cıktık. Türksat ile görüşmelerimiz devam ediyor karşılıklı imzalarımızı da attık ve Urfa’da ilk HD yayına imza atacağız. Bütün bunları şundan dolayı söyledim; Gazetecilikte benim ustan Naci İpek’tir. Ben ondan çok şey öğrendim. Ki kendisi bazıları tarafından kadri kıymeti tam olarak bilinmemiş bir efsanedir. Naci İpek’in bana öğrettiği şey şuydu; mesleğini ne kadar çok seversen, kendini ne kadar yenilersen o kadar kalıcı olursun. Bugün yayıncılıkta geldiğimiz noktayı şunun la noktalamak istiyorum; hangi meslek grubunda olursanız olun kendinize bir yıldızı hedef seçin. Ömrünüz o yıldıza ulaşmaya vefa etmeyecektir ama ona ulaşmak için attığınız adamlardan dolayı bir yıldız konumuna geleceksinizdir. Bir Urfa sevdalısı olarak acizane memleketimiz için, insanımız için bir taş üstüne bir taş koyma gayretinde oldum. Bize kalacak olanda budur. Herkesinde bu düşünceden hareketle yaşaması dileği ile bana bu röportaj imkanı sunduğunuz için size teşekkür ediyorum. Bu benim için bir şeref ve onurdur. Çünkü hayatım boyunca hep ben sordum. Bugün ise bana soruluyor. Anladım ki sormak kolay, cevap vermek zormuş. Siyasetçisinden ,ayakkabı boyacısına kadar toplumumuzun her kesiminin sorulara doğru cevaplar vereceği yarınlar temennisi ile teşekkür ediyorum. kaynak:GapGündemi

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İşte  AKP'nin MHP'ye  Sunduğu Yeni Anayasa Teklifi
İşte AKP'nin MHP'ye Sunduğu Yeni Anayasa Teklifi
Şanlıurfa'da Fetö Operasyonu 20 Gözaltı
Şanlıurfa'da Fetö Operasyonu 20 Gözaltı