HDP’den Diyarbakır’da Grup Toplantısı

HDP’den Diyarbakır’da Grup Toplantısı

HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Diyarbakır'daki grup toplantısında, "Hiçbir kanuna dayanmadan sokağa çıkma yasakları uygulanıyor" dedi. HDP, sokağa çıkma yasaklarını protesto etmek amacıyla, Meclis ...

15 Aralık 2015 - 18:29

fft107_mf6781110HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Diyarbakır’daki grup toplantısında, “Hiçbir kanuna dayanmadan sokağa çıkma yasakları uygulanıyor” dedi. HDP, sokağa çıkma yasaklarını protesto etmek amacıyla, Meclis grup toplantısını Diyarbakır’da gerçekleştirdi. Toplantıda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, “Hiçbir kanuna dayanmadan sokağa çıkma yasakları uygulanıyor” dedi. “Bir darbe anayasasını bile hatırlatmak zorunda kaldılar topluma” diyen Yüksekdağ, “82 darbe anayasasında dahi kısmen tanınan kabul edilen, bazı haklar ve alanlar bu siyasi iktidar tarafından tamamen ortadan kaldırıldı” ifadesini kullandı. Yüksekdağ, “Kürt halkına özel bir savaş ilan edildi” diye konuştu.
Yüksekdağ’ın açıklamalarından satır başları şöyle: (Diyarbakır’da dün yaşamını yitiren) Bu iki kardeşimiz de burada olacaklardı. Onların anısını ve direnişini saygıyla milletle selamlıyorum. Şerdil ve Şiyar daima bizimlesiniz, daima bu halkın mücadelesinin tam orta yerinde olacaksınız. Daima siyasi mücadelemizin tam merkezinde olacaksınız. Bu gençler ve dün Mardin Dargeçit’te kateledilen Muhammed Akyüz kardeşimiz, Türkiye topraklarında özgür, onurlu, eşit ve adil bir yaşam olsun diye genç canlarını ortaya koydular. Bu toprakların gençleri olarak siyasette söz söylemek, kendi gelecekleri üzerine söz söyleme hakkını kullandılar. Katledilmelerinin ve ortaya koydukları tutumun, zulümle kurşunla yanıtlanmasının tek sebebi buydu. Gençliğin siyasette olma isteğiydi. Geleceği karartılmaya çalışan bir halkın, geleceğini aydınlatmak isteğiydi. Parti grubumuzla Diyarbakır’dayız, Sur’daki sokağa çıkma yasağına dikkat çekmek, tarihi, insanı, doğayı kıyımdan geçiren bu haksız çatışmaya, şiddete dur demek bütün dünyanın bütün Türkiye’nin, bütün vicdan sahibi insanların dikkatini buraya çekmek için iki günden beri HDP grubunu Amed’e taşıdık. Dün, yine Sur’daki saldırganlığa, devlet şiddetine ve yıkıcılığına dikkat çekmek için bir demokratik kitle etkinliği gerçekleştirmek istedik. Parti grubumuzla birlikte halkımızla birlikte bir yürüyüş gerçekleştirmek istedik. Normal koşullarda hiçbir engel olmaksızın dile getireceğimiz bir talep ve tepkinin karşısında yine siyasi iktidarın yasak ve engelleme tutumuyla karşı karşıya kaldık. Valilik hemen etkinliği kanunsuz ilan etti. Hiçbir kanun tanımayan, hiçbir kanuna dayanmayan bir siyasi iktidarın temsilcisinin bize kanunlardan bahsetmesi karşısında acı acı güldük sadece. En demokratik hakkımızın, yasalarda da tanınmış, herhangi bir bildirimle, izne tabi olmaksızın gerçekleştireceğimiz, kullanacağımız bir hakkımız valilik tarafından ve Saray iktidarının Diyarbakır temsilcileri tarafından kanunsuz ilan edildi. Sokağa çıkan her yurttaşımız hedef haline getirildi. Aylardan bu yana bu topraklarda siyasi iktidar kendi koyduğu ve korumakla mükellef olduğu kanunları tanımıyor. Aylardır kanunsuz şekilde, anayasal dayanağı olmadan sokağa çıkma yasakları ilan ediliyor. Bu yasaklar her yerde eş zamanlı olarak uygulanıyor. Ve devletin resmi olarak kanunlara bağlı olan güçleriyle hiçbir kanuna bağlı olmayan ama yine devlete bağlı olan güçleri bu topraklarda katliam uyguluyor. Sokak infazları ve halkın yaşam alanlarının tahrip edilmesi, yıkıma uğratılması, tarihimizin, doğamızın, kültürümüzün hedef haline getirilmesi; bütün bunlar bu süre içerisnde hangi kanuna dayanarak uygulandı? Siyasi iktidarın yazılı kanununda bu zulmün karşılığı yoktur. Kendi yazdıkları baskıcı, yasakcı, kanunlar bile artık bu zulüm uygulamasına yetmiyor. Bir darbe anayasasını bile hatırlatmak zorunda kaldılar topluma. 82 darbe anayasasında dahi kısmen tanınan kabul edilen, bazı haklar ve alanlar bu siyasi iktidar tarafından tamamen ortadan kaldırıldı. Biz, bu topraklarda uygulanan zulmü bırakalım kanunu yasayı, hiçbir kelimeyle dahi tarif edemiyoruz, anlatamıyoruz. Artık dilin anlatmaya yetmediği, sözlerin sözcüklerin tanımlamaya yetmediği bir yıkım siyaseti izleniyor bu topraklarda. Aylar boyunca bu topraklarda sayısız kentte sokağa çıkma yasakları ilan edildi ve insanlarımız bütün yaşam alanları hapsedilmiş durumda ölümle yaşamın kıyısında tutunmaya mecbur bırakıldı. Bizler, HDP olarak da Türkiye’nin Kürdistan’ın güçleri olarak sessiz kalamazdık bu yıkıma, kalmayacağız. Zulmün savaşın, şiddetin gürültüsünün bu kadar yükseldiği, demokrasiyi boğmaya çalıştığı günlerde daha gür ve güçlü sesle yürekle ‘barış’ demek gerekir. Bizler, bu zulmün karşısında ısrarla inatla barış ve demokrasi diyoruz.
Sokağa çıkan halkımız demokratik direniş hakkını kullanmak için yola çıkan halkımız da sadece bunu dedi işte. Barış ve demokrasi. Bu sesi boğamayacak, bu iradeyi kıramayacaklar. Zulmün ve şiddetin hangi icat edilmiş veya edilmemiş enstürmanları kullanırlarsa kullansınlar bu yüreği susturmayacaklar. ‘ÖZEL SAVAŞ İLAN EDİLDİ’ Halkımız, bu topraklarda Kürt halkına karşı özel bir hukuk uygulanıyor ve siyasi iktidara sorarsanız bu topraklarda yaşanan uygulamaların hiçbir tanımı yok. Soruyoruz; OHAL mi ilan ettiniz? Hayır diyorlar. Memleketi ortadan ikiye böldünüz, böldüğünüz bu topraklarda özel bir yönetim mi uyguluyorsunuz diyoruz, hayır diyorlar. Herhangi bir kesim darbe yapıp yönetime el mi koydu diyoruz, hayır diyorlar. Bugün bu topraklarda yaşanan bu zulmü tanımlayamıyorlar. Açıklayamıyorlar. Bizler bu gerçeği açıkladık diye yine bizleri linç etmeye kalkıyorlar. Kendi yandaşlarıyla beraber, yalana ve karanlığa sarılmış kesimlerle beraber. Gerçeğin ve dürüstlüğün sözünü, iradesini linç etmeye kalkıyorlar. Bir kere daha söylüyoruz; Ankara’da da söyledik; burada Türkiye Cumhuriyeti Devleti toplumun ve halkın bir kesimini, Kürt halkına karşı, özel bir hukuk uyguluyor ve savaş ilan ediyor. Türkiye kamuoyu bu gerçeğe sırtını dönerse, gözünü kapatırsa herkes kaybeder. Burada uygulanan zulmü katliamı, yıkıımı, yaşanan ölümleri havuzda çukura çekilmiş medya çalışanları aracılığıyla asıl gerçeği okunmayan kavramlarla izah etmeye çalışın. İstediğiniz kadar bu gerçekten kaçınmaya çalışın. Bu gerçek sizin yakanıza yapışacak. Bu halka karşı özel savaş uygulanıyor ve bu özel savaş uygulamasına son verilmeli. Zulme, yıkıcılığa son verilmeli. Niye özel savaş ilan etmiş durumda siyasi iktidar? Çünkü bu halk onun tekerine çomak sokan halktır. Tezgahında şekil veremediği, hizaya dizilmiş ordularına dönüştürmediği bir halktır. Bu halk tek adam ve tek iktidara karşı barış ve demokrasi diyen bir siyasetin çizgisinden beslenmiş ve ilerlemiştir. Yeni yaşam programında tek adamlar ve tekçi adamlar tarafından yönetilme anlayışı yok. Birilerinin karşısında yalakalık yapmak yok. Bu programda başı dik, alnı açık halkın doğrudan kendi kendisini yönetebileceği bir siyaset önergesi var. Bugün, özyönetim ilanlarıyla ifade edilen fikir tam da budur. Türkiye’ye ve bölgeye açılmış yeni bir kapıdır. Öz yönetim talebi ve mücadelesi artık 21. yüzyılda bütün dünya devletleri uzayda yeni yaşam aramayı dert edinmişken bizlerin kendi yaşamımızı kurtarmayı ifade eder bu program. Bu yaşamı karartmaya çalışan egemen zihniyete karşı yaşamı üretmeye çalışan yeni bir programın adıdır. AKP hükümetinin yeni bir programı yok. Ortaçağ’daki sultanlık zihniyetini 21. yüzyıla göre allayıp pullayıp verecekler.
Sebat göstereceğiz ve bu mücadele yaşama geçecek. Bu vesile ile Türkiye’nin geleceği için yeni bir yaşam için bu zulüm ve ölüm karanlığı içerisinde ışık olmak için direnen bütün halkımızı selamlıyorum. Öz yönetim diyerek kendi özünü ortaya koyarak, özümüzü karatmaya çalışanlara karşı direnen bütün halklarımızı selamlıyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Suruç'ta 14 öğrenci zehirlenme şüphesiyle hastaneye kaldırıldı
Suruç'ta 14 öğrenci zehirlenme şüphesiyle hastaneye...
BÜYÜKHATİPOĞLU’NDAN ŞUTB’YE ZİYARET
BÜYÜKHATİPOĞLU’NDAN ŞUTB’YE ZİYARET