İSLAM DÜNYASINDAKİ “MEZHEPSEL AYRILIKLAR”, “CAHİLLİK” VE...

İSLAM DÜNYASINDAKİ “MEZHEPSEL AYRILIKLAR”, “CAHİLLİK” VE “İKTİDAR HIRSI” YOK EDİLMELİDİR.

  Müslümanların önderi ve öğretmeni olan Hz. Muhammed Mustafa zamanında Müslümanlar arasında bölünme ve ihtilaf olmamıştır. Çünkü Müslümanlar arasında Allah’ın kitabı ile hükmediyordu. Müslümanlar birbirlerine karşı ...

07 Mart 2016 - 22:20

  Müslümanların önderi ve öğretmeni olan Hz. Muhammed Mustafa zamanında Müslümanlar arasında bölünme ve ihtilaf olmamıştır. Çünkü Müslümanlar arasında Allah’ın kitabı ile hükmediyordu. Müslümanlar birbirlerine karşı her zaman merhametli ve bağışlayıcı olmuşlar, aralarında ihtilaf çıktığında, daima Kur’an-ı Kerim’in hakemliğine başvurmuşlar. Kur’an-ı Kerim’in hakemliğini kabul etmediklerinde, onları kötü bir akıbetin beklediğini biliyorlardı. Kendilerine karşı yapılan zulüm ve düşmanca saldırılara karşı topluca tavır almışlar, dağılıp, yok olmamanın tek yolunun Yüce Allah’ın emirlerini uygulamaktan geçtiğini biliyorlardı. Hz. Muhammed Mustafa’nın vefatından sonra insanlar, hak, adalet, mutluluk ve kurtuluşun adresi olan İslam dinini tam olarak uygulamadıkları için parçalara ayrıldılar. Her parça kendi inandığı ve çıkarı için uygun olanın doğru olduğu söyledi. Ellerinde hak ve adaletin sağlayıcısı, Yüce Allah’ın emirlerini kapsayan Kur’an-ı Kerim varken, her türlü haksızlık, zulüm ve saldırıya karşı mücadele etmesi gereken birtakım Müslümanlar, kendi heveslerinin kurbanı olmuş, kıskançlık yapmış, sorunlar çıkarmış, birbirleri ile mücadele etmişlerdir. Hz. Muhammed Mustafa’nın vefatından sonra, Müslüman toplumun başına kimin geçeceği sorun olmuş, ancak sırasıyla Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali’nin geçmesi uygun görülmüştür. Hz. Osman’ı sevenlerin başını çektiği Muaviye, Hz. Osman’ın katili bulunmadan Hz. Ali’nin halifeliğini kabul etmeyeceklerini bildirmiştir. Bu olay, Müslümanlar arasındaki ilk bölünmeye ve iç savaşa sebep olmuştur. İmanı, adaleti, dürüstlük, cesaret ve savaşçılığı ile tanınan Hz. Ali’nin bir camide ibadet ederken öldürülmesinden sonra, Müslümanların başına Muaviye ve daha sonra Yezid geçmiştir. Kerbela’da, Hz. Ali’nin oğlu ve Hz. Muhammed’in torunu olan Hz. Hüseyin’i namaz kılarken kafasını keserek, öldüren ve şehirlerde dolaştıran Yezid ve taraftarları, kadın ve çocuklara da büyük işkenceler, insanlık dışı eziyetler etmişlerdir. “Kerbela Olayı” olarak tarihe geçen, Müslümanlar arasındaki ayrılıklara sebep olan, asırlar boyu yas ve hüzünle anılacak olan bu insanlık dışı ve kanlı olay, kişisel menfaatler ve iktidar hırsına kapılan insanların, peygamber torunlarını bile öldürebileceğini göstermiştir. Müslümanların arasına ekilen nifak tohumları, asırlar boyu sürecek bir kardeş kavgasının yaşanmasına sebep olmuştur. Bu nifak tohumları o kadar etkili olmuş ki Sünniler Şiilerin, Şiiler Sünnilerin camilerini ve kutsal mekanlarını bombalamaktan çekinmemişlerdir. Ülkeler çok büyük ve güçlü olduğunda yönetilmeyeceklerini düşünen şer odakları, İslam ülkelerine ajanlarını göndererek, ülke içerisinde para ile kandırdıkları insanlar ile beraber kargaşa çıkarmış, çatışma zemini hazırlamışlardır. Kendi çıkarlarına uyan rejim ve liderleri destekleyen, hatta başa geçiren, kullanım süresi dolduktan sonra fişini çekip tarihin çöp kutusuna atan bu İslam düşmanları, son emellerini Mısır, Irak ve Libya’da göstermişlerdir. Tunus, Libya, Mısır, Ürdün, Yemen, Bahreyn, Suudi Arabistan, Fas ve Suriye’de “Arap Baharı” adı altında, demokrasi, özgürlük, adalet ve insan hakları hareketi diyerek binlerce Müslümanın ölümüne sebep olan bu İslam düşmanları, Müslümanı Müslümana kırdırarak emellerine ulaşmıştır. Türkiye’yi bölmek parçalamak, kardeşi kardeşe öldürtmek isteyen sömürgeci güçler, emellerine ulaşmak için “sağ-sol” olaylarını çıkarmıştır. “Sağ-sol” olaylarından ülke sokak sokak bölünmüş, giyim ve görüntüden önyargılar oluşmuştu. Sevgi, saygı, güven ve düzen hasret duyulan kelimeler haline gelmişti. Binlerce kişi kardeş katili olmuş ama Allah’a şükürler olsun ki, sonunda sağduyu kazanmıştı. Vatan sevgisini her şeyin üstünde tutan milletimiz, yapılan provokasyonlara izin vermeyecektir. Asıl olan şu ki; kendi ülkendeki insanları, sağ-sol, Sünni-alevi, Türk-Kürt olarak gruplara ayırmak İslam’a, insanlığa ihanettir. Türk ve İslam Dünyasının yıldızı olan Türkiye’yi bölmek isteyen İslam düşmanları hiçbir zaman emellerine ulaşmayacaktır. Türkiye giderek güçlenecek ve Türk İslam Birliği’ni kuracak, İslam düşmanlarını bozguna uğratacaktır. Ortodoks ve Katolik Kiliseleri, 1054’te birbirinden ayrılmış ve yüzyıllarca birbiriyle kıyasıya savaşmıştır. Tarihte ilk defa Küba’nın başkenti Havana’da 12 Şubat 2016’da bir araya gelen Ortodoks ve Katolik Kiliselerinin liderleri, “Hıristiyan alemindeki bin yıllık bölünmenin sona erdirilmesi için” her şeyi unutup işbirliği yapmaktan bahsediyorlar. İslam düşmanlığı için biraya gelen Hıristiyan dünyasının düşman kardeşleri, Vatikan temsilcisi Papa Francis ile Rus Ortodoks Kilisesi temsilcisi I. Kirill, yaptıkları görüşme sonunda Hıristiyan âlemine, “Ortadoğu’daki Hıristiyanları korumak ve terörizme son vermek için birleşin” çağrısı yapıyor. “Hıristiyanları ve Hıristiyan menfaatlerini tehdit eden herkesi ‘terörist’ ilan edin ve temizleyin” talimatı veriyorlar. Vay be. Peki bizim alimlerin görevi sadece namaz kıldırmak ve ölü yıkamak mıdır? Emin olun ki; bu görüşme ve yapılan çağrı, İslam dünyasının birleşmesi, Müslümanların aklını başına alması için yeterlidir. Müslümanları daha fazla sömürmek, yeraltı ve yerüstü bütan kaynaklarını ele geçirmek, ülkeleri küçük parçalara bölerek sömürgeleri haline getirmek, İslam dininden uzaklaştırmak için, bin yıllık çekişme ve çıkar çatışması bir kenara bırakılıp, düşman kardeşler biraya gelebiliyor, sevgi, saygı, adalet ve kardeşlik olgularını ön planda tutması gereken Müslümanlar, sorunlarını çözmekten uzak, dram içinde yaşıyorlarsa, İslam Dünyası bundan utanmalıdır. Her on yılda bir Müslümanlar arasında savaş çıkartan İslam düşmanları, bu sayede silah satıp zengin olurken, Müslümanlar terörizm, fakirlik, kin, nefret ve gözyaşı ile karşı karşıya kalmaktadır. Mezhepsel ayrılıklar ile boğuşan İslam dünyasının en büyük handikabı “cahillik”, “iktidar hırsı” ve “anlayışsızlık” tır. Müslümanlara düşen en önemli görev; İslam birliğini sağlamak, tek ve en doğru inanç sistemi olan İslam’ı bütün dünyaya anlatmak ve aktarmaktır. Müslümanları değil kendi saltanatını düşünen, sırtını İslam düşmanlarına yaslayan işbirlikçileri, diktatörlerin sonunu getirmek, her türlü pürüzü bir kenara bırakıp, İslam’ın temel prensipleri üzerinde kenetlenmektir. Asilms@hotmail.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
BÜYÜKHATİPOĞLU’NDAN ŞUTB’YE ZİYARET
BÜYÜKHATİPOĞLU’NDAN ŞUTB’YE ZİYARET
Viranşehir'de Ailenin Rolü
Viranşehir'de Ailenin Rolü