SAHTE ŞEYHLERİN HÜKMÜ VE AKIBETLERİ 1

SAHTE ŞEYHLERİN HÜKMÜ VE AKIBETLERİ 1

    Rûhu’l Beyan Tefsiri, İsmail Hakkı Bursevi (k.s.), (Terc: Ömer Faruk Hilmi) Bu (yani, bir araya toplanıp def çalan, deprenen, raks eden, kendi yollarının geçmişlerinin medhiyyelerini ...

10 Ağustos 2016 - 18:50

    Rûhu’l Beyan Tefsiri, İsmail Hakkı Bursevi (k.s.), (Terc: Ömer Faruk Hilmi) Bu (yani, bir araya toplanıp def çalan, deprenen, raks eden, kendi yollarının geçmişlerinin medhiyyelerini okuyarak coşmak, debbûs (şiş) vurmak gibi hareketleri yapan kişilerin cemaatine gitmenin haram olduğu, o insanlara yardım etmenin haram olduğu ve hatta idârecilerin onların mescidlere toplanmalarına manî olması gerekli olduğu hükmü) Sahte Şeyhlerin Âhiret’te ki Cezâları Şeyh es-Sâfî (k.s.) hazretleri buyurdular: Mârifet iddia edip, irşâd makâmına oturanlar; dünya menfaati için gösteriş yapan (sahte şeyh ve evliyâlık taslayanlara) yapılacak azâb, bu zinâkâr kadınlara yapılan azâbın yetmiş katı olacaktır . Sahte Şeyhlerin Zalimlere Dua Etmeleri Günümüzde ilim, irfan, manevîyat, hak, hukuk ve ermişlikten ve Allâhın veli dostu yani evliyalıktan çok uzak olan sahte şeyhlerin çoğunun zâlimlerle beraberolduğunu, zâlimlerin meclislerine oturduğunu, zâlimleri övdüklerini ve hatta zâlimlere dua ettiklerini görürsünüz… مَنْ دَعَا لِظَالِمٍ بِالْبَقَاءِ فَقَدْ أَحَبَّ أَنْ يَعْصِيَ اللهَ فِي أَرْضِهِ -“Kim zâlim kişiye bekâ (mülk, saltanat ve hayatının devâmı) için dua ederse; o kişi, Allâhü Teâlâ hazretlerinin arzında (yeryüzünde Allâhü Teâlâ hazretlerinin kullarına zulmedilmesini ve) Allâhü Teâlâ hazretlerine isyân edilmesini gerçekten seviyor, demektir.” CÂHİL ŞEYH BERSUSANIN KÖTÜ SONU Cahil şeyh için Bersisa’ının hayatı bize örnek olmalıdır. Bersisa diye bir zat vardı. Yıllarca inzivaya çekilip, geceleri sabaha kadar namaz ve ibadet ile geçirip; gündüzlerini de oruçlu geçiriyordu. Ehli takvâ sahibi bir zattı. Şeyh diye biliniyordu. Herkes hayır duasını almaya çalışıyordu. Günden güne müridleri artıyordu. Altmış bin müridi ile havada uçabiliyordu. Ama ilim sahibi değildi. Zahiri ilimden habersizdi. Cahil bir insandı. Toplum onun kerametlerine ve adının etrafa yayılmasına kapılarak, günden güne ona akın ediyordu. Şeytanda ona meyletti. Bunu nasıl kandırabilirim diye düşündü? Şeytan sırtında cübbesi, elinde asası, başında sarığı, elinde tesbihi, olduğu halde bembeyaz sakalı ile bir sofu ve derviş kılığına bürünerek Şeyh Bersisa’nın dergahına gitti. Şeyh Bersisa misafirine sordu: -Derviş kardeş nereden gelip nereye gidersin? Şeytan cevap verdi: -Ben dünya nimetlerinden ve süsünden uzak, ömrünü Allâh’a ibadetle geçirmek isteyen bir kimseyim. Bir Allâh dostu bulup kendime arkadaş edinmek ve ona mürid olmak için yer yer dolaştım. Sizden daha büyük bir veli kula rastlamadım. Memleketinize geldiğimde, sizin adınızı ve şanınızı duydum. Sizin gibi bütün gayreti Cenab-ı Allâh’a ibadet etmek olan ve hiç kimsenin etlisine ve butlusuna karışmayan, abid, zahid bir şeyhe mürid olmak ve onunla beraber ibadet etmek istiyorum. Eğer beni de kabul ederseniz, bundan böyle sizin yanınızda kalmak ve Cenab-ı Allâh’a ibadet etmek istiyorum. Şeyh Bersisa, kendisine hayran olan bu kişinin, şeytan olduğunu bilmediği için, memnuniyetle arkadaşlığını kabul etti. Şeytan, şeyh Bersisa’nın dergahına yerleşti. Günler geçti. Şeyh Bersisa bu yeni sofu’nun işine bir türlü akıl erdiremiyordu. Kendisi şeyh olduğu halde, yiyor, içiyor, uyuyor, istirahat ediyor, ihtiyaç gideriyor; ama bu yeni gelen kişi ne içiyor, ne yiyor, ne yatıyor, ne uyuyor ve ne de tuvalete çıkmak gibi zaruri ihtiyaçları oluyor. Gece gündüz uyumadan ve bir saniye bile olsa ara vermeden, ibadetle meşgul oluyordu. Şeyh Bersisa dayanamadı sordu: -Ey Allâh’ın salih kulu, sen bu mertebeye nasıl yetiştin. Ben senelerden beri ibadet ederim, yeyip içmekten ve uyumaktan kurtulamadım. Sense bütün zamanını ibadete ayırabiliyorsun. Ne olur, bunun sırrını bana da öğret de, ben de senin gibi olayım, dedi. Şeytanın istediği doğmuştu -Bunun kolayı var! Şeyh Bersisa heyecan ile sordu: -Nedir? Şeytan ağır ağır konuştu: -Önce büyük bir günah işleyecek, sonra da ona samimiyetle tövbe edeceksin. Büyük bir günah işlemiş olduğundan, Allâh’tan daha çok korkmaya başlayacak ve böylece benim gibi, sen de her türlü insanî kötü hasletlerden kurtulmuş olacaksın, dedi. Şeyh Bersisa biraz düşündü; -Meselâ ne gibi günah işleyeyim, diye sordu Şeytan: -Zinâ edebilirsin, dedi, Şeyh Bersisa; -Yapamam, dedi. Şeytan: -Adam öldür, Şeyh irkildi, titredi: -Adam öldüremem… Buna vicdanım tahammül edemez, dedi. Şeytan -İçki içersin, dedi. Şeyh Bersisa düşündü, taşındı içki (şarap ve alkol) içmeyi biraz hafif görmüştü: -O olur, yapabilirim, dedi. Şeyh Bersisa, Cenab-ı Allâh’a biraz daha yaklaşmak ve daha çok ibadet etmek için içki içmeye niyyet ederek doğruca meyhaneye gitti. İçkiyi sunan sâki kadındı. Şeyh Bersisa kadının elinden içki içti. Sarhoş oldu. Orada kadına zina etti. Şeytanın “Bu yaptığın kötü bir şeydir. Duyulursa senin için iyi olmaz. Sen bu kadını öldür ve kimse görmeden bir yere göm” dedi .Desisesi ve hileleri ile Şeyh Bersisa meyhaneci kadını öldürüp gizlice bir yere gömdü. Şeytan şehrin hakimlerine koştu. Şeyhi şikayet etti. Şeyh Bersisa içki içmek, zina etmek ve meyhaneci kadını öldürmek suçlarından mahkemeye çıkarıldı. Şeyhin idamına karar verildi. Şeyh idam sehpasına çıkmış, artık ip boğazına geçirildikten sonra, onu kurtaracak hiçbir kimse yoktu. Şeytan karşıdan görüldü ve alaylı bir tavır ile sordu: -Bu hal nedir? Ey dostum, dedi. Şeyh Bersisa ağlamaklı bir sesle: -Görüyorsun ey Allâh’ın sevgili kulu! Beni kurtar, diye yalvarmaya başladı. Şeytan: -Seni kurtarırım; ama bir şartım var, dedi, Şeyh hemen atıldı: -Şartını kabul ediyorum. Şeytan: -Bana secde edeceksin, dedi. Şeyh Bersisa kurtulmak umudu ile: -Görüyorsun ip boğazıma geçirilmiş nasıl secde edebilirim. Beni kurtar ki, sana secde edeyim, dedi. Şeytan -İşaret (ima) ile secde edebilirsin, dedi. Şeyh Bersisa başıyla Şeytana secde etti. Sandalye’yi ayağının altından çektiler. Şeyh Bersisa cehaletinin kurbanı olup, imansız olarak gitti. Eğer Şeyh Bersisa alim olmuş olsaydı; içki içmek, zina etmek, adam öldürmek ve diğer günah veya mekruhları işlemekle, insanın evliya olamayacağını bilirdi. Ruhu’l-Beyan tefsirinde buyuruldu: Bersisâ ikiyüz yirmi sene Allâhü Teâlâ hazretlerine ibâdet etti. Bu süre içerisinde göz açıp kırpıncaya kadar olsa, bile Allâhü Teâlâ hazretlerine isyân etmedi. Ama islâm nimetine şükretmediği için Bersisâ en son imansız gitti. İstidraç Kerâmet Değildir İmam-ı Gazâlî (k.s.) Hazretleri buyurdu: -“Hava da uçan, suyun üzerinde yürüyen veya ateş yiyen veyahut da bunlardan başka harikulâde haller gösteren bir şeyhi gördüğün zaman onu iyi araştır… O şeyh, eğer Allâhın farzlarından ve Resûlullah’ın sünnetlerinden birini terkediyorsa yalancıdır, düzenbazdır. O evliyâ değildir. O şeyhin işleri asla kerâmet değildir; belki istidrâçtır…

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Google Çeviri Artık  Dudaktan Okuyacak
Google Çeviri Artık Dudaktan Okuyacak
Milletvekili Külünk  Urfa'nın Ekonomik Sorunlarına Çözüm Aradı
Milletvekili Külünk Urfa'nın Ekonomik Sorunlarına...