Türkiye’nin Rusya ve İsrailden sonra Suriye politikası

Türkiye’nin Rusya ve İsrailden sonra Suriye politikası

Rusya ve İsrailden sonra Suriye politikasıda kesilen ahkam ve efelenme sonunda çarşı kabadayısı gibi "Eyvallah" demeye dönüştü. Dış politikada dikiş tutturamayınca "dilin kemiği yok misali" çark ...

03 Temmuz 2016 - 21:14

Rusya ve İsrailden sonra Suriye politikasıda kesilen ahkam ve efelenme sonunda çarşı kabadayısı gibi “Eyvallah” demeye dönüştü.
Dış politikada dikiş tutturamayınca “dilin kemiği yok misali” çark edildi.
Savaştan kaçan Suriyeli sığınmacılara kalbura dönen sınırlardan “denetimsiz geçişler “olsada halk bu güne kadar hoşgörülü davranıp, getireceği külfeti bilerek insanlık görevidir deyip hoş görülü davrandı.
Ülkeyi yönetenlerde dünyaya allayıp süsleyip kendi vatandaşının yoksulluğunu görmezden gelip güçlü devlet imajı ile havasını attı.Sonrası bilinen utanılacak üç milyon euro pazarlığına kadar gitti.
Oysa olayın aslı sığınmacıların tümü olmasada Hatay ilinde olduğu gibi yorgun ve yaralı İşid savaşçılarının dinlenme ve lojistik merkezi olarak ülke topraklarının kullanılmasına izin verildi,göz yumuldu.
Amaç Esad yönetimini alaşağı edip hayallerindeki Osmanlıcılık oyununu oynamak.
Dış politikada Kürt fobisi ile oluşan bu pervasızlık haddini aşan boyuta ulaşınca Rusya ve İsrail ile olduğu gibi gücü yetmeyince gizli görüşmeler sonunda Suriye Türkmenlerinide bir başına bırakarak Esadın varlığını kabul ederek üstüne üstlük Esadı baş ağrılarından kurtaracak bir anlaşmada son buluyor..Kısaca Esadı karşıtlarından kurtarmak için sığınmacılara Rojavadaki Kürt kazanımlarının yok edilmesi karşılığında vatandaşlık hakkı verilmek isteniyor..Bu anlaşmanın dış yüzü.Birde iç yüzü var,buda iflas etmiş tüccar hesabı gibi.
Kendi halkına danışmadan, en azından bir kamu oyu araştırması hatta refarandum yapmadan böyle bir karar almak bir kişi yada kişilerin haddimidir?Ancak halkı tebası gibi görüp hiçe sayan çağ dışı anlayışa sahip yöneticilerin tavrı böyledir.
İleride bu iktidara minnet dolu “yeni vatandaşların”nasıl kullanılacağı ülkeye ne gibi sorunlar yaratacağı gün gibi ortada.
Bir,beş,on kişi değil söz konusu olan üç milyon mülteci. Tartışmasız verilecek her göreve hazır ve blok oy deposu bir nüfus.Ayrıca vatandaş olunca tabi bunlar Güneydoğu illeri ve başta Urfa ve alevi yoğunluklu bölgeler olmak üzere yerleştirilecekler.Bu bölgelerde mevcut olan sosyal , sınıfsal,inanç ve etnik dengeler alt üst olup ufak bir kıvılcımda çatışmaya dönüşecek yerleşimler olacak ve kendi emelleri için faydalanmak isteyenlere bulunmaz bir ortam yaratılacak. 03/07/2016   Dr. Adnan Güllüoğlu Facebook adres : https://www.facebook.com/profile.php?id=100008976430778

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Erdoğan: Şehitlerimiz var
Erdoğan: Şehitlerimiz var
Son dakika: İstanbul'da iki patlama sesi
Son dakika: İstanbul'da iki patlama sesi