TÜRKLER VE KÜRTLER, DİN KARDEŞİ, KAN KARDEŞİ, DOST VE...

TÜRKLER VE KÜRTLER, DİN KARDEŞİ, KAN KARDEŞİ, DOST VE AKRABADIR!

Kürtler tarih boyunca Türklerle savaşmamış, kardeşçe yaşamışlardır. Düşmanlara karşı omuz omuza çarpışmış, zaferler kazanmışlardır. Kürtler, Kurtuluş savaşının kazanılmasında büyük rol oynamış, Urfa, Maraş ve pek çok ...

18 Aralık 2015 - 23:21

Kürtler tarih boyunca Türklerle savaşmamış, kardeşçe yaşamışlardır. Düşmanlara karşı omuz omuza çarpışmış, zaferler kazanmışlardır. Kürtler, Kurtuluş savaşının kazanılmasında büyük rol oynamış, Urfa, Maraş ve pek çok ilin kurtarılmasında öncülük yapmıştır. İsmet İnönü “Kürtler…Milli Mücadelenin devamınca canla başla gayret gösterdiler” demiştir. Ayrıca Kurtuluş Savaşında Türklerle kader birliği yapan Kürtlere, Lozan’da Avrupalı Devletler “azınlık” olduklarını söyleyince İsme İnönü buna karşı çıkmış ve “Türkler ve Kürtler Türkiye’nin ana unsurlarıdırlar. Kürtler bir azınlık değildir. Ankara Hükümeti hem Türklerin hem de Kürtlerin hükümetidir.” demiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin bir oturumunda Doğu ve Güneydoğudaki bütün milletvekillerini altına imza attıkları bir duyuru yayınlanmıştır. Bu duyuruda milletvekilleri “Türk, Kürt tek bir vücuttur. Kürtler her vakit Türklerle beraber vatan uğrunda daima ölmüş ve ölmeye hazır oldukları cümlenin malumudur.” Diyerek Kürt-Türk kardeşliğini cümle aleme duyurmuşlardır. Bütün bunlar ortada iken nedir bu Kürt sorunu? Tarih boyunca Türk ve Kürtler arasına nefret ve düşmanlık tohumları ekilmeye çalışılmış, güvensizlik, korku, kendini tehlikede hissetmek için ne gerekiyorsa yapılmış, telafisi zor acı ve kızgınlıklar yaratılmış, üzerine yanlış anlama ve iletişimsizlik eklenince al sana Kürt sorunu. Kürt sorunu; Kürtlerin varlığı inkar etmek, onların sosyal, kültürel ve ekonomik haklarını gasp etmek, dillerini serbestçe konuşmalarını önlemek, ülkenin bir etnik grubu değil de, asıl unsuru olduğunu kabul etmemek midir? Kardeşlik ve güven bu sorunun en büyük anahtarıdır. Kürtler, eşit ve adil olarak Türkiye’nin bir parçası ve ortağı olduklarını düşünmüyorlar. Maddi, manevi, kültürel ve sosyal alanda haksızlığa uğradıklarını söylüyor, var olduklarını düşündükleri adaletsizlik ve haksızlığın Kürtleri fazlasıyla ezdiği kanaatindeler. Kürt demek, terörist demek değildir. Bu algıyı yerleştirip, birlik ve beraberliğimizi bozup, savaş çıkarmak isteyenlerin istediği, Türkiye ve İslam düşmanlığı üzerine kurulmuş olan, Büyük Ortadoğu Projesinin gerçekleşmesidir. Herkes şunu kafasına sokmalı. Türk ve Kürt, din kardeşidir. Kan kardeşidir. Dosttur, akraba ve arkadaştır. Amelleri ve gayeleri birdir. Her zaman her durumda bir ve beraber olmaya devam edecektir. Biri çıkarda, “abi Türkiye’de yaşayan bütün insanlar, etnik, dinsel, sosyal, kültürel, gelenek ve görenek olarak çeşitlilik gösterir ama bir bütündür. Her kesimin hakkı verilmeli ve hukuk önünde herkes eşit olmalıdır” derse, helal olsun derim. İnsanları dışlayan değil, herkesi kapsayan bir demokrasi istiyorum. Sadece Kürt değil, bu ülkenin hangi etnik grubu, ülkenin birlik ve beraberliğini bozmayacak, bir hak talebinde bulunursa, talep ve iddialarını ortaya koymasına izin verilmelidir. Kişinin bütün düşünceleri beğenip, katılma zorunluluğu yoktur. Talep ve iddiaları tamamen yanlışta olabilir. Ama barış için, insani bir çözüm için dinlemek ve tartışmak en doğru olanıdır. Demokrasi de bunu öngörmektedir. Bu durum çatışma ortamını ortadan kaldırır. İnkar, yok saymak ve yok etmek ise yapılacak en büyük adaletsizliktir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan 12 Ağustos 2005 tarihinde “Kürt sorunu benim de sorunumdur ve bunu demokrasiyi genişleterek çözeceğiz, devletin büyüklüğü yanlışlarını kabul etmesidir ve Kürtlere yanlış yapılmıştır” deyip mertçe konuşmuş, sorunun çözümü için gerekli adımları atmış, bu sonunun çözülmesi için elinden geleni yapmaktadır. Büyük Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri; Türkler ile Kürtlerin kardeş olduğunu vurgulamış, Türk ve Kürt’ün küfüre karşı cihat arkadaşı olduğunu belirtmiştir. Herkes, silahlı çatışma ortamından, barış ortamına geçmek için elinden gelenin fazlasını yapmalı, çatışmasızlığın; barış ve kardeşlik, birlik ve beraberlik için en uygun model olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca şunu herkes bilmeli. Barış; sadece silahların susması değildir. Aynı zamanda, insanların onurlu bir yaşam sürdürmesi için demokraside gereğinin yapılmasıdır. Hukukun üstünlüğünün kabul edilmesi, adaletin herkes için tecelli etmesidir. Ben; ülkedeki çatışmalardan çok, Türklerin ve Kürtlerin birbirine düşman olmasından korkuyorum. Meydana gelen veya getirilen olaylar, hem Türk hem de Kürtler için çok acı ve ağır oldu. Toplumsal barış için derin yaralar oluşturdu. Toplumun vicdan ve hafızasında açılan yaralar halâ kanamaya devam ediyor. Yaşanan bu acı ve üzüntünün devam etmesinden, iki toplum içinde kapatılması zor yaraların açılmasına üzülüyorum. Umarım korkularıma yenik düşmem. Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek devam eder. Kürtler, Türkiye için bir sorun değil, sosyal ve kültürel alanlardaki çeşitlilikleri ile bir zenginliktir. Doğulu, Batılı, Güneyli ve Kuzeyli bütün Türkiye vatandaşları, artık uyanmalı ve birbirini uyandırmalı. Kapitalist ve yaşlı Avrupa’yı, Siyonist İsrail’i, Terörist ABD’yi, tarih boyunca gözü hep Türkiye topraklarında olan Rusya’yı ve bütün İslam düşmanlarını sevindiren, milli birlik ve beraberliğimizi tehdit eden bu kadar önemli, ciddi ve hayati bir mesele olan Kürt sorununu; sevgiyle, farklılıkları zenginlik olarak, ırkçılık ve ayrımcılığı elimizin tersi ile iterek, birbirimize saygı duyarak ve güvenerek ortadan kaldırmalıyız. Aramızda kin ve nefretin olmadığı bütün dünyaya göstermeliyiz. Asilms@hotmail.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
PYD İçerisinde 3 bin Savaşçı Var
PYD İçerisinde 3 bin Savaşçı Var
Gaspçı Bu Kez Sert Kayaya Çarptı
Gaspçı Bu Kez Sert Kayaya Çarptı