Yanlış Yanlışı Getirir !

Yanlış Yanlışı Getirir !

Yanlış Yanlışı Getirir ! Türkiye’de son günlerde eski asker ve bürokratik klasik ve medya şahsiyetleri Suriye içinde yaşananlara geçmiş politikaların devamı ve de reddiyeci şekilde okuyup ...

04 Temmuz 2015 - 21:53

Önceki iletiSonraki iletiİletilere dön

Yanlış Yanlışı Getirir !

Türkiye’de son günlerde eski asker ve bürokratik klasik ve medya şahsiyetleri Suriye içinde yaşananlara geçmiş politikaların devamı ve de reddiyeci şekilde okuyup  ve yorumlamakta şiddetçi politik yaklaşımları ortaya çıkarmayı amaçlamaktalar. İşte dayanak yapılıp öne sürülen temel görüşlerden bir kaçı: Birincisi; “PYD ile,bir enerji koridoru oluşturma çabası var”! İkincisi; “PYD Türkmenler üzerinden etnik temizlik yapılmaya çalışılıyor”! (garip olan , bunu sadece Türkiye değil ,KDP yetkilikleri söylüyor ve bundan beş yıl öncesine kadar Türkiye tarafından aynı suçlama yöneltildiği halde… Üçüncüsü; “PYD ile Türkiye’nin güney sınırlarını kuşatılmaya çalışıyor”! Peki ne anlama geliyor bunlar ? Neden bu şekilde yorumlanıyor? Daha bağdaştırıcı ve empatik algı neden sergilenmiyor? Bu sürümlerin karşısında sorusunu daha belirgin kılan günce lokal alan etkileşimi ve pratik alan faydacılığı denilecek bir açıklama ile izah getirilirse, En başta gözden kaçmayan ama devlet yetkililerinin kendilerini kimsenin fark etmediğini sandığı(deve kuşunun toprağa başını gömmesi gibi) sınır hattında DAİŞ çetesi ile ham petrol  ve karşılığında lojistik ve mühimmat desteği şeklinde bir ilişki yaşandığını bütün dünya görüyordu. Tel abyad veya gıre spi’nin PYD güçlerince kontrole alınması bu ilişkinin sonlanmasına kar amaçlı ilişkilenenler kaynaklarının kısılmasına yol açtı ki, bundan ucuz ve neredeyse bedava ( hatta etnik kabullenmeziğin rahatlatıldığı ortamda) enerji ile uğraşanlar çok rahatsız oldular. Bu yüzdendir ki ilk tepki ve şiddetle karşı çıkışlar bu kesimlerden geldi. hemen hemen öne sürülen görüşlerin altında bu ucuz petrolden kar sağlayanların payı ve sorumluluğu vardır. Diğer yandan devlet geleneğinde değişmeyen kalıtsal yönetim anlayış bu sürümlerle yeni hatalar gösterecektir. Yani tarihsel devamlılık anlayışı inkar ve yok etmeye dayandığı için zaten karşıtlık gösterecek her türlü yaklaşımı sergiler. Yani uzun yılların şekillenmiş kurumsallığın içendeki bürokrasi algısını sürekli tarihin başladığı (ki bu Türkiye için 1920’lerdir)dogma koşullara endekslenmiş olması onu farklı tutamlar almasını önlemektedir. Diğer bir olgu konumsal  bakış açısıdır. Ki bu bölge için Hititlerden beri Ankara-Yozgat konumundan şekillenen bakış bu bölgeye savunmacı ve paronayatik  olmuştur. Bu en son olarak Erdoğan’ın konuşmalarında da fark edilir. Konumsal bakış açısı mevziseldir, sadece bir noktadan ve yerinden ayrılmadan bakmak demektir. Bu da Türkiye’nin neden hep kendini kuşatılmış çevrelenmiş ve baskılanacak bir tutumda gördüğünü anlaşılır hale getiriyor. Buna benzer tutumların: “Rusya sıcak denizlere inmeyi istiyor”, ”Ermenilerin emelleri “ vs. gibi yabancı olmadığımız söylenip yaşandığını biliyoruz. Oysa PYN (Bölge halklarıyla birlikte örgütlü hale gelen Kürtlerin) son çıkan durumda Rejimin ve rejim karşıtı şekillendirilen güçlerin baskı ve ateşi altında kalmadan evrensel en temel hakları olan yaşama varlığını koruma ve de sürdürme  istemiydi. Yoksa PYD veya Kürtlerin yada Ezilen bölge insanının başka bir emeli yok !. Amansız bir savaş ortamında bir topluluğun kendini korumak istemesinde daha doğal ne olabilir ki ? Üstelik vahşi bir hedef ve anlayışla insanlık tarihini herkes için suçlu kılan ve lekeleyen bir savaş yöntemiyle, sosyal veya hümaniter hiçbir değeri bulunmayan toplama gurupların özellikle Kürtlerin yaşadığı ve bir nebze güvende yaşamaya çalıştığı bölgeleri güvensiz hale getirip katliamları yapması, tecavüz ve işkencelere yol açması talana yönelmesi karşısında  kendini ve bölgesel savunmaya yönelmesi  bazı emeller taşımak değildir. Açıkça bu, tam anlamıyla Kürtlerin-Türkmen ve Arapların yaşadığı bölgeleri  savunma onurudur. Bu durumda öne sürülen anlayış ve politikaların stratejik ve güncel olarak  değişikliğe uğratılması gerekiyor. Bunun en açık yolu kurulacak hükümetin anlayışı ve özellikle de HDP nin siyasi aktör olarak Tarihsel dogma ve konumsal yanılgılı bakışı eleştirmesiyle rol oynayabilir. Kürtlerden herhangi bir ülke ve düşmandan bahsedermiş gibi ön yargılar oluşturmanın anlamı yok. Bunun iç ve dış siyasette etkili bir şekilde eleştirilip yanılgısını ortaya çıkarılması gerekir. Kürtlerin bölgesel bir devletsiz toplum gerçeği olduğunu  örgütlü siyasal ve askeri temsilcilerinin olduğunu izahata gerek duyulmadan kabul görülmesi doğru olandır. Bu güçlerle uzlaşı ve birliktelik bölge halklarının lehine olduğu özellikle işlenmesi elzemdir. Dönem her açıdan önemlidir ancak daha elzem olanı Türkiye dış politikasını eleştirip doğru politikalara yöneltmektir. Akp ve Erdoğan yönetim inkarı sonlandırdığını söylemesine rağmen dış politika gösteriyor ki hala geçmiş yaklaşımlar onla için de esas kalmıştır. Açık ki sürüklenmiş ve aynı devletçi geleneksel politikaların girdabına savrulmuşlardır. Yanlışlığı defalarca ortaya çıkan bu kalıtsallıkların sürdürülmesi Akp ve Erdoğan yönetimini doğru yapmaya sevk etmez. Yanlış yanlışı getirir ! Aksi taktirde devletin dış politikası Düşman yaratıcı, paronayaları olana Kürt karşıtı yaklaşımlarıyla eski yönlendirilenlerinin elinde işlenmeye ve sürdürülmeye devam edilir durur. nmizrakli@hotmail.com

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
FETÖ Fetvaları bozdu
FETÖ Fetvaları bozdu
DSİ’den Şanlıurfa’ya dev yatırımlar
DSİ’den Şanlıurfa’ya dev yatırımlar