FETÖ'NÜN 1 DOLARLIK FAHİŞELERİ…
Dr.Mehmet Hakan SAĞLAM

Dr.Mehmet Hakan SAĞLAM

Dr. Mehmet Hakan SAĞLAM

FETÖ'NÜN 1 DOLARLIK FAHİŞELERİ…

16 Temmuz 2017 - 21:53

4107 NUMARALI SİYAH KİMLİKLİ PARYALAR ve FETÖ’NÜN 1 DOLARLIK FAHİŞELERİ…

FETÖ yargılamaları başladı. Sanıkların neredeyse tamamı bir birine benzer savunmalar yapıyor: “Görmedim, duymadım, bilmiyorum.”

Elinde silahla ateş edenler bile: “görüntüdeki kişi ben değilim” tarzında tiyatrovari açıklamalarda bulunuyor.

Pişkinliğin ahlâksızlığın, şerefsizliğin ve kanı bozukluğun her çeşidine tanık oluyoruz. Müthiş bir laubalilik ve örgüt liderine sadakat durumuyla karşı karşıyayız. Herkes sonuna kadar direniyor ve Fethullah Gülen hakkında tek bir laf etmiyor. Bunun nedeni aslında “Telkin, Taht ve Tavus” prensibiyle beyinlerinin yıkanmış olmasından kaynaklanıyor.

70’li yılların ilk yarısında Irak’ta yaratılan Kesnizani yapılanması ile Türkiye’de yaratılan ve “Hizmet” gibi ulvi bir kelimenin arkasına sığınan Fethullah Gülen yapılanmasının ilke ve prensipleri birbirinin tıpatıp aynısı.

Aslen bir iktisatçı olan Muhammed Kesnizani’de ilâhiyatçı değildir Fethullah Gülen’de. Kesnizani’de tekkeler vardır, Gülen’de “ışık evleri”.

Her iki yapılanmanın zihin yıkama modeli ise; “Telkin”, “Taht” ve “Tavus” prensibi üzerine kurulmuştur.

Telkin-Taht ve Tavus Prensibi Nedir?

Telkin sürecinde; tarikat mensupları, profesyonel kişilerce örgüt evlerinde tertip edilen özel sohbet toplantılarında Şeyh Efendi’ye karşı koşulsuz saygı duymaya kodlanır.

Taht” aşamada; müritlere, Allah adına “taht” ikramı yapılır. İşsiz güçsüz insanlara devlet kademesinde belli bir komisyon karşılığında iş teklif edilirken, hali hazırda devlet memuru olanlara da makamda yükselecekleri vaat edilir.

Tavus” aşamasında ise, büyünün, ezoterik anlatımların, kehanet ve kerametlerin yolu açılır. Müritlerin rüyalarına giren “Peygamber” hikâyeleri, Şeyh efendinin Allah ve Peygamber ile sürekli görüştüğüne yönelik anlatılar ve çağdaş hipnoz yöntemleri kullanılarak müritler adeta uyuşturulur ve kelimenin tam anlamıyla; zihinleri kontrol altına alınan ve her istenileni sorgusuzca yerine getiren birer “mankurtsürüsüne dönüştürülür.

Türk devlet tarihinin en büyük travmasını yaşıyoruz. 2237 yıllık Türk devlet tarihinin hemen her evresinde hainlere rastlamak mümkün. Bunlar asla tükenmez ve tükenmeyecek de. Ancak bu kadar çok hainin topluca hareket ettiğine 15 Temmuz 2017 günü ilk defa tanık olduk.

Saddam’ı devirmek için onlarca yüzlerce darbe, isyan ve kalkışma yapıldı. Ancak hiç birisi Kesnizani kadar sessiz ve derinden gelip, bu kadar etkili ve yıkıcı olmadı. Kesnizani’nin arkasındaki güç MOSSAD ve CIA idi. FETÖ’nün arkasındaki güçler ise daha komplike ve profesyonel. Yabancı istihbarat kuruluşları, Türkiye yıkılmadığı ve parçalanmadığı takdirde bu coğrafyada yeni bir Lozan Anlaşması imzalatamayacaklarını çok iyi biliyorlar.

Bugün Suriye’de, Irak’ta, Mısır’da, Afganistan ve diğer tüm İslâm ülkelerinde yaşanan olaylar, aslında Türkiye’yi dize getirmek için tezgâhlanan büyük bir oyunun parçasıdır.

Türk tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ihanet hadisesine imza atanlar bugün yargılanıyor.  Bazı mahkemelerce çeşitli cezalar verilmeye başlandı. Fethullah Gülen yapılanmasına mensup olup bu devleti yıkmaya teşebbüs edenlere verilen cezalar ne olursa olsun içimizi asla serinletmez.

Bu örgütle şu veya bu şekilde ilgisi olanların, maddi ve manevi destek verenlerin iki üç sene sonra elini kolunu sallaya sallaya aramızda dolaşmaya başladığını göreceğiz.

Hele hele telefonlarında By-Lock yüklü olan şahısların hapis bile yatmadan üç beş ay cezayla kurtulacaklarına adım gibi eminim.

Peki bu adamların yaptıkları yanlarına kâr mı kalacak?

Allah’ın bile sevmediği ve düzelmeleri için mücadele etme gereği görmediği bir hususta, bizlerin affedici olması beklenemez.

Nisa Suresi’nin 107’nci ayeti, hainlerle ilgilidir. Ayetin meali aynen şu şekildedir; “Kendi nefislerine hainlik edenler için mücadele etme. Allah, ihanet eden, günaha saplanmış olanları sevmez.

Beyni yıkanan darbeciler ve teröristler için kendi hayatlarının hiçbir öneminin olmadığını hâli hazırdaki durumlarından anlıyoruz. Bunları cezalandırmanın en güzel yolu ise kendi nesilleriyle ilgili kararlar almaktan geçiyor.

Benim önerim tüm teröristlere “SİYAH KİMLİK” kartı uygulaması başlatmak yönünde. Bu adamlar şu veya bu şekilde ileriki tarihlerde mutlaka serbest kalacak ancak, bu yaptıklarının bir karşılığının olması gerekiyor.

FETÖ yapılanmasına mensup ne kadar imam, abi, abla, dayı, yeğen varsa bunların tamamının TC kimlik numaralarının iptal edilip, Kur’an-ı Kerim’in 4’üncü suresinin 107’nci ayetinden hareketle 4107 ile bağlayan yeni bir kimlik tanımlama numarası verilmesi daha uygun olacaktır.

Üstelik bu numarayı sadece 15 Temmuz hainlerine değil, geriye dönük olarak 27 Mayıs 1960 Darbesi, 12 Mart 1971 Muhtırası, 28 Şubat 1997 MGK Muhtırası, 27 Nisan 2007 E Muhtırası, 12 Eylül 1980 Darbesi, Gezi Olayları, 17/25 Aralık 2013 Yargı ve Emniyet Darbesi’ne karışmış tüm vatan hainlerine vermek daha adil bir uygulama olacaktır.

Peki bu özel kimlik kartına sahip olanlar ve bunların soyundan gelenler nasıl bir uygulamaya tabi tutulacak?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar