Urfa'ya çöken karanlık
Lokman Şıhanlıoğlu

Lokman Şıhanlıoğlu

Lokman Şıhanlıoğlu

Urfa'ya çöken karanlık

12 Nisan 2017 - 10:54 - Güncelleme: 13 Nisan 2017 - 21:11


1919 da Birecik'ten girişleriyle başlayan Urfa'mızın işgali, 11 NISAN 1923  te, Mustafa Kemal'in  askerlerinin destegi,ile  Urfa halkının Türk'üyle Kürd'üyle Arab'ıyla ırkçılık ayırımcılık yapmadan, birlik beraberlik içinde, İngiliz'lerin ve Fransız'ların telef edilerek topraklarımızdan sürülmesiyle Urfa'mız tekrar kendi eğemenliğine kavuşmuştur...


İSTİKLAL MADALYASI SAHİBİ ŞANLIURFA'MIZIN BUGÜNÜ


Suriye'den başlayan aşırı nufusun göçü, geçici oturum sonrasın da vatandaşlık verileceğinin duyulması, verdiği rahatsızlığın, içinden çıkılamaz hal almıştır.


Suriye'lilere Her türlü imkanların verildiği,

Vergi

Sigorta

Sağlık muafiyeti,

Kişi başı yardım. 

Resmi kurumlarda sağlıkta eğitimde,mesleki hizmette öncülük verilmesi.

Öğrenci olduğunu söyleyenin sınavsız dilediği okul ve üniversitenin bölümü tercih etmek

 Tercümanlık aracılığıyla özel hizmet sunmak hizmetin içinde. 

Suriye'li  kızlarının evli erkeklerle evlenmeyi tercih etmesi (kuma olmayı ) yani birden fazla evliliğe talip olması,rağbetin artmasna eşlerin kocalarının bu talebine karşı çıkıncada yuvaların yıkılmasına, geleceğimiz olan çocuklarımızın pisikolijisinin bozulmasına sebep olmuştur.


Ev ve işyerlerinin artan kiraları,

Yerli halkın yövmiyesini yarı fiyatına çalışmaları

Bir çok insanın evine ekmek götüremez olduğu, seçilen bazı bölgelerde açılan iş yerleri esnafa zarar verdiği,boş zaman geçirerek hazır yiyenlerin  türlü yerlerde nargile fokurdattığı,kendi işlettikleri bodrum altları ,müstakil evler ve ara sokaklardaki gizli yerlerde,müzükli dansözlü sanatçılı her türlü pisliğin döndüğü ahlak dışı eğlence yerlerinin bulunduğu.


Bazı mahalle aralarında ve iş yeri merkezlerinde çeşitli kirli pazarlamalar yapıldığı.


Suriyeli ailelerinden sonra

çeteleşen suriyeli gençlerin;

Urfalı bayanlara sarkıntılık edip rahatsızlık vermekte

,insanlara bıçaklı sopalı saldırılar yapıp hakaretler edip huzursuzluk vermekte.

Hatta güvenlik güçlerinde hakaretlere varan sözlerle problem çıkardıkları herkes tarafından bilinmektedir.

Çeteleşen Suriyeli gençlerin hakaretlerine maruz kalan halk;

Yazılı ve şifai olarak ilettikleri problemlere siyasi ve yetkili sorumlu merciler'den beklenen destek alınamamış (sabredin düzelir sözlerle) konu ihmal edilmişti.


Terör örgütlerinin

İntihar timlerinin,

Bombacılarının

Suikastçıların

Gizlendikleri ve elemanların devşirildiği, talimat verildiği hücre evlerinin bir kaç tanesinin deşifre edilmesi ve bazı teröristlerin yakalanmasının,aynı zamanda yabancı devletlerin Istihbarat elemanlarının cirit attığı haberlerinin yazılı ve görsel medyada yayinlanması.

Tereddute korkuya sebep olmuştur. 

ŞANLIURFA'lıların tedirgin olmasına korkmasına hatta imkanı olanların şehri terketmesine sebeb olmuştur. 


Her an bir yerde bomba patlaya bilir,

Birilerine suikast yapılabilir,

Örgüt liderlerinin yönetim merkezi burasıymış,

Suriyeden yeni göç dalgası gelecekmiş,

Eşim Suriye'li bir hanımla  evlenirmi,

Üstüme kuma getirirmi

korkusu sabaha kadar eğlence yerlerinde evini ailesini ihmal edip, paraların ve zamanın harcandığı gün geçtikçe başka sorunları ortaya çıkacağında tedirgin olan Urfa'lılar sesleri umarım bir gün siyasilere ve yetkililere ulaşır.


Tabiki bütün Suriye'lilerin bu yanlışlıkları yaptığını söylemek haksızlık olur.

 

Gerçekleri görmemekte saflıktır.


Hiç kimse; memleketine uzun zamandır yerleşmiş olan ve ne zaman gideceğini bilmediği mülteciden memnun olmaz.

DÜNYANIN HİÇ BİR DEVLETİ VE MİLLETİ BU KADAR KISA BİR SÜREDE,BU SAYIDA MÜLTECI GÖÇÜNÈ İZİN VERMEZ. MADDİ ,SOSYAL,GÜVENLİK, PISIKOLOJİK  AÇIDAN İÇİNDEN ÇIKILAMIYACAK  SORUNLARIDA BERABERİNDE GETİRMESİ KAÇINILMAZDIR.

Beş yıl gibi kısa sürede Türkiye'ye beş milyona yakın kayıtlı (kayıt dışı olanların sayısı bilinmiyor) resmi kayıtlara bakılırsa Şanlıurfa ve ilçelerine yerleştirilenlerin sayısı beş yüz bine yaklaşmış  ve yeni göç dalgası bekleniyormuş.
Bizden başka Suriye sınırında ve yakınında ulaşabilecekleri müslümanların yaşadığı bir devlet yokmuydu...? 


Savaştan kaçan yaşlıları,kadınları,çocukları kabul etmek barındırmak korumak bizim yapmamız gereken insanı görevimizdir.

Madalyonun birde öbür yüzüne bakmak lazım

.
Suriye'den gelen mültecilerin, dört yüz yetmişbine yakın eli silah tutan askerlik yapabilecek güçte erkek nufus varmış. 
Onlar burda gezip tatil yaparken; Bizim Mehmetciklerimiz, onların canını,namusunu toprağını kurtarmak için Şehit düşüyor Gazi oluyor. 

Peygamber efendimiz (sav) şöyle buyurmuşlardır: “ İnsanı helak eden şu 7 şeyden kaçının;
6.sırada şöyle bildiriyor savaştan kaçmak vatanını milletini savunmamak, iç ve dış düşmanlarla iş birliği yapmak."

Lokman Şıhanlıoğlu

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar