KUMA DRAMI
Özlem ERDOĞAN

Özlem ERDOĞAN

Özlem ERDOĞAN

KUMA DRAMI

12 Ağustos 2017 - 01:10 - Güncelleme: 12 Ağustos 2017 - 01:18

Geçen gün arabamla ilgili bir sorun oldu.Adana’da Kasım Gülek Köprüsüne gelmeden sağda, araba tamir merkezleri var bilirsiniz.

Arabamı oradaki bir tamir merkezine götürdüm.

İşlemin biraz uzun süreceğini ve girişte çay ocağında bekleyebileceğimi söylediler.

Çay ocağına geçtim oturdum.

Hemen sonra yanıma başında oyalı başörtüsü hafif etine dolgun,orta yaşlı bir hanım geldi ‘’çay içer misiniz?’’ diye sordu.

Kendisi de bir çay alarak gelip yanıma oturdu.

Doğal olarak sohbet etmeye başladık.

İşyeri sahibinin eşi olduğunu söyledi.

Siyah pantolon,gri uzun kollu bir bluz giymiş ayağında siyah hafif topuklu bir ayakkabı vardı.

Yüzünde yaşının getirdiği çizgilere rağmen güzel bir kadındı aslında.

Sohbet gittikçe koyulaştı.

İki oğlu olduğunu birinin İstanbul’da üniversitede okuduğunu, diğerinin babasının mesleğini sürdürmek istediği için meslek lisesine gitmek istediğini anlattı.

Benim de meslek lisesinde öğretmen olduğumu öğrenince benden okulumuzdaki eğitim ve öğretimle ilgili bilgi aldı.

Sohbet sürerken ortada dolaşan 2,5-3 yaşlarında bir kız çocuğu dikkatimi çekti.

Sürekli arabaların girip çıktığı bir yerde koşup oynaması doğru değildi ve biraz tehlike arz ediyordu çünkü.Onun için merak ettim;

‘’Bu kız çocuğu kimin’’ diye sordum. Kadın;

’’ benim adamın’’ dedi.

Belli ki kocasına öfkeliydi.

Kadın (ismini vermek istemiyorum) anlatmaya başladı.

Meğer kocası imam nikahı yaparak ikinci hanımı almış.

Yani üzerine kuma getirmiş anlayacağınız.

İkinci hanıma hem bir ev alıp oturtmuş, hem de bir çocuk yapmış.

Önce aynı evde beraber yaşamalarını istemiş,karısı kabul etmeyince de kumaya ayrı ev açmış.

’’Çok zor çook,yaşamayan ,başına gelmeyen bilmez’’ dedi.

Çok zor günler geçirdiğini,çok ağlayıp üzüldüğünü,sinir ilaçları kullanmaya başladığını,kocasını bir başka kadınla paylaşmayı kabullenemediğini, çocuklarının da bu durumdan etkilenip üzüldüklerini bir bir anlattı,içini döktü.

Kuman neden çocuğunu buraya gönderiyor,kendisi çalışıyor mu? diye sordum.

‘’Çalışmıyor,ev hanımı fakat çocuğu sık sık buraya gönderiyor. Ben gençliğimde çocuklarımı buraya göndersem kıyameti koparırdı,ona bir şey demiyor benim adam’’ dedi.

Neticede kadın bir de kumasının çocuğuna bakıyordu.

’’Gençliğimizde cefayı biz çektik, şimdi gelen kuma sefasını sürüyor, bir mesleğim olsa bu durumu sineye çeker miydim hiç…?’’ diye de ekledi.

Kocası ’’senin yerin ayrı,sen ilk göz ağrımsın’’diyormuş.

İçimden kim bilir kumaya ne iltifatlar ediyordur diye düşündüm.

Demek ki kadın bir başka kumaya daha kocasını kaptırmamak için her gün sabahtan akşama kadar işyerlerine geliyordu.

Bu tür olaylar genelde doğuda oluyor diye düşünenler yanılıyordu demek ki.

Kadın yanı başımdaydı ve birebir kendi yaşadığı olayı bana anlatmıştı.

Erkekler parayı bulunca önce hanımı sonra arabasını değiştirirmiş.

Bu olay da bunu doğruluyordu.

Neticede para erkeğe güç veriyor, bu güçte bazı erkekleri arsızlaştırıyor.

Konuştuğum kadının bir mesleği olsa bu durumu sineye çekerek, her gün kocasının işyerine gelerek hafiye gibi kocasının peşinde gezip, bir de kumasının çocuğuna bakar mıydı?

Hep yazılarımda bunu söylüyorum

ve söylemeye de devam edeceğim.

Kız çocuklarını okutun anne ve babalar.

Bir meslekleri olsun,olsun ki erkekler üzerlerine kuma getiremesinler ya da bir erkeğin kuması olmasınlar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar