Ahin Güneş İsot Lobisini yazdı...

Ahin Güneş İsot Lobisini yazdı...

Gazeteci / Yazar Ahin Güneş Son köşe yazısında Urfa'nın İsot lobisini yazdı. İşte detaylar

05 Ekim 2019 - 13:46 - Güncelleme: 05 Ekim 2019 - 14:12

Gazeteci / Yazar Ahin Güneş Son köşe yazısında Urfa'n.ın İsot lobisini yazdı. İşte detaylar.

İSOT LOBİSİ YİNE İŞ BAŞINDA

Ne zaman Urfa’da şehrin gelişimine yönelik önemli bir hamle bir adım atılmaya kalkınsa, malum İSOT LOBİSİ hemen devreye girer, kendi istediği yönde sonuçlandırmaya çalışır.
Şimdi bu lobi yine iş başında. Hem de Urfa için çok önemli bir konuda yani KENT KONSEYİ için yine diğer bileşenleri şehrin dinamiklerini izole ederek kendi projesini demokrasi dışı yöntemlerle hayata geçirme palanları yapıp sahada uygulamaya geçmekte.
Şimdi isterseniz ne yapmaya çalıştıklarını yazmaya çalışmadan önce; Kent Konseyi nedir neden bu kadar önemlidir onu kısaca açıklayalım, tanımlamasını yapalım:

KENT KONSEYİ NEDİR
Kent Konseyleri 5393 sayılı Belediye Kanunu ve 26313 sayılı Çalışma İlkeleri’ne dayanarak kurulmuş yapılardır bu doğrultuda kurulmuş sivil toplum kuruluşudur.
Peki, tam olarak bu ilkeler nelerdir.
Kuruluş amaçları;
“kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşerilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmektir”.
Merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşerilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzmanlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmalarını ifade eder.
Şimdi bu kısa açıklamadan sonra gelelim asıl konumuza; 31 Mart seçimleri öncesinde oluşturduğu çalışma ve algılarla, bir hayli kazanım sağlayan İsot Lobisi bu konseyin başkanlık seçiminde de yine klasik algı ve manevralarla bu seçime de müdahil olup, demokrasi ve çoğulcu katılım karşıtı adımlarını içeren planını devreye koyuyor.

İlk adım olarak ta, önce; Şanlıurfa Kent Konseyi Başkanlık seçimi için,  genel kurul öncesi 27 Mayıs 2019 tarihinde üyelik yenileme çağrısında bulunuldu. 15 Haziran 2019 tarihinde ise çağrı sona ererek Bin 200 üyenin başvurusu alınmıştı. Fakat çağrının Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılmadığı gerekçesiyle başvurular iptal edilerek ileri bir tarihe ertelenmişti.

Derken, sonrasında bu ilan Büyükşehir Belediyesi tarafından basınla paylaşılmıyor, sadece belediyenin web sitesinde kimsenin pek dikkatini çekmeyecek bir yerde Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Başkanı adına STK ve Muhtar İşleri Daire Başkanı Ali Ferhat Türkmen tarafından ilan ediliyordu.
Bununla da yetinilmiyor, merkez üç ilçe Eyyübiye, Haliliye ve Karaköprü ilçe belediyeleri dışında geriye kalan on ilçe belediyesi bu işe kasıtlı dâhil edilmiyordu. Oysa mevcut Kent Konseyi sadece il merkezini değil tüm ili kapsıyor.

Kent Konseyi’nin daha önce üyesi olan aralarında Şanlıurfa Gazeteciler Derneği, Şanlıurfa Barosu, Şanlıurfa İnşaat Mühendisleri Odası, Elektrik Mühendisleri Odası, Makine Mühendisleri Odası, Ticaret Borsası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Tabipler Odası, bütün Meclis Üyeleri gibi STK’lar yine bilinçli bir şekilde bu işin dışında tutuluyor.

Peki, bütün bunları kim bu hale getiriyor. Tabi ki yazının sonunda da açıklayacağımız İSOT LOBİSİ…
(İddia Odur ki) Bu işi bu duruma bu lobinin biri ayan beyan başkanı diğeri gölge başkan diye nitelendirilen eş başkanları getiriyor… Peki, kim bu iddia edilen iki başkan:
31 Mart yerel seçimlerinde Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Seçilen Zeynel Abidin Beyazgül, diğeri daha önce Özel İdare Genel Sekreterliği yapmış kardeşi Yüksek Mimar Uğur Beyazgül…
İlginç olan, seçildiği günden bu güne kadar, “Büyükşehir Her Yerde” şeklinde ilçelerin giriş ve çıkışlarına pankartlar astıran Başkan Beyazgül, Büyükşehir Belediye Başkanı sıfatı ile Ceylanpınar, Viranşehir, Suruç, Bozova, Harran, Akçakale gibi birçok ilçelere hiç gezi, talep ve incelemelerde bulunmuyor.  
Ama Zeynel Abidin Beyazgül, Kent Konseyi seçimleri için özel bir çaba içerisine giriyor.  70 yaşını geçmiş emekli olmuş eğitimci Adil Saraç’ın başkan seçilmesi için kendisi ve kardeşi Uğur Beyazgül var gücü ile çaba sarf ediyorlar… Seçimde oy kullanacak, Sivil Toplum Kuruluşları Kamu Kurum ve söz sahibi kimseleri dar tutarak demokrasinin bileşenleri olan diğer STK, siyasi parti meslek odalarını dışarda bıraktırıyorlar.
Bu arada söz Adil Saraç’tan açılmışken şunu da atlamayalım. Her platformda Urfa için ölmeye hazır olduğunu dillendiren Adil Saraç; 2014 yılında, Celalettin Güvenç’in belediye başkanlığı, Z.Abidin Beyazgül'ün AK Parti il başkanlığı döneminde, Şanlıurfa Kurtuluş Savaşı'nda önemli yeri olan tarihi “Topçu Meydanı” isminin “Rabia Meydanı” olarak değişmesini gündeme getirip, çalışma başlatıp, halk tarafından kabul görmediği halde, belediye meclisi üyesi olarak ”Rabia Meydanı” olması için oy kullanmıştır. Ayrıca dönemin birçok iktidar partisi encümenini de bu yönde ikna etme yoluna gittiği için kamuoyunda bir sürü eleştiri almıştır.
 
Bütün bunların sebebi nedir? Beyazgül’ler neden bu çaba içine girmiştir?
Gözlemlerime dayanarak söylemek gerekirse, Başkan Beyazgül’ün AK Parti içindeki, yönetime, yeni oluşumlara müdahalesi, ilçeleri başkan sıfatı ile ziyaret etmemesi onların sorunlarına eğilmemesi, Kent Konseyi seçimlerine müdahalesinin altındaki sebep şudur:
Seçildiği günden itibaren Urfa’da kamuoyunun beklediği performansı ortaya koyamadığı, hep eleştiri konusu olduğu için, kendisini geçebilecek kapasiteye sahip, AK Parti içindeki (yönetimdeki) kadroları, Büyükşehir Bünyesindeki yetenekli donanımlı personelleri saf dışı bırakarak ve en son Kent Konseyi'nde dişine göre bir kimseyi başkanlık koltuğuna oturtarak kendisinin önüne geçmelerini engellemek içindir.
Bu engellemelerde başarılı olursa, sadece büyükşehir başkanlık koltuğunu değil, şehirin yönetiminde önemli olan AK Parti il başkanlık koltuğunu, kent konseyini, STK’ları tek başına çekip çevirecek, bir koltukta tek karpuz değil bir kamyon karpuz taşıyacak. Böylelikle de Ankara’ya kendisi olmazsa, Urfa olmayacağı mesajı vermiş olacak…

Ancak Sayın Başkanın unuttuğu,  bizimde şahsına ve temsil ettiği kuruma karşı bir kin ve ön yargımız olmadan şahsi olarak söyleyeceğimiz şudur: Sayın başkan sizin için belki zor olacak ama inanın siz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sayesinde o koltukta oturuyorsunuz. Erdoğan olmazsa, değil AK Parti’de her hangi bir parti veya bağımsız olarak bu şehirde bir arpa boyu ileri gidemezseniz…

Neyse; asıl konumuza dönelim…

Bir aksilik olmazsa, Şanlıurfa Kent Konseyi Genel Kurulu 05 Ekim 2019 Cumartesi günü saat: 14.00'de Şanlıurfa merkezdeki, Şair Nabi Kültür Merkezi'nde toplanacak, başkanını seçecek…
Bu konsey için iki isim aday olarak müracaat etmiş. Birincisi İSOT LOBİSİ’nin adayı 70 yaşındaki emekli eğitimci Adil Saraç, diğeri ise 1975 Urfa doğumlu Kamu Yönetimi Yüksek Lisans mezunu 44 yaşındaki yazar Mehmet Akbaş. Başka da aday yok. Çünkü seçime dair ortaya konulan sistemli çalışma başka kimselerin aday olmasına engel olacak şekilde dizayn edilmiş.


Bu seçim yapılır mı? Yapılmaz mı? İptal edilir mi? Edilmez mi? Bilemem. Ancak; sırf bir avuç insanın bir lobinin gücünü arkasına alarak bu kadar şehrin genleri ile oynayacak kadar gözlerini hırs bürümüş olmasını bu şehrin bir evladı olarak kabullenemeyeceğimi sessiz kalamayacağımı dile getirmek için bu yazıyı kaleme aldım.


2 milyonu aşkın nüfusa sahip bu şehirde, Kent Konseyi Seçimleri’nde en az 1200 delegenin oy kullanması gerekirken, özenle seçilmiş 247 delegenin oy kullanmasını sağlayacak zeminin sağlanmış olmasınadır yazımız…


Oysa;
Gönül isterdi ki, Türkiye’de en genç nüfusa sahip illerin başında gelen Urfa’da bu tür manevralar yerine büyükşehir belediye başkanı gençlerin yüreğine dokunabilseydi.
Gençlere yönelik istihdama dayalı projelerle ulusal medyada yer alsaydı. Onlarca aydın, akademik kariyere sahip bu şehrin evladı gençlerin Kent Konseyi Başkanlığı için yarışmasını sağlayacak girişimlerde bulunsaydı.


Urfa’daki yerel tv kanallarında belediyenin destekleri ile gençlere yönelik programlar yaptırsa, gençlik meclislerini aktif hale getirse Urfa’nın geleceğine ışık tutacak idealist gelecekte siyasette aktif rol alabilecek gençlerin keşfini sağlayacak çalışmalar yapsaydı.
Başını kuma gömen Devekuşu misali, kafasını merkez üç ilçe belediyesinden çıkarıp, diğer ilçelere de gitse incelemelerde, temaslarda bulunsa orda gençleri toplayıp projeler üretse, o ilçelerin sorunlarının çözümünü de sağlamak için çaba sarf etseydi…
 
Geç değil, Zaman halen var.
Umarım, Başkan Zeynel Abidin Beyazgül, bu söylemlerimizin kendisini hedefe koymadığımızı bu şehir için önünde bunları gerçekleştirecek zamanının olduğunu görür, adım atmaya başlar.
Yok “Bildiğimi okurum..” derse de. Bizde buna da saygı duyar, “buyurun okuyun.” der, bizde bildiğimiz gerçekleri yazmaya devam eder, halkın okumasını sağlarız…
 
Ne demişti 60 yıl önceki köşe yazısında, gazetecilik mesleğindeki ustam Naci İpek “BAŞKA URFA YOK…
Aşağıda yazıma başlarken işaret ettiğim İSOT LOBİSİ hakkındaki daha önceki yazılarımda ifade ettiğim açıklamamı ve olası Kent Konseyi seçiminde oy kullanacak STK’lar ve kurumların listesini sizlerle paylaşıyorum. Yazının sonunda sizlerle paylaşacağım isim listesinde; zaten eski Kent Konseyi Başkanlarına dikkatlice baktığınızda neden işin içinde İSOT LOBİSİ diye nitelendirme yaptığım daha iyi anlaşılacaktır.
Hayatı, doğruları ve Urfa’yı gerçekten seven herkese saygılarımla…


İsot Lobisi
Özellikle Urfa siyaseti ve ekonomisi söz konusu olduğunda herkesin sıklıkla duyduğu benimde kullandığım bir deyimdir İsot Lobisi.
Peki, nedir bu İsot Lobisi:
Bunlar kendilerini herkesin üstünde, Urfa’nın gerçek sahibi gibi gören, gücü ele geçirdiklerinde kendilerinden başka kimseye (sosyal anlamda) hayat hakkı tanımayan, soy isimleri farklı olsa da hepsi ( bir birinden kız alıp vererek ) akraba olan kendi rantlarını içeren (şehre dair) tüm planlarını İsot ağırlıklı sofralarda yapan kimselerdir. Kısacası tarihteki Tapınak Şövalyeleri’nin sembolü, nasıl ki yuvarlak masalar ise bunların ki de İsot ağırlıklı istişare sofralarıdır. 
Öyle ki; yaptıkları planlama ve programda bu toplantı sofralarında şehirdeki kadim olan diğer etnik kökenlilerin yeri ve söz hakkı yoktur. Varsa da kendi yaptırımlarını uygulamak adına rant sağlayarak sopa gücünü arkalarına alabilecekleri, kendileri ile aynı ahlaka sahip kimsedir.
Bundan dolayı da İsotçu olarak anılırlar…

Kaynak: urfahaber

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Şanlıurfa Valiliğinden Telabyad’a Yol ve Elektrik Hizmeti
Şanlıurfa Valiliğinden Telabyad’a Yol ve Elektrik Hizmeti
ERİN Kanser Hastası Birgül’e Umut Oldu
ERİN Kanser Hastası Birgül’e Umut Oldu