Başkan Çiftçi ; HİÇ BİR BEKLENTİ İLE GELMEDİM KOLTUKLARA !

Başkan Çiftçi ; HİÇ BİR BEKLENTİ İLE GELMEDİM KOLTUKLARA !

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi Urfa'lı sanatçı ve haber-sanliurfa'nın sıra dışı yazarı Ekrem Arpak sordu Başkan Çiftçi anlattı...

08 Ocak 2018 - 00:34 - Güncelleme: 08 Ocak 2018 - 01:13

Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi Urfa'lı sanatçı ve haber-sanliurfa'nın sıra dışı yazarı Ekrem Arpak sordu Başkan Çiftçi anlattı...

İşte o Söyleşi

Ekrem Arpak

ZOR ZAMANLARIN AĞIR YÜKÜ VURULURKEN OMUZA..

Dışarıdan memleketime misafir gelen çok değerli isimlerle bu kez iki lafın  yerine iki türkünün belini kıracağımız etkinliğe hazırlanıyorum. Provalarından sonra çay içiyorum yalnız başıma. 

Kaç gündür memleket sevdasında geçmiş zaman ve yalnız başıma dertleşiyorum Urfamın tarihine sinen akşamın sessiz karanlığı ile..

Yorgun muyum, eh!.. Öyle ya; yaşlandı yıllanmış bir kavganın yorgun ayakları.. Saçlarımda boy veren beyaz gelincikler sakallarımda artık dört mevsim. 

Uslanmamışım gençlik kavgalarından hala. Hala aynı deli adam.. Üstüne üstüne gitmişim memleketimi sömüren ithal sancıların!

Kolay değil be kardeşim. Gençlik zamanlarımızda alnımızı ortadan ikiye bölen kavgaların yaraları çabuk kaynardı.. Oysa artık ayak parmakları nasırlı ve üşüyen ellerde solgun, inceden esmer bir ten..  Dizlerde o eski takat yok maalesef!.. 

Ama 18 yaşın serseri delikanlısı kadar dinçim bu gece!..

Türkülerim, şiirlerimle memleketimin tanıtım çorbasına tuz katacağım, daha ne olsun?!

Peki çorbayı kim yapmış diyeceksiniz?

Valla çorba değil; benim gördüğüm tanıtım kral sofrası emeği vardı bu etkinliğin!..

Ve bu sofranın mimarı Ş.Urfa B.Ş Belediye Başkanımız Sn.Nihat Çiftçi ile bütün belediye emekçileri. Ve sofra dediysek: Canınız ciğer veya öyle şaşalı kebabplar ile süslü yemek sofrası gelmesin. Yazarız ve renk katacağız ya anlatıma. Yoksa bizimkisi memleket sevdasına adanmış gönül sofrası sadece...

MEMLEKETE ÖLÜM KOKAN ÇIĞ DÜŞERKEN!

Ama buda bir şey mi ? !

Öyle ya; Suruç da 31 tomurcuk solarken vahşi terör saldırısında ve memleketin dört bir yanında bombalar patlarken! Esad'ın, DEAŞ'ın kan kokan, ölüm saçan zulmünden kaçan milyonlar akın akın gelirken..

Yani ölü çocukların batı sahillerine vurduğu, yani insanlık tarihinin simsiyah kaplı utanç defteri karalandığı bir vakit göreve gelen Nihat Başkan için memleketi tanıtmak için gecenin ayazına bulaşmak bir şey mi?!

Siyaseten defalarca ağır eleştirilerde bulunduğum memleketimin BŞ Belediye Başkanımız arıyor beni etkinlikten iki saat önce!

" Ekrem Bey memleketine hoşgeldin. Nasılsın, iyi misin? " diyor.

Henüz birkaç ay önce düzenlediği İsot Festivali nedeni ile kendini yerden yere vuran Ekrem Arpak'ı merak ediyor! 

Medeniyetin beşiğine akşam karanlığı usul usul bulaşırken, yorgun ama kalbi bir duygunun sesi yankılanıyor telefonumda..

" Neredesin? " diyor ve " Dur bir geleyim de hem sevgili sanatçım ile iki lafın belini kıralım hem kardeşim ile şöyle bir sarılalım! " diyor başkan..

" Başkan beni ürkütmeden hazırlıyor! " diye gülüyorum sessizce. " Birazdan gelecek ve biz çatır çatır tartışacağız! " diyorum.

Enteresan: Dediği saatten de önce geliyor. Ve sade şık ama tarih kokan bir avlu da gerçekten ağabey, kardeş gibi sarılıyoruz. Benim Ceylanpınar da baba yarım aynı anadan babadan Ali ağabey kokuyor bu sarılış..

Akşam karanlığının eteklerine dolanmış soğuk giderek arttırıyor şiddetini. Küçük bir odaya geçiyoruz.

İşte karşı karşıyayız !!!

İki sandalye, bir masa ve iki demli çay..

"İlk saldırıyı ben mi başlatsam ?" diyorum kendime. " Yoksa gardımı alıp eleştirilerimin haklı gerekçelerini mi çıkarsam gönül cebimden ? " 

Oysa Nihat Başkan oralı bile değil! Dikkatimi çekiyor o an: En az benim kadar yorgun ama en az benim kadar 18 yaşında!

Memleket üzerine koyu bir sohbete dalıyoruz. Duvardaki saatin yelkovanı akrep'e vurdukça demleniyor cümleler. 

Ana konumuz çocuklar ve memleketin kanayan yarası eğitim sorunu..

İki hafta önce beni aradığında, yüreğindeki sevinci telefondan kulağıma düşen başkanın: "çocuklar" dedikçe gözlerinin içi parıldıyor.

İYİ OKU ÇOCUK!
ASLA YALNIZ DEĞİLSİN..

N.Ç " Ekrem Bey; memleketimin çocukları tıpkı memleketim gibi birer nadide çiçektirler. Hangi yana dönsem bir büyük değer fışkırmış memleketimden. Bu memleket Ahmet Arif çıkarmış, Tatlıses, Yılmaz Güney, Şıvan Perwer, E.Cenap Gülpınar ve daha niceleri.. Benim insanım edebiyatta, siyasette, kültür sanatta, günlük yaşamda efsane beyinler üretmiş.." 

Çizdiği tabloda ki güzel kadına aşık usta bir ressam gibi aşkla anlatıyor memleketinin değerlerini ve çocuklarını. Sözünü kesmesem roman yazacak Nihat başkan!.

E.A " İyi de başkanım; nasıl oluyor da eğitim anlamında bu denli sorun yumağının içinde debeleniyor memleket?"

Bakışlarında biraz hüzün belirtiyor ama kirpik uçlarına dadanan bir kararlılık var.

N.Ç " Bak sevgili kardeşim. Memleketin en zor zamanlarında şeref duyarak, gururla geldik göreve. Ben geldiğimde Suruç gibi ağır bir bedel ödemişti memleket. Milyonlarca Suriye'li vatandaşın çaresizliği kol geziyordu sokaklarımızda ve sokaklarımızdan bombalar fışkırıyordu!. Düşünebiliyor musun Ekrem; kültürel bir etkinliği dahi can güvenliği nedeni ile yapamaz hale gelmiş, kolu kanadı kırılmış çok ağır bir süreçti. Elbette ki bütün sorunları bilerek geldim.. Herşeyden önemlisi tıpkı senin gibi ben de bu toprakların acısı ile yoğrularak büyüdüm. Bütün zorlukların farkında ve fakat o zorluklarla yılmadan mücadeleye hazır geldim."

Ah o içimdeki cin yok mu, bir türlü rahat durmuyor!

E.A " Hayrola Sn.Başkanım; bir pişmanlık durumu, bir yılgınlık, pes etmişlik mi var yoksa?! " diye pat soruyorum.

N.Ç " Ah siz sanatçılar! " diye gülümsüyor Nihat Başkan. İçimden fırlayan cini kapı dışarı ediyoruz beraber ;) 

N.Ç " Sanatçı insanın duygu yüklü hallerini seviyorum. Bu soruyu neden sorduğunu da anladım. Memleket sevdalısı olarak geçmişte olduğu gibi en ufak bir durumda eleştireceğini biliyorum.. Ki gerçek habercilik sürekli Alkışlamak ve ya övmek de değil ve keşke bütün eleştiriler sizin ki kadar, benim içimdeki memleket tutkusu kadar bir amaca dayansa.. "

HİÇ BİR BEKLENTİ İLE GELMEDİM KOLTUKLARA!

Konu eksen kaybına uğrar gibi olsa da aslında hem Nihat Başkan hem ben sorunların bağırsaklarını dolamışız ellerimize ve ciğerini sökeceğiz de. Dert çok!

N.Ç " Ekrem ben Karaköprü de göreve gelirken de, bu onurlu görev sürecinden de şahsıma dair zerre beklenti içinde olmadım. Ve bu bölgenin bir evladı olarak bütün sorunları bilerek geldim. Pes etmek kanımızda yok.. Sadece bütün hizmetlerin sürecini daha da ağırlaştıran zor bir süreçte görev aldığımızı ifade etmeye çalıştım." 

YÜZLERCE OKUL MÜJDESİ Mİ?

N.Ç " Şimdi Sevgili kardeşim; bir sorunu, bir meseleyi ele alırken bütün etmenlerini masaya koymak gerek. Elbette sorunlarımızın farkındayız. Yahu Allah için Nihat Çiftçi niye var? Urfa halkına hizmet etmek için. Ve fakat bizim milletimiz biraz tez canlı. Bak; sana bir rakam vereyim: Urfa genelinde öğrenci sayımız 675.000'nin üzerinde! Düşünebiliyor musunuz bu sayı birçok ilimizin hatta İzlanda gibi 10/15 ülke nüfusundan fazla!  Elbette ki bu büyük nüfusuna hak ettiği eğitim hizmetini vermek istiyoruz. Sevgili Ekrem; biz kalkıp eğitimi dört duvar okul, öğrenci ve öğretmen rakamları üzerinden ele alırsak yanılırız! Bizim ki gibi yokluğun, işsizliğin, madde bağımlılığının, feodalite ve terörün baskın olduğu yerler de, eğitimi bütün bu gerçekliklerden ayrı değerlendirmek hata olur. Batıdaki bir meslektaşım okul için emek verirken; ben sadece okul derdine düşemem ki!!! Çünkü bende onların arasından geldim. Mesela benim memleketimde okula gitmek için taşımalı eğitimin kurbanı oluyor öğrenci! Günde 120/140 km yol giden öğrencilerim var, yazık! Öncelikle her yıl hiç bir artısı olmayan bu taşımalı eğitime ayrılan bütçe ile en ücra köylerimize kadar okul yaptırmak istiyoruz. Böylelikle kendi mahallesi ile barışık öğretmen, öğrenci, veli ilişkisini kuracağız inşallah. Bununla da bitmiyor ki!.. Çocuklarımızı tarlalardan kurtarmak gibi bir kaygısı var Nihat Çiftçi'nin.. Çocukları terörden, madde bağımlılığından, feodal ayırışımlardan koparıp memleketime yakışır birer bilim adamı, bürokrat, sanatçı, edebiyatçı görmek gibi bir kaygısı var Nihat Çiftçi'nin. Samimiyetle söylüyorum memleketimin her karışında yokluk çeken bir öğrencim ciğer ağrımdır.  Dolayısı ile eğitim sorununa dair ciddi emekler veriyoruz. Ciddi projelerimiz var." 

GÜZELİM URFAYI DÜNYAYA ANLATMAK KOLAY!
ASIL MESELE KENDİMİZE ANLATMAK!

Nihat başkanın ses tonundaki duygu, söylemlerindeki inanmışlık oldukça samimi geliyor ama yakalmışım durur muyum?!

E.A " Peki Sevgili Başkanım; dile getirdiğiniz ve ilgili olduğunuza şimdi çok daha fazla inandığım sorunlarımız var ama; yer altı yer üstü zenginliklerin başkenti Urfa neden hala ırgat! Neden insanım mevsimlik işçi ve neden bitmiyor yokluk?!" 

Bir saate yakındır oturduğumuz odanın yalnızlık dolu kasvetli havasından sıyrılıp başkanla dışarı atıyoruz kendimizi. Serin ama tertemiz bir hava ile yıkıyoruz ciğerlerimizi. Hemen karşımızda loş ışıklar içinde tarihin görkemli mağara evleri selamlıyor bizi. Başkan mağara evleri gösteriyor bana.

N.Ç " Bak sevgili sanatçım; Tatlıses dediğiniz o büyük değer işte bu evlerin acılı kucağından çıkıp tırmandı imparatorluk basamaklarını. Ve diğer bütün değerlerimiz önce cefasını çekti hayatın. Her doğum sancılıdır bilirsiniz. Urfa her bağlamda özel bir şehirdir. Ve sanayinin, tarım hayvancılığın, turizmin, sanatın merkezi olacak potansiyel mevcuttur. Bizim tek eksiğimiz kafamızın karışık ve kendi gücümüzün farkında olmamak! Siz sanatçı adamlar duygu yüklü insanlarsınız. Başta sizler, sonra gençliğim ve bütün memleket bu büyük potansiyelin farkına varmaz, taşın altına elini koymaz ise biz bunu tek başımıza nasıl koyacağız?! 

Sen seni sevmez, kendini değerli bulmaz ve kendi değerlerine sahiplenmez isen ben bir yere kadar değer katabilirim sana değil mi?!" 

Nihat başkanı anlıyorum! B.Ş Belediye başkanlığının verdiği ağırlık ve şahsına yaraşır nezaket gereği bizim hoyratça kalem çaldığımız " Urfa'lının bozuk ve Urfa'lıyı hafif tartan terazisini kibar bir dille anlatıyor." Hak veriyorum kendisine. Bakın; herşeyi devletten, Validen, belediyelerden beklemek gibi tembel bir anlayıştan kurtulmak gerek mesela..

Bugün Avrupa da bile yabancının hayranlıkla baktığı ve bu hayranlığı nedeni ile eline bağlama alıp gazel okuduğu rahmetli Kazancı Bedih'i Urfa'nın kendi halkı ne kadar biliyor?! 

Sn.Başkanın çok hoşuma giden bir sözünü paylaşmak isterim. " Gençliğim Şivan Perwer'in, Ahmet Arif'in, Tatlıses'in çıktığı topraklarda olduğunun farkında değil! "

Konuyu dönüp dolaşıp mevsimlik işçilere getiriyorum inatla..

E.A " Sn. Başkanım; siz de belirtiyor, sıklıkla vurguluyorsunuz. Buğday, mercimek, pamuk, fıstık, nar bizde. Hayvancılık bizde. Eşsiz bir turizm zenginliği ama bitmeyen yokluk! Ne düşünüyor Nihaf Çiftçi?" 

Omuz omuza bahçeden Urfa'yı izliyoruz hala. Eteklerinde yağmur biriktirmiş bulutlar gölgelemiş yıldızları. Mevsimlik işçi denince bulutsuz hüzün yağmuru belli ki benim gibi Nihat başkanın kirpik uçlarına da dadanıyor. Ama koskoca başkan ya; çaktırmıyor ve mecburi bir gülümseme takıyor yüzüne. Çünkü siyaset böyle birşey işte. İki milyonluk bir şehrin başkanı isen sürekli umut aşılamak zorundasın! İçinde kopan fırtınaları kimseler bilmez.. Çünkü kimse " Yahu başkan bir ağrın, sızın kapanmayan bir yaran var mı? " diye sormaz. Çünkü sen milyonların yarasına merhem çalması beklenen yalnız adamsındır!

N.Ç " Sevgili kardeşim; ben de çok istiyorum mevsimlik işçilerin bitmesini. Ama bu istemekle olacak bir durum değil. Aslında bütün mesele az önce değindiğim sorunda kitleniyor!.. Birlik olmak ve bütün zenginlikleri ortaya çıkarak bir sinerji yaratmak. Urfa gerçekten çok önemli bir şehir. Ha diyeceksin ki Nihat Çiftçi ve B.Ş belediyemiz ne yaptı? Ekrem; sayısız köy yolları yaptık. Su kanalları. Sulama anlamında ve toprak reformu için mücadele ettik. Etmeye de devam edeceğiz. Çiftçimizin daima yanında olduk. Kolay değil 600 bin konuk ağırlıyoruz bağrımızda. Halkımızın bütün şikayetlerine yetişmek için görevlerini laiki ile yapan birimler kurduk ve bugün her şikayeti, talebi zamanında dinleyen, müdahale eden profesyonel, insana hizmet anlayışı ile çalışan dev bir kadromuz var. Dediğim birliktelik yakalandığında o söz konusu olan zenginlikler işlevsel bir hal alacak elbet ve şehir ekonomisine ciddi katkılar verecek. Merak etme kardeşim. En az senin kadar umutluyum mevsimlik işçilerimizin sorunlarının minimize edeceğimiz zamanlar yakındır." 

Misafirlerin giriş yaptığına dair bilgi geliyor başkana. Başkan iki elimden sıkı sıkı tutuyor. Yakın zamanda omuz omuza vererek başlatacağımız ve yoksul çocuklarımız başta olmak üzere dev bir eğitim seferberliği projem nedeni ile teşekkür ediyor.

Kucaklaşıyoruz ben ona kardeş o bana ağabey kokuyoruz.  Aynı acıların süzgecinden geçmiş iki yüreğin dinmeyen çocuk hüzünleri umutla kanat çırpıyor..

Derken sahne alıyor " Anne " şiiri patlatıyorum Helalleşelim eserimin nağmeleri arasına. Misafirler mutlu, başkan gururlu. Bir gece daha memleketi tanıtmak için birlikte çorba yapmanın onuru ile ayrılıyoruz ve söz veriyoruz birbirimize..

Birbirimizi seveceğiz 2 milyon olarak. Birlikte el ele tutuşacağız ve çok daha güçlü kalkacağız ayağa..

Samimiyetin, duyarlılığın ve kirpiklerine dadanan çocukların umut bulutu için teşekkürler başkanım.

Kaynak: Ekrem Arpak / haber-sanliurfa.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x