BAŞKAN ÇİFTÇİ : NERDE İNCE İSE ORADAN KOPSUN !

BAŞKAN ÇİFTÇİ : NERDE İNCE İSE ORADAN KOPSUN !

Urfa'lı sanatçı / yazar Ekrem Arpak Şanlıurfa Büyükşehir belediye başkanı Nihat Çiftçi ile ikinci söyleşisinde başkan kendini anlattı.

26 Ocak 2018 - 01:38
Reklam

Urfa'lı sanatçı / yazar Ekrem Arpak Şanlıurfa Büyükşehir belediye başkanı Nihat Çiftçi ile ikinci söyleşisinde başkan kendini anlattı.

Ekrem Arpak & Nihat Çiftçi

NİHAT BAŞKAN

Kısa süre içinde ikinci kez buluşuyoruz Nihat başkan ile. Aslında kendisine dair söyleşimi yayınlamışım.. Ama yazılacak o kadar çok şey var ki.. Mecburen bir kez daha rahatsız ediyoruz kendisini. Ayrıca dert de çok arkadaş!

‘’Bir hafta gibi kısa sürede neden iki söyleşi?’’ diyenleri duyar gibiyim. Hemen cevabını vereyim: Şanlıurfa denen geminin yerelde iki kaptanından biridir Sn. Nihat Çiftçi. Bu geminin azgın dalgalarda alabora olmadan limana demir atması BŞ Belediye başkanı olan Sn. Çiftçi ile Sn. Valimiz Abdullah Erin’in tecrübeleri ile mümkündür. Bu bağlamda 2 değil; gerekirse 12 söyleşi ile hem Sn. Çiftçi hem Sn. Erin ve hem ikisinin hizmetlerini, yaptıklarını, yapacaklarını memleketime anlatmak boynumun borcudur arkadaş..

Ve mekân, ortam itibari ile bu buluşma bir söyleşinin çok ötesine geçiyor! Dilinden masaya dökülecek her sözün arkasında duran bir adamın öz güveni var Nihat başkan da.. ‘’ Benim kamuoyundan da, birlikte çalıştığım ekipten de saklayacak hiçbir şeyim yok ‘’ der gibi ağırlıyor bizi. ‘’ Dün olduğu gibi , bu günde yaptıklarımın, yapacaklarımın arkasındayım arkadaş.. ‘’ duruşudur bu..

ŞUSKİ de gerçekleşiyor söyleşimiz. Başkan ( A ) takımını toplamış memlekete dair hizmet raporlarını, yeni projeleri ekip olarak değerlendiriyor. Yapılmış işleri tek tek inceliyor. Varsa eksikleri belirliyor ve özenle, derhal giderilmesini istiyor. Şaşılacak şekilde memleketin en ücra mezrasındaki hizmetlerin, çalışmaların bile farkında. En ufak bir eksiğe tahammülü olmadığını titiz önerilerindeki mimiklerinden anlıyorum. Daha da önemlisi dikkatimi çekiyor: Nihat başkan ‘’Kartal yuvası’’ tabirindeki keskin gözlü lider gibi gururla bakıyor A takımına. Takımdaki herkesin başkanına duyduğu güven ve inanç söyleşimizin her satırında karşımızda çıkıyor..

 

RAHMETLİ BABAM TAM BİR URFALIYDI!

Memlekete dair soracaklarımız çok elbet.. Ama öncelikle ‘’ Nihat Çiftçi kimdir, nereden gelmiştir, çocukluğu, gençliği nasıl geçmiştir? ‘’ kendi ağzından duyma isteğimizi iletiyorum.

N.Ç ‘’ Herkes gibi bende Urfalıyım. Bizim dönem ile şu anki dönem tabi ki ciddi farklılık gösteriyor. Allah’a şükürler olsun ekonomik olarak çok ağır olmamakla beraber; emeğe, alın terine dayalı bir hayattan geliyorum. ‘’

Yaşınız, makam, mevkiiniz ne olursa olsun, kaybedilmiş anne/baba dile düştüğünde yumruk gibi vurur adama! Rahmetli babasından gururla bahsederken o yumruğu yiyor Nihat başkan.. BŞ Belediye başkanı adam. Duygulandığını hissettirmemeye çalışıyor ama babasını özleyen çocuk Nihat Çiftçi dolu gözlerle bakıyor geçmişe. Çok özlediği babasını bütün kalbi ile rahmetle anıyor ve bir selam salıyor hasrete, özleme dair. Çayını yudumlarken çocuk yıllarına bir tur atıp geri dönüyor Nihat başkan.

‘’ N.Ç ‘’ Karaköprü de Narlıdere mezrasında oturuyorduk. İlk ve ortaokulu gidiş gelişi 10 km’yi bulan bir zorluk içerisinde ama şevkle, aşkla ve azimle tamamladım. Allah rahmet eylesin.. ( Amin, cümlemizin ölmüşlerine. ) 21 yıl olmuş vefat edeli ve babam kendine göre bir ağaydı! ‘’

‘’ Ağa..’’ Rahmetli babasını tarif ederken yaptığı ağalık tanımının özellikle içi dolu ifade edilmesini istiyor Nihat başkan.

N.Ç ‘’ Babam insan severdi, Allah’ı var.. Tam bir Urfalıydı.. Kendine göre tam bir ağaydı babam. Odası vardı.. Yolcuları, garibanları severdi. İnsan sevmeyi, komşuluk, akrabalık, yardımseverlik gibi kavramları babamdan öğrendik. Babam ilkokul mezunu bile değildi. Okumayı o dönemin jargonu ile askerde ( Ali Okulu ) denen kursta öğrenmişti. Bu nedenle okumamı çok istiyordu.’’

YILDIZLI BİR GECEDE KARAR VERDİM!

N.Ç ‘’ Bilen bilir; bizim buralarda hava aşırı sıcak olduğu için yataklar çatıda serilir! Sanki evrendeki bütün yıldızların Urda da toplandığı bir gece vakti: ( Baba ben liseyi dışarıda okumak istiyorum! ) dedim (Hayırdır rüya mı gördün?) dedi. ‘’

DPY’DEN GELEN BAŞKAN!

Hala devam ediyor mu bilmiyorum. Ama benim öğrencilik yıllarımda her yıl ( DPY: Devlet Parasız Yatılı Okulları ) sınavları olurdu. Sn. Başkan o sınava girmiş ve burs alacak kadar büyük bir başarı ile sınavı kazanmış. Onu Şanlıurfa BŞ Belediye başkanlığına getirecek ‘’ Azim, emek, başarı ‘’ dolu yol hikâyesi ile Ankara yılları başlamış böylece. Bugün 2 milyonluk şehri yöneten adam: DPY’den gelen bir Urfalı yani. Bu bile kendi içinde büyük bir başarının anlatılası öyküsüdür aslında. ANLAYANA..

N.Ç ‘’ Babam güvendi, arkamda durdu ve gönderdi Ankara’ya. Biraz hukukçuluğumda da babamın etkisi var! Zira normalde ben matematikçiyim. Sayısalı seviyorum ve matematik mezunuyum aslında. İyi hatırlıyorum lise son sınıftayım. Sömestri tatiline gelmeden önce o yılın bursunu kazanmışım. Bütün derslerim 10. Sadece bir 9’um var, takdir almışım. Gülüyor başkan (iyi bir para almıştım o zaman ) derken. Neyse eve geldim. ( Hukukçu olmaya az kaldı! ) dedi babam. ( La baba ne hukukçusu, ben matematikçi olacağım.. ) diyemedim tabi.. Çok seviyordum babamı. Hukukçu oldum böylece. Elbette matematikçi olmam rasyonel düşünmemi sağladı. Ankara da müfettişlik yaptım. Bende kardeş çok! 11 kardeşiz. Babam vefat ettikten sonra onlar için memlekete gelmemi istediler. ( Gelmezsen hakkımı helal etmem! ) dedi de bir söylemde işi bitirdi annem. Normalde orada kendi işimi kurmuş, 15 bin kişi içinde ilk 15 kişi arasına girmiş, yetki belgesini almışım. Hayatımı kuracağım derken geldim memlekete..’’

E.A ‘’ Sevgili başkan; memlekete döndükten sonra siyasi yaşama adım atmanızda etkili olan neydi ve Ak Parti ile tanışmanız nasıl oldu? ‘’

MEMLEKETİME HİZMET ETMEYİ SEVİYORUM!

N.Ç ‘’ 2001’de Ak Parti kuruldu. 2009 Karaköprü belde belediye başkanlığı derken geldik bugünlere. Daha da önemlisi şehrime hizmet etmeyi seviyorum. Tüm zorluklara rağmen seviyorum! İnsanımızı seviyorum. Coğrafyanın kaderi deniyor ya; kaderimizde şehrimize hizmet etmek varmış diyorum. Ve açıkçası bugün çok sevdiğim memleketime hizmet etme şansı bulduğum için de Allah’ıma şükürler olsun çok da mutluyum..’’

Başkan memlekete hizmet etmekten mutlu bu gözlerinden okunuyor fakat ‘’ Zorluklara rağmen.. ‘’ diye geçiştirdiği bir gerçeği konuşmak istiyorum. BŞ Belediye başkanlığı gibi ateşten bir gömleği

giymenin zorluklarını bizzat kendisinden duymak istiyorum. İlaveten gerçekten çok zorlu bir dönemde geldiğini biliyor ve fakat bunun neden dile getirilmediğini merak ediyorum.

E. A ‘’ Sevgili başkan çok ağır bir süreçte görevi aldınız. Göreve gelirken korktunuz mu mesela?! ‘’

KURŞUNLARLA BOMBALARLA HOŞGELDİN DEDİLER!

Başkanın yüz ifadesine bakıyorum: oldukça kararlı.. Elbette ki üzüldüğü noktalar var ama gurur duyduğu zamanların çok daha fazla olduğunu gözlerindeki ışıltılardan anlıyorum.. Coğrafya insanının kanında var olan azim ve cesaret başkanın ruhunda da fazla dozda var, anlaşıyor. Ne yaşarsa yaşasın, asla pes etmeyeceğinin örneklerini vermiş geçmişte. Şimdi de duruşunda bir değişiklik yok. Aynı kararlılık ile görevinin başında. Eyvallahıda yok korkusu ve başaracağına dair zerre şüphesi de..

N.Ç ‘’ Zorlukları biliyordum. Ve her şeyi bilerek geldim! Karaköprü en rahat ilçeydi ve o altyapıyı sağlamıştım. Ama memleket için çok yararlı oldu gelişimiz! Arkadaşlarımla beraber 13 ilçeye dağıldık. Hizmeti mümkün mertebe adalet içinde götürmeye çalıştık. Bir hafta içinde makineleri ilçelerimize yığdık ve altyapı olarak vurduk, kazdık. Siverek arka çıktı, Viranşehir, Suruç arka çıktı ve diğerleri. Bize inandılar. Tabi henüz ilk 20 günde 2 kurşun, iki el bombası ile hoş geldin dediler bize! Ama asla korkmadık ve geri adım atmadık.’’

‘’ İki kurşun ve iki bomba!.. ‘’ başkan kendisine yönelik suikastı çay molasında şahsına gönderilmiş bir buket çiçek demeti gibi rahat bir ruh hali ile anlatıyor ya, şaşırıyorum..

SAĞCI OLSA DA İNSAN SOLCU OLSA DA!

N.Ç ‘’ Ben işimi inanarak yapıyorum. Karacadağ’ın Cumhuriyet tarihi boyunca su görmemiş 16 yerleşim birimine su götürdük. Bu bir temel ihtiyaçtır. Ve dedim ki kendi kendime; sağcı olsa da insan, solcu olsa da. Sen hizmeti adil bir şekilde götür. Sevmese de gerek öldürmeye diye düşündüm! Yani zor bir dönemdi onu söyleyeyim. Gerek Suriye, gerek Suruç olayları. Çevre illerde yaşanan terör olayları.. Yani baktığınızda aslında o süreci çok başarılı bir şekilde yönettiğimizi düşünüyorum. Zira tek bir hendek bile kazınmadı bizim memlekette. Halkın canını, malını tehlikeye atacak olaylar yaşanmadı şükürler olsun.. ‘’

E. A ‘’ Sevgili başkanım; üçü merkez olmak üzere toplamda 13 ilçe belediyemiz var. Bunların dördü sonrasında kayyum atanmış olsa da HDP Belediyeleri. Ve yanlış hatırlamıyorsam siz göreve geldiğinizde kayyum yoktu. Gönül rahatlığı ile 13 belediyemizi de öz evlat gibi kucakladık diyebiliyor musunuz? ‘’

HDP BELEDİYELERİNİ KENDİ PARTİMİN BELEDİYELERİMİZDEN AYIRMADIK!

N.Ç ‘’ Biz ayırımsız bütün ilçelerimize hizmet götürürken cesaretli davrandık. Çünkü hizmet bütün insanlar için var. Ayrıca o ilçelerde belediye hangi parti çatısı altında olursa olsun aslında orada yaşayan insanlarındır. O dönemde belediyesi bizde olmayan Suruç, Viranşehir, Bozova ve Halfeti’de dâhil en ufak bir sorun yaşanmadı. O ilçelerimize de diğer ilçeler gibi aynı hizmeti götürünce en ufak terör olayları yaşanmadı. Çekinmeden kırsala da indik. Merkeze de. Evet kurşunlara, evet bombalara geldik ama asla geri adım atmadık!.. ‘’

Her siyasetçinin hitap ve ikna gücü yüksektir. Öyle olmasa büyük kitleleri peşinden koşturma şansı kalmayacaktır. 9 yıllık belediye başkanlığı tecrübesi dâhil Sn. başkanın hitap ve ikna gücünün ne denli büyük olacağına kanıttır elbet. Lakin Nihat başkanın klasik siyasetçi profilinden sıyrılarak kalbi konuştuğu hissi var bende. Bu güveni başkanın kendisi veriyor.

SURUÇ’UN MERKEZİNİ DARMADAĞIN ETTİK!

İlginç bir anısını anlatıyor Nihat başkan..

N.Ç ‘’ Suruç’la ilgili bir anımı anlatmak istiyorum. Suruç’un merkezini darmadağın etmişiz! ŞUSKİ Genel Müdürlüğü o anlamda çok başarılıdır ve operasyoneldir. Allah razı olsun kendilerinden. İlçeye gideceğiz fakat teşkilattaki arkadaşlar ( Gitme başkan tepki olur! ) diyor. Gitme, gitme, gitme!.. Yeter dedim. Bugüne kadar hizmet gitmemişse benim suçum değil ki. Biz hizmet götürmüşüz, herkesi kucaklamışız neden gitmeyeyim diye düşündüm ve gittim. Ve o gün beni alkışladıklarında haklı çıkmış olmanın gururunu yaşadım. Çünkü herkesi kucaklayan bir hizmet anlayışını benimsedik.

Sevgili başkana yerel basın ile ilişkilerini, hizmetlerinin yeterli anlatılıp anlatılmadığını soruyorum.

E. A ‘’ Başkanım; ulusal medyada çok büyük sorunlar görülmüyor size dair ama bir gerçek var ki yerel basında özellikle şahsınıza karşı duran bir kesim olduğu aşikâr! Her ne yaparsanız yapın olumsuz anlamda eleştirmeye odaklanmış bu kesim için düşüncelerinizi merek ediyorum. Ayrıca yerel basın ile doğru bir iletişim kurabildiğinizi düşünüyor musunuz? ‘’

ULUSAL BASINA KONUŞUYORUM AMA NERDE İNCE İSE ORADAN KOPSUN!

N.Ç ‘’ Hak edeni vermek lazım. Yerel ya da ulusal medyadan zerre beklenti içinde değiliz. Göreve gelirken bütün ekibime ve yol arkadaşlarıma hitaben yaptığım konuşmada ( Yapacağımız hizmetlerde sakın kahraman olmayı beklemeyin! ) dedim. ( Çok eleştirilmeyelim, Allah belanızı versin! Demesinler; iyiyiz ve kendimizi başarılı sayarız ). Ama basın anlamında eğer siz çalışkan, gecesini gündüzüne katmış insanları takdir etmezseniz herkesi normal hale getirirsiniz. (Bunu Nihat başkan veya ekipleri anlamında söylemiyorum.) Hangi meslekte, gurupta, kurumda olursa olsun. Hak ettiği değeri vermezseniz insanların şevkini kırar ve hizmet aşkına darbe vurursunuz. Oysa memleket aşkı ile yanıp tutuşan ve bu uğurda anasının ak sütü gibi takdiri hak eden değerlerimize bütün kalbimiz ile her bağlamda destek verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Hadi ben hizmeti bir hayat felsefesi haline getirmişim. Çalışacağım, üreteceğim ve çekinecek bir tarafım yok. Bunu ulusal basına söylüyorum bu kadar netim yani. Hiç kimseye eyvallahım yok. Memleketimin her karışına kanımın son damlasına ve gücüm yettiği sürece hizmet götürmeye devam edeceğim. Bunu yaparken takdir edilmek gibi bir beklenti içerisinde değilim. Ama herkes Nihat Çiftçi veya ekibi değil ki kardeşim..’’

Başkanın şahsımı ve köşemi onore eden ulusal tabirinden gurur duyuyorum ve pür dikkat dinlemeye devam ediyorum.

KARDEŞ BU ÖDÜLÜ BİZE NEYE VERDİNİZ?!

N.Ç ‘’ Bakınız sayısız ödüller aldık. Mesela Türkiye Gazeteciler Derneği bizi bir ödüle laik gördüler. Yönetim kurulunu tanımıyorum ha! Ödül Malatya’da düzenlenen bir tören ile verildi. Ödülü

almadan önce gittim dedim ki ( Ya kardeş bu ödülü bize neden verdiniz, bizi nerden biliyorsunuz?! Hizmetlerimizi nasıl takip ettiniz?! ) bizzat ben sordum ha. Bu kadar açık.. Yani Nihat Çiftçi olarak kimseden ödül beklentimiz olmadı, olmayacak ta. Ama buna rağmen elbette emeklerimizi, hizmetlerimizi ve bu hizmetler sürecinde yaşadıklarımızı gören, takdir edenler de oldu. Bu nokta da basın tabi ki çok değerli. Hak edene hak ettiğini vereceksin ki bu onlara üretme, hizmet şevki anlamında ciddi bir motivasyon olsun. 15 saat çalışıyorsak bu 18 saat çalışırız. Ha biz de çalışmaktan kendimizi anlatamadık. Kendimizi ifade edemedik ve bizim de eksikliğimiz var! Oturup basınım ile konuşamadık. Ama ben halk ile ilgili şunu gördüm. Halk belediye başkanını takip ediyor! Memlekete sahip çıkıyor, kaynaklarını doğru kullanıyor musunuz diye takip ve takdir ediyor. Boşuna belediye başkanlarına Şehrülemin denilmiyor.. ‘’

Önceki söyleşimde sorduğum bir konuyu yineleme gereği duyuyorum. Zira Nihat başkanın samimiyetine inanıyor ve kendimce içimdeki yaranın kapanmasına dair onun ağzından bir umut sözü almak istiyorum.

E. A ‘’ Sn. Başkanım; memleketimdeki en büyük sorunun eğitim olduğu konusunda sanırım hemfikiriz. Tamam, sizin ve ekibinizin reel anlamda çok çalıştığını ve bütün sorunlara eşit derece de ilgi gösterdiğini görebiliyorum. Tamam, yaptığınız hizmetlerin halka, kamuoyuna anlatılması yönünde basınımızın yetersiz kaldığını da kabul ediyorum ama bugün sizden özellikle duymak istiyorum: Ne olacak eğitim sorunu ve Nihat Başkan bu sorunun çözümü için ne düşünüyor? ‘’

OKUMAYI SEVMİYORUZ VE OKUMA YAZMA ORANINDA 81. SIRADAYIZ!

N.Ç ‘’ Eğitim konusu öyle bir şey ki sevgiye dayalı bir olay. Tek başına fiziki bir proje değil. Maalesef okumayı sevmiyoruz! Anne de sevmiyor, baba da sevmiyor, ağabey de, kardeş, amca, hala da.. ‘’ Ben hayatımda kitap okumayacağım peki çocuğuma nasıl sevdireceğim? Şimdi siz okumayı sevmiyorken zorla sizi okutamayız. Karaköprü dâhil 9 yıllık belediye başkanlığım döneminde sayısız sempozyumlarda çocuklarımız, gençlerimiz ile buluştum. Onlarca kütüphane, yüz binlerce kitap ve diğer eğitim gereksinimleri sağladık. Bu ülkenin size ihtiyacı var, okuyun, pes etmeyin diyorum.. ‘’

Başkana hatırlatma gereği duyuyorum: belki başkan özellikle ifade etmek, kendine pay çıkarmak istemiyor! Onun imtina ettiği bu durumu gönül rahatlığı ile ben dile getiriyorum. Zira Şanlıurfa da 675.000 öğrenci gurubuna hizmet götürmek kolay değil.

E. A ‘’ Başkanım; yine bir konuyu eksik anlatıyorsunuz! Urfa da 675 bin öğrenci var ve siz onlara ulaşmak için ciddi emekler veriyorsunuz. Biraz da bu konuyu sizden dinlemek istiyorum. Bütün çabanıza rağmen neden istenen başarı bir türlü gelmiyor? ‘’

N. Ç ‘’ Bakın bütün Urfalı ailelerin, annelerin de en az bizim kadar inanması gerekir. 675 bin ciddi bir güçtür. Bu gücün memleket ve ülke için devreye girmesi için gerçekten ciddi mücadeleler veriyoruz. Bakınız; bir kere şunu kabul edelim; Urfalı gerçekten çok zekidir. Müthiş bir zekâya sahiptir, her anlamda. Ama bizim sistemsel olarak bir eksikliğimiz var! Yaş ortalamamız 19.4.. Yani bu zekanın real üretime dönüşebilmesine dinamizm katacak kadar hepimiz genciz. Şehre şöyle bakıyorum. Tamam; şehre kütüphaneler, köprüler, arıtma tesisleri, üst geçitler, kongre sarayları, spor tesisleri, parklar, yollar, kanallar yaptık. Yaptık da yaptık.. Kimin için yapıyoruz, elbette nüfus için, halk için. Yani bu 675 bin genç için. Peki, bu 675 bin genç bütün bunların farkında değilse, okumuyorsa, emek vermiyor, sorumluluk almıyorsa ne yapabiliriz? Ama şehirde bir farkındalık oluşturduk. Belediye

olarak bir kampanya başlattık. Aile de sorumluluk alsın, belediye de ve esnafından iş adamına bütün dinamikleri ile Urfa sorumluluk alsın dedik. Bu bağlamda umutluyum. Urfa çok büyük değerler çıkarmış bir şehir. Eldeki potansiyeli iyi değerlendirmek gerek. ‘’

HER ŞEY İNSAN İÇİN VE İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN!

Nihat başkanın eğitim sorununu çözmek için nasıl bir mücadele verdiğini çok iyi biliyorum ve fakat bir kez daha görüyorum ki gençlerimizin okumaktan, araştırmak, sorgulamak, üretmek anlamında tepkisiz kalışı başkanı da derinden yaralamış. ‘’ Her şey insan için ve insanı yaşat ki devlet yaşasın düşüncesi içinde biz gençlerimiz için gerçekten büyük mücadeleler veriyoruz. Ve fakat bu noktada tekrar ifade etmek istiyorum: Gençlerimizin de bize, şehirdeki kültürel zenginliklere sahip çıkması gerektiğine inanıyorum. ‘’

E.A ‘’ Başkanım; bir yandan eğitim öte yandan turizm, sanayi, tarım alanlarında üretimi artıracak çalışmalar yapıyor öte yandan bu çalışmaların hayata geçmesi için ciddi emekler veriyorsunuz. Bütün bunların temel amacı elbette şehrin insanını refaha götürecek ekonomik kalkınmayı sağlamak olduğunu biliyoruz. Ama başta turizm olmak üzere var olan zenginlikler hususunda yeterli tanıtımın yapılamıyor olması bir o kadar çelişki değil midir? ‘’

12 BİN YILLIK MUHTEŞEM BİR MEMLEKETTE YAŞIYORUZ!

N.Ç ‘’ Bakın, kültür bizi bir arada tutan en büyük etken. Urfa çok değerli sanatçılar, siyaset, edebiyatçı, bilim adamı yetiştirmiş. Ama gelecekte bu üretim devam eder mi der mi derseniz; koskoca bir soru işareti! Kendine has sanat, kültür yapısı olan bu şehir bu anlamda üretmeli. Yazmalı, çizmeli. İnanın zenginleşebiliriz.. Ekonomik olarak çıtayı yükseklere koyduğumuz günler de çok yakındır artık.. Ama zenginlik sadece bumu dur? Bir kere kültürümüze, folklorumuza, ananelerimize, geçmiş ve tarihimize sahip çıkmalıyız.. ‘’ Ve fakat bu belediyenin tek başına yapması mümkün değildir. Tanıtım konusunda önceden de belirttiğim gibi; göreve geldiğimizde elzem olan temel ihtiyaçlar noktasına odaklandığımız için belki de eksiklerimiz olmuştur. Ancak emin olun ciddi çalışmalarımız vardır. Ve yine yakın bir gelecekte bu bağlamda da büyük hamleler yapılacaktır.’’

ŞANLIURFA MEVSİMLİK İŞÇİLER HUSUSUNDA GÖÇ ALMASI GEREK VERMESİ DEĞİL!

E.A ‘’ Sizin kendi deyiminiz ile Türkiye’yi tek başına besleyecek potansiyele ve zenginliklere sahip şehrimizin yoksul insanlarının durumu yüzleşmemiz gereken bir başka çelişkimiz değil midir başkanım? Mesela hemşerilerimizin her yıl ırgat olarak gurbet yollarına düşmeleri sizin içinde üzücü bir durum değil midir? ‘’

Hayatım boyunca canımı yakan mevsimlik işçiler meselesi Nihat başkanın da canını yakıyor. Net bir dille son bulması gerektiğine inanıyor başkan.

N.Ç ‘’ Çalışmak ibadettir. Ancak; insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak için 5-6 ay da olsa memleketini, evini terk etmek zorunda kalmaları bir kere gerçekten üzücü ve kabul edilebilir olmadığı kanaatindeyim. Şahsen bırakın Urfa’dan dışarıya mevsimlik işçi göçünü; aksine dışarıdan göç alması gerektiğine inanıyorum. Kendi adıma söyleyeyim; çobanlıktan tutun her türlü tarım işini yapmış evime ekmeğimi şerefim ile götürmüşüm. Mevsimlik işçi olan kardeşlerimizin her yıl 5-6 ay şehir dışından kazandıklarını şehrin ekonomisine harcamaları takdire şayan bir durum elbette.

Fakat bu coğrafya zengin bir coğrafya.. Ben artık bu durumun kesinlikle son bulması gerektiğine inanıyorum. Şimdi GAP’ın suladığı alanlar. Verimi otuz, kırk kat artıran bir durum var. Ancak aile yapılarımız da nasıl ifade edeceğimi çok da bilemediğim bir durum var. Bizim insanımız kendi memleketinde çalışma hususunda nedense çekingen. Burada çözemediğim bir sorun var. Ya buradaki işveren tarım işçilerimizin haklarını vermiyor, ya akrabalık ilişkiler, aile bağları yüzünden benim hemşerilerim dışarıda çalışmayı tercih ediyor. Sn. Bakanımızın bu sorunu kökten çözmek için ciddi çalışıyor biliyorum. Ama yerel anlamda kendi sınırlarımız içinde her türlü hizmeti vermeye hazırız. Konaklama platformlarının kurulmasından su, elektrik dâhil her türlü desteği vermeye hazırız. Şanlıurfalı kardeşlerimizin artık dışarı gitmemesi gerektiğine inanıyorum. Sermayedar kesime de sizin aracılığınızla seslenmek istiyorum: ‘’

ŞANLIURFA BURSA OLABİLİR // OLMALI // OLACAK!

Nihat başkan: Başkanı olduğu şehrin yediden yetmiş yediye bütün bireylerine çok güveniyor. Tıpkı memleketimizin yer altı yer üstü ve folklorik, kültürel zenginliklerine güvendiği gibi. Bunu da açık açık ifade ediyor her defasında..

N.Ç ‘’ Bu şehir de tarıma dayalı sanayi gelişmeli. Bu şehir bizim şehrimiz ve ölü yatırımlardan vazgeçmemiz lazım. Yarına dair sanayi kültürü olan bir Urfa olabilir. Bakınız hiçbir hammaddesi olmayan, olanın da bizim gönderdiğimiz Gaziantep bugün 200 bin kişiye istihdam sağlıyorsa; Urfa neden Bursa, Kocaeli, Kayseri olmasın. Ki bence en kısa sürede olmalı ve olacak da.. ‘’

TEKNO KENTE NEDEN ORTAK OLDUK?!

Başkan kendi yetki alanı içerisinde olmadığı halde şehrin her köşesinde sanayinin gelişmesi için her türlü fizibilite çalışmaları yapıyor, projelere destek verdiklerini vurguluyor. Hatta bu bağlamda Teknokente ortak olduklarını ifade ediyor. Görev sürecinde acil olan temel ihtiyaçlara kanalize olmak durumunda olduklarını ve fakat artık şehrin sanayileşmesi hususuna ağırlık vereceklerini gururla ifade ediyor başkan..

E. A ‘’ Başkanım sanayileşme ve turizm anlamında eksik kaldık! Bu eksiklik ne zaman son bulacak sevgili başkan? ‘’

N. Ç ‘’ BŞ olarak Gıda OSB’ye ortak olduk. Aslında benim sorumluluğumda değil! Ama sorumluluk aldığımız için aynı zamanda Üniversitemiz ile şirketlerin kurulması, proje geliştirmeleri, arge yapmaları bu fikirlerini olgunlaştırıp sanayi bölgelerinde hayata geçirmeleri için Teknoken’ede ortak olduk. Tüm alt yapıları hizmetlerini mevzuatı bakanlık yüklemişken biz sorumluk alıp üstlendik. Hatta; Besi OSB’nin Siverek’te kurulumu son aşamasında. Çünkü Karacadağ eteklerinin zengin florası çok zengin. 100 çeşitten daha fazla endemik bitki var. Hayvan orada beslenirken bu zengin bitkilerin tadını sütüne katıyor.’’

E. A ‘’ Başkanım; benim bildiğim başta Ters Lale ( Ağlayan Gelin ) gibi özel ve endemik bir bitki çeşidi olan ürünümüzü tanıtmak uğruna dernek kuran Sn. Sedat Kıran olmak üzere üreticiler

ilgisizlikten yana ciddi sıkıntılar yaşıyor! Oysa siz vatandaşa destek projelerinden bahsediyorsunuz. Bu durumda bir iletişimsizlik mi var acaba? ‘’

TERS LALE ÜRETİMİ İÇİN GEREKLİ PROJEYİ ÜRETTİK!

Nihat Çiftçi başkan konuştukça bu topraklardan yetişmiş insanın duygu ve becerisini taşıdığını hissediyorsunuz. Memleketin endemik bitkilerinden otlu peynirine, yoğurduna, meralarına kadar detaylı bilgilere sahip..

N.Ç ‘’ Karacadağ’ın doğallığında peynirinde, yoğurdunda bile farklı bir tat var. Bunu iyi değerlendirmek lazım. O meraları iyi değerlendirmek lazım. Ters lale ile ilgili üretim proje desteği hazır. Kısacası bu şehrin kalkınması ile ilgili el birliği ile mücadele etmemiz. Gerek. Mesela turizm meselesi çok değerlidir kalkınma planımızda. Neresinden başlayayım?. Tek tescilli Peygamber şehri olmasından mı başlasam, Harran Üniversitesinden mi? Mimarisi, mağarası, Soğmatar, Göbeklitepe, sokakları.. Bugüne kadar bir turizm mastır planımız yoktu. Biz de dedik ki bundan sonra her konuda bir mastır planımız olacak. Şanlıurfa’nın kaybetmesinin sebebi önünde bir yol haritası olmaması! Biz bir tür kalkınma modeli oluşturuyoruz. Kamuoyuna mal edebilirsek hep birlikte Şanlıurfa kalkınacaktır.’’

KALKINMA İÇERİKÇİ 70 BAŞLIKLI ÇALIŞMAMIZ VAR!

Başkan memleketin ciddi anlamda dev bir kalkınma hamlesi projelerini anlatırken, demli çayını daha bir keyif ve umut ile yudumluyor. Ciğerine geleceğe dair umutların tertemiz havasını çekiyor.

N.Ç ‘’ Kim gelirse gelsin: Belediye başkanı değişir, genel müdür değişir hiç önemli değil. Ama bu Şanlıurfa’nın öz evlatlarının elinden çıkan dev bir Şanlıurfa kalkınma modelidir. Tarıma dair sanayi nasıl geliştireceğiz. Genç nüfusun beyin gücünden nasıl yararlanabiliriz. Elbette sadece üretmek değil; pazarlama anlamında da projeler ve halkın önünü açacak modeller oluşturacağız. Mesela halkımıza diyeceğiz ki; güneş enerjisine dayalı sera modelini önlerine koyacağız. Örneğin diyeceğiz ki; siz Karacadağ da ters lale üreterek kalkınmaya katkıda bulunabilirsiniz. Aynı şekilde bazalt taşını değerlendireceğiz. Jeotermal kaynaklarımız var. Jeotermal sera alanı olarak ilan ederek halkımızın hizmetine sunacağız. Pamuk üretiminin %47’sini üretiyoruz ama pamuk denince akla Urfa gelmiyor. Bu algıyı yıkacağız. Bugün Malatya nasıl Kayısı ile anılıyorsa bizim fıstıkla, pamukla ve diğerleri ile anılmamız lazım.. Ama bu tembellikle olmaz. Hep birlikte çalışmamız lazım. Ama biz belediye olarak öncü olarak bir çığır açmak istiyoruz. Mesela biz 13 ilçemizin katı atığından enerji üretiyoruz. Mesela gezi tarlaları kuruluyor. Coğrafyamız her şeye uygun. Mesela mağara varlığımız Kapadokya bölgesinden aşağı değil bilakis üstündedir. 130/140 mağarayı turizme kazandırdık.’’

ŞANLIURFA TÜRKİY’EYİ BESLEYECEK GÜCE SAHİPTİR VE GÖBEKLİTEPE URFADAN ÇIKMALI TÜRKİYE’YE MAL OLMALI!

Başkan büyük emek ve çalışmalar ile harmanladığı inancını anlatırken Şanlıurfa’nın kalkınma hamlesini başardığında bütün Türkiye’yi tek başına besleyecek güce sahip olduğunu söylerken bütün kalbi ile inanarak söylüyor. İnancını destekleyen verileri çalışarak elde etmiş olmanın özgüveni var.

Göbeklitepe hususunun ise Şanlıurfa’dan çıkıp turizm anlamında Türkiye için bir üst tanıtım çatısı olması gerektiğini ısrar ile vurguluyor. İnanç turizminde Şanlıurfa’nın Kudüs, Mekke’den aşağı kalır

yanı olmadığını belirtiyor ve bu algı içinde çalıştıklarını ifade ediyor. Benim ülkemde ‘’Göbeklitepe üzerinden bir tanıtım modeli oluşturmalı..’’ diyor ve bütün dediklerinin takipçisi olduğunun altını çiziyor.

CEYLANPINAR OSB İÇİN GEREKLİ DESTEĞİ VERMEYE HAZIRIZ!

Başkana Ceylanpınar iş adamlarının selamı ile birlikte Ceylanpınar OSB’nin kurulması için önünde bürokratik engeller olduğuna dair mağduriyetleri olduğunu ifade ediyorum. Kalkınma bakanlığında projenin takılı kaldığını belirterek; kendisinden destek rica ediyorum. Başkan kendinden emin bir şekilde ‘’ Bu konudan haberim yoktu ama Çözeriz!’’ diyor.

İSLAM COĞRAFYASINA ŞANLIURFA ANLATILACAK!

N.Ç ‘’ Dünya üzerinde 1.6 milyar Müslüman nüfusuna Şanlıurfa’mızı anlatarak inanç turizminin bu imkanından faydalanmamız lazım. Bunun için bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Nasıl anlatacağız? Senaryolar yazılacak, tanıtım filmleri hazırlanacak, kitaplar basılacak ve sınır ötesine tanıtacağız. Bu durumda 1.6 milyar insanın %1’i üzerinde algı yaratabilirsek Mekke, Medine, İskenderiye, Kudüs gibi Urfa’nın onlardan aşağı kalır yok ve 1.6 milyon ziyaretçi getirtebiliriz. ‘’

FAKIBABA’NIN BAŞARILI OLMASI GEREK!

Sevgili başkana cevap verip vermeme özgürlüğü içerisinde bir soru soruyorum.

 

E. A ‘’ Başkanım; GTH Bakanlığının kalbi durumundaki TİGEM’in kalbi konumunda olan Ceylanpınar başta olmak üzere; neden Şanlıurfalı bürokratlarımız yönetim kadrolarında yok? Urfalı bürokratlar neden ardı ardına görevden alınıyor? Urfalı bürokrat yetişmiyor mu? ‘’

N.Ç ‘’ Şimdi ben haddimi aşmak istemiyorum. An itibari ile GTH Bakanlığı koltuğunda bizim Urfalı bir büyüğümüz oturuyor. Haftalık toplantılarımız var ama bizim sorunlara dair bilgi sahibi olmamız gerekir ki bizler de fikirlerimizi ortaya koyalım ve kendilerine yardımcı olalım. Ancak şunu açıkça ifade etmem gerekiyor: Sn. Fakıbaba’nın mutlaka başarılı olması gerek! Hem kendisi hem memleket insanının önünün açılması için başarılı olması gerek. Allah yolunu açık etsin. İnsan kaynağı noktasında ben düz boğazım! Biz ne yapıyoruz, ne kadar kendimizi geliştiriyor, ne kadar lobi faaliyeti yapıyoruz? Diyerek kendimizi sorgulamamız lazım. Bürokrat kardeşlerimize destek olmak lazım. Çünkü bir Urfalının bir bakanlıkta göreve gelmesi Urfa için gurur duyulacak bir kazanım olacaktır. Desteklemek lazım. İyi de bürokratlarımız var. Urfa inşallah bunu başarır. Birbirimiz ile uğraşmasak. Herkes kendini geliştirse bürokratta, siyasetçi, turizmci, iş adamı herkes ilerler. Yoksa bu adam benim adamım dediğimizde bu hemşerilik hukukuna da yakışmıyor. Elbette ki herkesin kendi kadrosunu kurma hakkı vardır. Bende kendi kadromu kuruyorum ama eğer bir adam orayı hak ediyorsa liyakat işlemini kurmamız lazım. Urfa bu sürece girmeli. Girmeli ki o gençlerimizin gözlerindeki parıltıya dokunmalı. Mesela Urfa başarılı olmuş gençlerimizi bünyesine aldı. Ben bu arkadaşlarımı tanımıyorum ama mesele tanıyıp tanımama değil ki. İnsan kaynağı konusunu değerlendirmemiz lazım. En başarısız olduğumuz konu bu!.. ‘’

1 MİLYON TON SICAK ASFALT!

Nihat başkan söyleşinin finalinde her kademeden ekibinin emeklerini onore ediyor.

N.Ç ‘’ 2017’nin gerçekleştirme rakamlarına baktım. 250 km içme suyu, 260 km kanalizasyon, 400 km beton yol, 1000 km asfalt, 624 metre kare yeşil alan. He ilçede bir mezarlık hizmeti, prestij caddesi. Enerji yer alına alınmış. Evet tabi ki bunun kararını biz veriyoruz.. Ama bu başarı benim ekibimin başarısıdır. Sokağın şefkat beklentisinin farkındayım. Ama biz büyük şehir olduk. 1411 mahalle olduk. Bir belde belediye başkanlığı gibi hemen anında hizmet talimatı olamaz.. Biz de program içerisine alınır bütün hizmetler. Yoksa Cumhuriyet tarihi yol, yeşil alan, su sorununu bitirmemiş. Demek ki bizim yeni bir zihniyet oturtmamız gerek. Mesela dün yani sadece bir Pazar günü: Bir büyük şehir belediye başkanımızı ağırlamışım. 11 taziyeye, 2 barış olayına iştirak etmişim. Buna ilaveten Sn. Bakanımın programına katılım sağlamışım. Doğal olarak bazen halkımız ile mecburi ayrılıklar yaşayabiliyoruz. Urfalı benim kardeşimdir. Çalışan, çalışmayan hepsine destek vereceğiz.. ‘’

KAHRAMAN URFA DIŞINDAN GELMEYECEK!

Başkan söyleşi boyunca söylediği her söz ile çok şey anlattı ama finaldeki sözü bütün söyleşinin özeti gibiydi: KAHRAMAN URFA DIŞINDAN GELMEYECEK!

Bu bağlamda Sn. Balkana bütün kalbim ile katılıyor; hem iki kez zaman ayırdığı hem samimiyeti hem de dobra dobra bütün gerçekleri anlattığı için kendisine ve ekibine teşekkür etmeyi borç biliyorum.

YOLUN AÇIK, ALLAH YAR VE YARDIMCIN OLSUN SEVGİLİ BAŞKAN..

Kaynak: haber-sanliurfa.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..