İbrahim Ayhan : HİÇ BİR ZAMAN PES ETMEDİK VE ETMEYECEĞİZ DE!

İbrahim Ayhan : HİÇ BİR ZAMAN PES ETMEDİK VE ETMEYECEĞİZ DE!

haber-sanliurfa.com' da yayınlanan memleket değerleri adlı söyleşinin konuğu HDP Şanlıurfa milletvekili İbrahim Ayhan hayatını ,anılarını ve memleket meselelerini anlattı.

14 Şubat 2018 - 22:06 - Güncelleme: 15 Şubat 2018 - 10:22
Reklam

Kış mevsimine yabancı ve kendisi bile üşüyen yalancı bir güneşin selamladığı Ankara sabahına uyandık haber-sanliurfa.com ekibi olarak. Keyifsizliği odadaki dolabın askılarına asılı bırakıyoruz ve aynanın karşısında kendimize gülümseme sözü veriyoruz !

Çünkü bugün iki bambaşka partinin Urfalı Vekilleri ile umudu konuşacağız.

Memleketi, hayatı, mücadelelerini ve başarılarını..

Çocuklarımızın azmine bir tutam örnek olacak yol hikâyelerini konuşacağız.

İşte tamda bu nokta da birileri anlamıyor bizi.

Öyle ya; hayatı insanları birbirine kırdırmakla eş değer saymış ve ötekileştirme üzerine kurmuş birileri hiç bir zaman alamayacak bizi !

Olsun, insanı insan olduğu için sevmek var özümüzde, olsun!

Sn. Ayhan ile randevumuza yaklaşık yarım saat geç kalmamıza rağmen sağ olsun o gülümseyen yüzü ile kapıda karşılıyor bizi. Kucaklaşıyor ve çalışma ofisine geçiyoruz.

İri gözlerin üzerinde çizili gibi duran gür karakaşlar saçlarına dolanmış aklara eşlik ediyor vekil.

Gülüyor evet ama gülüşünde milyonlarca suskun acının hüzünleri düşüyor avuçlarımıza!

Zaman dar ve fakat konuşacak çok şeyimiz var..

Bütün söyleşilerde olduğu gibi kendisi kendisinden tanıma arzumuzu iletiyoruz.

- İ.A: Öncelikle ilginize, duyarlılığınıza ve tabi ki özellikle Urfalı değerlere sahip çıkma hususunda göstermiş olduğunuz çabanıza bütün kalbim ile teşekkür ederim. Kanımca günümüz ve hatta gelecek kuşaklara ciddi bir kaynak arşivi olacak bu çalışma gerçekten çok önemlidir zira değerlerin yerle bir edildiği, giderek metalaştığı, piyasalaştığı hatta alır, satılır boyutunda yerlerde gezdiği zorlu bir süreçten geçiyoruz.. Birçok şeyin aslında çıkar, menfaat ve parayla değerlendirildiği bir süreçte memleketimizin önemli, ulusal kimliği olan bir gazeteci , yazar  ve  sanatçı olarak sahip çıkmanız takdire şayan, kutlanması, desteklenmesi ve örneklemesi gereken bir duruştur.

Memleket değerleri söyleşilerinde herkesi kucaklayan tavrınızın ne denli önem arz ettiği bugün değilse bile gelecekte çok daha iyi anlaşılacak fikrinde olduğumu belirteyim..

- Sn. Vekilin kurduğu cümleler ve samimi duyguları tıpkı varlığı gibi söyleşilerimize ve emellerimize bir başka anlam ve değer katıyor elbette.

Bu nokta da anlaşılmamız olmanın gururu ile yudumluyoruz çaylarımızı...

İ.A: Bizi var eden temel şey değerlerimizdir.. 

Kişisel olarak ta insanların değer yönüne oldukça önem veren biriyim.

İnsani değerleri esas alarak yaşamaya çalışan biri oldum hep.

İyiliği, dürüstlüğü, güzel ahlaklı olmayı bütün yaşamım boyunca kendime ilke edindim. Ki zaten bugün beni bu noktaya yanı halkıma vekil olarak hizmet şerefine taşıyan şeyin de bu yönümün olduğunu düşünüyorum..

Geçmişin çocuk yıllarından gelen derin bir memleket özlemini gümbür gümbür yüzümüze vuran bir kısa suskunluk yaşıyoruz.

Demli çayından bir yudum alıyor vekil..

Belli ki çocukluğunun geçtiği Siverek sokaklarına uğrayıp dönüyor aramıza..

İ.A: Siverek de orta halli bir ailenin çocuğu olarak geldim dünyaya.

Misafir olmak dışında köy yaşamımız olmadığı için 13 yaşına kadar bütün çocukluğum Siverek sokaklarında geçti. İlk ve ortaokul öğrenimimi yine Siverek de tamamladım ve diyebilirim ki 13 yaşımda Adana da yatılı okulda başlayan lise yıllarımla beraber çıkmışım Siverek'ten.

Üniversite hayatı derken 1993 yılında eşimin ve kendinin öğretmen olması itibari ile Urfa merkez de yaşamaya başladım.

Sn. Vekilin bir eğitimci olduğunu yeni öğrenmekle beraber ofisin ve dahi kurduğu her cümlenin kalın kaplı kitaplar özeninde oluşu, çaylarımıza sinen kitap kokularının boşa olmadığını öğrenmiş oluyoruz..

İ.A: Urfa da öğretmenliğin yanı sıra sendikal ve siyasal çalışmalar içerisinde yer aldım.

Bu süreçte ve aslında hayatın boyunca insan odaklı dışa dönük bir insan olarak yaşadım.

Belki de böyle bir duruşu sergilediğim için de halkımız şahsıma bu onurlu ve onları temsil etmek gibi şerefli bir görevi baba bahşettiler.

Bende bu onurlu görevi ilk günden şu ana kadar laiki ile yapma gayreti içinde oldum, olmaya da devam edeceğim.

MECLİS ARŞİVİ MEMLEKETE HİZMET AŞKIMIZIN KANITIDIR!

H.Ş:  Sn. Vekilim; malumunuz üzere söyleşilerimizin konsepti memleket değerleri ve sizde memleketimizin seçimle meclise gelmiş bir değerisiniz.

Yine bu konsept dahilinde kısa bir süre önce söyleşide bulunduğum ve an itibari ile Saadet Partisi çatısı altında Urfa'mıza hizmetlerini sunan bir başka memleket değerimiz olan Sn. Mehmet Cafer:

Urfalı HDP çekimlerine yönelik " HDP vekilleri Urfa'nın temel sorunları olan eğitim, elektrik, trafik, işsizlik, yolsuzluk ve daha birçok sorunun çözümüne odaklanmaktan çok Kürt kimliği üzerinden bir ideolojik politikayı gitmeyi tercih ettiler ! " eleştirisi için düşüncelerinizi almak isterim.

Sn. Ayhan'ın bu nokta da gösterdiği hassasiyet ve eleştirilere verdiği önem doğrusu bezi fazlası ile mutlu ediyor.

İ.A: Şunu ifade edeyim bir kere Sn. Cafer'e buradan sevgi ve selamlarımı iletmek isterim.

Urfa'daki bütün hemşerilerim gibi Sn. Cafer'in eleştirisini de ziyadesi ile önemsediğimin bilinmesini isterim nitekim bütün eleştirileri iyi ya da kötü addetmek doğru bir davranış biçimi olmayacaktır..

Ancak şunu da ifade edemeden geçmeyeceğim: Parti olarak kurulduğumuz günden itibaren belli bir kesim tarafından bir mahalleye, bir yöre ve bölgeye sıkıştırılmaya yönelik bir politika ile karşı karşıya kaldık!

Bütün bunlara ve bütün eksiklerimize rağmen HDP'nin Türkiyelileşme politikası kapsamında ülkenin bütün coğrafyasından oy alması, benimsenmesi bir nevi böyle olmadığımızın yanı salt ideolojik bir siyaset içerisinde olmadığımızın da belgesidir kanısındayım.

Dolayısı ile bilinçli bir yanlış algı yaratma operasyonları neticesinde kendimizi doğru anlatamadığımız gerçeğini de nasıl inkâr edebilirim ki ?

CEZAEVİNDE VEKİL SEÇİLDİM!

Hayatın kendisi bir mücadeledir aslında.

Ve siz ne kadar dik durmaya çalışırsanız çalışın cidden yorar adamı oysa

Sn. Ayhan'da zerre yorgunluk, yılgınlık emareleri göremiyoruz.

Aksine bütün ülke coğrafyasında aydınlık ve huzur dolu günlere dair umudunu esmer alnının ince kırışıkları arasına serpmiş ve buna inanan güçlü bir yürek duruyor karşımızda.

İ.A: Sevgili kardeşim; bildiğiniz üzere ben cezaevinde iken vekil seçildim.

Halkın bu teveccühü göstermesi hayatım boyunca unutmayacağım çok özel bir duygu olmakla beraber bir övünme şahsıma pay çıkarma adına söylemiyorum.

Bilakis Urfa'nın sorunlarının çözümüne yönelik arayışlarıma karşı duyulan bir güvenin ifadesidir.

Bakınız meclis arşivi İbrahim Ayhan'ın Urfa'daki işsizlikten eğitime, trafik sorunundan enerjiye, su sorunundan madde bağımlılığa ve hatta spora kadar verdiği sayısız önergeler ile doludur.

Gerek cezaevi sürecinde gerek meclis kürsüsünde defa yeten bu sorunları dile getirmişliğim vardır.

Yani Sn. Cafer ve diğer değerli hemşerilerimin eleştirilerine binaen belirtmek isterim ki; Urfa benim memleketim ve bütün sorunlarına hakim olduğumuz kadar ilgili olduk..

İKTİDAR VEKİLİ DEĞİLİZ Kİ!

İ.A: Bakınız bu yönde eleştirilerin tamamı olmamakla beraber büyük kısmı tabi ki iktidar partisi vekili olmayışımız kaynaklıdır!

Çünkü toplum bütün değişim, dönüşüm ve hizmetleri iktidar partisinden beklemekte.

Buda doğal olarak muhalefet vekillerinin verdiği mücadelenin biraz da arka planda kalmasına neden oluyor..

Diyeceksiniz ki bizim eksiklerimiz yok mu?

Elbette ki vardır ve elbette ki yeterli olmadığımız, eksik kaldığımız yanlar olmuştur ama hayatta böyle bir şey değil midir?

Tecrübeler birikimi ile eksiklerinizi tamamlamaya çalışırsınız ve  bu nokta da bütün eleştiriler bir bakıma bize yol gösteren çok önemli vazife görevini görmektedir..

Mezopotamya’nın evladı duygusaldır, yufka yüreklidir ama bir o kadar da kendisi ile yüzleşebilecek kadar olgundur.

Bu olgunluğu geniş omuzlarında taşıyan Sn. Vekilimizin sohbeti kaçıncı sıcak çayı yudumladığımızı hatırlamıyoruz bile.

Oysa söyleşinin başlarında sayılırız..

İ.A: İnsan eksik bir varlıktır!.

Ve kendi eksikliğini bilmesi gereken bir varlık olmalıdır.

Aksini iddia etmek, her şeyi doğru yaptığını söylemek doğru bir anlayış değildir.

Bakınız; siyaset eksiklerin giderilmesinin getirdiği zorunluluğun mecrasıdır. Hele de siyasette bütünü ile dört dörtlük olduğunu savunmak kanımca büyük bir yanlışa imza atmaktır.

Halkın bize yüklediği sorumluluklar çerçevesinde eksik kaldığımız bir şey var ise; eleştirileri değerlendirme noktasında öz eleştiri mekanizmamız daima işlevselliğini korumuştur ve daima kendimizi güncellemeyi adeta görev edindik.

H:S: Tam da bu nokta da Sn. Cafer'in eleştirileri noktasında haklılık payı olmakla beraber bir iletişim, kendinizi anlatamama problemi yaşadığınızı kabul ediyor musunuz?

İ.A: Açık yüreklilik ile ifade edeyim ki öncelikle sorun bizimdir.

Eksiklik bizimdir ve bu sorunu çözme noktasında kendimiz ile yüzleşerek doğruyu bulmak bizim görevimizdir.

Yani eğer Sn. Cafer ve bir kesim halkımıza kendimizi anlatamama noktasında eksik kalmışsak bunun nedenleri üzerinde dururuz elbet.

Hemen belirteyim Sn. Cafer'in eleştirilerini de yapıcı, dostane bir mesaj olarak varsayıyor ve fazlası ile önemsediğimi belirtmek istiyorum.

Tabi bunun yanında çokça olumlu eleştiriler, geri dönüşler aldığımızı da vurgulamak isterim.

ATATÜRK CADDESİ SORUNU İÇİN 3 ÖNERGE VERDİM!

İ.A: Örneğin ben Urfa Atatürk caddesindeki trafik keşmekeşliğinin sona ermesi için üç önerge vermişim.

11 Nisan stadyumu veya kronikleşmiş tarım ve çiftçilerin mağduriyetlerine yönelik sayısız önergeler vermişim.

Kaldı ki bizim Urfalı diğer vekil arkadaşlarımız da bu yönde sayısız önergeler vermişlerdir..

Örneğin Birecik-Urfa arasındaki tek yönlü yolda yaşanan trafik kazaları ile ilgili ve bütçe komisyonu üyesi olmam itibari ile duble yol yapılarak çözüme yönelik iki defa önerge verdim.

Ha keza sulama sorununa dair yine öyle..

Bunlar halkımızın bizden çözüm beklediği sorunlar.

Bunlara sırt dönmemiz görmezden gelmemiz mümkün müdür?

Yani Türkiye'nin sadece bir sorunu var diyerek bütün mesaimizi buraya harcamak gibi bir anlayış içerisinde olmadık asla..

URFA DA TOPLUMU EN ÇOK TEHDİT EDEN SORUN UYUŞTURUCU SORUNUDUR !

Sn. Ayhan ‘’ Sadece Kürtçülük yapıyorlar! ‘’ söylemine cevap niteliğinde sözlerine devam ediyor ve Urfa’nın bütün sorunlarına ne kadar hâkim olduğunu bir kez daha gösteriyor.

İ.A: Bakınız; an itibari ile Urfa da toplumu en çok tehdit eden sorun uyuşturucu problemidir.

Maalesef kullanıp yaşı ilkokul çağlarına kadar düşen bu illetin engellenmesi, gençlerimizi, çocuklarımızı bu illetten korumak, uzak tutmak üzerine sempozyumlar, konferanslar veren biriyim.

Özellikle Eyyübiye de ve hatta Urfa’nın birçok yerleşim biriminde aileler madde bağımlısı çocuklarını yaşatmak için mücadele veriyor!

Bu sadece HDP’nin sorunu değildir.

Bu aynı zamanda Ak partinin, CHP ve MHP’nin ortak sorunudur..

Bu konunun neden ana hatları ile ele alınamadığına dair önergeler de verdim.

Belki de ağır ülke siyasetinin ve muhalefet olmamız nedeni ile toplumsal sorunlara dair gösterdiğimiz duyarlılıkları anlatamama ve geri planda kalmasına neden oluyor.

SİVEREK’TE İNSANLAR HALA EŞEKLER İLE İÇME SUYU TAŞIYOR!

İ.A: Özellikle son 2 yıldır ülke de ağır bir siyasi gündem var ve buda toplumsal sorunların geri plana itilmesine neden oluyor.

Örneğin Siverek de insanlar hala eşekler ile içme suyu taşıyorlar!

Bunun yanında Siverek Devlet Hastanesinin önünde trafik ışıklarının olmayışı ile ilgili de önergeler verdim.

Bunu bir lütuf olarak anlatmıyorum bilakis halkımız bu sorunların çözümü için bize oy vermişlerdir.

KÜRT ARAP TÜRK BÜTÜNÜ İLE BİRER DEĞERDİR

İ.A: Benim değerden kastım tam anlamı ile budur..

Türkü, Kürdü, Arabı, Alevisi, Sunnisi ayırımına girmeden Urfa’nın o zengin, çoğulcu iklimine uygun bir siyasal çalışma yapmak gerekiyor.

Bize düşen de budur.

Asla Harran ile Siverek’i, Bozova ile Akçakale’yi birbirine düşürmek gibi bir anlayışı içinde olamayız.

Urfa bir bütün olarak hepimizindir ve Urfa’nın kalkınması ve gelişmesi hepimizin görevi ve sorunudur.

BİZİM GÖREVLERİMİZDEN BİRİ SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ YÖNÜNDE AK PARTİYİ HARAKETE GEÇİRMEK!

İ.A: Eğer bugün itibari ile bölgede siyasi iktidarı elinde tutan Ak Parti sorunları çözememişse bizim burada görevimiz onları harekete geçirmektir. Onları motive etmektir, gerekirse siyasetin gereği olarak eleştirmektir. Ki eleştiriyoruz da yani.

Tabi bu eleştiriler demokratik bir persfektif tutum içinde olursa doğrudur.

Yoksa intikam duygusu içinde hesap sorma, birbiri ile kavgalı, ayrıştıran, ötekileştiren tutum ile yapılırsa bu çözüme yönelik en büyük darbe olacaktır.

İKTİDAR PARTİSİ MİLLETVEKİLLERİ İLE HİÇ SORUN YAŞAMADIK

İ.A: Kavga etmek hepimize zarar verir.

Kaldı ki iktidar partisinin Urfalı milletvekilleri ile bu kadar herhangi bir sorun yaşamamışız.

Birbirimizi gördüğümüzde hal hatır soruyoruz.

Hatta kimi yerlerde çözemediğimiz sorunları onlarla da paylaşıyoruz!

Çözüme odaklı herhangi bir sorun karşısında Ak Partiye destek vermeye hazırız!

Sadece yol ve yöntemlerimiz farklıdır.

Sn. vekilimi oldukça yorduğumuzun farkındayım ama boşalmayan demli çayların eşliğinde sohbetimize devam ediyoruz.

H:S: Sn. Vekilim; açıkçası bir eğitimci olduğunuzu ilk defa duydum ve sorumun doğrudan muhataplarından birisi olmanıza sevindim.

Urfa’nın en temel sorunu olan eğitim sorunu hakkında düşünceleriniz nedir.

Bu ayıbı ne zaman temizleyeceğiz?

İ.A: Okuma yazma oranında 81. Sırada olmak hepimiz açısından büyük bir eksiklik ve ayıptır!

İnanın yediden yetmişe Urfa için kaygı taşıyan herkes açısından bu acı sorun kabul edilemez bir durumdur.

10 yıla yakın Urfa da sendikacılık ve öğretmenlik yaptım.

Hemen hemen Urfa’nın bütün okullarını gezmiş biriyim. Dolayısı ile Urfa’nın eğitim sorununu birebir yaşayan, gören hem de sendikal mücadeleden kaynaklı içerisinde bizzat olan biriyim.

Sadece Urfa merkez ilçelerinde değil, Karacadağ tarafı ve hatta Arap kökenli vatandaşlarımızın olduğu yerlerde de öğretmenlik yaptım.

URFA’NIN EĞİTİM SORUNU URFANIN SİYASET YAPMA SORUNU İLE BAĞLANTILIDIR!

İ.A: Açıkçası Urfa’nın eğitim sorununun Urfa da siyaset yapma ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum!

Zira Urfa da halkla beraber, halkın temel ihtiyaçlarına cevap veremeyen siyaset gibi temel bir sorun var.

Bu da eğitime yansıyor..

Nasıl derseniz işte eğitimde kadrolaşma, kendi adamını yerleştirme ve eğitimi Urfa’nın sosyolojik konumundan kaynaklı çok fazla öne çıkarmama..

Sosyolojik dediğim Urfa da feodal yapı aşiretler özelinde çok ağır bir şekilde yaşanıyor.

Şüphesiz aşiretler bizim için de son derece de önemlidir ve feodal yapı bir yere kadar kabul edilebilir ama kabul edelim ki; feodalite ve feodal yapı toplumsal gelişmeyi, toplumsal veya bireysel bilinçlenmeyi önleyici bir unsurdur !

Artık bu yaşamın dışına çıkmak gerek fakat ne yazık ki siyasal alan aşiret ve feodal yapıyı oy deposu olarak görüp bu yönde beslediği için nihayetinde buda eğitim sorunun giderek büyümesine neden oldu.

Bakınız; o ağalık dediğimiz feodalite insanların bilinçlenmesini, üst düzey eğitimli birer birey olmasını hep engelledi.

URFA DA HALA ÖYLE YERLEŞİM YERLERİ VAR Kİ İNSANLAR YAŞAMLARI BOYUNCA SEÇİM SANDIĞINA GİTMEMİŞLER!

İ.A: Bakın Urfa da hala öyle yerleşim yerleri var ki; insanlar yaşamları boyunca sandığa gitmemişler ve seçim nedir, sandık nedir bilmiyorlar !

Ama nedir; işte Türkiye demokratik bir ülkedir, Türkiye de herkes oyunu özgürce ve kendi iradesi ile güvenlik altında kullanabiliyor denilmektedir.

Evet, oy kullanmaya gitmeyen insanlar götürülmüyorlar çünkü bir takım güçler onların yerine sandığa gidiyorlar ve oy kullanıyorlar!

Buda Urfa’nın gelişmesini etkiliyor ve bu tarihsel bir sorundur.

Eğitim, sağlık, barınma sorunları her türlü siyasetinin üstündedir.

H:S: Sn. Vekilim; turizm anlamında da bırakın ülkeyi dünyanın sayılı zengin şehirlerinden biridir Urfa ve fakat buna rağmen gerek inanç gerek tarihi bulgu turizminde de oldukça geride kaldığımız ortadadır.

Bu hususta düşünceleriniz nedir?

Ve yer altı yer üstü zenginliklerine rağmen mevsimlik işçi göçü veriyor olmak sizin canınızı acıtmıyor mu?

İ.A: Aslında bütün bu sorunlar da tıpkı eğitim sorununda olduğu gibi siyasetin toplum odaklı yapılmayışından kaynaklıdır.

Çünkü birileri siyasette bir tekel oluşturmuşlar, birileri hep Urfa’nın mevcut gücünü kendi çıkarları için kullanmışlar!

Dolayısı ile hangi cenahtan olursa olsun bu bir zihniyet sorunudur.

Bu zihniyet sorunu aşılmadığı müddetçe Urfa’nın kronikleşmiş, kökleşmiş temel sorunlarının çözülmesi mümkün değildir.

Bakın Urfa gerçekten de tarihin sıfır noktasıdır. İnançsal olarak öyle, tarımsal olarak öyle, kentleşme, uygarlık değerleri, coğrafyası öyledir!

Böyle bir sürü zenginliğin olduğu yerde en ağır ve en çok yoksulluğun yaşandığı şehir olmak gibi korkunç bir çelişki noktasına getirilmiştir.

Göbeklitepe tek başına muazzam derecede zenginliktir.

Buğdayın, tarımın ilk geliştiği yer veya ilk üniversite Harran’dadır.

Bakın 38 yıldır süregelen bir GAP projesi var halen yarısından fazlası tamamlanmamış!

Her gelen iktidar bu projeye kalkınma hamlesi vaadi diye sarılıyor.

MEVSİMLİK İŞÇİLER BİR SÜRÜ TRAJEDİ YAŞIYOR

İ.A: İnsanlarımıza bu zengin topraklar üzerinde istihdam alanları yaratamadığımız için sosyal hakları olmayan gurbete sürgün bir yaşamda bir sürü trajedi yaşıyorlar.

Hastalık, saldırı, barınma, trafik kazaları gibi sürü ile olumsuzluk ile karşı karşıya kalıyorlar.

POLATLI DA MEVSİMLİK İŞÇİLERİ ZİYARET ETMEK MARİFET DEĞİLDİR!

İ.A: Bakıyorum da; kimi siyasetçilerimiz Polatlı da ora da burada mevsimlik işçilerimizi ziyaret etmeyi marifet olarak görüyor.

Oysa siyaset Show değil çözüm alanıdır.

Yani sorunlara bakma veya yamalama yeri değildir.

Dolayısı ile demokratik zemini işlemek gerekiyor.

Arap’ın Arap, Kürdün Kürt, Türk’ün Türk olduğunu görmek ve kabul etmek gerekiyor ve pek tabi bu zenginliklerin aynı pota içerisinde kardeşçe yaşayabilecekleri demokratik bir yapıyı inşa etmek.

Ancak o zaman toplumsal sorunları çok daha kolay çözme şansına sahip olacağız.

Örneğin Aşağı Çarşının muhteşem bir zenginliği var be Aşağı Çarlı bir değerdir bizim için.

Şimdi bu gerçeği inkar edebilir misiniz?

Mesela Karaköprü eskiden narları ile meşhurdu oysa şimdi adını anan yok!

Veya Urfa’nın sembolü olan Ceylanlar yok artık orta da!

Çünkü Urfa giderek betonlaşıyor ve aslında bu hepimizin utancıdır..

Bir ara Sn. Vekilimin durmaksızın çalan telefonuna iç geçirerek baktığını fark ediyorum ve birlikte küçük bir mola veriyoruz.

Açıkçası molayı ben veriyoruz çünkü Sn. Vekil telefonuna gelen yardım ve destek mesajlarına cevap vermekle geçiriyor molasını.

Az biraz soğuk havayı ciğerlerimize çekip geri dönüyoruz kitap kokularının içine.

URFA GELİŞİ GÜZEL BİR İMAR PLANI İLE KARŞI KARŞIYADIR!

İ.A: Özellikle Karaköprü’ye bakınız; tamamen betonarme ve çarpık bir kentleşmeyi görüyorsunuz.

Zira o dediğimiz Nar Ve fıstık bahçeleri sökülerek yerlerine bilmem kaç katlı beton binalar dikiliyor!

Tamamen insanların zihnine de yerleştirilen dikey mimari ile insanlar sağlıksız bir kentte, sağlıksız şartlar ve psikoloji de yaşamaya zorlanıyor!

Oysa insanlara yaşam alanları açmanız ve insanları doğa ile bütünleştirecek yeşil alanları çoğaltmanız lazım.

Bakın Urfa yeşil alanlar konusunda da ciddi bir kıyıma maruz kalıyor!

Bütün bunlar hepimizin sorunu işte çözüm bulmak da hepimizin boynunun borcudur.

Tabi bu sorunları tartışabileceğimiz, sorunları masaya yatırabileceğimiz bir zemine ihtiyacımız var.

HİÇ BİR ZAMAN PES ETMEDİK VE ETMEYECEĞİZ DE!

H:S: Sn. Vekilim; özellikle son birkaç aydır öyle bir algı oluşmaya başladı ki; sanki HDP derin bir sessizliğe bürünmüş ve hatta yorgun, pes etmiş noktasında gelmiş izlenimi yaratılıyor.

Bu konuda düşünceleriniz nedir?

O yorgun adamın gözleri parıldıyor ve omuzları ansızın gökyüzüne selam veriyor adeta.

‘’ Ben, biz buradayız hemşerim! ‘’ der gibi çakmak çakmak bakıyor.

İ.A: Böyle bir düşünce içerisine girmek ve dahi bunu sormak bile en hafif tabiri ile bize haksızlık olur!

İnanın sessiz olduğumuz, yorulduğumuz gibi bir söylemi kabul etmiyorum.

Ancak şu olabilir: Kendimizi ifade edebileceğimiz, düşüncelerimizi halkımız ile bölüşeceğimiz kanallar kapatıldı!

Medyasından tutalım da diğer bütün alanlarda engelleniyoruz.

Yine de şu an bile ülkede en güçlü muhalefeti yapan parti yine HDP’dir!

Malum mecliste dört büyük siyaset partisi var ve biz 3. Büyük partiyiz.

Kaldı ki CHP’nin sürdürmüş olduğu siyasi muhalefet tarzı herkesin malumüdür.

Ak Parti ile MHP’nin perde arkasında yürüttüğü koalisyon apaçık ortadadır.

Dolayısı ile bu güç koşullara rağmen en iyi muhalefeti yapan parti yine biziz..

Bu Türkiye bütününde de bölgede de öyle.

Bakınız kasıtlı bir şekilde önümüz kesiliyor.

İnsanlarımız tutuklanıyor, siyaset yapmaları yasaklanıyor, kaçırtılıyor ve bazı çalışmalar yapılması engelleniyor!.

Her şey bir yana sokağa çıkamıyoruz, sokağa çıktığımızda anında gözaltlarına alınıyoruz!

Tüm bunlara rağmen yapılan bütün anketlerde gösteriyor ki barajı aşıyoruz ve en etkili muhalefet partisi durumundayız.

İnanın HDP’nin yerel ve genel durumda bu etkin gücü olmasa Ak Parti iktidarı hemen yarın erken seçime gider.

HASİP KAPLAN’IN AÇIKLAMALARINI ÇOK DOĞRU BULMUYORUM!

İ.A: Bakınız Sn. Hasip Kaplan’ın hele de sosyal medya üzerinden böyle bir tartışmaya girmesini çok doğru bulmuyorum! Hele hele bizim parti işleyişine uygun bir tutum olarak da değerlendirmem mümkün değil. Kaldı ki ifade ettiği şeyler de değildir çünkü bizim partimiz Türkü, Kürdü, Arabı, Lazı, Çerkezi ile bütün renkleri ve farklılıkları bünyesinde barındıran ve böyle büyüyen, gelişen bir partidir.

Asla etkin kimliğe mahkûm edilecek veya etnik kimlik üzerinden siyaset yürütülecek bir parti değildir!

Zaten genel merkezimiz de bu meseleye gereken cevabı vermiştir.

DEMİR PARMAKLIKLARI ÖĞRENCİSİNİN ÜZERİNE KAPADIĞI KOCAMAN YÜREKLİ BİR ÖĞRETMEN!

Söyleşimizin sonuna geliyoruz.

Sn. Ayhan’ın uçağa yetişmesi gerek yoksa konuşacak o kadar çok şey var ki..

Kendisinin tutuklandığı bir zaman da üzerine sürgü çeken gardiyanın buğulu gözleri ile bizzat öğrencisi olduğunu dinlemek yüreğimiz de garip bir acı ile serpiliyor.

Ve yine bir başka tutuklanma esnasında o dönem görev yapan bir komserin:

Sn. Vekilim; aslında tutuklanmamanız gerektiğini biliyorum ve inanın üzgünüm! Fakat emin olun en kısa zamanda serbest kalacaksınız..

Söylemi ile destek verildiği eşsiz anılar hem yüreğimizin hem havsalamızın ceplerinde yerleriniz alıyor.

Ayağa kalktığımız da Sn. Ayhan’ın hala uzun yıllar memleket ve halk ile ülkesi için mücadeleye hazır olduğuna tanıklık ediyoruz.

Ve tıpkı diğer değerlerimiz gibi kendisi ile demli çay içmekten büyük mutluluk duyarak ayrılıyoruz.

Urfa bütün renkleri ile güzeldir ve İbrahim Ayhan o renklerden, değerlerden biridir.

Kendisine hem özel hem siyasi yaşamında sağlık, huzur, başarılar dileyerek kucaklaşıp ayrılıyoruz.

Kaynak: haber-sanliurfa.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..