Urfa’nın Taş Evlerinde: OCAK VE OCAKLIK

Urfa'nın Taş Evlerinde: OCAK VE OCAKLIK

Urfa'nın Hayatlı Taş Evlerinde Beslenme Geleneği Başlıklı Çalışmalarının tamamı 30 sayfa civarında olduğunu Bu kadar uzun bir makaleyi paylaşmanın gereksiz olacağını düşünen Yaşar Duru 6 bölüm halinde yayımlamayı düşündüğnünü. Bir aksilik olmazsa diğer bölümleri hafta içinde paylaşmayı düşündüğünü söyledi. ilk olarak Urfa'nın Hayatlı Taş Evlerinde Beslenme Geleneği Ocak-Ocaklığı yazdı.

11 Aralık 2017 - 11:41

Urfa'nın Hayatlı Taş Evlerinde Beslenme Geleneği Başlıklı Çalışmalarının tamamı 30 sayfa civarında olduğunu Bu kadar uzun bir makaleyi paylaşmanın gereksiz olacağını düşünen Yaşar Duru  6 bölüm halinde yayımlamayı düşündüğnünü.
Bir aksilik olmazsa diğer bölümleri hafta içinde paylaşmayı düşündüğünü söyledi.
ilk olarak Urfa'nın Hayatlı Taş Evlerinde Beslenme Geleneği Ocak-Ocaklığı yazdı.

Ocak-Ocaklık:

“Ocaklık, Ocak ve Od/Ataş”; tarihimizin her döneminde ve inanç dünyamızda; sadece tandırlıkların ve odaların değil; Şamanist veya Müslüman Türklerin yaşadıkları mekanların ve bu mekanlarda yaşayan insanların kalbi ve kutsaldır.
Daha açık bir ifadeyle; ocak ve od/ataş hayattır. Ocağında od-ataş yanmayan, bacasından duman tütmeyen evler, fiziksel varlıkları ilk günkü gibi sapasağlam olsa da, ruhunu teslim etmiş cesetten farksızdır. 
Bu inanç ve algılayışladır ki Bozkırlı Göçebe Türklerin ak keçe çadırlarında olduğu gibi tandırlıklarda da baş köşe ocaklık yeri olarak ayrılır ve bu yer genellikle dikdörtgen veya kare planlı olarak tasarlanan mekanın kapıya uzak bulnan kısa cephelerinden birinde yer verilir.
Ocaklık; ev sahibinin sosyo-ekonomik statüsüne göre değişmekle birlikte; genellikle zeminden 120-160 santimetre yükseklik ve 80-100 santimetre derinliğinde bir niş şeklinde tasarlanır.
Ocaklık bölümünde; üzerine hayli hacimli ve ağır kazanların oturtulabileceği, yerden 20-25 santimetre yüksekliğinde ve ters U harfi şeklinde yanyana sıralanarak sabitlenmiş ve sayıları ocaklığın genişliğine göre değişen en az iki taş ocak bulunur. Ocaklardan biri, diğerine göre biraz küçüktür ve günlük yemeklerin pişirilmesi eyleminde kullanılır. Ocakların arka kenarları, yanlara göre 5-10 santimetre alçak tutularak hava akımı sağlanır. 
Niş tavanının merkezinde; yukarı doğru daralan ve Urfa Ağzında “pıherık” olarak da anılan genellikle kare ve dörtgen planlı bir baca açılır. Kare planlı bacaların dışarıda kalan bölümünün üstüne konulan dört ayağın tepesi pramit şeklinde bir taşla örtülür. 
Bu tasarımla dumanın dört cepheye dağılması sağlanır.Taş tepelik, yabancı cisimler ile hayvanların ve yağışlı havalarda yağmur damlalarının bacadan içeriye girmesi engeller.
Her tandırlıkta üzerine hayli hacimli kazanların oturtulabileceği, yerden 20 cm. yükseklikte yanyana sıralanmış en az iki taş ocak bulunur. Bu ocaklardan biri, diğerine göre küçüktür ve günlük yemeklerin pişirilmesi eyleminde kullanılır.
Zamanımızdan iki bin yıl kadar önce Ortaasya bozkırlarında filizlenen çadır geleneğinde ataş yeri ve korluk diye de adlandırılan ocak, Anadolu’da şekillenen geleneksel türk evlerinde mutfak (tandırlık), oda ve sofalarda yer alır. Hayatlı taş evlerin tandırlıklarındaki ocaklar, Anadolu’daki geleneksel evlerin oda veya sofalarında yer alan ısıtma amaçlı ocaklardan esinlenerek tasarlanmıştır. Bir, iki veya üç ocak, cephesi taş kemerli geniş bir nişin içine yerleştirilmiştir.

Kaynak: Yaşar Duru

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..