FEDAİ EYLEMİNE KARŞI (EDİ BESE) ARTIK YETER
Adnan Güllüoğlu

Adnan Güllüoğlu

Dr. Adnan GÜLLÜOĞLU

FEDAİ EYLEMİNE KARŞI (EDİ BESE) ARTIK YETER

24 Mart 2019 - 16:33

FEDAİ EYLEMİNE KARŞI (EDİ BESE) ARTIK YETER

Yazım uzun, ama lütfen sabır gösterip okuyın. İntihar eden bir gencin ardından bu yazıyı yazmak benim için kolay olmadı.

Ama eylam çağrıları devam ettiği için benzeri yeni ölümlere engel olabilmeye katkı sunabilmek için yazmak zorunda kaldım. Bu olayın acısı devam ederken Ayten Becet, altı yıldır cezaevinde,tahliyesine iki yıl kalamış ve aynı biçimde protesto için cezaevinde intihar ederek yaşamına son verdi. Hala yüzlerce kişinin açlık grevi devan ediyor.

Leyla Güven "İNTİHAR" ile sonuçlanan bu vahim eylemlere FEDAİ EYLEMİ diyerek AMACI İLE BAĞDAŞMAYAN bu eylemleri kutsayıp methiyeler diziliyor, haddini aşıp yeni intiharlar beklentisi içinde ölümlere çağrı yapıyor.

Zülküf Gezen'de, 30 yaşında, 12 yıldır ceza evindeydi. Cezaevine 18 yaşında girmiş, iki defada müebbet almış. . Çocuk yaşta binlercesi gibi kaldıramayacağı hangi eylemler omuzlarına yüklandi bilmiyoruz. 

Biliğimiz beyinlerine işlenen,Öcalan için yüze yakın kişininde kendini yakmasınada neden olan "BE SEROK JİYAN NABE" anlayışı.

Zülküf, Öcalan'a konan "görüş yasağına" karşı yapılan çağrı üzerine lideri için açlık grevine giriyor.

On gün sonrada bırakıyor.

Açlık grevine giren bir kişinin eylemi bırakması anlaşılabilir.

Ancak grevi bıraktıktan sonra cezaevi yönetiminin zorla beslenme gibi uygulamasıda ortada yokken intihar etmesini nasıl izah edebiliriz?

Bunu anlayabilmek için cezaevi koşullarının yarattığı psikolojiyi, koğuşlarda komün ile birlikte oluşan otokontrolü bilmek gerekiyor.

Komün sistemini yönlendiren bir kaç kişinin kendi aralarında aldığı eylem kararlarına kimse itiraz edemez, edende tecrit edilir.

Tecrit cezaevinde aynı örgütten yatanların birine uyguladığı aşağılayıcı infaz dişında yaşamı cehenneme çeviren,intiharı tetikleyen, en ağır cezadır. 

Cezaevlerinde psikolojik ortamdan faydalanıp fedai eylemleri ile direnişi cezaevinin dışına taşırmak amacı ile intiharı kutsayan anlayışa sormak gerekiyor. Konan görüş yasağına karşı çıkmak gerekiyor. 

Buna kimsenin itirazı yok.

Ama sonuç alınamayacağı belli,intihar eylemleri neden tercih edilip körükleniyor?

İntihar çağrısını hangi siyasi anlayış yapar?

Bu çağrıyı yapan bir siyasi anlayışın kurmak istediği düzende insanın yeri ve değeri nasıl olur? 

Bir eylemin başarıya ulaşmasını belirleyen eylemin talepleri, biçimi ve zamanlamasıdır. En önemliside ödenecek bedel,kazanılacak zaferden daha ağır olmamalıdır.

Diyarbakır 5 nolu cezaevinde 80'li yıllarda İNSAN ONURU için konan, ders alınması gereken, bedeli canlarla ödenen, sonuç alınan şanlı direnişleri ile buna örnektir. 

Öcalan'a konan tecrit yasağının bu gün olmasada bir gün mutlaka kaldırılacağını geçmiş deneyimlerden biliyoruz.

Bu amacını aşan eylem ile yürekleri kanatan yeni can kaybında başka sonuç alınamaz.

Dört duvar arasında tek silah bedenleri olanları açlık grevine yatırıp, intiharı"Fedai eylemi" diye sahiplenip, yeni ölümlere yapılan çağrı Öcalan'a uygulanan direnişi cezaevi dışına taşımayı amaçlıyor. 

Varsayalım eylem başarıya ulaştı ve tecrit kalktı.

Öcalan'"ın yakalandığında söyledikler, ifadesi alınırken çekilen videoları, mahkemedeki savunması ve İmralı görüşme notları sizlere yetmiyormu?

Bunlardan başka ne söyleyebilir, ne bekliyorsunuz?

Düşünelim acaba

Tecrit yasağını koyanların amacı: Demirtaş'ın eş başkanlar gözaltına alındığında üstüne basarak söylediği barışcıl eylemler için yaptığı çağrı üzerine Diyarbakır' da sokağa dökülen halkın başbaşa kaldığı provakasyoların tekrarını koyma isteği olmasın?

24. 3. 2019

Dr. Adnan Güllüoğlu / haber-sanliurfa.com

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar