TALEBİ OLDUĞUNDA YOK SAYILAN KÜRTLER (2)
Adnan Güllüoğlu

Adnan Güllüoğlu

Dr. Adnan GÜLLÜOĞLU

TALEBİ OLDUĞUNDA YOK SAYILAN KÜRTLER (2)

01 Şubat 2019 - 18:35

TALEBİ OLDUĞUNDA YOK SAYILAN KÜRTLER (2)
 Yazılar uzun olduğunda okunmuyor. Bu neden ile istemesemde yazıyı ikiye ayırmak zorunda kaldım.
AKP direnemedi dedik, devam edelim. Kürt sorunu bu ülkede en önemli ve sürekli kanayan, kanatılan bir yara. Bu gün çözüm yerine konan inkarcı anlayış ile çözümsüzlük dahada derinleşiyor. Yapılan bir araştırmaya göre batı illerinde yaşayan çoğunluk dükkanına ve evine kürt komşu istemiyor. Bugüne kadar artarak var olan şiddet ile çözüm anlayışı etki ve tepkileri ile sokağa kadar indi.Anadili olan, Kürtçe konuşan insanlar ötekileştirilip tartaklanıyor. Bursa'da yaşanan son olayda kendi aralarında Kürtçe konuştukları için baba ve oğlu silahlı sardırıya uğramış ve baba hayatını kaybetmişti.
Bu sorun nedeni ile geçmişte çok ağır felaket ve acılar yaşandı. Böyle gitmesi halindede tarihe yeni kara sayfalar yazılacak. Bu gün ödenen bedellerden çözüm için ders almak yerine kin ve öfkeye dönüşmesini izlemek çocuklara bırakılacak en kötü miras olacaktır. Şiddet ve silah ile çözümü dayatanlar körüklenen intikam duygusu ile yaşanan olayları siyah yada beyaz görüyor. Oysa bizlerinde övünç kaynağı olan bu kadim topraklar bütün dünyada medeniyetin beşiği sayılıyor. Bunun nedeni birbirini etkileyen etnik ve inanç olarak farklılıkları bünyesinde barındıran çok renkli bir mozaik oluşturması.
Suçlu aramaya gerek yok. Bilmemiz gereken kendi içinde farklı etnik ve inanç sorunu olan ülkeler bu zamanda sorunlarını  çağdaş demokratik değerler ile çözmedikeri müddetçe adalet sistemleri çöktüğü gibi ekonomik olarak sekteye uğrar dış politikadada yalpalamaktan kurtulamıyor.Sırtını mutlaka emperyalist ülkelere dayaması kaçınılmaz oluyor. Suriye ve Irak bu konuda yaşanan feleketlere rağmen acı deneyimlerinden ders alınması gereken iki güzel örnek.Mevcut yönetimleri ile kendilerini iktidarda gibi görselerde bu iktidar erkini onlara sunanlara danışmadan adım dahi atamıyorlar.
 100 yıldır şiddet ve silahlı mücadele denendi, çözüm olmadığı gibi bu günde çözümün önündeki en büyük engeli oluşturuyor.
"Kardeşiz" deniyor, eşit olmadan kardeşlik olurmu? "Aynı gemideyiz" deniyor, geminin rotası yanlış ise ikinci bir 100 yıl daha beklemenin, hep beraber yeniden ödenecek bedelin ve acının gereği varmı? "
1-Şubat-2019

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar