DENİZ DUASI
BEKİR URFALI

BEKİR URFALI

BEKİR URFALI

DENİZ DUASI

09 Mayıs 2019 - 11:25

Sevgili Mervan, 
Çocukluğun uzun yazlarında, ben senin yaşında bir oğlanken, amcalarınla birlikte şiltelerimizi dedenin Humus dışındaki çiftlik evinin damına sererdik.
Sabahları esintiden titreyen zeytin yapraklarına, büyükannenin keçisinin melemesine, kapkacağın tıngırtısına uyanırdık; hava serin, hurmanın o soluk çeperi rengindeki güneşse doğudan yükseliyor olurdu.
Küçüklüğünde seni oraya götürürdük. 
O yolculukta annenle ilgili hafızama kazılmış anılar var, sana yabani çiçeklerle dolu bir çayırda otlayan inek sürüsünü gösteriyordu.
Keşke o kadar küçük olmasaydın. Çiftlik evini, taş duvarlarındaki isi, amcalarınla birlikte bin kere baraj inşa ettiğimiz o dereyi unutmazdın o zaman.
Keşke Humus’u benim kadar hatırlaya bilseydin.
Şehrin o debdebeli tarihi bölgesinde, biz Müslümanlar için cami, Hıristiyan komşularımız için kilise ve bir de büyük Pazar yeri vardı, orada hepimiz altın kolyeler, taze ürünler ve gelinlikler için pazarlık ederdik. Kızarmış içli köfte kokan tıkış tıkış dar sokakları ve annenle birlikte Saat Kulesi Meydanı’nda yaptığımız yürüyüşleri hatırlasan keşke. Ama o hayat, o dönem şimdi bana bile rüya gibi geliyor, unutulup gitmiş bir söylenti gibi.
Önce gösteriler başladı. 
Sonra kuşatma.
Gökler bomba kustu.
Açlık.
Cenazeler.
İşte bunlar bildiğin şeyler.
Bir bomba çukurunun yüzme havuzu haline getirebileceğini biliyorsun. Koyu kanın canlısından iyi olduğunu öğrendin. 
Anaların, ablaların, sınıf arkadaşlarının, beton, tuğla ve açığa çıkmış kirişlerin arasındaki daracık boşluklardan karanlıkta parlayan güneş yanığı küçük yamalar halinde buluna bileceğini öğrendin. 
Bu gece annen burada Mervan, bu soğuk havada, ayın aydınlığı kumsalda, ağlayan bebelerin ve kaygı içinde bilmediğimiz dillerde konuşan kadınların arasında bizimle birlikte. Afganlılar, Somalililer, Iraklılar, Eritreliler ve Suriyeliler. Hepimiz gün doğumunu hem sabırsızlıkla hem korku içinde bekliyoruz. Hepimiz bir yuva arıyoruz. 
Bizim hakkımızda davetsiz misafir dendiğini duydum. İstenmeyenleriz. Kötü talihimizi de alıp başka yere gitmemiz isteniyor.
Amma yükselen sulara rağmen annenin sesini duyuyorum. Şöyle fısıldıyor kulağıma; “Ama bir görselerdi sevgilim. Sahip olduklarının yarısını. Bir görselerdi. O zaman daha nazik olurlardı, elbette.”
Ay ışığı altında senin yüzüne bakıyorum da oğlum, riyasız bir uykuya kapadığın kirpiklerin kaligrafi gibi. Uyuyorsun, çünkü bana sarılmaz bir güven duyuyorsun. 
Sana dedim ki, “Elimi tut. Korkacak bir şey yok.”
Bunlar yalnızca sözü. Baba sihirbazlığı deler buna. Ama bu, senin ona olan güvenin, babanı mahvediyor. Çünkü bu gece tek düşünebildiğim, denizin ne kadar da derin, engin ve umursamaz olduğu. Ve seni ondan korumaktan ne kadar da âciz olduğum.
Elimden gelen yalnız dua etmek. 
Dua ediyorum Allah’a, tekneyi doğru yolda iletsin diye, kıyılar gözden kaybolup da bizler kabaran sularda, bir anda yutulacakmışcasına, bir çöp gibi yalpalayıp sallanırken.
Çünkü sen Mervan, sen değerli bir yüksün, gelmiş geçmiş en değerli yük. Sen babanın ışıl ışıl nurusun. Hırpalanmış kalbinin sultanısın.
Bunu bilmesi için denize yakarıyorum.
İnşallah.
Ah nasıl yakarıyorum denize bunu bilmesi için.

Khaled Hosseını (Deniz Duası)

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar