KULÜP OYUNU
BEKİR URFALI

BEKİR URFALI

BEKİR URFALI

KULÜP OYUNU

08 Temmuz 2018 - 15:38

Çocuktuk, Çin’den oyuncakların gelmediği zamanlar.

Kendi oyunlarımızın (oyuncaklarımızın) mucidiydik. 
Kulüp oynardık.

(kulüp; o zamanlar gelincik, bafra gibi kutulu olan sigaralarının kapaklarıyla, kibrit kutusu kapaklarıydı. 10’luk, 20’lik, 30’luk diye büyüyüp giden sayılara eşitti. Ya da gazoz kapakları olurdu.)

Kocaman bir daire çizerdik toprağa. (ya da biz küçük olduğumuz için bize kocaman gelirdi) kulüpleri herkes (oyuncu sayısına göre) eşit sayıda dairenin içerisine üst üste koyardı.

Daireden 3-5 metre uzağa düz bir çizgi çizer, oyuncuların oynama sıralamasını tespit etmek için dairenin yanından taşlarımızı düz çizgiye doğru atar, çizginin üzerine taşı gelen birinci, çizgiye yakınlığına göre 2. 3. Ve diğer sıralamalar belli olurdu.

Çizgiyi tutturamayıp aşanlar sonuncuydu. 

Sıralamaya göre çizgiden daire içindeki kulüplere doğru taşlarımızı atar, kulüpleri dairenin dışına çıkarmaya çalışırdık. Kim ne kadar çıkarırsa o kadar kazanmış olurdu. 

Taşı dairenin içinde kalan oyuncu, taşını bacağının arasından kullanmak zorundadır. Bu kural bir eşitlik sağlamak içindi. Diğer oyunculara nazaran kulüpler daha yakın olduğu için diğer oyuncuların haklarını korumak içindi.

Her şey kuralına göre, haksızlık yapılmazdı.

Kulüpleri dairenin içinden çıkarmak için taşlarımızın mümkün olduğu kadar düz olması lazımdı.

Düz taş bulmak kolay değildi.

Oyuncular düz taşlarını evlerinde saklarlardı.

Oyun oynanacağı zaman gider taşını ve kulüplerini alır gelirdi. Taşımız olmadığı zaman, anamızın dolma-sarma taşlarını tandırlıxtan çalardık. Bunu beceremesek, ayakkabımızın tekini kullanırdık. 

Bazen anlaşmazlık çıkardı aramızda. Hile yapanlar, mızıkçılar, yenilgiyi kabul etmeyenler olurdu (hilecileri mahallede herkes tanırdı. Kimse onlarla kolay kolay oynamazdı.

Bu bir cezalandırmaydı.

Kavga ederdik. Arkadaşlar araya girerdi. Sesimize analarımız çıkardı. Ayrım yapmadan kızarlardı bize “arkadaşsınız, haydi barışın” derlerdi. Sarma taşını oğlunun elinde gören anne, 

- Uuuu gözi avcıma düşe, gene mı dolma daşını almışsan. Zuvağda taş mı yox. Deyip, oğlunun tepesine bir tane vurup, taşı elinden alırdı. 

- Ayakkabısıyla oynayanı görünce,

-Mıço gene mi çarpanaydan oynısan, evi yıxılmıya babay daha bıldır aldı.

Der, diğer kadınlarla kapı önü muhabbetine dalardılar.

Biz de kavgamızı unutmuş, oyunumuza dönmüş olurduk.

Biz ne hoş mahalle arkadaşlarıydık la…

Bekir Urfalı

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar