Urfa'da Anlatılan Meseleler-1 KUYRIX ACISI
BEKİR URFALI

BEKİR URFALI

BEKİR URFALI

Urfa'da Anlatılan Meseleler-1 KUYRIX ACISI

06 Ağustos 2018 - 20:20

Urfa’da Anlatılan Meseleler-1

KUYRIX ACISI

Çox eskı zamanların birinde, bi memleketın, uzax bi kövınde bi çoban yaşimış. Bı çoban, çox kerbıgıt, birısımış. Evınde imağa bi parça ekmegı desey yox. Ev yox, avrat yox, uşax yox. Aba tek- âsa tek. Nerde axşam, orda sebbeh. Amma doğrı sözlı, eyyı kelplı, merhemetlı mezbut biy adammış, kımsenın malında, namısında gözı yoxmış. Êbdesınde, namazında biri. Namazını kılır, kurenını oxır, Allahına şükür eder, kımsenın ğeybetını etmez, êlın etlısıne- südlısıne karışmaz, gendı halında Allah dostı bi herıf dêye, kövlı de onı sever- sayarmış. Şımdıye keder heç bi hullesıne- xurdasına raslanmamış. Bınca sene çobanlıx yapmış, bigün olsın bi davara helal gelmemış. Ona, davarını amanat edenın gözı arxada kalmazmış. Filan çoban dedi mi, axan sular durılırmış. Çobanda, işinı çox sevimış. Biri gendıne : “Ne iş yapisan ?” Deye sorsa. Cıvabı şak deye yapıştırırmış : “Pexemberlerın meslegını yapıyam.” Deyermış. İşte bele, pexember meslegı dêye işinı çox tütüzlıxnan yaparmış. Yaptığı işı bêle mubarek bıldığı üçün, davarlara da çox merhemetlı davranırmış. Onarı oxşar, sever, tımar eder, onardan konışır, dertleşırmış. Onara birer heyvan kımın degıl de, birer uşax kımın baxarmış. Sürısı onın her şeyımış. 

Bı çoban çox da eyyı kaval çaliymış. Sürısı gıdıp, başka biy sürıye karışsa, çaban, kavalını çalmağa başlasa, gendının sürısı hemen öbır sürıden ayrılıp, etrafını sarırmış. Yanı, sürıyı suya susız götırıp, susız getırır cınsten biy çobanmış. Yüz tene kaval çalanın içinde, bızım çobanın kavalının sesı ayırt edılırmış. İnsanlar, onın kavalının sesını tanırmış. Davarlar taniy anam- babam, insanlar nasıl tanımasın? Sözı uzatmıyax, işte bele evliya kımın bi adammış bızım çoban. 
Ağama sölıyım. Bı çoban bigün gene bele sürısını alıp, dağlara çıxmış, biy ağacın altına otırıp, kavalını dertlı, dertlı çalimış. O keder dertlı çalimışkı, bösböyık dağlarda biy çıt çıxmimış. Kuşlar- kurtlar çobanın kavalını dinimış. Derken, nerden geldığı bellı olmıyan kara biy ilan, ağzında biy altından, daşların arasından süzılıp gelır, çobanın karşısında bele benden, seni kımın biy mesafada durır, ağzındakı altını yere bıraxıp, gıder biy kaç arşın ötede durıp, kavalı diner. Çoban, ilanın kaval sesıne geldığını texmin eder. Heç üskıfını pozmaz, kavalını çalmağa davam eder. Neçe soyra ilan geldığı kımın sessızcene ortadan keybolır. İlanın gettğını gören çoban da çalmaxa ara verır, kaxıp, ilanan bıraxtağı biy altını alır, kesesıne koyar. 

Çoban bele her Allahın günü gelıp, o ağacın altında kavalını dertlı, dertlı çalmağa başlamış. O, kavalını bele dertlı dertlı çalmağa başladımı, kara ilan da, ağzında biy sarı altından gelır, altını çobanın dizi dibıne bıraxır, geder birez ötede kavalı dinermış. Çoban, bı meseleden heç kımsiye söz açmamış. Dallandırıp- budaxlandırmamış. Gendınden Allahın arasında kalmış.
Bı bele, senelerce davam etmış, getmış. Çobandan, ilanın arasında biy êhpaplıx olışmış. Çoban, kavalını çalmağa başladımı, ilan hemen delıgınden çıxıp, ağzında biy altından çobanın yanına gelimış. Artıx ele eskısı kımın gıdıp uzaxta da dinemimış, çobanın dizi dibinde kehkelenıp, yatimış.

Bı arada çobanında durumı yavaş, yavaş düzelmış. Halı- vaxtı eyyı olmış. Evlenmış, yuvasını kurmış. Senesıne kalmadan nur topı kımın Allah bide ona biy oğıl vermış. Çoban, zengın olmağına olmış, amma çobanlığıda bıraxmamış. Kövlı ona:

— Bı degırmenın suyı nerden geli? Bı keder altını nerden getirisen? Xezinemı buldi? Gömımı buldi? Deye her sordıxlarında çoban onara:

— Malda Allahındır, mılkte Allahındır. Allah onı kıme mıraz ederse, ona verır. Deyermış. Kövlıde onın çalıp- çırpmax, haram imax kımın biy ehlakının olmadığını bıldıxları üçün üstüne fazla getmezlermış, amma biy yandan avradı, biy yandan kövlılerı başının etını iyilermış :

— Bax artıx zengın oldiy. Kövde zengınlıxta dengi yox. Bırax artıx bı çobanlığı. Sebbehten axşama keder, o dağ seni, bı bağ benım dolanıp durisan. Êcızmedi mı? Bax artıx yaşida kemala eriy. Gel evide otır. Çolıx- çocığıyın başında ol. Zengın adamsan, çobanlıx neyiye? Temeh olma. Deyıp durilarmış. Çoban da onara:

— Nanıkörlıx mı êdım yanı deyisız? Ben bı varlığımın hepısını çobanlıx yapiken kazandım. Hem de bılisız çobanlıx, pexember meslegıdır. Ben onı nasıl terk ederem? Vallahi çarpılıram soyra. Hem de sıze ne yav. Benı davarlarımdan niye ayırmax istisız? Deyimiş. Deyimiş, demağına amma asıl ilanı düşınimış o: “ Ben çobanlığı bıraxırsam, kım bı dertlı heyvancığaza kaval çalaçax? Ben bı keder altını bı ilanın yüzı suyı hürmetıne yığdım. Ekmek bulamazken, ilanın altınlarından zengın oldım. Himdı onı nasıl üz üstü bıraxıram? Olmaz. Vallahi Allah gözımı kör eder soyra.” Deye gendı gendıne düşınimış. Zaman bele su kımın axıp getmış. Çoban eyyıcene ixtiyarlamış. Artıx biy yere çıxamaz olmış. Oğlı da bösböyık biy delıkanlı olmış. Bigün çoban oğlını biy cünge çekıp, senelerdır herkesten saxladığı sırını ona açmış. İlandan her gün buluştıxları yerı ona sölemış. Kavalını oğlına verıp, dağa yolçı etmış. Oğlan, dağa varıp, babasının tembehledığı kimin ağacın altına otırıp, kavalını çalmağa başlamış. İlan kavalın sesını duymış duymağına amma baxmışkı bı çalmax, daha ögde çalınan kavalın sesıne heç mı, heç benzemi. Bele çox yavan çaliy. Altını ağzına alıp, yuvasından çıxmış, oğlandan bele on beş- gırmı metre keder ötede altını bıraxıp, getmış epeyıcene uzax biy yerde dinemağa başlamış. Baxmış kı, bı kaval gendını heç sarmiy. Nerde o çobanın çalmağı, nerde bının çalmağı. Arada dağlar keder ferk var. Bi loxma diniyıp, axıp inine getmış. Oğlanda, kavalını belıne soxıp, altını kesesıne koyıp, kövın yolını tutmuş. Babası onı gözı yolda beklimış. Uzaxtan oğlının geldığını görene keder derın biy nefes almış. Oğlan getırıp altını babasına vermış. Belece artıx oğlan gıdıp ilana kaval çalimış. Oğlan, bele get gel, get gel, êcızmağa başlamış. Gendı gendıne kafasında:

— Ulan nedır benım bı ilandan çektığım? Her Allahın günü biy sürı yol gıdıp, güneşın altında seêtlerce ilan efendıyı egliyem. Karaçı kımın verecağı biy altını bekliyem. Babamın da heç aklı yoxmış, getmış biy ilanı gendı gendıne dost etmış. Ula heç ilandan da dost olır mı? Bı ixtiyarlarda ne keder gerı kafalı oliy bêle. En eyyısı ben bı ilanı öldırım, bütün altınlarını biy kereden alım kı, kurtılım. Yoxsa babam benı bırıya daha çooox yollar. Babamın ne keder de xulxı genışmış yav. Deyıp, kafasında pilan kurmağa başlamış. Gene her günkı kımın dağa gıdıp, ağacın altına otırmış, kavalını çıxartmış, çalmağa başlamadan ögde, yanına böyık biy daş koymış, soyrada kavalını çalmağa başlamış. İlan, gene her zamankı kımın ağzında atlından delıgınden çıxmış, ağzındakı altını oğlandan uzax biy yere bıraxmış, gıdıp ilerde bi yerde dinemağa başlamış. Oğlan biy tereften kavalını çaliken, biy tereften de, ilanı nasıl ütüzliy. İlan birez diniyıp, getmax üçün arxasını dönene keder, oğlan arxasındakı daşı ilana kürelemış. Gözımın nurı daş sen get ilanın kuyrığını kopat. İlan, o hersten, bide çan acısından dönüp oğlanı soxar. Oğlan oldığı yere yığılır kalır. Dönegınden mı, ölmış bögınden mı? bılınmiy. İlan kan- revan içinde yuvasına gıder. Oğlanın babısı, gene gözı yollarda oğlını bekler. Vağıt geçer, güneş batar, derken gece yarısı olır, gelen –gıden yox. Çobanın içine bi kuşkı düşer. Aklına bin türlı şe gelır. Biy keyttır herıfı sarır. Ne yapacağını bılmez. Evın içinde biy o yanı, biy bı yanı dönıp durır. Sebbehı zor eder. Sözı uzatmıyax, güneş doğar- doğmaz ixtiyar adam eşegıne binıp, dağın yolını tutar. İlandan her zaman bulıştığı yere gelır. Gelır gelmağına, amma ne görsın. Oğlı ağacın altında beş arşın uzanmış cansız yati. Temuzın o sıcağında, kadana begırı kımın şişmış. Üzünı- gözını karınçalar, sınekler sarmış. Oğlını ele görene keder, adamın dizinin bağı çözılmış. Oriya ele yığılıp kalmış. Neçe soyra gendı gendıne gelıp, yerdekı kavalı alıp, çalmağa başlamış. O evlat acısından, o ürek ataşında êle biy çalmış kı, dağ-daş inlemış. İlan, kavalın sesını hemen tanımış. Ağzında altından hemen çıxıp gelmış. Altını bıraxıp, çobanın dizi dibinde kehkelenıp dinemağa başlamış. Çobanın gözı ilanın kuyrığına ilişmış. Baxişkı ilanın kuyrığı yox. O zaman meseli aynamış. Cıgerı biy dehfe daha cııız etmış. Kavalını daha çox dertlı dertlı çalmağa başlamış. Neçe soyra ilan getmax üçün hereket etmış. O anda Allahın izinınden dıle gelıp, çobana:

— Çoban kardaş, senelerden berı sen bırda bele kavali çaldı, bende senı dinedım. Heç biy derdımız olmadı. Ne sen biye kelleşlıx düşündi, ne ben siye xayınlıx ettım. Kardaş, kardaş yaşıyıp, gettıx. Amma oğliy temehlıx ettı. Benı öldınmax istedı. Kuyrığımı kopattı. Bende onı öldırdım. Senden rıcam, artıx biy daha bırıya gelme. Bende bı kuyrıx acısı, sende de bı evlat acısı oldığı müddetçe artıx bız dost olamanıx. Deyıp, axıp getmış. Çobanda, oğlını çinıne vurıp, kövının yolını tutmış.

İşta böyıklerımızın “Kuyrıx acısı” dedıxları mesele bı. Allah heç kımsıyı bele temeh etmesın. Allah bızlerı xersız evlatlardan muhafaza etsın. (Âmin) İşte insan bele nefsıne köle olırsa, rızkına kani olmasa, başkasının malına temeh ederse, bı ilanda olsa hakkını kımsiye idırmez.

Bekir Urfalı

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar