URFA'DAKİ AŞİRETLER TÜRK'TÜR!
Cemal Babaoğlu

Cemal Babaoğlu

URFA'DAKİ AŞİRETLER TÜRK'TÜR!

23 Aralık 2019 - 22:10

URFA’DAKİ AŞİRETLER TÜRK’TÜR!

      Bir dostumun bürosunda otururken, masa üzerinde duran, ŞURKAV tarafından basılan “Şanlıurfa” adlı dergi bulunmaktaydı. Dostumda, Edebiyata olan merakımı bildiği için bu dergiyi hediye etti. Eve gelince ilk işim bu dergiyi okumak oldu.
      
       Şurkav Şanlıurfa Dergisi 35. Sayı Eylül 2019 tarihli derginin yazarlarından, Yüksel Yıldırım adlı sözde Araştırmacı! Tarihçi! Diye ön tanıtım etiketli kişi, dergideki yazısında, 1936 yılında dönemin müftüsü merhum Hasan Açanal’ın bir konferansında dile getirdiği “Urfa’daki Aşiretler Türk’tür” fetvasını, sözde araştırmacı- tarihçi etiketli Yüksel Yıldırım tarafından derlenerek 1936 yılındaki müftünün fetvasını olduğu gibi vermiş. Kendi görüşünü yazının sonuna ekleyip, şöyle yazmış; “Sonuç olarak konferans (fetva) incelendiğinde, Açanal’ın önemli tarih bilgisine! Sahip olduğu anlaşılmaktadır” diye eklemiş.
      
           Şimdi Açanal’ın iddiasına veya verdiği Fetvaya göre, Urfa’daki Aşiretler Türk’tür. Urfa uzun yıllar yaşamış olan ihtiyar bir şehir. Diyebilirim ki kurulduğu günden beri Türk şehridir. Diyor ve devam ediyor; Urfa, Hilvan,  Siverek ve Bozova ilçelerindeki Aşiretler Türk’tür! Bu öz Türk aşiretleri, Urfa dahilinde Türklerle karışık gördüğümüz ve Kürt zannettiğimiz köylü halkımız, yanılmayalım ki hep Türklerdir! 
      
         Urfa’da uzun zaman hüküm sürmüş o an Eyyubiler ’in tesirleri altında Kürt’leşmişlerdir!
       
         İşte bu cümle Müftünün kendisi ile çeliştiği, bilgisi olmadığı konularda ahkâm kestiğini ele verdi. Zira Resmi görüş, Eyyubileri Türk olarak kabul ediyor. 
        
       Peki, sözde tarihçi olduğunu belirten, Sayın Yüksel Yıldırım beyefendi, 1936 yılında müftünün fetvasını verdiğini, tarihçi olarak sorgulaması; “Sayın müftü, sen Din adamı mısın, yoksa Dil bilgini sosyolog musun? Diye sorgulaması gerekmez miydi? Bir aşiretin ırk bilgisi, konuştuğu dili müftüler mi belirliyor?
       
         Gelelim müftünün fetvayı neden verdiğine. Fetvadan 1 yıl önce, yani 1935 yılında başbakan İsmet İnönü, Doğu ve Güneydoğu illerine geziye çıkar. İzlenim yapar. Vali, Kaymakamla, gittiği şehrin ileri gelenleri ve zaman zaman halkın içerisine karışarak diyalog kurar çeşitli görüşmeler gerçekleştirir. İzlenimlerini, görüşlerini “Kürt Raporu” hazırlayarak cumhurbaşkanı Atatürk’e iletir. Bu çok gizli rapor doğrultusunda yasalar hazırlanır aşama aşama uygulamaya geçer. 
       
         Uzun yıllar kamuoyu bu rapordan habersizdi. Taa 1992 yılında, Hurriyet Gazetesi İsmet Paşanın gizli Kürt raporunu gazeteci Saygı Öztürk tarafından yazı dizisi şeklinde yayınlayıncaya dek.
       
         Bu rapora göre; Urfa dahil tüm güneydoğu illeri tek tek analiz edilerek, Kürt şehirlerin Türkleştirilmesi, (asimile edilmesi) Ermeni ve Süryanilerden boşalan yerlere Türk, Türkmenlerin yerleşmesi için gerekli hassasiyetin gösterilmesi, tedbirlerin alınması öneriliyordu.(geçen zaman sürecine baktığımızda öneriden ziyade Emir olduğu anlaşılıyordu) 
        
          İşte bu rapordan 1 yıl sonra, Urfa müftüsü fetvayı veriyor; “Urfa asırlardan beri Türk şehridir! Urfa’daki aşiretlerde Türk’tür” diyordu. Bu fetva sadece Urfa için değil, tüm Kürt illerinde verildiğini biliyoruz.
          
          Müftü Açanal’ın 85 yıl önce verdiği fetvayı olduğu gibi, hatta büyük bir buluşmuş gibi köşesinde yayınlamayı sağlayan sözde tarihçi yazar Yüksel Yıldırım’a naçizane önerim, 95 yıl önce egemen olan tek dil, tek din vs. anlayışının ülkemize tarifi imkânsız açıların yaşattığını, günümüzde ulus devlet modelinin iflas ettiği bilinmektedir. Ulus devlet modelleri, merkezi yönetme anlayışları yerine ademi-merkeziyetçi yönetim şeklini almış, evrensel yasalar çerçevesinde demokrasi ve hukuk egemen kılınarak toplumsal sorunların çözümüne katkı sağladığı bilinmektedir. 

         Sayın Yüksel Yıldırım beyefendi, insanlar kendilerini hangi ırktan hissediyorsa, bırakın öyle yaşasın. Bir Tarihçiye düşen onurlu duruş; insanların kendi dilleri ve inaçlarını özgürce ifade edilmesini sağlamaktır. Onların eğitimini ve sağlığını insani koşullarda herkesin refahını savunmaktır. Bilmem anlatabildim mi? Sayın Yıldırım şahsınıza elbet saygım var, ama tarihçi olmana düşüncelerine asla katılmıyorum.
Son söz: Göce biat etmek, görüş-fikir değildir.

YORUMLAR

  • 1 Yorum

Son Yazılar