AYRILIK BU KADAR MI GÜZEL OLUR!
Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

AYRILIK BU KADAR MI GÜZEL OLUR!

15 Mayıs 2018 - 05:29

GECENİN ZEHİR SOĞUĞU!

Ayrılıklar her daim zordur! Hele de yaş aldıkça daha bir yufkalaşır yürek ve sevdiklerinle vedalaşmak çok daha ağır gelir adama..

Ancak bizler her ayrılığa umudun sevincini serpiştirmenin ustası olmayı ta çocuk çağlarımızda öğrenmişiz!.

Ekmek derdine koyun sürüsü gibi doluştuğumuz eski kamyon kasalarında göçerken gurbete, suyun, elektriğin, çevrede yaşam belirtisi gösteren tek bir bakkalın dahi olmadığı tarlalardan birinde: Çadır evlerde bile çocuk oyunlarımız yasaktı bizim!

Annelerimizin yorgun hallerinde akşamdan pişirdiği bulgur pilavına, kızgın güneş altında kuru soğanı katık etmek en büyük mutluluktu pamuk tarlalarında mesela!

Yağmur yağdığında iliklerimize kadar ıslandığımız bir günü ıslak pamuk torbalarını küçük sırtlarımıza vurmak çocuk ve gençlik çağlarımızın en hareketli tatil aktivitesi idi..

Annemiz, kardeşlerimiz yanlarımızdaydı evet ama memleketten ayrılığın hüznüne Mevsimlik İşçiliğin onurlu ekmek kavgası adını koyar öyle dayanırdık ayrılığa..

Sonra büyüdük nasıl büyüdüğümüzü anlamadan! Bıyıklarımız henüz terlediğinde bu kez kendi şehrimizde pamuk işçisi idik!.

Hiç unutmam mesela: TİGEM de puantör olan ağabeyim her bayram da kardeşine torpil yapıyor demesinler diye bayram günleri en zor işe beni yazardı ve ben kendi şehrim de bayram ayrılığına tutsak kalırdım..

Dedim ya; adına ekmek kavgası dediğimiz bir umudun dayanma gücü vardı bu ayrılıklara..

Sonra eğitim almak için başlardı ayrılık ile bitmeyen sınavımız! Soğuk tahin helvası ile ılık bayat çayın kahvaltı olarak önümize konulduğu yatılı okul ayrılığı da gördü bu yürek! Bunun da adına umut dedik dayandık be..

Bitmedi ayrılıklar ile kardeş hayatımızın sevdiklerimiz ile vedalaştığımız günleri..

Bir vakit geldi alıp başımızı terki diyar ettik topraklarımızı ve taşı toprağı altın deyü düştük İstanbul, İzmir, Ankara yollarına..

Ne garip ve ta o zamanlar zavallı aklım almıyordu bu ayrılığı..

Ne garip, uçsuz bucaksız bereketli topraklarda neden uçsuz bucaksız bir yokluktu bizi memleketten koparan sebep?

Ömrümüzün yarısından fazlası taşı toprağı bize altından daha pahalı hasretler verdi sadece. Ha baba de baba bir hayat kavgası..

Tam 25 yıl geçmiş gurbet ellerde ve tam 25 yıldır zerre değişmemiş memleketimin kaderi!

Hala zengin toprakların yoksul çocuklarıyız ne yazık..

Hala gurbet yollarında can vermekte mevsimlik ayrılıkların yoksul ırgat çocukları!

Dünyanın uğruna savaşa tutuştuğu su bizde oysa! Bereketli topraklar, tarihi buluntular, petrol, altın, bor madenleri ve daha neler neler!

Peki bizde olmayan şey neydi de ayrılık hep bize düştü?

Kırklı yaşlarımda buldum sebebini dostlar.. Bizde olmayan tek şey: Bütün bu zenginlikleri halkın refahına sunacak siyasetçiler!.

Oturdukları koltukları halkın ve memşeketin çıkarları yerine kendi keselerine peşkeş çekenler yüzündendi bitmeyen ayrılıklar.

Ve şimdi gecenin en soğuk saatleri yine; Bolu dağlarında mola vermiş otobüs, demli çayım ısıtırken üşüyen bedenimi şimdiden özledim evlatlarımı be!

Ama işte belki de hayatımın en anlamlı, en güzel ayrılığında üşüyorum bu gece!

Zira ilk kez dağ gibi bir umut filizleniyor Ankara da!

İlk kez Hakk'ı, hukuku, adaleti bilen ve mazlumun, garibanın, yoksulun acısını içinde hisseden birisi var orada..

Başım dik bu soğuk gecede.. İçim de kendisini yetiştirmiş, çağdaş bir hemşerimim yaktığı aydınlık yarınlar sevincinin ateşi; Ayrılık hiç bu kadar güzel gelmemişti sevdiklerimden!

Bolu dağlarında bir gece vakti üşür ellerim evet, memlekette güneş doğacak deyi..

Bir ayrılık bu kadar mı güzel olur?!

Eğer içinizde bir umut ateşi yanıyorsa, çok da güzel olur ayrılık! Çünkü bu ayrılık milyonların kendi topraklarında huzurla, bereletle, üreterek kendi kendisine yettiği yarınların adımlarına tanıklık etmenin mutluluğudur..

Çünkü bu ayrılık:  Zengin toprakların yoksul, ırgat çocuklarının yüreklerine dokunacak bir çınarımın yani artık rüşvette, faizde, ihale de, torpil de bezi olmayan dürüst, dağ gibi bir ismin ayrılıklara son vereceğine inancın ayrılığıdır..

Elektiriği üreten bölgenin milenyum çağında karanlıklada mahkum şehri olmayacağız mesela..

Mesela eğitimin önündeki bütün engeller kalkacak ve çocuklarımızın ellerinde kazma kürek ve ya uyşturucu değil; kalem defter olacak.

Mesela artık fazı baronları kanını ememeyecek garibanın memleketimde.

Torpille, rüşvetle kimse kimsenin haklarını alamayacak ellerinden.

Güzel olacak memleket, çok güzel olacak..

İnşALLAH ve hep beraber..

Son Yazılar