BU BİR KAŞINMAK İSTEYENİ KAŞIMA YAZISIDIR!
Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

BU BİR KAŞINMAK İSTEYENİ KAŞIMA YAZISIDIR!

13 Mart 2018 - 14:34

BU BİR KAŞINANI KAŞIMA YAZISIDIR!

Urfalı bakanımız Sn. Fakıbaba gözlerimizin içine baka baka ‘’ Vallahi benim için de sürpriz oldu! ‘’ diyerek bakanlık koltuğuna oturduğunun üç gün sonrasında yaptığı bir basın toplantısında ‘’ Aha da bu benim on yıllardır kullandığım özel telefon numaram. Bakanlık koltuğunda oturduğum süre içerisinde sorunu olan herkes 24 saat bana ulaşabilecek ve bizler GTH bakanlığı tamamen şeffaf bir şekilde yönetileceğiz.‘’ diyordu.

Aynı bakanımız daha öncesinde de ‘’ Haksızlığa uğramış her Urfa’lının hakkını savunmak benim şerefimdir! ‘’ demişti.

Ama Sn. Bakan koltuğa oturunca ne haksızlığa uğramış Urfalılar geldi aklına ne verdiği sözler!

Ona göre memlekette haksızlığa uğramış en önemli isim gelir gelmez özel kalem müdürlüğüne atadığı Sn. İbrahim Akbaş’tı. Ve bugüne kadar yaptığı atamalardaki insanlar!

  1. A. Eşref Fakıbaba’nın bakanlığının sürpriz olmadığını biz biliyoruz.
  2. Yapamayacağınız şeylerin sözünü neden veriyorsunuz?

Peki, gerçekten sorunu olan olmayan vatandaş gerçekten Sn. Bakana ulaşabiliyor mu?

ÖZEL KALEMİN ÖZEL KALEMİ DİYE BİRŞEY YARATTILAR!

Daha bu sabah saat 08.37’de çaldı telefonum. Arayan memleketimde belediye başkanlığı yapmış ve hala halk üzerinde çok değerli saygınlığı olan bir büyüğümüz. Sn. Bakanı ziyaret etmek üzere GTH Bakanlığına gidiyor. Doğal olarak öncelikle özel kalem müdürümüz Sn. İbrahim Akbaş ile görüşmesi gerekiyor ve fakat oda ne: Başkanın karşısına özel kalemin özel kaleminin özel danışmanı bir hanımefendi çıkıyor ve diyor ki ‘’ Başkanım; bir talebiniz varsa özel kalem müdürümüze iletelim, değerlendirmeyi size bildireceğiz! ‘’

Yahu senin haddine mi değerlendirme yapmak? Sn. Bakanın görüşmelerini düzenlemek dışında yetkin nedir? Hangi güç ile neyi değerlendireceğiz arkadaş?

GTH Bakanlığı tarihinde görülmemiş şekilde her danışmanların bile danışmanı, o danışmanların da danışmanları oluşmuş! Bırakın Sn. Bakanın söz verdiği gibi kendisine ulaşmak; özel kalem hazretlerine ulaşmak bile nerede ise imkânsız. Çünkü zatı şahaneleri resmen bakanlığı yönettiğinin havalarında..

İSPATLAYACAKSIN İBRAHİM AKBAŞ!

GTH Bakanlığı özel kalemi Sn. İbrahim Akbaş sosyal medyasında dün itibari ile şöyle bir paylaşımda bulunuyordu.

 " Kaleminin mürekkebini şahsi menfaatleri uğruna kullanan zavallılar, gün gelir doğruları yazacak mürekkep bulamaz. Bunların yalancı Çobana dönüşmesi kaçınılmazdır! "


Cümle âlem bilir ki; zaman zaman yazılarında " Deli Çoban " imzası ile olaylara yorum katan tek köşe yazarı benim. Dolayısı ile Sn. İbrahim Akbaş kendisini eleştirdiğim köşe yazımdan sonra arayıp özür dilemek yerine; gerçeklerle yüzleşmeye yüzü ve yüreği olmayan her kişinin başvurduğu ironi yapma yolunu seçmiş.

Benim tabirim ile kaşınmış!

Değil Türkiye Cumhuriyetinin herhangi bir bakanlığı,  Moritanya da bile özel kalem müdürlüğü makamına oturacak hiçbir bilgi birikimi olmayan ve tamamen Sn. Bakanımızın teveccühleri ile o koltukta oturan Sn. Akbaş:   Ne yazdığından o kadar habersiz ve makamına o kadar güveniyor ki; her yaptığının yanına kalacağını ve isteyen her kişiye çamur at izi kalsın politikası ile itibarsızlaştıracağını sanıyor.

Öyle ya; yakın tarihte Şanlıurfa 100 İbrahim Akbaş'tan çok daha fazla hizmet etmiş Hasan Köseler kardeşimize kumpas kuran da Akbaş'ın kendisiydi! Ve bu arkadaş yaptığı paylaşım ile aslında kendisini tarif ettiğinin farkında bile değil! Zira an itibari ile bu ülkede kalemini özel adı altında çıkarına sallayan isimlerin başında İbrahim Efendi geliyor.

Sevgili Dostlar; kısa bir süre önce Sn. Akbaşı eleştirdiğim bir köşe yazısı yayınladım.  Beyefendinin şahsıma yaptığı saygısızlığa tepki ama eleştiri boyutunda bir yazıydı. Buna ilaveten an itibari ile GTH bakanlığında görev alanlarında içlerinde bulunduğu birçok bürokratın ve vatandaşın şikâyetlerinin de etkisi vardı eleştirilerimde.

Mesela çok değerli bir bürokratımız: ‘’ Kardeşim; hiç birimiz İbrahim bey ile baş edemiyoruz. Onun yüzünden bırakın vatandaşı, biz bile Sn. Bakan ile yeterli diyaloğa giremiyor ve büyük sıkıntılar yaşıyoruz! ‘’ diyordu. Diyen aleladede biri değil ha; yıllardır Sn. Bakana omuz vermiş ve birlikte yürümüş isimlerden biriydi.

Yani Sayın Akbaş’a yönelik şikâyetlerin haddi hesabı yoktu. Kaldı ki makalem yayınlandıktan sonra gelen yüzlerce  mesaj da Sn. Akbaş zadeler mağduriyetlerini dile getiriyor ve bu durumu kısmen de olsa paylaştığım için teşekkür ediyorlardı.

Doğrusu konuyu orada kapatacaktım.. Çünkü bundan önceki yaşamımda zerre tanımadığım ve bundan sonra da tanımak istemediğimi bu zatın nazarım da değeri olmasa bile bazı büyüklerimin hatırı vardı.

Bunlardan biri ve en önemlisi GTH bakanlığında memleket adına, samimiyet, dürüstlük adına ve açıkçası Şanlıurfa'yı laiki ile temsil eden, çabalayan, çırpınan Sn. Habib Aslan bir diğeri de Sn. Emin İzol.

Bu iki kıymetlimin hatırına konuyu kapatacak ve herkesi Allah’a havale edecektim ya; ancak İbrahim efendi dünkü paylaşım ile kaşındı ve güzel bir söz vardır " Sabrın bittiği yerde hatırın hükmü kalmaz ve eğer o hatırlılar sabrın bitişini izliyorsa susmayacaksın.."

 An itibari ile Sn. Bakan sayesinde bir makamda oturan şahıs, hiç bir makamda oturmayan şahsımı kalemini çıkarı için kullanmakla suçladı! Yani dakika bir: Çıkar ilişkilerinde makama oturan İbrahim Efendi, hiçbir makamda oturmayan Ekrem Arpak’ı çıkarcı olmakla itham ediyor.

Yürü be. Sen değil; seni o makama getirenler oturup bir düşünsün derim.

Öyle mi İbrahim Efendi?

Şimdi seni bu savını ispatlamaya davet ediyorum. Eğer ispatlamazsan istifa edecek misin?

Bu arada İbrahim Akbaş'a dair bildiğim rahatsızlıkların %95'i kendi kurumunda görev alan eski, yeni dostlarının tarafıma ilettikleridir ha..

İbrahim Efendi; şimdi şöyle bakalım: Deli Çoban yani Ekrem Arpak hangi noktada kalemini çıkarına kullanmış?

Yüreğin varsa söyle.

Be hey vicdan yoksunu, be hey cahil adam: Bakanlık makamında saygısızlık yaptığın, çıkara oynamakla itham ettiğin Ekrem Arpak: Urfa'ya Urfalı Bakan yakışır kavgasını verdiği için ekmeği ile oynanmış adamdır be..

Senin baş tacı ettiğin bazı gazeteciler Sn. Bakanı yerden yere vurduğunda, Sn. Bakana dair algı operasyonları başladığında, karşılama törenleri ile bakana mesaj verilmek istendiğinde bakanın arkasında duran tek kalemdir.

Dön de köşe yazılarıma bir bak İbrahim Efendi: Sn. Habib Aslan’ı, Emin İzol’ü, Fevzi Yücetepe ve diğer atanmışlar yerden yere vurulurken bu isimlerin başarısına dair kalem çalan tek adamdır. Fevzi Beyi zerre tanımam. Emin ve Habib Ağabeyler şahsıma hangi imtiyazı tanımış bu pervasız iddia da bulundun?

İbrahim Efendi: Eğer Sn. Bakanının ve yol arkadaşlarının verdikleri sözlerde durması için yaptığım talebe çıkar diyorsan; topunuzu kamuoyuna rezil rüsva ederim haberin olsun.

Ne yani; ben susuyorum da bir de sen mi üste çıkıyorsun?

Ne oldu İbrahim Efendi: Kabine öncesi neler olup bittiğini, bakanlığa gelecek asıl ismi engellemek için hangi ayak oyunları yapıldığını yazmadığım için mi çıkarcı oldum?

Özel kalem efendi: Adamın ağzından söz bir kere çıkar ve Sn. Bakanına sor bakalım: Ta vekilliği döneminde Ekrem Arpak'ı sözde duyarlı kişiliği ile verdiği sözler nelerdir?

İbrahim Efendi: Seninde içinde bulunduğun ekibi Ekrem Arpak tanıyor muydu?

Ben Sn. Faruk Çelik'i eleştirirken şahsımı " Baba nasılsın, bir emrin var mı? " diye arıyor; ‘’ Ağabey helal olsun sana!’’ diyordunuz beyefendi..

Senin ekip bana " 3 gün sonra Faruk Çelik gidiyor! " mesajları atıyor; memlekete adalet, huzur gelecek naraları atıyordu.

İbrahim Akbaş: Eğer bana verilen sözler neden tutulmadı tepkimi çıkar diye yorumluyorsan ben sen değilim açıklayayım..

Sn. Bakan ile makamında görüştüğümde ve şahitler huzurunda " Sana yapılanları biliyoruz ve seni seviyoruz Ekrem'im. Ama yeni atandım önümüzdeki ay görüşelim. Bu arada valilikten hak ettiğin 45 bin liranın üstünü de  benim hatırıma çiz gitsin. " dedi ve sen her defasında bakan bey ile buluşmamı engelledin..

Faruk Çelik'in gözbebeği adamları bilmem hangi kanatsız, kanatlı kuşlar daire başkanlığına atadınız efendi!

Oysa benim makam ve mevki talebim olmadı. Bilakis Sn. Bakandan gasp edilmiş haklarımı iadesi için destek rica ettim oda söz verdi ve söz ağızdan bir kere çıkar.

Ey Özel Kalem Müdürü: Bakanlığın senin gibi bir kaleme ihtiyacı var denilerek davet edilen isim benim ben..

Sonra da sanki talep benden gelmiş gibi ayak oyunları oynanan ve " Efendim çok sayıda Urfalı atadık, şimdi Ekrem Arpak'ı atarsak eleştiri alırız " gibi zavallı, samimiyetsiz söylemlerle topun üzerine atıldığı isimde benim

İlginçtir senin dostların alakasız yerlere atanırken bu rezaleti Sözcüye sızdıran gazeteci de bir zamanlar senin yakın dostun iken, dön de geçmişe bir bakın be..

İbrahim Efendi: Sn. Bakan verdiği sözü tutmayıp beni Urfa’ya göndermedi ha!

Urfa'ya dönüp Bakanı yerden yere vuran da ben değildim!

Adamın canını sıkmayın.. 

Bakın; Sn. Faruk Çelik'i yıllardır eleştiriyorum. Niye biliyor musun? Memleketin genleri ile oynadı, şöyle oldu, böyle oldu diyen sizler yüzünden!

Şimdi dönmüş bana mı sataşıyorsunuz?

URFAYI NE HALE GETİRDİNİZ BE!

Kendi memleketimin valiliği ile sözleşme imzalıyor ve etkinlik yapıyorum. Terörist muamelesi görüyorum resmen! Konser alanına gelen 250 polis konser alanına seyirci almıyor! Sözleşme de yer alan ücretin 45.000 lirası resmen gasp ediliyor!

Neden?

Çünkü Sn. Faruk Çelik’i eleştirmek ile fişlemişim. Çünkü biri eski iki milletvekili hakkımda eski valiye anarşist raporu sunmuş!

BŞ Belediyemiz de etkinliğe gidiyorum. Üstelik oldukça da başarılı bir çalışma yapıyorum ama oda ne: Celalettin Güvenç’ten kalma kare as ekibi burnumdan getiriyor!

Neden?

Çünkü yine Sn. Çelik ve Sn. Güvenç’i eleştirmekten mahkûm edilmişim ve üstelik söz de Sn. Fakıbaba’ya yakınmışım!

Bir yandan Sn. Nihat Çfitçi’ye dair olumlu cümleler kurduğum için Nihat Çiftçi ekibi dışlıyor beni, diğer yandan ‘’ Nihat Çiftçi’den uzak dur! ‘’ diyen bazı bakanlık çalışanları!

Ne oldu; bakanlık yetmedi BŞ Belediyesini de verelim değil mi? Ulan zaten nerede ise canımızı aldınız be, Ne zaman doyacak gözleriniz?

GTH Bakanlığına gidiyor ve Sn. Bakanın sözünde durmasını istiyorum bu seferde; Nihat Çiftçi’nin adamı olmakla suçlanıyorum ve randevularım iptal ediliyor!

Siverek Belediyesine gidiyorum; nankör belediye başkanı ile onun ithal kültür kolu başkan yardımcısı şahsi husumetleri yüzünden dışlıyor!

Ceylanpınar Belediye başkanının derdini anlatmaya sayfalar yetmez!

Arkadaş Urfa’yı el birliği ile duman ettiniz be, yazıklar olsun.

EKREM ARPAK KİMSENİN ADAMI DEĞİL EFENDİLER!

Kısacası kime merhaba desek bir diğerinin yakını, adamı olmakla suçlanıyor, hak gaspına maruz kalıyoruz. Ve işin ilginç yanı,  bunların hepsi aynı partinin başkanı, vekili, bürokratı. Bakanı!

Adamlığın tanımına girmeyeceğim efendiler. Zira girsem dahi bazılarınızın kavrayamayacağı kadar insani vasıflar taşıyan, kutsal bir duruştur adamlık. Ancak; hayatım boyunca kimsenin adamı olmadım bilesiniz..

BİR KEZ DAHA FARUK ÇELİK’TEN ÖZÜR DİLİYORUM!

Bakınız; öyle sosyal medya da uyduruk eleştiriler ile değil; ülkenin en büyük medyasında eleştirdiğim Sn. Faruk Çelik var ya; bütün ağır eleştirilerime rağmen bir gün olsun beni arayıp hakaret etmemiştir. Bazılarınız gibi kalemimi aşağılamamıştır.

Daha da önemlisi; ekmeğimle oynamakla ihyam ettiğim Çelik’n değil; aslında içinizde bulunan bazı şahsiyetsizlerin bunu yaptığını da öğrendim!


Kendisi ile bir telefon görüşmemiz de ‘’ Kardeşim; ben senin ekmeğin ile oynamadım ama ille oynayanları bulmak istiyorsan biraz etrafına bak! ‘’ dediğinde kendisine haksızlık ettim yahu!

Zira benim ekmeğim ile oynayanlar Sn. Çelik’e yalakalık olsun diye hakkımda raporlar düzen Urfalı vekiller, belediye başkanları, bürokratlardan başkası değildi..

ALLAH BELANIZI VERSİN EMİ?

Üzüldüğüm tek nokta; memleket sevdası ile yıllardır verdiğim mücadelede gasp edilen alın terim ve çocuklarımın rızkı oldu biliyor musunuz?

Sözünde durmayan bakan!

Kendini bakan sanan özel kalem!

Kardeşim deyip kardeşine yapılan haksızlıkları görmezden gelen bürokrat!

Altını oyanların farkında olmayan ve bunu deşifre ettiği eden Ekrem Arpak’ı kendi kurumunda maruz kaldığı haksızlık karşısında masaya yumruğunu vuramayan BŞ belediye başkanı!

Bana kardeşim deyip şahsım hakkında raporlar hazırlayan ve yalan yanlış algı operasyonları yapan eski vekil!

Aldığı imza attığı ihale ve rüşvet skandallarını kaleme aldığım için ekmeğim ile oynayan milletvekili!

Milletvekilini genel merkezine şikâyet eden milletvekili!

Belediye başkanlığına göz diken ve bunun için belediye bütçesini kullanan bürokrat!

Kaymakamı emir eri ilan ederek şehrini iliklerine kadar sömüren belediye başkanı!

İşini laiki ile yapan kaymakamı makamından eden milletvekili!

İstediği ihale gerçekleşmeyince önüne gelenleri tehdit eden vekil ağabeyi!

Bakanlık koltuğu için can dostunu satan vekil!

Bakanı 500 ‘er lira harçlık ile yuhalatan sonra da aynı bakan ile oturup birlikte imza attıkları skandalları ortaya çıkarabilecek tek ismi engelleyen vekil, belediye başkanları!

Güvenlik görevlisi işi için kişi başı 7.000 İŞKUR da iş bulmak vaadi ile tonlarca rüşvet alan vekil!

Esnaftan 20’er bin lira haraç isteyen vekil!

40-45 Bin liralık arazisini Karaköprü’deki 500-600 bin liralık araziler ile takas etmek için bakana, vekile çek yazan iş adamı!

Aşkı uğruna bütün ihaleleri belediye başkanının yeğenine peşkeş çeken kaymakam!

Şanlıurfaspor’a bağış adı altında 4-5 milyon liralık çek veren ama beklediği imtiyazı alamayanlar!

Nihat Çiftçi’nin altını oyarken utanmadan ödül verenler!

Sadece altı ayda etkinlik adı altında 10 milyon lira savuranlar!

Günde beş vakit namaz kılarken; 10 vakit belediyeyi şişkin faturalar ile cukkalayan tipler!

Ulan hepinizden temizim be.. Alın Ankara’yı da o uğruna her türlü ayak oyunlarına imza attığınız koltukları da başınıza çalın!

Lanet olsun, yazıklar olsun..

Tüküreyim memleketimiz bu hale getiren anlayışa..

Ve Sn. Akbaş: öyle sosyal medya da beceremediğin edebiyat ile insanlara çamur atmayacak, çıkıp ispatlayacaksın..

Bak ben bana yakışanı yapıp alnınıza vuruyorum hatalarınızı ve ayıplarınızı ve daha vurulacak o kadar çok şey var ki!

Haydi, HODRİ MEYDAN!

Bakalım kimdir kalemini çıkara sallayan ve sonunda mürekkebi kuruyacak olan!

Not: Beni randevu için arayan siz değil misiniz İbrahim Efendi. Sonra da  beni, hadi benim geçtim en yakın iki dostunu '' Efendim araya sıkıştımaya çalışacağız! '' diyerek kendince aşağılama hadsizliğini gösteren sen değil misin?

Kim kimi nereye sıkıştıracak göreceğiz ve ALLAH BÜYÜK Şüphesiz..

Son Yazılar