BU DA BİR ŞANLIURFA HİKAYESİDİR VE BİZİM HİKAYEMİZ NEDEN...
Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

BU DA BİR ŞANLIURFA HİKAYESİDİR VE BİZİM HİKAYEMİZ NEDEN MUTLU DEVAM ETMESİN!

12 Temmuz 2018 - 04:03

BUDA BİR ŞANLIURFA HİKAYESİDİR!

Sıcak ve kasvetli bir Ankara gecesi ve saatler tekme tokat dövüyor memleketimin umutsuz çırpınışlarını!

"Neden bilmiyorum! " demeyeceğim elbet: İçimde büyüyemeyen bir çocuğun dinmeyen hüznü var!

Ve o çocuk, şehrimin yetim, yoksul, biçare... 

Ve o çocuk, tek suçları işsiz ve ya işsiz bırakılmış anne babaların ırgat, yarı aç, açıkta çıplak ayaklı çocuk arkadaşlarının hallerine tutuşmuş kor bir yangının ortasında, göz göre göre cayır cayır yanıyor!

İki yıldır üzerinde çalıştığım ve öyküler, şiirler, makale ve hikâyelerle bezeli; tabiri caizse A'dan Z'ye tam bir memleket Ansiklopedisi olacak " BU DA BİR ŞANLIURFA HİKAYESİDİR " adlı çalışmama: Ağlattın Siverek Beni adlı şiirler ve ağlayarak nokta koydum, şükürler olsun!

Yok, ağladığıma değil şükür edişim;.. Çileyle, dertle, bitmek bilmez engellerle savaşa savaşa bitirdiğim ve maalesef içinde bulunduğumuz halleridir döktüğüm gözyaşları!

Olur ya; bu kitabı elinize alır; o güzel gözlerinizle okuyarak bana şeref verirseniz: Beğenip, beğenmemekten öte bir şiir molasında veya öykünün birinde dokunun içimdeki çocuğun gözyaşlarına!

Silmek için o çocuğun yüzündeki acıyı ve yanaklarına dökülen yağmuru durdurmak için sadece kaldırın başınızı!

Bakınız; birkez daha gördüm ki her bakımdan dünyanın en zengin toprakları ve şehrinin üzerinde yaşıyoruz!

Öyle ki; neresinden kırparsam kırpayım; kitabı ancak 550 sayfa düzeyine indirebildim!

Peki, " Kardeş sen ne diyorsun; madem bu kadar zengin şehir de, bunca yokluk neden ve mevsimlik işçileri nereye koyacağız? " dediğinizi duyar gibiyim..

Bakınız ve lütfen ukalalık algılamayınız!.

Uğruna ekmek teknemi, türkülerimi, sahnemi, şiirlerimi ve hatta zaman zaman yaşama sevincimi yitirdiğim duruşumun kalemi de değerlidir, zamanım, sözüm de..

Dolayısı ile bugün Fakıbaba diye başlamayacağım sorunların temeline! Son moda sorunlarımızın en büyük modacısı olsa da ESKİ Bakanımız!

Çocukluğumun barış, kardeşlik, huzur şehri Ceylanpınar'ı; ötekileştirme ile, kadro tehditleri, mazlumların başlaruna accaip çorap örme teknikleri ve nihayetinde kendisine biat etmeyenleri bilumum farklı terör kategorilerine soka soka kinin, nefretin, umutsuzluğun, yokluğun cennetine çeviren belediye başkanını yazarak da çok da değerlilermiş gibi değer katmayacağım ikisine de..

Resul Yılmaz demeyeveğim mesela veya hala kendisine atılan yumruğun yüreğimin orta yerinde kördüğüm olup canımı yaktığı Birecik Belediye başkanımdan dem vurmayacağım!

Kaldı ki; kendi adıma Ö.Faruk Pınarbaşı başkanımdan özür diliyorum! Ve bilmelidir ki; o yumruk aslında hepimize atıldı!

Başına gelen herşeye karşı sinmiş, pusmuş zavallı korkaklada dönen hepimize..

Ve faiz, rüşvet, ihale, uyuşturucu, torpil, fuhuş baronları ile satılık/sapkın/yalaka hafif yumuşak çokça alçak bazı sözde gazetecileri anarak: Kalemim ile değer katmayacağım değersizlerin hiç birisine..

Şehrim de sadece bir avuç kalan güzel insanlar ise yazmaya devam edeceğim bir vakit..

Nihat Çiftçi'ye, Metin Baydilli, Fevzi Demirkol, Mehmet Ekinci, Zeynel Abidin Beyazgül, Mehmet Günak, Selim Bağlı, Abdurrahman Kırıkçı, Murat Yalçın, Murat Şeyhanlıoğlu'na bin selam olsun.

Kanatlarında bir şehrin yüreğine huzuru taşıyan bir Mardin Turnası misali şehrime büyük hizmetler katan Valimize bin selam olsun..

Az ya da çok tanıdınız beni.. Şükürler olsun benim kalemimde de, kitabımda da korkaklık yok!

Ayrıca insanım yahu ve sorunları ve bu sorunların çıban başları ile yardakçılarını yaza yaza midem bulandı arkadaş!

Ben yazmaktan siz okumaktan bıkmadınız mı?

Şükürler olsun ki kalemim satmadı memleketini makama, yata/kata..

Öyle klavye kahramanlarından, öyle mesaj yiğitleri ve öyle uzaktan diş gösterenlerden korkmadım ki hiç bir zaman..

Hem, ben korksam: Önce " Baba; kalbim sana, duruşuna, türkülerine ve kalemine kurban olsun!..Adım gibi ben varım ardında ve kulun görmediğini gören ALLAH! Sakın ha pes etme.." diyen kızım yaralar beni!

Yani bir Allah'tan korkarım bir de " Sizlere sözüm olsun; asla boyun eğmeyeceğim! " dediğim evlatlarım ile sevdiğime bakarken utanmaktan..

Gerisi vız gelir; enselerini kaşıya kaşıya artık tırrıs mı gider bilmem..

ARTIK GÜZEL ŞEYLER VE GÜZEL İNSANLAR YAZMAK İSTİYORUM

ÇOK MU ZOR?

Sevgili Dostlar; 

Uzun zaman sonra kabine dışında kalan Şanlıurfa için: Bugünden tezi yok el birliği ile birşeyler yapmazsak eğer; bunca zenginliğin orta yerinde dipsiz bir uçuruma yuvarlanma ya devam edeceğiz, bilesiniz!

Dedim ya; biraz umuttan dem vuralım bugün!

Doğrudur ve sebepleri de sebep olanları da bellidir: Artık kabine dışında bu şehir!

Ancak herşey bitmiş değil..

Yeni sistem de her biri birbirinden önemli kurumlar var...

Parti merkez yürütme kurulu var..

Genel Başkan yardımcılıkları var..

Ve Şanlıurfa'nın mutlaka güçlü bir temsiliyete ekmek gibi, hava/su gibi ihtiyacı!

Mesele tam da burada başlıyor aslında.. Zira ben hala  Cumhurbaşkanımızın Şanlıurfa mitinginde tuttuğu elin hatırına ve Şanlıurfa ile Şanşıurfalılara olan sevgisinin meyve vereceği inancımı koruyorum.

Cumhurbaşkanının o gün tuttuğu elin olumlu anlamda sandığa yaptığı katkıyı görmemek için art niyetli olmak gerek!

Temsiliyet evet, ancak var olan sorunları büsbütün derinleştrecek ( Canlı örneklerinin sadece 11 ayda yarattığı felaket kasırgası henüz dindi ya..) isimler olursa vay memleketin haline!

Uzun yıllar sonra ve bütün dinamikleri ile; memleketimin temiz, dürüst, samimi ve şaibesiz isminin yanı sıra: Bilgi birikimi ile de şehri yeniden ayağa kaldıracak bir isim ( M.Kasım Gülpınar ) üzerinde bu kadar uzlaştığına ve umudun çığ gibi büyüdüğüne tanıklık ediyoruz..

Ancak; umut etmek ve beklemek şehrimizi kurtaramaz!

İstemek bedel ve emek ister..

Dolayısı ile bu istek ve umudu esnafından iş adamına, bürokratından siyasetçisine, gencinden yaşlısına, kadını, erkeği hep birlikte pratize edecek eylem ve söylemlerde bulunmalı: Bir olup, tek bir ağızdan adeta haykırmalıyız..

Şehrimin önemli STK başkanları devreye girmeli, değerli iş adamları etkinlikler yapmalı, bütün dinamikler ciddi bir istişafe ile mutlaka Cumhurbaşkanımıza Mehmet Kasım Gülpınar'ın Şanlıurfa adına adeta son umut olduğu anlatılmalıdır.

Çünkü; etkinliği olan güçlü bir Gülpınar demek; kimselerin kimselerin hakkını gasp etmeden ve devlet şefkatinin aynı zamanda bilge bir duruşun " Halka hizmet Hakk'a hizmettir kutsallığında bir siyasetin yaşandığı yarınlar anlamına gelecektir.

Hani güzel bir deyim vardır " Önüne katmak! " gerekirse memleket için el ele tutuşurken Kasım Gülpınar'ı önümüze katıp; bereket, huzur, adalet, kardeşlik ve başarı dolu yarınlara yürümek gerek..

Farkındayım; M.Kasım Gülpınar üzerinden umudun  beklentisi çok çok büyük!

Ancak böyle bir büyük bir sorumluluğu sırtına yüklediğimiz ve sadece milletvekili olarak herşeyi çözmesini beklemek gibi ciddi bir haksızlık yaptığımız Gülpınar'ın yükünü almak ve iki milyon nüfusu ile bir şehrin sorunlarına çözüm üretecek  makama oturtmak gerek.

Ben kimim ki demeyeceksin!

Sesimi kim duyacak ki demeyeceksin!

Susmayacaksın!.

Umudumuzu da umudumuz olan M.Kasım Gülpınar'ı da paylaşacağız..

Unutmayın; paylaştıkça çoğalacağız..

O halde yarından tezi yok, çocuklarımızın geleceği için, memleket için kim ne yapabiliyorsa o kadarını yapacak ve hep birlikte başaracağız..

Not: Kitap ve yazarlık meselesine gelince; haşa: Asla yazar olmak gibi bir iddiam olmadı..

Hep söylerim: Ekrem Arpak ne mamostedir ne yazar ne şaiir ne sinema ve dizi oyuncusu!

Ben memleketine sevdalı ve şehrinin her bir mazlumunun hizmetkarı kendi halinde bir adamım sadece..

O kitabı öyle okuyun lütfen ve bu adam istiyorsa başarmayı; sizler çok daha istemelisiniz..

Hikayeler genel de ayrılıkla biter evet ama Buda Bir Şanlıurfa Hikayesidir ve neden mutlu mutlu devam etmesin ki?

Hürmetle, sevgi ile dostlar..

Son Yazılar