FELAKET BUDUR!
Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

FELAKET BUDUR!

16 Ocak 2019 - 22:35 - Güncelleme: 16 Ocak 2019 - 23:08

ASİMİLASYON!

"Asimilasyon kavramı, popüler kullanımda şu ana dek tanımladığı kadarıyla anlamını göç sorunu ile olan ilişkisinden alır." Daha somut ve bildik terimler; soyut tabirler olan "Amerikalılaştırma" "Amerikanlılaştırmak" "İngilizleştirmek, Almanlaştırmak vb" gibi fiillerdir.

Tüm bu sözcüklerin anlamı, bir toplumun veya ülkenin kültürünün vatandaş olarak kabul edilmiş veya edilmek istenen kişiye aktarılmasına aracılık eden sürece verilen adlandırmadır.

Negatif anlamıyla ele aldığımızda "Asimilasyon" bir tür ulussuzlaştırma sürecidir ve bu kavram şeklini Avrupa da almıştır.

Şeklini Avrupa da alan bu kavram zamanla en acımasız hallerini bütün dünya üzerinde göstermiş; asimilasyon hareketi çoğu zaman zulme, acımasızlığa ve kanlı hareketlere neden olmuştur.

PEKİ NEDEN?

Asimilasyonu hangi açıdan ele alırsak alalım insan "Neden?" diye sormadan geçe miyor. 

Öyle ya; dört semavi din de Hz. Adem ve Hz.  Havva'yı ilk peygamberler ve ilk insan olarak kabul eder.

O halde yeryüzündeki bütün insanlar doğal olarak biyolojik, fizyolojik anlamda akrabadır (Kardeştir) diyebiliriz değil mi?

Peki, hal böyle iken akrabalar neden bir biri üzerinde ciddi bir değişim gereksinimi duysunlarki?

Bütün diller Allah'ın kelamıdır ve "Biz sizi kabile kabile yarattık ki; tanışıp kaynaşın" 

İşte buna rağmen insan oğlunun dünyanın şekline, yaşadığı coğrafyaların, iklimlerin, şartların etkisinde edindiği farklılıklara neden saygı duymayız?

Müslümanım diyen bir kişinin Allah'a şirk koşmasına kadar varan değiştirmeye çalışma dürtüsünü veren nedir?

"Hiçbir kimse ne hayatın başlangıcını gözlemlemiş ve ne de bir balığın bir Kurbağaya veya bir maymunun insana dönüştüğüne şahit olmuştur..." der ünlü bir evrim teoristi.

O halde toplumsal veya bireysel evrimleştirme çabası nedir?

Nedir bize benzemediği için bir başkasına kendi özelliklerimizi empoze etme çabaları mızın altında yatan şey?

Tarih ve din bilimcilerin üzerinde uzlaştığı tek gerçeğin sonu bir avuç toprak olan ölüm olduğunu bile bile ölmeyecek gibi yaşamak ve başkalarını kendimize benzetme çabasının amacı nedir?

Tarih boyunca zulme, işkencelere, soykırımlara, kitlesel ölümlere neden olan asimilasyon hangi insani dürtünün dışa vurumudur bilinmez ama en azından genel itibari ile vukuu bulduğu coğrafyalarda kaynağı, amacı hep bellidir.

ASIL FELAKET KARAKTER ASİMİLASYONUDUR!

Dedim ya; bildik asimilasyonun yine bildik ve aşina olduğumuz kaynakları, azmettirici, sevici, ırkçı, kitlesel güç erkleri var. Peki ya insan olarak bize ne oldu böyle?

Komşunun külüne muhtaç, varlığına tutkun bir nesilden, imtiyaz, para veya yaranma kaygısı ile komşusuna iftira atan nesle nasıl evrildik?

Sevdiğine ancak üç günde mektup yazabilen o masum aşıklardan DEDAŞ'ın lambalara veremediği elektriği aşkta arayan ve anlaşmalı evlilikler ile kutsal evliliği dahi mekanik maddesel hale getiren ruh halimizin  sebebi nedir?

Kimdir bizi komşusu açken uyuyaman güzel yürekli insan halinden üç kuruşa kardeşini satan zavallı birer madde tapanı, metalist haline dönüştüren?

Bir ekmeği bine böle bilen yüreklerden, bin ekmeği sadece kendine isteyen aç gözlü olmamıza yol açan neden nedir?

Kim, kimler bizi ruhsuzlaştırdı bu kadar da; kendi sosyal, kültürel haklarımız için sokağa dökülemezken yalakalık, şakşakçılık için sokaktan çıkmaz hale geldik böyle?

Kişinin yaşama hakkının kutsallığı hem hukukta hem dinimiz de vurgulanmışken; birbirimizin ölümüne göbek atacak hale gelme mizi sağlayan ne?

Nedir zavallı bir köpek yavrusunun bacaklarını keserek, bir kediyi diri diri yakarak, zavallı hayvanlara işkence edecek hale gelmemizin sebebi?

Anne ve babalık duygularının eşsiz güzelliğinde eşsiz evlat sevgisinde büyümüşlerin birer çocuk tacizcisi, tecavüzcüsü olup çıkmasına sebep olan nedir?

BİR BAKIN ALLAH AŞKINA!

Etrafınıza bir bakın Allah Aşkına! 

"Türkiye Türklerin, Kürtlerin, Arapların vatanı, ülkesidir" diyen Cumhurbaşkanı var iken hala ırkçı duyguların esareti ile birbirimizi ötekileştirme sebebi nedir?

Ve "Fetö soruşturması kapsamında tek bir masum bile hiç yere haksızlığa uğrar ise; bu vebalin altından kalkamayız!" diye haykıran Cumhurbaşkanının ülkesinde kriptocu fetöcülerin iftiraları ile işinden aşından edilmiş yüz binlerce masum KHK mağduruna kör bakmamıza sebep olan nedir?

Hadi muhalefeti, terör örgütlerini anladık diyelim: Hadi her bir mağdur onlar için oy ve Erdoğan ile Ak Partiye karşı kullanılacak koz anlamına gelir diyelim. Peki, tek bir Ak Partilinin bu mağduriyetleri Cumhurbaşkanına anlata mıyor veya ilgisiz kalışına sebep olan nedir?

Neden kimse çıkıp "Kürtler kendi ülkelerinde iftira ile işinden aşından edilmekte, oysa onların içinden fetöcü çıkmaz!" diye memektedir?

Bakınız; milyonlarca insanın hayatlarını çalan, yuvaları dağıtan 
*KHK
*Süresiznafaka 
* DEDAŞ
*İşsizlik
*EYT
*Madde bağımlılığı
*Tefecilik

Mağduru ve temel sorunlarımız dururken:  25 kuruşluk poşet için ayağa kalkmak olup bitenden habersiz, düşünme yetisini yitirmiş zavallı bir korkaklığın dışa vurumudur ve ruhları, zihinleri, karakterleri asimile olmuş toplumun refleksidir!

SİZ BENİM NELER ÇEKTİĞİMİ NERDEN BİLECEKSİNİZ?

Efsane ve rahmetli sanatçımız Ahmet Kaya'nın sesinden dinlediğimiz güzel bir eserin adı ile anlatmak istedim son 11 aydır neler yaşa dığımı...

Asimile olmuş ruh ve düşünsel tepkilerimizin en önemli reflekslerinden biri de şekilci olmak maalesef...

Ye kürküm ye hikâyesi bir yaşam biçimi de diyebiliriz. 

Beni az çok tanıyan bilir ki; güzel giyinmeyi severim ama eminim bilmezler ki güzel giyinmemin maddiyatla, gösterişle alakası yoktur...

Güzel giyinirim çünkü; kendime saygı duyuyor, kendimi seviyorum. Çünkü bu ikisini başaramazsam kimseyi sevemez, saygı duyamam...

Tabi güzel giyinen, her bir başka şehirde gününü gün eden bir adam resmi verince yanlış anlaşılmak kaçınılmaz oluyor.

Malum memleket kaygısı ve KHK/OHAL mağdurlarının sesi olmak adına tam 11 aydır Ankara, İstanbul, Urfa, Kocaeli, Trabzon ve onlarca ilçe arasında adeta mekik dokudum!

Doğru ya; nereden bilecek siniz her gece kaç mağdurun hayatının yerle yeksan olduğunu ve Ekrem Arpak'ın hemen hemen her gece kaç KHK mağdurunu hayatta tutmak, intihardan döndürmek için verdiği mücadeleyi?

O mağdurların sofralarına, yüreklerine düşen derin yoksulluğun çoluk çocuk nasıl acılara sebep olduğunu nereden bilecek siniz?

Ekrem Arpak'ın kaç KHK/OHAL mağdurunu dinlerken kaç milyon kez kahrolası bir çaresizlik ile nasıl yandığını nereden bilecek siniz?

Kaç mağdurun masum çocuklarının aç, açıkta kaldığını gören, bilen Ekrem'in boğazına takılan lokmaların ağrısını nerden bilecek siniz?

Memleket kaygısında namerde, tefeciye, rüşvetçiye, hırsıza, arsıza, liyakat sahibi olmayan ve vefasıza karşı mücadele eden Ekrem'in bu özellikteki isimler tarafından nasıl acımasız saldırılara uğradığını bilen var mı?

Peki, vatan, millet, bayrak sevgisi nedir bilen var mı?!

Peki, ülkenin liderini sevmek nedir?

Ben söyleyeyim; kesinlikle her hatayı alkışlamak; yalaka bir ruh hali ile şakşakçılık yapmak değil; bilakis doğruları görüp anlatmaktır.

Gelelim Urfa'ma...

Yine, yeniden sancılı bir yerel seçim sürecinden geçen Urfa'm yine yeniden rezil olmakta ülkeme!

Çünkü karakter asimilasyonuna uğramış ve hayata ben merkezli bakanların bitmeyen hırslarına yenildik!

Asıl felaket budur...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar