FİLLERİN HORTUMU DA ÇÜRÜR & URFA BİTMİŞTİR!
Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

FİLLERİN HORTUMU DA ÇÜRÜR & URFA BİTMİŞTİR!

28 Şubat 2019 - 22:58

Fil, kendisini ormanın en güçlü hayvanı ilan etmiş. Bütün düzeni değiştirmiş, yeniden kurmuş. 

Aslan, kaplan, ayı, manda…
File karşı çıkan olmamış ormanda.

Fil, önce kendi yerini sağlamlaştırmış, “Herkes kendi arasında nasıl yaşarsa yaşasın, beni ilgilendirmez. Ama herkes benimle ilişkilerine dikkat etsin. Bütün kuralları ben koyacağım. Ormandakiler de ona uyma özgürlüğünü kullanacak” demiş.

Etkisini genişletmiş zamanla fil...
En güçlü o, tek yetkili o, gerisi sefil!

Artık sadece fille ilişkiler değil, bütün hayvanların kendi aralarındaki ilişkiler de filden ve çevresinden sorulur olmuş.

Öyle ki, ormandaki nüfus artışı bile filin işi olmuş. Tek tek doğum yapan hayvanlara kızmış, “Bakın bir seferde 4-5 yavru doğuranlar var. Ne bu tembelliğiniz. Benimle oyun oynamayı bırakın, gidin genlerinizle oynayın, daha çok yavru doğurun” diye çıkışmış.

Her şeyi sineye çekmiş ormandakiler.

“Yeter ki” demişler, “boşalmasın kiler”.

*

Filin “değişiyoruz, değişiyoruz” naralarıyla girmiş orman şekilden şekle.

İş o noktaya gelmiş ki, eşit sayılmış maymun eşekle. Zira fil, kimi kime uygun görürse ona göre şekillenirmiş ormanda yaşam.

Bir tek, “Ne güzel buyurdunuz”, “Biz de tam böyle yapacaktık”, “Bundan daha mükemmel olamazdı”, “Bu hızla bütün ormanları geçeriz” sözlerine izin veriliyormuş. Öteki bütün sözler “istikrar bozucu” bulunuyormuş.

Arada hakkını aramaya kalkan olursa hemen müdahale ediliyormuş. Üzerine, “geber gazı” sıkılıyormuş. Filin bir özelliği de kindar olmasıymış. Kendisine yapılan hiçbir şeyi unutmuyormuş. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin, intikamını alıyormuş.

Hortumuna geleni vuruyor, ayağına geleni eziyormuş. Hiç kimseyi dinlemiyormuş. Bir gün söylediği ertesi güne uymuyor, doğru budur diyeni duymuyormuş. Bundan karıncalar da payını almış, yuvaları filin ayaklarının altında kalmış. Tam o sırada bir karınca, fil hortumunu topraktan çıkarınca, girmiş hortumun içine.
Karınca az gitmiş uz gitmiş, kendisine hortumun içinde iyi bir yer etmiş.
Fil başlamış kaşınmaya. Hortumunun içi karıncalanıyor, nedenini anlayamayınca beyni de karıncalanıyormuş.
Kalınca bir ağacın yanında durmuş, hortumu gövdesine vurdukça vurmuş. Bir türlü karıncalanmayı gideremiyormuş.
Üstelik hortumu da fena halde acımaya başlamış.
Bir hamle daha ağacın gövdesine vurunca, ağaç devrilip üzerine düşmüş. Fil ilk kez bu kadar âciz duruma düşmüş.
Bereket demiş kimse yok etrafta, arada bir yanından geçtiği koca kayanın nerede olduğunu düşünmüş, hah şu tarafta.

Bu kez kayalara vurmuş hortumunu, arada geçen olursa duruyormuş, anlatamıyormuş durumunu.
Hortumu kayaya vurdukça kaşıntıları artmış, kaşıntıları arttıkça daha çok vurmak istemiş.
Derken iflas etmiş bedeni, anlayamadan nedeni, uzanıp kalmış fil…

*

İşte böyle efendim…
Fili yenmiş bir karınca.

Ateş bacayı sarınca, fil güya ulaşılmaz bir noktaya varınca, etrafındaki herkesi kırınca, kendisinden güçlü hiçbir hayvan olmadığını sanınca…

Sonunda olan olmuş, küçük bir karınca koca bir filden daha güçlü olmuş.
Böyledir hayat…

En güçlü olduğumuz an, aynı zamanda en zayıf olduğumuz andır.

Hiçbir güç mutlak değildir doğada.
Herkesi dize getirdiğini sanan.

"Çöker bir gün diz üstü.
Koca bir fili durduran da.
Bir karıncadır altı üstü."

KOYUN DEĞİL KARINCAYIM BEN!

Evlatlarını, evini, düzenini, işini, gücünü bırakmış memleket kaygısında ve bari bu sefer Urfa halkı kazansın deyi Urfa'dayım!

43 gündür bir otel odasında her akşam sabahın ilk ışıklarına kadar dolup taşan misafirlerin dertlerini, umutlarını, sıkıntılarını, umutlarını konuşup; sabahtan akşama değin mahalle mahalle, köy köy, ilçe ilçe memleketin sorunlarını tespit ediyor; değerli büyüklerimize bildiriyor; fakir fukaradan tutun da haksızlığa uğramış yüzlerce insanın sorunlarının çözümüne katkıda bulunuyorum.

İsmi bende saklı bir gazeteci dostum demişti ki; "8 milyon nüfusu ile Yahudiler nasıl ki 7.5 milyar nüfuslu bütün dünya siyasetininin %85 ekonomisinin %95'ni yönetim sömürüyorsa: Sayısı 20 bini aşmayan beyaz Urfalı'lar da 2 milyonluk Urfa siyasetinin  %85'ni ekonomisinin %75'ni yönetip sömürüyorlar!"

İlk bakışta abartılı bulduğum bu benzetmenin ne denli gerçek olduğunu bu 43 günlük süreçte gördüm!

Öyle ya; tefecinin, liyakat yoksunu çapsızın, ihale ve rüşvet baronlarının politikacı kimliği altında vekil, belediye başkanı, bürokrat, STK başkanı olduğu!

Sitesi fetö terör örgütünden kapatılmış, evlatları vekillerin torpili ile işe girmiş Paratullah Paşa başta olmak üzere her devrim adamı 3-5 çıkarcının gazeteci diye anıldığı ve dahi devletin kurumlarını fatura manyağı yaptığı!

Basın duayeni denen bazı isimlerin 10 çalışanına da belediyelerden maaş bağladığı; her seçimde vurgun yaptığı!

Sırtını eski yeni birkaç milletvekiline dayayan bazı sendika başkanlarının devletin kurumlarını adeta at oynattıkları babalarının çiftliğine çevirdiği!

Efendim; sözde "Urfa'ya Urfalı bürokrat yakışır" derdinde olan bazı siyasilerin kendi adamlarını kurumların başına geçirmek için elli takla attıkları!

Siyasilerin seçim sürecini kendi gövde gösterilerine çevirdiği ve dahi halkın sorunlarından zerre haberdar olmadığı Urfa'dan bir CACIK çıkmaz!

Bütün Urfa halkına sesleniyorum: Şimdiden gelecek hasat mevsiminde Çukuroava, Karadeniz, Marmara ve Karadeniz de üç kuruş yevmiye ile kendinize ırgatlık iş bakın!

Bu kafayla 50 seçim olsa bizler mevsimlik işçi olmaktan kurtulamayacağız!

Boşuna dershane, özel ders, okul ve üniversitelere para dökmeyin. Urfalı gençlere reva görülen metropollerde çöp toplamaktan ibarettir!

Bu halka reva görülen DEDAŞ'ın sömürgeci anlayışı altında inim inim inlemektir, işsizliktir, açlıktır, yalnızlıktır!

Nasıl olmasın ki?

AK PARTİLİ AK PARTİYE KUMPAS KURUYOR!

Bu şehrin en büyük sorunu Beyaz Urfalı'ların içini boşalttıkları Ak Partinin giderek zayıflaması ve Urfa ekonomisinin dibe vurmasıdır.

Düşünün; kritik seçim sürecinin sabahına iki ilçe de toplam 5.500 aileye giden su borcu haciz işlemi ile uyanıyoruz!

Operasyonun üç amacı var:

1- Nihat Çiftçi ile Ak Partiyi karşı karşıya getirmek!
2- Şehrin en büyük iki ilçesinde seçimi Ak Partiye kaybettirmek!
3- Sonra da çıkıp hükümeti  "Bu ilçeleri terörden kurtaracak kahraman arayışına sokmak!

Tabi aynı zamanda BŞ de Zeynel Abidin Beyazgül kaybetsin operasyonunun  da parçasıdır bu hacizler!

Tıpkı genel seçimde olduğu gibi bu seçimde de DEDAŞ resmen Ak Parti kaybetsin mesaisinde!

Düşünün; DEDAŞ'ın karanlıkta bıraktığı köylere diğer parti adayları trafo gönderir olmuş!

Çiftçilerin beli bükülerek iktidar partisinden uzaklaştırılmış!

Esnafın anasını ağlatan fahiş faturalar ile esnaf Ak Partiden uzaklaştırılmış!

Sürekli enerji kesintileri ile Urfa halkı karanlıkta bırakılmak sureti ile iktidara tepkili hale getirilmiş!

Ve kimse buna sesini dahi çıkaramıyor!

Düşünün yıllardır Ak Partiden nemalanan bazı basın mensupları bir yandan Ak Partiden nemalanmaya devam ederken öte yandan şehre " Sabahattin Cevheri kesin kazanıyor!" haberi uçurmakta ama Ak Parti buna zerre refleks göstermiyor!

Düşünün şehrin ekonomisi yerle bir olmuş, turizmi ölmüş, sanayi desen hak getiren ve tarım hayvancılık yerlerde sürünüyor ama tek çözüm projesi yok!

Düşünün Ak Parti tarihinin belki de en zorlu yerel seçimine gidiyor ama zırnık sinerji yok!

Önce adaylık sonra encümen derken küskünler derken Ak Parti içinde korkunç uçurumlar yaratılmış ve benim gariban Urfalı'm her gün bu uçurumun diplerine itiliyor!

Bir iki tanesi hariç milletvekilleri ortada yok!
Sahi; 

Ben 43 gündür sokaklarda, dağ köylerinde ilçelerde, mahalleler deyim!

Siz neredesiniz ey bazı büyük vekillerim?
Kaç vatandaşın derdini dinlediniz?
Kaç sorunu çözdünüz?
Kaç proje ürettiniz?

Sizi pabucumun siyasileri sizi!

*Millet işsiz be işsiz!
*Gençler uyuşturucu batağında be!
*Hastane yok!
*Doktor yok!
*Okul, öğretmen yok!
*OSB yok!
*DEDAŞ anasını ağlatmış halkın!
*Tarım ve hayvancılık tükenme noktasına gelmiş!

Ve daha da önemlisi partilerinizin beş yıllık kaderlerinin belirleneceği en kritik yerel seçim sürecinde  siz çıkmış iç çekişmelerinize kurban ediyorsunuz şehri. Yazıklar olsun!

Velhasıl Ak Partinin rakibi Ak Parti içine sızmış riyakar, vefasız, liyakat yoksunu, tefeci, rüşvetçi, ihaleci isimlerden başkası da değildir.

ÇATI ÇOKTAN SU ALDI!

Geçen de dile getirdiğim gibi; BŞ adayının bu şehirde oy oranı %1 olan SP'den, ilçe adaylarını belirleme yetkisi yine bu şehirde oy oranı %1 bile olmayan CHP'den, 370 bin oya (%29) rağmen hiç bir dirayet gösteremeyen ve Kürt kelimesinin dahi ağza alınmadığı HDP stratejisinin ortak ürünü çatı ise çoktan su aldı bile.

Ak Partiden nemalanıp kendilerine çalışan bazı gazetecilere rağmen empoze edilmeye çalışılan %65 kazandık iddiası beyhude bir iddiadır.

Hadi diyelim öyle... Urfa için ne yapacaklarını bilen var mı?

Elle tutulur tek bir proje duydunuz mu?

Bu arada küskün belediyelerin iktidarın imkânları ile çatıya verdiği destekleri de unutmayalım!

Ne ala memleket yahu!
Ne tuhaf bir memleket yahu!

Kimin eli kimin cebinde belli değil...

BEN KOYUN DEĞİLİM!

Kirlenmiş beyazların hiç değilim!

Dolayısı ile liyakat yoksununun bakan, tefeci, rüşvetçi, ihalecinin siyasetçi, sahtekarın, fetöcünün satılık kalemlerin gazeteci olduğu Urfa merasında yerim yok!

Alın başınıza çalın sömürülmüş Urfa'nızı...

20 Bin Beyazın, üç beş çıkarcı siyasinin, bürokratın ve onların beslediği bir avuç satılık kalemin esiri olmuş Urfa gemisi batmıştır!

Geçmiş ola...

Ve ben ne bir bakanın ne vekilin ne de bürokratın adamı değilim.

Tek başıma sizlerle savaşacağım
Kıçı yiyen çıksın karşıma!

Ne güzel yahu: Gerçekleri yüzünüze tokat gibi çarpınca "Vay Ekrem falancanın adamı!" 

Evlatlarının ve eşinin adamıdır Ekrem Arpak. Ne kimsenin haddinedir bana adamı muamelesi yapmak ne Ekrem Arpak bazı haysiyetsizler gibi üç kuruşa adamlığını satmak.

Gerçekleri tokat gibi vurunca yüzünüze "Vay efendim şundan para aldı veya alamadığı için saldırdı!"

Be hey terbiyesiz adamlar; benim sizler gibi birkaç vekili, bakanı davet ettiğim ofisim, şirketim mi var Urfa da?

 De hadi tek bir devlet kurumundan gazetecilik adı altında şahsıma kesilmiş fatura gösterin.

24-18 yaşlarında iki evladım var. Biri üniversite mezunu ve Urfa da özel sektörde çalışıyor terbiyesiz adamlar.

Benim sizler gibi vekil, bakan referansı ile işe girmiş tek bir evladımı, yeğenimi, kuzenimi, akrabamı gösterin!

Valla benim fetö gerekçesi ile kapatılmış sitem, içeri girmiş yakınım da yok ama sizler gibi fatura da kesmiyorum kurumlardan!

FİLİN HORTUMU DA ÇÜRÜR!

Kimse kendini bu şehrin fili, aslanı, sahibi sanmasın!

Gün gelir ki filin hortumu, aslanın yelesi de çürür.

Çünkü Ekrem gibi karıncalar ölmedi daha!

Bilmem anlatabildim mi?

Not: Bu güne kadar şükürler olsun tek bir siyasinin adını kullanarak iş yapmadım!

Evet, yüzlerce fakir fukaraya koştum. Yüzlerce KHK mağduruna, haksızlığa uğramış insana el uzattım.

Memleketinin her karışında tek başına dolaştım halkımın arasında ve benim kimsenin adını kullanmaya ihtiyacım da olmadı hiç bir zaman.

Hatta bana yaftalanan siyasi isimler olduysa da zararını gördüm de kar amacı güdmedim şükürler olsun.

Buda böyle biline...

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Fatih Kalmaz
    3 hafta önce
    Bu beyefendinin yazıları karşıma her çıktığında tespitten veya çözüm önerisinden çok kibir ve enaniyet görüyorum. Her önüne geleni suçlamak dışında bildiği bir şey yok galiba? Böyleleri için salyası akan bir canlı tabiri yapılıyor.. Sağa sola saldırmak yerine saldırdıklarının da eşref-i mahlukat olduğunu göz önünde bulundurarak bu doğrultuda ilişki geliştirmesi tavsiyedir.

Son Yazılar