HAKLISIN KEKO!
Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

HAKLISIN KEKO!

10 Kasım 2019 - 15:48

HAKLISIN KEKO!

Hz. Süleyman kanadı bir derviş tarafından kırılan kuşa sorar "Neden kaçmadın?"

Kuş, "Üzerinde derviş hırkası vardı. Zarar vermez diye düşündüm"

Bunun üzerine Hz. Süleyman Dervişin kolunun kesilmesine  hükmeder. Bu kez kuş karşı çıkar!

"Kolunu kesmeyin! Üzerindeki dervişlik hırkasını çıkarın. Zira onunla kandırıyor!"

Sevgili Dostlar; çağımızın temel sorunu ne eksilen su kaynakları ne eriyen buzullar ne bitme noktasına gelen petrol yatakları ne ekolojik dengenin bozulmasıdır!

Çağımızın sorunu: Aslında yukarıda saydığım temel sorunların ortaya çıkma sebebi bilgidir!

Şaşırdınız değil mi; şaşırmayın anlatacağım...

Evet, çağımızın ve dünyanın sorunu, bilgiyi reddeden ancak kendisini bilge sanma noktasında bilgisizce hareket etme şeklidir!

Herhangi bir meseleyi, olayı, düşünceyi, fikri, bireyi tanımak, anlamak, kavramak ve doğru kararlar vermek için tek bir bilgi kırıntısını araştırma ihtiyacı duymama hali yani...

Elbette temelini ilimden, bilimden almayan ve bilgiden uzak olmak beraberinde körü körüne bir önyargı, altı boş eylem ve söylemler ile hareket etmeyi getirir.

Okumayan, okuduğunu da anlamayan yeni nesiller kör bir bağnazlığın, zavallı bir cehaletin  güdülen koyunları olmaktan öteye gitmeyecektir.

İşte bu yüzden diyorum ki "Bilgi çağımızın elması, altını, zümrütü, pırlantası; bilgili, bilgisini toplum yararına kullanan bireyler ise gerçek birer mümin, derviş, alimlerdirler."

ALLAH SENİ GÜRRİ ETSİN!

Dedim ya, çevresinde yaşanan olaylar hakkında zerre bilgi alma gereği duymayan sürü ile cahilller türedi ülkemde!

Cahil oldukları kadar köylü kurnazı ve bütün hayatlarını cehaletlerinin sürüklediği yaranma güdüsü ile sürdüren tipler...

Bunlardan birisi de ne yazık ki kendi kanımdan adamın birisi!

Bülent Arınç'ın Erdoğan' ın bilgisi dışında KHK mağdurlarından özür dileyemeceğinden ve bu özrün aslında kamuoyunu yoklama sortisi olduğundan habersiz zavallı akrabam: Tekrar gündem olmak, Ak Parti üzerinden biraz daha nelamanmak için birçok örümcek beyinli gibi Bülent Arınç'a veriyor, veriştiriyor!

Arada bana da sallıyor uyanık :)

KHK mağduru vardır diyenleri 15 Temmuz şehitlerinin ailelerini üzmekle itham edip tonla hakaret ediyor haspam!

Dersin ki bu adam daha birkaç ay önce benim yanımda "Ülke olarak KHK mağdurlarına zulmediyoruz!" diyerek sözde Ak Partinin önemli kurmaylarını arayıp; birçok masum KHKlının iadesini sağladığını iddia eden Ak Partili değil! 

Hoş, Emine Erdoğan Hanımın kendisi olmadan patlıcan dolması, yaprak sarması dahi yemediği bu akrabam: Haşa Allah bir dese inanılmaz ya neyse...

Bir dönem Fetöye para aktarıldığı iddia edilen bir sağlık merkezinin işletmecisi olarak aylarca hapis yatmış birinin bugün kendisi gibi mağdur edilmişlerin acısı üzerinden KHK mağdurlarını savunan insanlara hakaret etmesi, ülkece yaşadığımız psikotik travma halinin en belirgin hali değil de nedir?

Karacadağın eteklerinde doğmuş, daha doğru dürüst Türkçe konuşamadığı halde Ak Partinin Osmanlı açılımı üzerinden nemalanmak kaygısı ile kendini Osmanlı torunu iddia eden bir akrabam olduğu için sadece utanıyorum işte...

Adama sorarlar: Bugüne kadar intihar etmiş, kanser olup ölmüş, öldükten sonra işlerine iade kararı alınmış yani masum olduklarına karar verilmiş  onlarca KHK mağdurunun yaşadığı acılara yaptığın saygısızlığın hakaret limiti nedir söyle de sana edeyim?! 

Ak Partiye nelamanmak için Bülent Arınç ve bana saldırarak bu mağdurlara dair söylemlerinden hiç mi utanmadın?

Ak Partiye yaranmak için her fırsatı kolluyor, kendini Urfa Ak Partinin kurucusu ve sahibi gibi tanıtıyorsun da: Ula ben seni Urfa siyasetine tanıtmasam kimin haberi vardı senden?

Kaç gram saygınlığın var parti içinde? Yetmedi mi Erdoğan ailesi üzerinden nemalandığın?

Sözde Erdoğan ailesi ile olan yakın ilişiker üzerinden memleketine kaç gram hizmetin oldu kendinden başka?

Dedim ya; akrabam olduğun için sana hakaret edemiyorum çünkü ben sen gibi iki zavallı yoksul kız çocuğu üzerinden akrabamı terörize ederek hayatı ile oynamaya kalkacak kadar alçalmadım hiç bir zaman!

O oyununu unuttuğumu sanma... Onun hesabını da ödeyeceksin adalete, hukuka ve o kızların ailelerine...

Son olarak KHK mağduru vardır diyenlere ettiğin bütün hakaretleri sana misli ile iade ediyorum.

Beraat, takipsizlik almış hatta haklarında hiç bir yargı kararı olmadığı halde 4 yıldır acı çeken  mağdurlarını savunanlara ettiğin hakaretler nedeni ile Allah seni gürri (Uyuz) etsin emi? "

Bir zamanlar kolkola gezdiğiniz insanlar üzerinden Ak Parti savunuculuğu; aziz, merhum 15 Temmuz şehitleri üzerinden vatanseverlik taslandığın için Allah seni bildiği gibi yapsın emi? 

Beni daha fazla açık konuşmaya zorlama derim zira gerçekten altından kalkamazsın...

URFA SİYASETİ!

Sevgili Dostlar; Urfa'nın içinde bulunduğu sorunların tümü Urfaya dair zırnık bilgisi olmayan; giyindiği duyarlı, başarılı, bilgili siyasetçi hırkası ile Urfa Halkının kanatlarını kıran bir takım siyasilerdir... 

GERÇEĞİ KEJANOV GÖRDÜ!

Yerel seçimde çok güvendiği Bıyezgilef' e destek olmak için Ruhatav'a gelen Kejanov  "Kekomov" dediği; bir zamanlar birlikte ağladığı, birlikte güldüğü yakın dostu Şevçenko'dan destek alması gerektiğini düşünür.

Zira Ruhatav'ı ve Ruhatav'ın hak ettiği şekilde temsil edeceğine inandığı Babanev'i doğru anlatmak için fikir alacağı ondan daha iyi birisi olamazdı...

Çünkü Şevçenko yıllardır ülkenin en önemli kurumlarından birisinin başındaydı ve çevresi çok genişti.

İstese, Ruhatav ve Babanev gerçeklerini pekala Vladimir Putin'e iletebilir veya iletilmesini sağlaya bilirdi.

"Belki konumu gereği siyasete bulaşmak istemiyordur!" diyerek Kekomovunu içten içe savundu Kejanov. Bu görevi kendisinin yapması için dostundan ulaşabileceği birkaç ismin iletişim numarasını rica ettiği bir whatssap mesajı attı.

Dönemin bakanı Fakinof'un Şevçenkoyu itibarsızlaştırmak hatta telafisi zor bir çatışmaya sürüklemek için attığı iftiralar sonrası tanımıştı dostunu... 

Bakan demeden bu iftira karşısında mücadele etmiş ve ülke Fakinof'un iftira attığını Kejanov'un kalemimden okumuştu.

Hatta Şevçenko'nun yakınlarının ağır eleştirilerini dahi göğüslemişliği vardı!

Her ne kadar son birkaç aydır Şevçenko'nun kendisine karşı takındığı garip tavrın ve ironik laf sokmalarının nedenini tahmin etse de, ona çok güveniyordu... 

Kısa bir süre sonra mesajına cevap gelmiş, Kejanov şoke olmuştu...

"Deli muamelesi görmeni istemediğim için yardımcı olmuyorum!"

Lakabı Deliyef Çobanof olan Kejanov şaşkındı. Boğazı düğümlendi. Bir arayıp "Ben senin için deli cesareti ile Fakinof'a kafa tutarken de deli değil miydim? O zaman deliliğim iyiydi de şimdi rahatsız edici oldu?" diye haykırmak istedi ama tuttu kendini.

"Konuşulmayanları konuşmak bir gazetecinin görevidir. Kaldı ki kulis dediğin doğru isimlere gerçekleri aktarmak değil midir?" yazılı bir mesaj daha attı.

Şevçenko bu mesaja "Yahu sen il başkanı, belediye başkanı, milletvekili misin? Birleşik Rusya Partisi sözcüsü mü yoksa ilahi bir güç sana gerçekleri haykır mı dedi? Sana mı kalmış Ruhatav gerçeklerini haykırmak, Babanev'i anlatmak?" cevabını veriyordu! 

Şaşkınlığı artmış, öte yandan yüreği daralmıştı. İyi de hiç bir ilahi güç Şevçenkoyu savunmak emri de vermemişti Kejanov'a!

O an bir türlü toz konduramadığı dostunun aylardır kendisine karşı takındığı tavrın nedenlerini kavramıştı.

1- Şevçenko'nun sayesinde önemli bir kurumda müdür olan bir gazeteci Fakinof'un baskısı ile müdürlükten alınmış; o gazeteci o günden sonra her platformda kurum amirini suçlamış hatta Ruahatav'dan gitmesi gerektiği yönünde kulis çalışması yapmıştı.

Bunu duyan Kejanov aynı sözde Şevçenko'nun da yakın dostu olan ve çok değer verdiği kurum amirini bu durum karşısında uyarmıştı.

Bunu duyan Şevçenko laf arasında Kejanov' a "Gambazlık iddiaları sana yakışmıyor!" diyerek ağır eleştirmişti.

O gazeteci bir süre sonra Şevçenko sayesinde başka bir kurumda çok daha önemli bir makama geliyor; bu çok temiz bir hareket oluyor ama Kejanov'un 2 milyonluk Ruhatav halkının sevgilisi kurum amirini iftiradan koruması gambazlık oluyordu!

Kejanov'un bir ilçe belediye başkan adayının "Benim hakkımda sende var olan belgeleri Genel merkeze verme! Çünkü sen o belgeleri vermez beni eleştirmez isen; kesin aday olurum! Ve adımın açıklandığı ilk gün kapına pasat ve hesabına yüklüce para atacağım!" teklifini elinin tersi ile ittiğine tanıklık eden Şevçenko gitmiş; yerine Kejanov'a laf arasında" şantaja neden adın karışıyor, üzülüyorum!" ironileri ile tiye alan birisi gelmişti.

Oysa yine bir siyasetçi dostunun susması için yüklüce para teklifini reddeden Kejanov'un para ile işi olmadığını en iyi bilen Şevçenkoydu...

Gerçi Ruhatav da gazetecilik böyle bir şeydi. Birilerinin kılıcını sallayan gazeteci bazı kurumlara üye yapılmak sureti ile maaşa bağlanıyor, abonelik adı altında faturalar kesiliyor, yakınları veya kendileri akıl almaz makamlara aranıyordu!

Veya siyasilerin onurlarını hedef alan gazeteciler ödüllendiriliyordu!

Yani, ya bütünü ile belden aşağı vurarak para kazanıyordu gazeteci ya körü körüne şakşakçılık yaparak.

Oysa Kejanov aynı kişilerin hem hizmetlerini hem hatalarını yazıyordu.

Ne körü körüne düşman ne sonsuz bir şakşakçı değildi yani. 

Üstelik gerçekleri haykırıyor, haksızlık karşısında duruyordu.

Aklına Şevçenko'nun yakın arkadaşları olan Resiltev ve Menderev geldi: Her ikisini de ağır eleştirmişti Kejanov... 

O an anladı Şevçenko'nun neden böyle davrandığını. Ayrıca Babanev'i anlatmak gibi bir suçu vardı Kejanaov'un!

Ruhatav Valisini, gerçekleri anlatmak gibi bir kabahati daha vardı! 

Ve Kejanov bir gerçeği daha öğrenmiş oluyordu. RUHATAV Siyasetinde, bürokrasisinde samimiyet, vefa yoktu... 

Biraz geç olmuştu ama gerçekleri görmüştü...

Son bir mesaj yazdı Şevçenko'ya...

"Ben bu düzeni bozacağım göreceksin!"

Artık sadece Çıpnar, Sivirnek değil Ruhatav'ın diğer ilçelerinde yaşanan Beytülmal hırsızlıklarını da kaleme alma vakti gelmişti.

Kimin, kimlerin kardeşleri, yeğenleri, yakın gazetecileri nerelere atanmış bakma vakti gelmişti...

Kim, kimler orantısız mal varlıklarına, arazi zenginliğine ulaşmış, bakma vakti gelmişti... 

Ee, madem deliydi Kejanov o halde deliğin hakkını vermeliydi...

KATİL BABA!

Malum önce İstanbul Fatih sonra Antal ya toplu intiharlar ile sarıldık.

Yoksulluğun, çaresizliğin ne olduğunu bilmeyen bazı zavallılar 4 kız kardeşin canlarına kıyma dramına arsızca saldırdılar.

Neymiş efendim; 4 kız kardeşin intiharı yokluktan değil muhalefetin veya dış güçlerin iktidarı devirme operasyonuymuş!

Hay sizin beyninize tüküreyim! Hay sizin gibi yalakalık yapmak için insanların acıları üzerinden dahi fırsat kollayan ölüsevici itlerin Allah belasını versin. 

Gelelim defalarca insanları dolandırmak suçundan mahkemelik olmuş Haluk Levent Efendinin derin yokluğun utancı, kalmayan lokma ekmek karşısında evladından utanan babanın intiharına karşı o babaya KATİL damgası vurmasına.

İşte, bütün karekteri sorununa rağmen bu ülkede sanatçı olabiliyor insan ama insan olmak başka bir şey...

Ülkenin geldiği nokta ve toplum psikolojisi siyasete yardakçılık yapmak adına ölümleri bile tiye alan ruh hastası refleksler göstermektir.

İnşaattan düşüp hayatını kaybeden ve iki gün sonra işine iade kararı gelen KHK mağduru öğretmeni bildiği halde yalakalık şovunu KHK mağduru var diyen utanmazlar diyerek eleştirenler bu ülkenin sorunudur aslında.

Vicdansızlar, akıl yoksunu zavallılar sizi...

Bu ülkeyi derviş hırkası giymiş bazı siyasiler, bürokratlar ve işte böyle yalakalar bu hale getirdi.

Erdoğan gibi büyük bir lider işte bu tipler yüzünden her defasında hedef haline geliyor da Erdoğan'ın bundan haberi yok...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar