M.KASIM GÜLPINAR & ABDULLAH ERİN // KAVALIN SESİNDE İKİ GARİP...
Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

M.KASIM GÜLPINAR & ABDULLAH ERİN // KAVALIN SESİNDE İKİ GARİP ADAM

13 Haziran 2018 - 23:56

İki milyon Urfalının bir milyonküsür seçmenini aptal yerine koyacak kadar ütopik, gerçekleşmesi asla mümkün olmayan ve hatta çirkin, abartılı, rezil seçim saatlerinin havada uçuştuğu!

Kendisini önce Belediye Başkanlığı, sonra vekillik nihayetinde bakanlık koltuğuna oturtan bir şehrin güzel insanlarını şeyine yanmayacak kadar önemsemediğini açıkça ifade eden bir bakan ve o bakanım her gün yarattığı skandalların şehri bataklığa sürüklediği!

Salt liste eleştirisi yaptığı için bakanın mitinginde darp edilen bir belediye başkanı utancının Urfa halkına yaşatıldığı!

Sapkın ve satılık gazeteci bozması yarmalardan birinin paralı emirle attığı algı tiwitinin listenin kaderi ile oynandığı!

Dört yıldır başkanı olduğu ilçeyi kaos şehrine çeviren bir Başkanın emekçileri alenen tehdit ettiği!

Ve listeler oluşuncaya kadar ak dava sevdalısı ama sonrasında rakip partilerin kapılarında kah tehdit kah para ile liste satın alma derdine düşmüş adamların kanaat önderi gömleği giyinerek sözde onurlu duruş pozları takındığı rezil bir seçim sürecinde siz değerli okurlarımı kandırmayacağım hoş görün ne olur!

DEDAŞ terörüne gıkını çılaramamış ve dahi Urfalı bürokratların asaleten atanmasını sağlayamamış; bütün bunlar yetmezmiş gibi liste üzerinden şehrimin büyük ailelerini birbirine düşüren nifak tohumlarının usta bahçıvanı rolünü oynayan bakan "Urfayı cennete çevirecem dese bana ne?"

Urfa basın emekçilerine reklamlarını yaptırıp ödemesini dahi yapmayan CHP Urfa da 14 vekil çıkarsa ne olur?

Dolayısı ile bugün sizlere hayatın gerçekleri üzerinden bir masal anlatmak istiyorum!

Seçim batağında açan iki kardelen çiçeği yani.. Şehrimi dört mevsim karakışa çevirmek isteyenlere inat bahar müjdecisi gibi duran ve bütün renkleri yapraklarında barındıran iki güzel çiçek..

XALE MUSO SEN AĞLAMA!

Kolubaba doruğuna sinsice çöken kör bir karanlığa teslim Karacadağ etekleri!

Ve Siverek siyah bir yorgan gibi giyinmiş gecenin karanlığını! 

Siyah saçları ile göğe baş kaldırmış gece delikanlısı gibi duruyor Karacadağ.. Ama hayat devam ediyor işte..

Karıncalar, bir yılanın ardında bıraktığı deri gömleğini yuvalarına taşıma telaşında! 

Gece serinliğini fırsat bilen akrepler kol gezmekte keskin kayalıklar arasında! Fıtratında var Akrebin.. İlla bir canlıyı sokacak! İlla akıtacak kuyruğunda biriken zehrini!.

Fıtratlarında sevmek olan her canlıya selam olsun ve fıtratında var; yıldızlar göğün boynunu  süsleyecek.. 

Ay dede nefesini tutmuş, sanki ve inadına aydınlatma kavgasında bütün karanlıkları.

Güneşe gebe saatler yani.  Siverek derin bir uykuda ve dünyanın yarısı!

Oysa, kerpiçten bir evin tahta penceresinden loş bir mum ışığı süzülmekte geceye..

Xale Muso ciğerinden parça koparır gibi ve düğüm düğüm düğümlenmiş boğazında yokluğun hıçkırıklarına teslim derdini anlatmakta vekiline!

Xale Musu: 67 yaşında bir çiftçi emekçisi. Bir oğlu vatani görevini yapmakta, diğerini uyuşturucu belasına kurban vereli henüz 3 ay olmuş! 

Xale Muso: Karacadağ eteklerine ömrünü ekmiş yoksul, yorgun bir çiftçi! En büyük umudu kızı Mizgin'in okutup avukat olması..

Ancak, güzeller güzeli Mizgin bir bacağını çocuk felcine kaptırmış. Zira o zamanlar kışın zemherinde yollar kapalı ve en yakın hastane Urfa merkezde!

"Diğer bacağını da yokluk almasın vekilim!" diyor; gözyaşlarında boğulan titrek umudu ile..

" Almasında; yaşlandım artık Vekilim. Her gün sırtımda taşımak ağır geliyor. O bana yük olmanın acısından yoruluyor; ben ona araziye uygun bir tekerlekli sandalye alamamaktan! Küçük bir tarlam kaldı elimde. Belki destekleme parası ile alırım derken; DEDAŞ bloke koyunca başka bahara kaldı ikimizin araba umudu'' 

Oy gözün kör olsun yokluk.. Gece bile Xale Muso'nun hüznüne yenilmekte ıslak gözleri ile. Yıldızlar utançlarından bir bir sönmekte!

Ve yırtık çulun üzerinde mangal yürekli bir milletvekili bağdaş kurmakta gece yarısı!

Derdini canına, tenine sarmakta Xale Muso'nun! Gönül heybesine bir dert daha eklemekte Kasım Gülpınar!

Sahi sormak isterdim: Allah aşkına Gülpınar; kaç dert heyben var ve şu ömründe daha kaç acıyı başkalarının sırtından alıp yükleyeceksin sırtına?

Yıldızlara müjde verir gibi gülümsüyor Gülpınar. " Sen merak etme Xale Muso; Mizgin yarın arabasına kavuşacak. ayrıca DEDAŞ'a olan borcunu ödeyeceğim! "

Bilen bilir: Öyle oy kaygısına gerçekleşmesi imkansız ütopik vaatler vermez Kasım Gülpınar..

Söz vermez kolay kolay.. Ama sözü yırtılmaz, yanmaz, kaybolmaz senettir Gülpınar'ın..

Söz vermez kolay kolay ama verdi mi o söz tutulur mutlaka.

Söz vermez dedik ya; mesela birilerinin gönlünü almak için 305 aday adayının hepsine 14 kişilik listeye girme sözü vermez!

Mesela para ile arkadaşlık etmez basınla ve hiç bir basın mensubuna " Benim olmadığım yerde parti 2 milletvekili kaybeder! " tiwiti atın talimatı vermez..

Fake sayfalar ile algı operasyonları yaptırmaz. Sosyal medya trollerine seçim kaygısı ile esir olmaz..

Ulu orta yalan söyleyip; bir halkın umutları ile oynamaz. Zira halkın acısını yüreğinde mesken edinmiş bir adam; halkın eleştirisine bilmem neyimde de demez ki..

Ve kerpiç evin içinde yönetmeni, yapımcısı Gülpınar olan bir film karesinden çok tanıdık bir sahne ile son buluyor ziyeret..

Mizgin sabaha araba ile uyanacak, Xale Muso desteklemesini alacak da sofrasına birşeyler koyacak yeniden..

Pamuk beyazı bir tavşan koşturmak da uçsuz bucaksız tarlalar arasında. Yavrularını doyurma derdinde ve fıtratında yardım etmek var Tavşan'ın.. Koştururken bulduğu yaralı kuş yavrusunu da yuvasına almak da..

Fıtratında merhamet olanlara selam olsun..

Aynı gecenin aynı karanlık saatlerinde bir başka Siverek yer sofrası: Vali Erin'in gözlerinin ferinde yoksul bir aileye daha yardım etme ışığı..

Evet, Abdullah Erin'in uykusuz gözlerinin ferine merhamet ile vatandaşı kucaklamanın ışıltısı düşmekte..

Telefonu çalar yine Erin Valinin. Saate bakmaksızın ve ERİN-meksizin açmakta. Şehrin bir başka köşesinde iftar soffası kuramayan bir ailenin dramı dökülmekte cep telefonunun operlöründen!

ERİN-ir mi hiç Abdullah? Tez zamanda o sofra kurulacak ve çocuklar aç uyanmayacak artık sabaha.. 

Fıtratında merhamet olan Erinmez valiye selam olsun..

Usul usul Karacadağ üzerine tırmanırken Güneşin sarımtırak ışıltıları ve eteklerinde halkımın dertli halleri ile seher vakti düşerken güne; hüzünlü bir kaval sesi yankılanır Karacadağ eteklerinde..

Öğretmen Mehmet sürüsünü güdmekte vay vay vay!

Dört yıllık fakülte mezunu Mehmet. Fakat çobalık yapmak da köy yerinde! Ve bu sabah atanması yapılamadığı için bir türlü evlenemediği sevdiğine olan hasretini kavalının nağmelerine dökmekte..

" Kenara Çek Sait! " Kasım Gülpınar bu: Acının sesini tanımaz mı sandınız?

Uykuya küseli hayli zaman olan Sait frene basarken; keskin tekerlek izleri kazınmakta Gülpınar'ın sayesinde yapılan köy yolunun katran karası asfaltına..

Çoban Mehmet ağlattıkça kavalını, kara kuzu kocaman gözlerini açmış usul usul dert ortağı olmak da çobanına..

Gülpınar şimdi de bir çıbanın derdine yanmakta yani..

Sormak isterim: daha kaç bin kez yanacaksın Kasım Gülpınar?

Kaç yatalak hastanın kötü huylu  kanser hücreleri senin de canını yakacak? Kaç tüp merhem süzülecek gönlünün merhamet pınarından? 

Kaç bin köylünün ekmeğini biçtiği bereketli topraklar olacak yüreğin?

Kaç bitmez denilen kavgaları bitirecek, kaç küsküne barış, evsize çatı, öğrenciye okul, cahile kitap, işsize umut olacaksın daha?

Fıtratında Allah için cömertlik olan Kasım Gülpınar'a selam olsun.

Ve Çıkrık köyünden kekik kokusu düşerken sabaha: Beyaz bir güvercin kanat çırpar İleri köyünün geri kalmış yollarından göğe doğru!

Bataklığın orta yerinde umut çiçeği olanlara selam olsun. Gülpınar Urfa da, Karaköprü de, Vidanşehir, Eyyübiye ve her yerde aydınlık bir gelecek için ter akıtmakta yollara.

Allah için yol yürüyen ve fıtratında yoksulu kucaklayan koca yürekli Gülpınar'a selam olsun.

Makam aracı aşındırıken gecenin kör yollarını, bir köyden bir köye devletin şefkatini avuçlarında taşıyan Abdullah vali kavga ediyor uykunun orduları ile!

Fıtratında halkı için uykuyu unutmak olan Erin valiye selam olsun..

Genç, yaşlı iş adamları sıkıntılarını bırakmakta Gülpınar'ın dert havuzuna!

Fıtratında emeğe saygı, çalışana hürmet, başarıya değer vermek olan Gülpınar'a selam olsun.

BU SON OLSUN BE BU SON OLSUN!

Seçim sonucu hangi parti kaç vekil çıkarır bilemem. Doğrusu umurumda da değil!

Ancak şehrimin güzel insanlarını her defasında ağtal yerine koymaya, kandırmaya ve koltuk için oyalamaya çalışan siyasetçilere nihayet olsun..

Kavalın sesinde memleketimi baba şefkati ile kucaklayan M.Kasım Gülpınar ve Abdullah Erin gibilerin çoğaldığı gelecek olsun.

Hiç bir sorunun çözülmediği son seçim süreci yani bu rezillikler artık son bulsun!

" Bütün diller Allah'ın keşamıdır." deyi Türkü, Kürdü, Arabı kardeş gibi kucaklayan ve fıtratlarında Hakk'a hizmet halka hizmettir şiarı olan M.Kasım Gülpınar ile Abdullah Erin'e kocaman bir selam olsun..

Not: Yan yattı çamura battı yok arkadaş! Ak Parti adına kimse " Çok çalışıyorum " pozlarını takınmasın! ( M.Ali Cevheri ve İ.Halil Yıldız hariç..) Zira Urfa da Ak Partinin çılaracağı her bir milletvekilinin üzerinde Gülpınar emeği olacaktır..

Son Yazılar