Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

QURE KERE!

10 Ocak 2020 - 22:33

QURE KERE!

Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti. Gazetesine iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto muhabiri çemberleri aşamayınca;

"Yol verin, Yol verin! Ben kaza kurbanının oğluyum! " diye bağırmağa başladı. Polisler ve meraklı kitle bu telaşlı ve hüzünlü haykırışa derin bir saygıyla kenara çekilip yol verdiler...

Foto muhabiri yaklaştı. 

Arabanın önünde bir eşek yatıyordu (Qure Kere????) 

Özünü, amacını; halka doğru haber vermek üzerine inşaa edilmiş varlığını "Parti, ideloloji, kurum ve kuruluş ile İş Adamı kalemşörlüğüne teslim eden yeni nesil gazeteciliğin geldiği nokta yer;  yolda yatan eşeğin oğlu olmayı seçme noktasıdır!."

Hiç bir hukuki alt yapısı olmayan; habercilikten uzak İnternet gazeteciliğinin geldiği yer ülke adına utanç verici bir o kadar tehlikelidir.

Söyleyecek sözünü er meydanında dile getirmekten korkan kesimlerin kendilerini "Kuş, Baykuş, Çakal, Kedi, Hav Hav vs vs" bilumum birçok hayvan ismi ile tanıttığı ve "Sosyal Medya" diye tanımlanan mecranın bugün ülke ve Urfa da geldiği nokta namus kavramını bile yerle bir ettiği lağım çukuruna dönmüştür.

İddialara bakılırsa; bir baltaya sap olamamış, reel hayatta insanlık, siyaset, kültür, tarih, bilim, felsefe, edebiyat, sanat bazında hiç bir şey üretemeyen bazı soysuzların sosyal medyanın içerisinde kendilerine BŞ ve bazı İlçe belediyelerinde maaşlı kadro, makam bulduğu tek yer  memleketim Şanlıurfa'dır!

Gazetecilik bir diğer deyişle basın: Ruhunu ve temelini parti ayırmaksızın halkçı muhalif bir duruştan alır.

İktidar, muhalefet ayırmaksızın bir ülkede, şehir de, coğrafya da aksayan ve halkı ilgilendiren sorunların çözümüne yönelik doğrusal eleştiriler ile yön verir.

Bunu yaparken yorum katmaz zira bir haberi 5N 1K kuralına uyarak olduğu gibi sunmak zorundadır.

Peki, gazeteciliğin doğru tanımı üzerinden kısaca Urfa'nın sorunlarına bir göz atarak Urfa basının bu gerçeklikle ne kadar bağının olup olmadığını birlikte analiz edelim.

1- Urfa Halkı yıllardır DEDAŞ'ın sömürü düzeni altında inlemektedir.

*Enerji kesintileri.
*Fahiş faturalar.
*Vicdana sığmayan hukuksuz cezalar.
*Çiftlilerin desteklemelerine konulan blokeler.

Soru şu: Urfa basının DEDAŞ' a yönelik eleştirel bakış açısı nedir?

2- BŞ veya ilçe belediyelerinin hizmet, ihale, personel alımı hususlarında yaşanan temel sıkıntılar.

Soru şu: Bu belediyelerin çoğundan abonelik adı altında ciddi paralar kazanan; yetmedi bazıları ile site ortağı olan, akrabalık, kirvelik veya susma payı altında makam, maaş alan ve daha da önemlisi etkinlik adı altında yüz binlerce lira kazanan bazı isimlerin bu sorunları eleştirme şansı var mıdır?

3- Sağlık, eğitim, sanayi, yol, su, işsizlik, tefecilik, uyuşturucu gibi Urfanın en temel sorunları hepimizin malumudur.

Soru şu: Nerede ise bütün kurumlardan abonelik faturaları alan bazı isimlerin bu sorunları eleştirme şansı var mıdır?

REZALET!

Çok merak ediyorum. Şanlıurfa kamuoyunda Uğur Beyazgül'ün güdümünde hareket ettiklerine dair ciddi iddiaların havada uçuştuğu bazı isimlerin fake sayfalar üzerinden yarattığı sosyal medya canavarlarının BŞ belediyesinden maaş, makam aldıkları rezaletin karşı yetkili ağızlar neden cevap vermezler.

Kimse bu iddianın gerçek dışı olduğunu iddia edemez çünkü bu soysuzların hedef haline getirerek itibar suikasti yaptıkları, tehdit ettikleri ve hakaret yağdırdıkları isimlerin ortak noktası BŞ Belediyesi veyahut bütün Urfa kamuoyunun varlığından artık rahatsız olduğu mimar Efendiyi eleştiren isimler olduğu ortadadır.

Rezalet evet, çünkü bu alçakça, belden aşağı sosyal medya saldırıları karşısında maalesef Şanlıurfa Emniyeti hiç bir işlem yapmamaktadır.

BŞ Belediyesinin bazı gazetecilere Urfa iç ve dışında hukuksuzca etkinlik verdiği ve bu başarısız etkinlikler için akıl almaz ücretler ödendiği savının izahı olamaz. 

Milletin gözüne soka soka yapılan bu tür eylemler yetmezmiş gibi; bundan nemalanan bazı isimlerin bir de Urfa da onuru ile gazetecilik yapan isimlere laf sokması utanmazlığın daniskasıdır.

ERİN BU ŞEHRİN ONURUDUR!

Kimse hikaye anlatmasın... Abdullah Erin İsotçu lobisinin hayalindeki vali profili değildir!

Vicdanı, merhameti, vizyonu, hizmetleri ve çizdiği başarılı, gerçek devlet adamı profili ile Erin İsotçu lobisinin en büyük karın ağrısı ama Urfa Halkının onurudur artık.

Ne sosyal ne internet medyası, nede Ankara ve Urfa da var olan İsotçu lobisinin ayakçı siyaset ile bürokratlarının hiç bir algı operasyonu bu değerli devlet adamının duruşuna, imajına ve Urfa Halkı nezdinde ki karşılığına zelal getiremeyecektir.

İL BAŞKANLIĞI!

Urfa siyaseti maalesef ülkenin en kirli ve rezil siyasetidir!

Şimdilerde Urfaya dair hiç bir bilgisi olmayan Özhaseki' nin elinde adeta çorbaya dönen Urfa siyaseti başta Erdoğan olmak üzere herkesi bıktırma noktasına gelmiştir.

Urfa halkının umut, yaşama kaygısı ve çıkarlarından uzak ve tamamen makam, çıkar ilişkisine dayalı gruplaşmalar; bel altı operasyonlar yüzünden Urfa kabine dışında kalmıştır.

İşte böyle bir halde girilen il ve ilçe başkanlığı değişim süreci yine Urfaya özgü rezil bir süreçtir.

Dünyanın diğer ucundan Urfaya gelen bir ismin dahi kulisini yaptığı isim mi dersiniz; Fakıbaba'nın bitmeyen hırsları ile kendi adamını seçtirme telaşı mı?

Haftalardır devletin imkanları ile ilçe ilçe dolaşan Özcan'ın adayı başka; eski bir ilçe belediye başkanının arkasında duranların ise bambaşka...

Zeynel Abidin Beyazgül'ün birlikte yola çıktığı Bahattin Yıldız'ın arkasında duracağı üzerinde  kimse yemin edemez haldedir zira Urfa da kim kiminle asla bilemezsiniz...

SİYAHLAR AYAĞA KALKMALI ARTIK!

Urfa ve Ak Partinin Urfa da  son dönemde yaşadığı temel sorun, İsotçu lobisinin baskıları ve ötekileştirme polisitkaları nedeni ile kenara çekilmiş gerçek Ak Partililer ile nüfusunun %90'nıdır...

Bugün Urfaya baktığınızda Ak Partinin kuruluşundan beridir emek vermiş eski ilçe teşkilat ve belediye, daire başkanları, genel müdürler, işinin ehli müdürler, meclis üyeleri, teşkilatçıların hepsi adeta dışlanmış ve atıl durumdadır.

Kimse de çıkıp Şanlıurfa BŞ Belediyesine "Siz, kadrosu daire başkanı, genel müdür vs vs olan profesyonel insanları Cafe köşelerine mahkum etmek sureti ile bu insanlara çalışmadan maaş veremezsiniz!" diyemiyor.

Kimse de çıkıp, belediyelerde yaşanan işçi kıyılarının gerekçesini sormuyor.

19 yıldır aktif siyasetin içerisinde olan ve BŞ Belediye Başkanı apoleti ile  3.5 yıl Urfaya hizmet eden Nihat Çiftçi düşmanlığının altında yatan nedir diye soran yok.

Sayıları 50'yi geçmeyen Beyaz Urfalıların Urfanın etnik kimlikleri, dinamikleri, kültürel, siyasi ve ekonomisi üzerinde yarattığı tahribatın hesabını soran yok.

"Fazla tevazunun sonu vasat insandan nasihat dinlemektir..." der İbn-i Haldun.

Vasatlığın günümüzde itibar gördüğü tevazunun da istismara uğradığı ve özünü kaybettiği bir süreç yaşıyoruz maalesef. Vasat insanların alimlik allameleri ve tevazu sahiplerinin bunun karşılığında suskunlukları aynı paydanın payendesi olma talihsizliğini gün geçtikçe daha da fazla yaşıyoruz /yaşayacağız...

Emin olun bu suskunluk öyle derin bir hal almıştır ki; Siyah Urfalıların ayağa kalmadığı her dakika yarın telafisi olmayan yaralar açıldığında toplu feryatlar bile kar etmeyecektir.

Benden söylemesi.

Qure Kerelere gelince; Urfa derhal gazetecilik adı altında Qure Kere olmaya bile razı bazı isimlerden kurtulmalıdır. Aksi halde Urfanın eşek cenneti dönmesi yakındır.

Gazeteciliği belediyelerin, siyasilerin, STK ve iş adamlarının şakşakçılık alanı görenlerin Urfa üzerinde yarattıkları tahribatların açtığı yaralar kangren olmadan hem de...

YORUMLAR

  • 0 Yorum