SİNEKLER ÇOK BÜYÜDÜ!
Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

SİNEKLER ÇOK BÜYÜDÜ!

03 Ocak 2019 - 17:57

"Sinek küçük ama mide bulandırır!''

Herhangi bir meselede dikkate dahi almadığımız bir detayın,  bireyin ve daha birçok faktörün sonradan ciddi anlamda sorun yaratabildiğini anlatan harika bir ata sözüdür  bu...

Uzun süredir bizim ülke ve memlekette evrim değiştiren ve giderek bulantı evresinden kusturma evresine geçen sineklede dair bir kaç kelam etmek istiyordum.

Ancak bir de baktım ki abooo ne çok sinek var mış hayatımızda!

Mesela son zamanlarda ülke genelinde bir poşet hikâyesidir gidiyor! Memleketin bütün derdi bitti, seksen milyon poşet derdine düştük! 

"Yahu 25 kuruşluk poşetten ne çıkar?" deyip geçmeyin sakın! Zira o poşeti sokaklara düşürür başımıza bir geçirirler ki; bütün poşetlerden sokağa salınan sinekler mikrop yayar tenimize!

Ruhumuza, algılarımıza öyle mikrop zerk ederler ki neye uğradığımızı dahi anlamayız... İyisi mi; verin 25 kuruşu gitsin!

Gelelim son zamanlarda Eyyübiye ilçemiz özelinde yaratılmaya çalışılan Kürt-Arap aday tartışmalarına.

Bildiğim kadarı ile Eyyübiye ilçemizin nüfus dağılımı %44-50 civarı Kürt %39 Arap kalanı memur kesiminden oluşmakta. Dolayısı ile böyle bir tabloda ve birbirine bu kadar yakın dağılımda etnik kimlik üzerinden yapılacak herhangi bir dayatmanın çok tehlikeli olacağı kanısındayım.

Yerel seçimde aday belirleme hususunda gereken kriterlerin liyakat ve şehr-i emin, herkesi kucaklayan, dinamik, güvenilir ve halkın nazarında saygın karşılık bulmasının olması gerektiğine inanıyorum.

Elbette etnik kimliklerin varlıklarına, ağırlıklarına ve hasasiyetlerine dikkat edilmeli lakin bu hassasiyet giderek etnik kimlikler kavgası zeminine oturtulmaya başlıyorsa işte tehlike burada başlar.

Ki zaten son beş yıldır Urfa da giderek büyüyen: tefecilik, ırkçılık, rüşvet, olmayan terör savaşının çakma kahramanmığı ile karnını mazlum, masum Kürt, Arap, Türkmen, Afgan ve daha birçok etnik kimliğe sahip Urfa halkının alın terleri ile doyuran; zehirli iğneleri ile Urfa'nın dinamiklerine mikrop aşılayanların varlığı en büyük tehlikedir...

Çünkü; birilerinin ülke ve Urfa tarihinde hiç bir zaman olmamış ve asla olmayacak Kürt-Arap gerginliği yaratma çabası alenen görülmekte, bu çaba olumsuz etkilerini yavaş yavaş  hissettirmektedir.

Elbette bu tartışmaları tetikleyen siyasi hatalar olmadı değil!

Genel seçimde nüfusunun %70'inin Kürt kökenli olduğu Urfa'ya 4 Kürt 4 Arap kökenli milletvekili ile temsiliyet verilmesi doğru bir strateji değildir.

Hakeza yine nüfusunun %75'i Kürt Viranşehir ve %65'i Kürt Ceylanpınar'ı temsilen Arap kökenli milletvekili tercihi bu tartışmada ciddi faktördür.

Yine nüfusu Siverek ve Viranşehir'in bir mahallesi kadar olan Harran'ı hem yatırım hem temsiliyet bağlamında diğerlerinin üzerinde görme eylem ve söylemleri yine bu tartışmanın fitilini ateşleyen bir diğer etkendir.

Doğrusu Halil Özcan başta olmak üzere sayın Özşavlı, sayın Akay, sayın Yılmaztekin veya bir başka milletvekilimizden Arap milliyetçiliği gibi bir yaklaşım görmedim ancak kulislerde sıklıkla dile getirilen ve bazı belediye başkanları ile mevcut Arap kökenli milletvekillerinin dile getirdikleri iddia edilen "Urfa da dönem Arapların dönemidir!" söylemi yine ciddi bir tehlikedir.

Bakınız; değil 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde; Osmanlı döneminden beridir Urfa da Kürt ve Arap halkları arasında zerre tartışma yaşanmamış; bilakis birbirlerinden kız alıp veren, aynı sofrada aşını bölüşen, aynı tarlada birlikte ekmeğe çapa sallayan, aynı kızgın güneş altında ve aynı yokluktan esmerleşen iki halkın kurdukları kadim ve sarsılmaz kardeşlik bağlarını zedelemeye yönelik eylem ve söylemler Urfa'ya verilecek en büyük zarar olacaktır 

Böyle bir tartışma konusu yaratmanın ne ülkemize ne memleketime zırnık yararı olmadığı gibi; gençlerimizi sokaklarımıza yeni bir ayırımcılığın telafisi olmayan kavgalarına sürüklemekten başka işe yaramayacaktır.

Mesela bu sineği büyüten ve tartışmayı alevlendiren konulardan biri de Ceylanpınar ilçemizde ki yerel seçimlerde yapılan siyasi tercihler bütünüdür!

Demişken, geçenlerde annemi görmek için gittiğim Ceylanpınar da Ceylanpınar Bld. Başkanı sayın Menderes Atilla'nın özel kalem müdürü sayın Aziz Aydın'ın nazik davetine değinmeden edemeyeceğim.

Sayın Müdür ile nezih bir kahvaltı ve kahve sohbetinde kendisinden büyük Kürt yazarların, şairlerin eserlerini hele de harika bir aksanla şiirler dinlemek beni sevindirdiği kadar şaşırtmadı değil. İşte orada şunu söyleyesi geliyor insanın. "İyi de kardeşim; neden Kürtler ilçe de temsil edilmedikleri için küskün, kırgın?"

Ben söyleyeyim; siz iktidar partisi olarak Arap kökenli belediye başkanının yanına bir de Arap kökenli ilçe başkanı verirseniz bu tartışma ortaya çıkacaktır!

Dolayısı ile Arap kimliğine, ananelerine  olduğu kadar, Kürt kültürüne, eserlerine, hassasiyet ve değerlerine de sahip Aziz Aydın gibi bir adamı bile Kürt karşıtı görür Ceylanpınar halkı.

Menderes Atilla'nın sevgili annesinin Kürt olduğunu kimse konuşmaz.

Çünkü siyasi tercih haklı olarak ilçede yaşayan Kürtlerin kendilerinin partiden dışlandığı hissine kapılmalarına neden olur. Üstüne milletvekilinin Arap kökenli olması tuz biber olur bu tartışmaların alevlenmesine.

Elbette ki bu algının altında bizzat sayın Atilla'nın da hatalarının payı vardır...

Böylelikle sayın Aziz Aydın'a hem nazik daveti hem okuduğu o güzel Kürtçe şiirleri ve nezaketi nedeni ile de teşekkür etmiş olalım.

Bakın; şimdi birileri yerel seçimde olası Ceylanpınar aday değişimi üzerinden kendilerine pay çıkarmakta, mevcut belediye başkanı Menderes Atilla ile mücadele ettiğini savunmaktadır!

"Hadin oradan!" derim sadece! Nedenine gelince: 

1- Ceylanpınar'a hizmet aşkı haset duyguları, etnik köken hırsı ve mevcut Belediye başkanına saldırma güdüsü ile yapılmaz.

2- Ceylanpınar hizmet aşkı Ceylanpınar'ı bütün dinamikleri kucaklamak, var olan sorunlarına dair projeler üretmekle olur. Hele de hem Menderes Atilla'yı ayırımcılık yapmakla itham edip, sonrada etnik kökene dayalı karşı çıkmakla değil.

Kimse hikâye anlatmasın! 4.5-5 yıldır Menderes Atilla'yı benim kadar ağır eleştiren çıkmadı!

Benim kadar kimse gitmedi üstüne ama bunu yaparken birgün olsun kendisinin Arap kimliği üzerinden yapmadım. 

Zira sorunum kendisinin Arap kimliği değil; Ceylanpınar'ın terör şehri olmadığına ve Kürt vatandaşların yaşadığı sorunlara karşı duyarsız kaldığına yönelikti.

Ki makalelerime düşen eleştirilerin çok daha ağırını yüzüne yapmışlığım da vardır ama asla belden aşağı veya etnik milliyetçiliğe dayalı hasetlik yapmadım.

Mesele birileri gibi arkasından salladığım, gece insanlara Menderes'e karşı birleşme çağrısı yapıp sonra da kendisine yalakalık da yapmadım!" Anlayan anladı; anlamadıysa davul zurna çalacak halim yok.

Ceylanpınar da ne olur; genel merkez Atilla ile mi devam eder yoksa yeni bir değişim mi olur bilmem. Bildiğim ne olacaksa olsun ama asla Ceylanpınar da yüz yıldır devam eden Kürt-Arap kardeşliğine zarar vermesin.

Kaldı ki Menderes Atilla'nın da bu saatten sonra bu hususa çok daha dikkat edeceğini, olursa yeni adayın da itina ile bu tür eylem ve söylemlerle izin vermeyeceğine inanıyorum.

Bir de bir insana karşı siyasi anlamda cephe alacaksanız bunu erkek gibi alın derim.

Alacağınız tavrın içine belden aşağı, ayıp ve insanlık onuruna, vicdana, siyasi etiğe sığmayan rezil algıları yaratmadan olmalı.

Örneğin yazımın başında da ifade etmeye çalıştığım Ceylanpınar-Viranşehir nüfus oranına rağmen; milletvekili tercihi ne kadar yanlış ise sayın Halil Özşavlı'nın sürekli hedef haline getirilmesi, günah keçisi ilan edilmesi; salt kendisinin hedef alındığı sosyal medya sayfalarının açılması ama daha da tehlikeli olan Arap kimliği üzerinden yargılanmasını doğru bulmuyor, redediyorum.

Kendini defayeten eleştirdiğim. Sayın Özşavlı'nın hataları yok mu var elbet ama eleştirmek körü körüne saldırmak değil; yok gösterici olmalıdır...

Sayın Özşavlı'yı varsa hatadan döndürmek, yeti ve yetkisi dahilinde memlekete hizmetleri şevkle yapmaya itecek şekilde olmalı.

Mesela sayın Özşavlı'ya yapılacak eleştiriler kendisinin dikate alacağı, önemseyeceği, kabul edeceği ve kişiliğine, özel hayatına, etnik kimliğine yönelik hakaretler içermemeli.

Velhasıl kimin, kimlerin başının altından çıkıyor bilmiyorum ama Urfa da yaratılmaya çalışılan Kürt-Arap çatışmasının sineği çok zehirlidir ve artık mide bulandırmaktan çıkmış resmen ırkçılık, ayırımcılık, ötekileştirme derecesinde kusturma boyutuna gelmiştir!

                   ***

Aylardır yazıp çiziyor, devlet büyüklerimize, Urfa bürokrasisi, milletvekilleri, STK Başkanları ve ileri gelenlerine sesleniyorum ama nafile!

Allah aşkına birileri Urfa da DEDAŞ zulmüne bir dur demeli artık!

Bağrında ülkenin en önemli su kaynaklarını ve yine ülkenin barajını taşıyan; bu baraj ile ülke enerji ihtiyacının çoğunu üreten Urfa'nın bitmek bilmeyen kesintiler ile karanlıkta kalması utanç vericidir, anlaşılmazdır, gariptir, ayıptır...

Yine aynı kuruma dair halkın isyan noktasında abartılı fatura iddialarına rağmen müfettiş atanmaması anlaşılır bir durum değildir.

Hele her hasat döneminde çiftçilerin desteklemelerine konulan blokelerin çiftçilerin bellerini büktüğü ve ülke tarımına darbe niteliğinde yaralar açtığını neden görmez kimse?

Her biri Karaköprü ilçesinde dev jeneratörlerin olduğu lüks dairelerde yaşadıkları iddia edilen kurum müdürleri ne iş yaparlar?

Kurumun çalışanlarına 1.400 lira gibi komik ücretler verdiğine dair iddialar çarpıcı ve sıkıntılı iddialardır.

Ve özellikle Ak Parti yetkililerine seslenmek istiyorum; genel seçimde görmediniz ama şimdi görün ve bilin ki; Urfa da en büyük rakibiniz diğer partiler değil DEDAŞ'ın Urfa halkı üzerinde yarattığı zulmün hezeyanıdır!

DEDAŞ sineği de Urfa halkının üzerinden karnını fazlası ile doyurmuş ve artık mikrop saçan bir yaratığa dönüşerek ciddi zarar vermekte, ateşli bir hastalık halinde kusturmaktadır!

          ***

Gelelim seksen milyon arasında "Neden siyasi ayağına dokunulmuyor?" eleştirisi ile ciddi tepki toplayan; fetöcü vatan hainleti ile eli kanlı 15 Temmuz darbe kalkışmasının suçluları ile artık at izinin it izine karışmaya başladığı Fetö soruşturması ve KHK meselesine...

Acı olan şudur ki; giderek vicdanını, merhametini kaybeden ruh hali ile on binlerce mağdurun dramına 25 kuruşluk poşet kadar değer verilmiyor olması!

Sayın Cumhurbaşkanımızın bu hususta ne denli hassas olduğunu biliyorum. Kaldı ki; "Tek bir masum bile haksızlığa uğrarsa bu vebalin altından kalkamayız!" beyanatı ortada olan Cumhurbaşkanımız varken kimselerin çıkıp " Adeletin tecellisi, suçlu ile masum insanları birbirinden ayırt etmek için kurulan OHAL komisyonunun bütün misyonunu yitirmeye; güçlü olanın iade edildiği, torpilin olduğu söylenen iddialar ile başta kamuoyu vicdanını rahatsız ettiği; muhalefet ve dahi kriptocu fetöcülerin, iç dış mihrakların mağduriyetleri başta Ak Parti ve Cumhurbaşkanımıza mal edilerek bunu kullandığını söyleyemiyor!"

Bazı kurumların başında görevine devam edenler dururken onların isteği, dayatması ile sohbetlere katılmış, bankalara para yatırmış, sendika üyesi olmuş, gazetelere abone olmuş veya hiç bir kriteri olmayan, salt fetö terör örgütünün kazanmayı düşündüğü personel safsatası ile on binlerce mazlumun hayatı karartılıyor!

Bırakın ülkemizi; insanlık tarihinde eşine az rastlanır süresiz, acımasız bir cezalandırma ile masum insanlar açlığa, sosyal ölüme terk edilirken gerçek fetöcülerin hala varlıklarını sürdürdüğü iddiaları tehlikelidir.

Bu tehlike en çok Erdoğan karşıtı ve düşmanı yapılar ile terör örgütlerinin işine gelmekte, onlarda bu mağduriyetleri ciddi bir seçim, ülke de huzursuzluk kozu olarak kullanmaktadır.

Garip olan: Sayın Cumhurbaşkanının etrafını ören yakınları başta olmak üzere; birçok milletvekilinin bu durumu biliyor olmasına rağmen kendisine iletmemesidir.

Ben de bu durumu Erdoğan'ı sevmek değil; bilerek bilmeyerek kendisine zarar vermek olarak gördüğümü ifade ediyorum...

Erdoğan düşmanlığı sineği özellikle KHK/OHAL mağdurları ve Kürt halkının ekmeğinden, aşından, alın terinden nemalanarak karnını doyurmakta; Erdoğan ve Ak Parti düşmanlığı mikrobunu halka zehretmekte ve giderek devasa bir yaratığa dönüşmektedir!

Elbette Fetö terör örgütüne militanist ya da yönetici düzeyinde hizmet eden vatan hainlerine en ağır cezalar verilmelidir...

250'den fazla masum insanımızı şehit eden, meclisimizi bombalayan, ülkenin Cumhurbaşkanının canına kast eden bu kanlı terör yapılanmasına bütün ülkenin can siperane karşı koyması her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının boynunun borcudur.

Ama göz göre göre masun insalara yapılan ve adelete, vicdana, insanlığa, inanca sığmayan cezaları kabul etmek mümkün değil.

Sinek daha fazla büyümeden hele de bu kritik seçim sürecinde masum insanları toplu iadeler doğru adım olacaktır 

Yanlışlıkla veya dayatma ile bu örgüte bulaşanlar var ise; cezaları belli olmalı ve ömür boyu sürecek işkenceye dönüşmemelidir.

Suçun kişiye özel olduğu gerçeği gözardı edilmemeli; fetö gerekçesi ile zaten haksız yere açığa alınmış, ihraç edilmiş masumların çocukları, aileleri ve dahi yakınları üzerine kurulan linç uygulaması derhal kaldırılmalı; özel sektörde çalışma yasağı gibi insanlık suçuna son verilmelidir 

Devlet bu ülkenin babasıdır ve baba evladına hak ettiği cezayı vermeli ama toplu sosyal ölüme, açlığa mahkum etmemelidir.

URFA DA MHP ABARTISI!

Son zamanlarda kaynağını, kimin, kimlerin hangi amaçla yaptıklarını bildiğimiz ve özellikle Siverek, Harran, Akçakale üzerinden kopan MHP dayatmasını da abartılı, altı boş bir söylemden ibaret bulduğumı ifade edeyim...

Bu arada düşüncem ve bu algıya yönelik eleştirimin mevcut Şanlıurfa MHP milletvekilimizin saygın kişiliğine, varlığına yönelik eleştiri içermediğini vurgulamak isterim.

Ancak, kabul edelim ki gerek MHP gerek CHP'nin son genel seçimde birer milletvekili çıkarma başarılarının bu iki partinin Urfa da oy potansiyelleri ile ilgisi olmadığını; bu durumun genel seçimde Fakıbaba'nın yarattığı liste krizine, DEDAŞ zulmüne, tefeciliğe, işsizliğe ve Ak Parti içerisindeki küskünlerin tepki oyunlarının sonucu olduğunu da bilelim.

Dolayısı ile; hele de  akla zarar düşünce ile Siverek başta olmak üzere Akçakale ve Harran'ı MHP'ye verme çabasının gerçek nedenleri bellidir...

Aynı şekilde Urfa da yaşayan Arap kökenli hemşerilerimi salt MHP seçmeni olarak gösterme çabası da art niyetli ve yanlış bir dayatmadır.

Kimse de çıkıp; "Referandumda ülke de rekor evet oyu çıkararak 1. Ve 2. liği çıkaran Harran ve Akçakale'dir." diyemiyor.

Peki, referandum da evet denilen Erdoğan hangi partinin genel başkanıdır Allah aşkına?

Bakın; kim ne derse desin: Urfa da MHP düşük bir yüzde dışında hiç bir zaman  belediye başkanı, milletvekilleri çıkaracak oranlarda oy verme alışkanlığı olmamıştır ve olmayacaktır da!

Hele de Siverek de bu hayali kuranlar Siverek var oldukça mümkün olmayacaktır...

Harran ve Akçakale'ye yönelik bu dayatmada Cumhurbaşkanı yani Ak Parti liderine rekor oy vermiş iki ilçe halkına haksızlıktır.

Gelecek genel seçimde yeni bir Fakıbaba liste krizi örneği yaşanmaz ise yeniden milletvekili çıkarması dahi meçhul bir partiyi Urfalı'lara dayatmanın, hele Siverek'i buna alet etmenin kimseye faydası olmadığı gibi; Ak Parti Siverek adayını açıkladığı gün birilerinin yüz ifadesini merak ediyorum doğrusu.

KOORDİNATÖR HİKAYESİ!

Urfa'yı ve Ak Partiyi ülke genelinde bekleyen en büyük sıkıntılardan birisi de şu farklı illerin temsilcilerini bir başka ilin koordinatörü olarak atamanın getireceği telafisi olmayan hatadır!

Alın Urfa da Azmi Ekinci'nin tek başına Urfa kamuoyu ve özellikle Ak Parti seçmeni üzerinde yarattığı olumsuz hava bile buna en güzel örnektir.

Urfa'yı, Urfalı'ları zerre tanımayan ve siyaseti, günlük yaşamını bilmeyenlerin Urfa'nın beş yıllık yerel kaderine dair kararlar vermesi büyük ve telafisi mümkün olmayan sıkıntılara gebedir.

Hiç bir seçim sürecinde olmadığı kadar rüşvet, çanta iddialarının artmasının altında da bu karar yatmaktadır.

Küçücük Esenyurt da dahi seçimi kazanması nerede ise imkansız Azmi Ekinci'nin 2 milyonluk Urfa iradesine ipotek koyacak kararlar vermesini reddediyor, kabul etmiyorum.

Şahsi kişiliği, beyefendi yapısı, güler yüzü ile hem parti içinde hem ülke genelinde büyük sempati kazanmış sayın Özhaseki dahi Urfama dair hangi kriterler ile karar verecek ve doğru bulmuyorum arkadaş!

Velhasıl dostlar; bu yanlışlar silsilesi Urfa'yı yeni bir kaosa sürüklemeden herkesin taşın altına elini değil; gövdesini koyma vakti geldiği fikrindeyim.

Sayın Cumhurbaşkanına gerek ülkem gerek memleketimin gerçeklerinin yeterli hatta hiç aktarılmadığı savımın da arkasındayım.

BİRAZ DA İLÇELERDE DURUMA BAKALIM!

Karaköprü de seçim sürecinin başından veridir Metin Baydilli üzerine agı operasyonu yapanlar durmak bilmiyor!

Ancak şahsen başkan ile yola devam edileceği fikrindeyim.

Halfeti de genel merkezin istifa ettirdiği söylenen kaymakamın yerine ilçe başkanının aday gösterileceği söylentisi dahi büyük tepki toplamış durumda.

Şahsi fikrim Kaymakam beyin orada güçlü olduğuna dair olup; adayın kendisi olacağına dairdir.

Birecik de işler karışık biraz ama sağduyunun hakim olduğu ve Birecik halkının kabul edeceği bir ismin aday gösterileceğine dair bilgiler geliyor.

Eyyübiye de Mehmet Ekinci olmasın baskısı kadar, dayatılmaya çalışılan Arap veya Kürt aday söyleminin ne denli tehlikeli olduğunu belirtmekle beraber nasıl etki edeceği şimdilik meçhul!

Haliliye de ortalık toz duman ve tam bir muamma!

Siverek de aday kim olur bilmem ama MHP algısı taca çıktı bile!

Viranşehir de Akyürek'in adaylığının Ak Partiye seçimi kaybettireceği gerçeği masada duruyor. 

Hilvan da Aslan Ali Bayık güçlü aday gibi görünse de hala kesin bir durum yok!

Sevgilerimle.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar