SİYANÜR DEĞİL YOKLUK BELASI
Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

SİYANÜR DEĞİL YOKLUK BELASI

08 Kasım 2019 - 15:21

SİYANÜR DEĞİL YOKLUK BELASI!

Haftaya yaşları 48 ile 60 arasında değişen 4 kız kardeşin siyanür ile intihar ettiği haberi ile başladık!

Her zamanki gibi sayısız iddialar ile bilgi kirliği arasında bu insanlık dramını yine doğru analiz edemiyor; sorgulayamıyor ve kıç korkusundan gerçekleri kaleme alamıyoruz! 

Senaryosunu kendimin yazdığı bir film sahnesinde olsa şöyle olurdu.

S-1 GÜN/İÇ/Adliye

4 kız kardeşin sır dolu ölümünün görüşüldüğü mahkeme de yargılanacak fail, zanlı, şüpheli yoktur. Durum karşısında derin bir hüzne bürünen salondaki sessizliği hakim bozar;

Kamera yavaş yavaş hakime yaklaşırken hüzünlü bir kaval sesi duyarız. Hakimin konuşmaya başlaması ile hafif gerilim müziği başlar. 

Hakim: Yaz kızım; 5 milyon Suriyeliyi besleyen ülkemde 4 kız kardeş derin bir yoksulluk yüzünden siyanürlü korkunç bir ölümle yaşamlarına son vermiştir!

Boğazına takılan hıçkırığı zor bastıran hakim, buğulu bir ses tonu ile devam eder;

Hakim: Olay yerinden alınan numuneler ve deliller 4 kız kardeşin kendi canlarına kıydıklarını göstermiştir! 4 kardeşin olası bir cinayete kurban gittiklerine dair herhangi bir bulguya, delile, görgü tanığına rastlanmamıştır. 

Gözleri birden bire parlar hakimin! Hüzünlü ses tonu coşkuya dönüşür! 

Hakim: Yaz kızım; biz çok büyük bir ülkeyiz... Birinci vazifemiz Suriyeli göçmenlerimize Suriye de 250 metrekarelik evler yapmak, burada nargile keyiflerinin bozulmaması, askerlikten muaf ve sağlık, konaklama giderlerini karşılamaktır.

Türkiye vatandaşı zaten yoksulluğa alışkın...

Yaz kızım; 4 kız kardeş sıradan yoksulluk zaiyatıdır. 

Kamera yavaş yavaş hakimin sözlerini kayıt altına alan katibe döner. Mahkeme salonuna yokluk belasına kurban giden 4 kız kardeşin utancı düşer. Müzik eşliğinde kimsesizler mezarlığı düşer ekrana...

Not: Senaryo dilinde

S-1) : Birinci sahne
GÜN: Sahnenin gündüz saatlerinde
İÇ: Sahnenin içeride
Adliye: Sahnenin adliye de çekileceğini gösterir.

Elbette bu bir senaryo sahnesidir ve hiç bir hakim senaryo gereği bile olsa böyle konuşmayacaktır...

Ki zaten ülkemde ettikleri şeref, namus yemini ile hukuka bağlı hakim, savcı ve avukatlar böyle konuşabilse idi; bugün 600 lira elektrik faturası borçlarını ödeyemedikleri veya bir başka yokluk gerekçesi ile intihar eden vatandaşlarımız olmazdı.

Bu ülkede insan haklarına, hukuka bağlı insanlar olsaydık; kendi topraklarımızda Suriyeli göçmenler karşısında 2. hatta 3. sınıf vatandaşlar durumuna düşmezdik.

Bu ülkede hak hukuk olsaydı mahkemelerde beraat etmiş, takipsizlik almış yüz binlerce masum kirptocu fetöcülerin iftiraları ile işinden aşından edilmez; savcılarım çıkar, intihar eden veya alışkın olmadıkları işlerde yaşanan kazalarda hayatlarını kaybeden KHK mağdurlarının işe iade edilmeleri altındaki garipliğe soruşturma açardı.

Ülkemde hak hukuk olsa vatandaşın kanını emen enerji şirketlerinin yıllardır süren soygunlarına dur diyecek soruşturmalar açılır bu zulüm biterdi

Bu ülkede hak hukuk olsa bazı belediye başkanlarının, vekillerin yolsuzlukları araştırılır, Beytülmal hırsızları kodesi boylardı.

MUHALEFET YOK!

Ancak bu ülkede hak hukuk kadar muhalefet de yok maalesef!

Zira bütün siyasetini Erdoğan düşmanlığı üzerinden kurgulanan zavallı bir muhalefetin ülkeyi bataklığa sürükleyen garip bir süreçten geçiyoruz.

İktidarı hizmet etmeye zorlamak yerine Erdoğanı devirmek için ülkeyi Avrupa ve ABD'ye pazarlayan bir muhalefet anlayışının rezil hallerini yaşıyoruz.

Emin olun KHK mağdurları gibi 4 kız kardeşin ölümü de muhalefet içim iktidar ve Erdoğana saldırma fırsatı olarak görülmüştür.

Ha, iktidarın hiç mi suçu yok?

Var elbette...

Özellikle Erdoğan ile halkın arasına duvar ören ve her eylem söylemleri ile terör örgütleri ile muhalefete Erdoğana saldırma kozları veren bir takım Ak Partililerin Erdoğana verdiği zararı kimse vermemiştir.

Erdoğan derhal etrafını saran bu tiplerden kurtulmalı ve 17 yıl önceki Erdoğan olmalıdır.

ÖLÜRKEN BİLE ONURLU Olmak!

Siyanür ile hayatlarına son veren kardeşler başta haklarında çıkan yoslzuluk suçlamarına rağmen yüzleri kızarmadan bazı siyasiler olmak üzere hepimize ibretlik derstir anlayana.

Zira kapıya bıraktıkları "Dikkat siyanür var! Biz öldük bari başkaları ölmesin!" notu bir insanlık dersidir.

HATİCELER İNTİHAR EDİYOR!

Ak Parti siyasetinin 82 milyonluk bir ülkede son dönem Ömer ve Hatice arayışı trajikomiktir...

Emin olun intihar ederken bile onurlu olan 4 kız kardeş birer Hatice'dir.

Emin olun iftiraya kurban giden ve 4 yıldır yaşadıkları dram karşısında kanser, verem olan, intihar eden onlarca KHK mağduru birer Ömer, Askeri lise öğrencisi anneleri birer Hatice'dir...

Erdoğan ülke siyasetinin en önemli ve güçlü lideridir. Böyle bir liderin derhal o duvarları Fark etmesi ve kaldırması gerek.

BİZİM ÖMER'LER!

Malum geçenlerde Sn. Erkan Kandemir, Metin Bulut ve Ejder Açıkkapı şehrimizi ziyaret ettiler.

Yaklaşan Ak Parti teşkilat seçimi öncesi şehrin nabzını ölçtüler.

Titizlikle takip ettim ziyareti... Bakalım kendimizi ifade edebilecek miyiz diye bekledim. 

Ama maalesef yine beceremedik!

Yeraltı yerüstü zengin kaynakları, tarıma elverişli bereketli toprakları, sayısız turistik değerlerine ve barış şehri olmasına rağmen kendimize ihanet etmeye devam ediyoruz!

Zavallı bir çaresizlik edebiyatı ile sürekli bir sonuçsuz çırpınışın içinde uçuruma yuvarlanıyoruz... 

İktidar partisinden dev projeler talep etmek; bu projeleri hayata geçirecek  insan, beyin ve zengin kaynaklara sahip olduğumuzu ortaya koymak yerine; durmaksızın kendimizi terör ile, yoklukla sadece çiftçilik yapa bilecek beceriye sahip olduğumuz gibi zavallı bir eylem ve söylemde bulunuyoruz.

Erdoğan'ın son Şanlıurfa ziyaretinde Urfa da son 3 yılda İyiye doğru hiç bir ilerlemenin olmadığını tespit edip sinirlendiği iddialarını okuduk! 

Haksız mı, haklı...

Peki, Şanlıurfayı ne kadar çok sevdiğini yakinen bildiğimiz ve iktidarı döneminde milyarlarca lira yatırım için talimat veren Erdoğan buna rağmen şehrin hala sorunlar yumağı içinde olmasını sorgulamak da haksız mı?

Dönelim Ömer ve Hatice arayışının altındaki gerçeğe...

Erdoğan ülke genelinde öncelikle adil, mütevazı, halkın içinden gelmiş, halkı anlayan ve aynı zamanda liyakat sahibi duyarlı, vicdan sahibi siyasi arayışı içindedir... 

Zira Urfa'nın temel sorunu: Kaynak veya destek yoksunluğu değil; bu kaynakları ve Urfa Halkını doğru yönetecek Ömer ile Hatice yoksunluğudur... 

Urfa siyasetinde etkin olacak Hatice bulunur mu bilmem ama 1 si bürokrat  Ömer, biri Ömer adayı 3 isim var aslında!

Aklım, vicdanım, İnancım odur ki Şanlıurfa siyasetinin şehre etkin hizmetler vermesini sağlayacak kişi vizyonu, birikimi, yapısı, merhameti ve tertemiz geçmişi ile AB Uyum Komisyonu Başkanı Sn. M. Kasım Gülpınar' dır.

Bunun yanında Urfa bürokrasi yada devlet adamı nezdinde Abdullah Erin gibi gerçekten Ömer gibi duran muhteşem güzel bir adama sahiptir.

En ağır sorunlar ve olayları dahi sonsuz sabrı, vizyonu, vicdanı ve insan sevgisi ile çözen; gecesini gündüzüne katarak Urfa halkının ellerinden tutan Erin, devlet adamı nezdinde Ömer arayışının nokta konulmuş halidir.

İşte M. Kasım Gülpınar isminin de etkin rol oynayacağı mesela kabine de olacağı bir süreç: Urfa şehrinin her bakımdan tüketen değil; üreten bir şehir olması ve ülke ekonomisine çatı haline gelme sürecine start vermek olur.

Her ne kadar çevresinde yer alan birkaç ismin yanlış yönlendirmesi ve yeni olmanın doğal sürecinde birkaç hata yapmış olsa da: Dini bütün, mütevazı, güler yüzü ile BŞ Belediye Başkanımız Zeynel Abidin Beyazgül de ciddi bir Ömer adayıdır...

BİR ARAYA GELİN!

Bu noktada Urfa basını olarak başta bizlerin  STK'ların, esnafın, kurum ve kuruluş ile Urfayı seven herkesin bu 3 ismin etrafında birleşmesi, bunun için mücadele etmesi şarttır.

Urfa iç siyasetinin iç çekişmelerden derhal kurtulması; devlet kurumları, iktidar ve muhalefet teşkilatlarının uyumlu çalışması yani iç huzur ve barış artık kaçınılmazdır.

Bakınız; Abdullah Erin gibi bir simin vali olduğu yerde değerli yardımcısı Şahin ASLAN gibi, Ceylanpınar Kaymakamı Mehmet KEKLİK, Viranşehir Kaymakamı Ömer Dereci, Siverek kaymakamı Mustafa Çiftçiler ve Haliliye kaymakamı Metin Esen gibi harika bir ekibin olması ayrıca şanstır.

Yine Siverek de Şeyhmus Aydın, Karaköprü de Metin Baydilli, Haliliye de Mehmet Canpolat, Eyyübiye de Mehmet Kuş, Akçakale de Mehmet Yalçınkaya, Harran da Mahmut Özyavuz, Ceylanpınar da Abdullah Aksak, Hilvan da Aslan Ali Bayık, Birecik de Mahmut Mirkelam, Halfeti de Şeref ALBAYRAK, Suruç da Hatice Çevik, Viranşehir de Salih Ekinci, Bozova da Suphi Aksoy elele vererek Ömer ve Hatice olmalı bu şehre büyük değerler katmalıdır.

Hepsinin bu şiar ile mücadele edeceğine inanmakla beraber hepsinin hizmet etmeleri önünde oluşan engelleri aşmaları için bizlerin destekleri şarttır.

Yine İl Sağlık Müdürümüz Emre Erkuş, İl Milli Eğitim Müdürümüz İsmail Yapıcıer, İl İŞKUR Müdürümüz Lezgin Özmen, OSB Müdürümüz Yunus Emre Aksu, İl Emniyet Amirimiz Selçuk Doğuş, İl Jandarma Alay Komutanımız Sabri Kirişçi, İl Spor Ve Gençlik Müdürümüz İbrahim Halil Alp, BŞ Genel Sekreterimiz Mahmut Kırıkçı ve diğer bütün kurum amirleri sonsuz bir anlayış ve karşılıklı hoşgörü içerisinde olmalıdır.

Burada Şahsi önerim yukarıda isimleri yazılı bütün büyüklerimiz en kısa sürede bir araya gelmeli ve omuz omuza bir kare ile Urfa halkına biz buradayız beraberiz mesajı vermelidir.

Ak Parti Şanlıurfa İl Başkanı Bahattin Yıldız muhalefet partilerinin il başkanları ile direk ve doğru ilişkiler kurmalı ve istişare etmelidir. 

İnanıyorum ki yapacaklardır. Yine Ticaret Borda Başkanımız Sn. Mehmet Kaya, Ticaret Odası Başkanımız Sn. Halil Peltek, Sn. Faruk Akbaş, İ. Halil Beyaz, Orhan Şahin başta olmak üzere STK başkanlarımız sürekli bir arada ve istişare halinde olmalı ki bu şehir bir an önce ayağa kalksın.

Bakınız; bu şehir bir daha Abdullah Erin gibi bir valiyi bulamayabilir! Hazır yakalamışken her anından yararlanmak gerek.

Yine bu şehir bir daha M. Kasım Gülpınar gibi güçlü bir siyasetçi profiline sahip olmayabilir.

Sözün özü: M. Kasım Gülpınar'ın siyasi liderliği Erin' in duruşu, Beyazgül'ün varlığını doğru kullanmak bu şehir için altın fırsattır.

Aksi halde dağ gibi sorunların altında ezilen Urfa halkının dayanma gücü kalmamıştır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar