SON ARİSTOKRATTAN İBRETLİK DERS & SÖZLERİMİN ARKASINDAYIM!
Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

SON ARİSTOKRATTAN İBRETLİK DERS & SÖZLERİMİN ARKASINDAYIM!

08 Mart 2019 - 06:23

Lo miro miro mire miran;
Karete çı lı savazi lav nav maciran?
Hespe mire mı kır u boze 
Derera mere ri bı toze...

Türkülerin dili, dini, ırkı yok...
Ve türküler mazlumların haykırışı olmuştur tarih boyunca...

KRAL ÇIPLAK EFENDİLER!

Lamı cimi yok anladım. Hepimiz sadece o çocuğun görüp haykırabildiği kadar çıplak birer kralız artık.

Ve anladım ki; tarihler boyudur aşkı, sevdayı, doğruluğu, aşkı, vefayı, acıyı anlatan türkülerimizden başka gerçeğimiz kalmadı artık.

BU TOPRAKLARIN SON ARİSTOKRATI!

Önceki gün bu toprakların son aristokratı, son asilzade beyefendisi olduğuna bir kez daha tanıklık ettiğim AB Uyum Komisyon Başkanı, Şanlıurfa Milletvekili M.Kasım Gülpınar'ın tarihe geçecek dağ gibi duruşu sergilediği basın açıklamasına gittim...

Bir süre önce dört dönemdir kendine oy veren kitlesine seslendiği ve kutsal kitabımız olan Kuran-ı Kerimde Nisa suresinin 58. ayetinin başını "İnşALLAH" diyerek okuduğu için başta Erdoğan olmak üzere Ak Parti ve din düşmanlarının saldırısına uğrayan dağ gibi bir adamı izledim.

Ne buyuruyordu ayet; "Allah  emaneti ehline vermenizi emrediyor"

Ve ekliyordu: O kalabalık kimseyi aldatmasın... Oraya gelenler sadece Allah rızası ve bizi sevdikleri için ve hangi partide olduğumuza bakmaksızın; bakın burası çok önemli:  5 dönem boyunca babama, dört dönemdir bana oylarını emanet ederek bizi milletvekili seçen dostlarımız. Yani bizim Kuran'a olan inançlarından şüphe etmediğimiz kimseler. Tamamen bir aile ortamı. Yabancı kimse yok. Bakın, benim ana dilim Kürtçe. Karşıdaki toplum anadili Kürtçe, Zazaca, Arapça olanlar da var. Mütevazı olmanın gereği "Biz" dememi herhalde yanlış anladılar! Ak Partiyi mi anladılar ne anladılar bilmiyorum. Ve ben orada bir veda konuşması yapıyorum! Çünkü artık seçim benim için son seçim! Ve inşALLAH diyorum veda ederken. İnşALLAH Arapça bir kelime. Eğer demek, istemek demekö inşALLAH üstüne vurgulayan ki aslında işin can alıcı noktası bu: Bu kavram "Allah emaneti bu emaneti bize verdiğiniz için inşALLAH sizi hesaba çekmeyecek" diyorum.

Yani Gülpınar basuru azsa Ak Parti ve Erdoğan'dan bilen; din düşmanlığı teyide muhtaç olmayan Fatih Portakal'ın iddia ettiğinin aksine "Vay efendim yanlış anlaşıldım, özür dilerim!" falan demiyor; bilakis söylediklerinin arkasında dağ gibi durarak adamlık dersi veriyordu.

Kendine güvenen, kendini ama daha da önemlisi dinini, kutsal kitabını, Allah'ın emirlerini bilen son aristokrat, beyefendi, asilzade adamın duruşuyla haykırıyordu.

ÇALMADIM ÇIRPMADIM!

Urfa burada... Herkes açık, herkes şeffaf. Tek bir yakınımı idari bir kadro veya başka kadrolarda yerleştirdiğimi ispat edin: Gereğini yapmaya hazırım, hodri meydan! 

Bakın, menfaat elde etmeyi bırakın, hakkım olandan dahi feragat ettim!

Milletvekilliğini layıkı ile yerine getidemediğime inandığım günden beri maaşımı özellikle Siverek'teki kız öğrenciler ve ihtiyaç sahiplerine dağıttım!

600 İSİM İÇİNDE SADECE 2 KİŞİYİZ!

Vicdanı rahat, alnı ak, başı dik bir asilzade konuşuyordu kürsüde.

Keşke dedim o an içimden: Keşke diğer milletvekillerimiz de bir bir çıkıp;

*Ben de akrabalarımı işe yerleştirmedim!

*Kendi hırslarım, kendi husumetime kurban edip babamın arazi ortaklarını terörist diye katletmedim!

*Tefeciliğe, rüşvete, ihaleye bulaşmadım!

*Sırtımı Ak Partiye dayayıp istediğim kişileri kurumlara yerleştirerek hüküm sürmedim!

*Erdoğan'ın çizdiği Hakk yoluna ve dava bilincine ihanet etmedim!

*Okumanın ve öğrenmenin yaşı yoktur diyerek durmaksızın kendimi geliştirdim ve ülkemi uluslararası arenada temsil etmeğe hazırım!

*Seçmenime yalan söylemedim, oyalamadım!

*Devletin bana tanıdığı imtiyazları hor kullanmadım, aksine halkımın, fakir fukaranın yararına tahsis ettim!

Evet, keşke dedim içimden. Bütün siyasilerimiz bunları haykıra bilselerdi. Ama nerdeee?

Başta Urfa'nın Ak Partili yedi milletvekili olmak üzere Urfalı ve sava bilincini unutmuş 13 vekilden teki bile yoktu basın toplantısında!

Hatta birileri kıs kıs gülüyor; birileri bu alçakça saldırıdan dahi kendine pay çıkarma derdinde satın aldıkları sahtekar gazeteciyi kullanıp kaşıyordu iğrenç saldırıyı!

KARIN AĞRIN NE GAZETECİ BOZUNTUSU?

Sanırım koyunun olmadığı yerde Çelebi olma misali gazetecinin olmadığı Urfa da usta kalem, büyük yazar, cesur gazeteci diye Urfa halkına yutturulan sahyekara dair iki cümle etmem lazım!

Gerçi kaç sahtekarı yazayım ki?

Misal dün elime sadece 5 ayda Haliyle belediyesinden kendisine 14 bin liralık fatura kesilen Paratullah sahtekarından mı başlasam yoksa 13 sahte site açıp SKM'leri dolandıran düğün fotoğrafçısından mı?

Ak Parti SKM kapısını aşındırırken çatı adayına çalışanlardan mı başlasam yoksa bazı milletvekilleri ve valiye yakınlıkları üzerinden kurum ve kuruluşlardan fatura kestirenlerden mi başlasam yoksa belediye başkanı, başkan yardımcısı ile ortak site kurup tetikçi olan terbiyesizden mi?

SENİ DUMAN EDERİM ÇAKAL!

Dedim ya; Fatih Portakal'ı bu ülke iyi tanır. Çakma devrimci olan bu şahıs için tek mağdur Türkan Saylan ve CHP'dir!

İşte bu Portakal ve din ile Kürt düşmanı İP genel başkan yardımcısı ile Tuncay Özkan'ın bölgenin en değerli milletvekiline CHP ile İP partisine oy devşirme kaygısı ile başlattıkları saldırıyı Urfa da sitesine taşıyan tek gazeteci!

Yetmedi Ahmet Hakan'ın "Kasım Gülpınar'ın sözleri başka yerlere çekildi!" makalesine "Ahmet Hakan Kasım Gülpınar'ın ehil olup olmadığını sordu!" başlığı atarak hadsizliğin dibine vuran arkadaş.

Bu arakadaşın düzenli olarak BŞ belediye başkanına saldırıları altında hangi ilçe belediyesinden güç aldığını da bilirim; halk eğitim merkezlerinde olmayan kursların olmayan öğretmeni olduğunu da!

Mesela ilginçtir tam bir Resul Yılmaz hayranıdır bu arkadaş!

Ama her hikmetse mesela Eyyübiye belediyesine dair tek bir eleştiri yazısını okuyamazsınız bu çok halkçı, dürüst gazetecinin!

Mesela kimse sorgulamaz bu gazeteci bozuntusunun neden Ceylanpınar belediye başkanını eleştirmediğini veya bırakın Urfa'yı bölge halkının kanını emen DEDAŞ terörüne dair satır karalamadığını sorgulamaz kimse!

Öyle entelektüel profil resimleri vardır ama bütün bildiği ortağı olduğu veya kendisine fatura kestiren belediye başkanına, tefeci vekile yaranmak, onların sevmediği kişilere saldırmaktır!

Merak etme usta; senin fatura koçanlarını bir bir açıklayacağım.

Sahi, Mehmet Kasım Gülpınar hangi partinin milletvekili; sanırım Ak Parti!

Ve ne gariptir ki; bu arkadaş her seçimde en büyük vurgunu Ak Parti SKM'lerinden alır ve bu seçimde de alacak!

Biz dönelim M.Kasım Gülpınar'ın açıklamalarına.

*Meclise yönelik resmi yazım şu an yanımda. İsteyene gösterebilirim...

*Bu bir resmi yazıdır ve benim imzam ile "Yurt dışı görevlendirmelerde yevmiye istemiyorum" diye talepte bulunan iki milletvekilinden birisiyim. O başka partiden, ben Ak Partide. Zira dürüstlük kimsenin tekelinde değil.

*Meclisin bana tahsis ettiği kırmızı plakalı aracı bir kere dahi seçim bölgem olan Urfa'ya getirmedim.

*Tiwitter, Facebook, instagram hesabım yok.

Başka neler söyledi Gülpınar?

Fitneyi engellemek için kamuoyunun karşısına çıkıyorum dedi.

Erdoğan düşmanlarına buradan ekmek çıkmaz dedi.

Din Ak Partinin tekelinde değil, benim tekelimde değil; buyurun siz de kullanın. Dedi.

Kuran-ı Kerim aslında matematiktir. Dedi.

Cahilden, fitne fesattan uzak durun. Dedi.

Ama en önemlisi "Sözlerimin arkasındayım ve avukata ihtiyacım yok" da dedi.

BU MUDUR URFA?

Kasım Gülpınar konuşurken salona baktım şöyle. Basına "Fırsat bulmuşken Zeynel Beye Göbeklitepe'yi sorun!" diye fısıldayan SKM görevlisinden tutun da; Cumhurbaşkanının mitingine davet derdindeki zavallılara kadar yalan, riya dolu bir siyasetin, yaşamın esiri olmuş sürü ile insan gördüm!

Bu toprakların yetiştirdiği son asilzade beyefendisi aristokratının neUrfa ne Ak Parti olarak maalesef ne denli önemli olduğunun farkına varılmadığını gördüm!

Urfa halkının yüreklerinde taht kurmuş gerçek bir alim; vizyon, merhamet, bilgi birikim, tecrübe sahibi en önemli değerini henüz anlayacak kapasitede olmadığımızı gördüm.

Bırakın kralı efendiler; gidin üst başınızı giyinin! Çocuklarınız gerçekleri bütün çıplaklığı görüp yüzlerinize vurmadan gidin giyinin artık.

Aslınızı hatırlayın artık!
Müslüman olduğumuzu!
Bu dünyanın fani olduğunu hatırlayın mesela.

En önemlisi de Urfa gemisi batıyor ve gemiyi sağ salim limana yanaştıracak tek kaptan olan M.Kasım Gülpınar'ın farkına varın geç olmadan.

Köşe yazımı bir fıkra ile bitirmek isterim.

İki emekli parkta oturmuş güvercinlere yem atıyorlardı.

Birinci ihtiyar: 
-Güvercinlere her baktığımda bizim siyasiler geliyor aklıma! Dedi
İkincisi:
-Neden? Diye sorunca:
-Yerde iken ellerimizden besleniyorlar ama havalanınca kafamıza zıçıyorlar!

Hikaye şudur efendiler; M.Kasım Gülpınar emaneti aldıklarının ellerinden beslenmediği gibi; meclise gidince bu halka tepeden bakmadı hiç.

Ve bizler lafa gelince "Dürüst, merhametli, vicdan sahibi vekiller istiyoruz!" der fakat ne kadar tefeci, ihaleci, rüşvetçi, yalancı isim varsa onların peşinde koşar sonra da cuma günleri süslü mesajlar ve camiye giderek Müslüman olduğumuza dair kendimizi kandırırız.

Bitinin efendiler giyinin zira öyle çıplağız ki; bırakın edep yerlerimizi; kirlenen ruhlarımız bile ÇIPLAK!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar