Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

VENİ VİDİ VİCİ!

11 Şubat 2020 - 09:35

VENİ VİDİ VİCİ!

Jül Sezar 21 asır evvel Zile yakınlarında yaşanan savaşta, Farnakes komutasındaki Pontus kuvvetlerini hezimete uğratır ve böylelikle Roma, Anadolu'nun tek hâkimi olmuştur.

Büyük bir zafer kazanan Sezar o gün şu meşhur veni vidi vici, yâni “geldim, gördüm, yendim” sözünü söyler.

31 Mart seçimleri sonrası  Şanlıurfa da akıl, izan, vicdan, ahlak, siyaset, basın ettiğine sığmayan şeyler yaşanıyor!

Son olarak "Çocuklarım aç ve işsizim!" diyerek kendini ateşe veren bir babanın ölümü üzerinden "Bu CİA işidir!" yorumu ile Şanlıurfa'yı bir kez daha ulusal da rezil eden ve her paylaşımı, her tiwiti, her eylem söylemi ile Şanlıurfa Kamuoyunda büyük antipati toplayan Uğur Beyazgül artık çığırından çıkmıştır...

*Salt milletvekilinin damadı olma kriteri ile daire başkanlığına atanmak!
*Aynı milletvekilinin şube başkanı olduğu iddia edilen ve de neyi düyü; amacı, eylemlerini bilmediğimiz bir STK'ya yapıldığı iddia edilen 370 Bin liralık bağış!
*Bir önceki BŞ Belediye yönetimi ile Harran Üniversitesi arasında yapılan protokol gereği her yıl dereceye giren mezunlara BŞ Belediyesinde istihdam yaratan kadrolar verilmesi sonrası, yeni yönetimin bu bir suçmuş gibi Urfanın başarılı gençlerinin maaşını 2 asgari ücretten 1.25'e düşürme zavallılığı! Ki bu Zeynel Abidin Beyazgül'ün bitmek bilmeyen Nihat Çiftçi ve kırsal kesime kininin sonucu bir karardır iddiaları var.
*40 milyonluk ŞANMED Hastanesi arazisinin İpekyol Paleca Otel ve çevresi için 500 metrekarelik ucube bir park haline getirilmesi!
*Ankara Kulisi tiwitter sayfasının ortaya attığı İstanbul da oturan Ruken adında bir hanımefendiye ödendiği iddia edilen danışmanlık maaşı!
*Nihat Çiftçi döneminde şehre ihanet ve yönetimin rant projesi denilen Kaşmer Dağı eteklerini imara açılması projesinin kendileri koltuğa oturunca yeniden masaya yatırılması!
*52 milyon kar edildiği iddia edilen kiralık araçların yeniden kiralandığı iddiaları!
*Oldum olası 1 yıl olarak kabul edilen sözleşmeli personel alımının 3 aya düşürülmek sureti ile personellerin huzursuz bir çalışma ortamına mahkum edilmesi!
*Kanayan Kavşak projesi!
*İlçe ve köy yollarının berbat halleri!
*Ceylanpınar Belediye Başkanı Abdullah Aksak'a yapılanlara sessiz kalmak bir yana aleykte tavır alan zavallı BŞ Belediye yönetimi!
*Birçok daire başkanlığının vekaleten yürütülüyor olması ve daire başkanlıklarının pazarlık haline getirildiği iddiaları!
*Sinema salonu sahibi zengin bir iş adamının oğlunun işe alındığı ve işe gitmeden maaş aldığı iddiaları!
*Eski il teşkilatı yeni BŞ personeli bir ismin şişirilmiş yemek faturaları üzerinden vurgun yaptığı iddiaları!

Evet, Zeynel Abidin Beyazgül BŞ Belediye başkanlığında geçen yaklaşık 1 yıllık sürede Şanlıurfa maalesef yapılan hizmetlerle değil, hergün patlak veren yeni bir skandal ve kardeşi Uğur Beyazgül'ün artık insanı çileden çıkaran eylem ve söylemlerini konuşarak geçirdik.

Şehir de halkın sorunlarının değil; hergün birileri hakkında cinsel içerikli ve rezil, pespaye ses kayıtları, videolar ve whatssap görsellerini konuşur hale geldik.

Daha da vahim olanı, bazı makamların bunlar üzerinden pazarlık haline getirildiği Urfa kamuoyunu meşgul etti.

Şanlıurfa Kamuoyu bugün şehirde hizmet namına tek çivi çakmayan Beyazgül ve yönetiminin bu şehre kazandırdığı tek şey: İnsanları kutuplaştırmak, personellere, il, İlçe belediye ve teşkilatlarına mobing uygulamak der hale gelmişse bu şehrin bir değil onlarca Sezar'a ihtiyacı var artık... 

Siyaseten bir Sezar çıkar mı bilmem ama memleketimde basın ettiğini ayaklar altına alan iki sözde gazeteciye ders vermek bana düştü ve dersleri verilmiştir... 

Birincisi Ömer Dodanlı denen şahıs: Hayatım boyunca karşılaşmadığım bu şahıs, bir kamyonu çalarak parçalayıp satmak suçundan halen hapiste olan aile bireyeni unuttu!

Yerel seçimde Karaköprü SP adayına 45 bin lira vermezseniz diye başlayan ve alamayınca  utanmadan yayınladığı video şantajını unuttu!

Eski ortağından yediği dayağı unuttu da iki yıl önce çıktı "Sanatçı Görünümlü Faturacı Sahalarda" başlığı ile hakkımda iftira dolu bir haber yaptı.

Haberde dönemin BŞ Belediye Başkanı Nihat Çiftçi'den şantajla 25 bin lira kopardığım iddiası vardı!

Ayrıca sözde yine dönemin Eyyübiye İlçe belediye başkanı Mehmet Ekinci'yi de tehdit ettiğim ama makamından kovulduğum iddia ediliyordu.

Baştan sona iftira dolu bu haber sonrası her zamanki gibi Karakeçili Aşiretimin çok değerli kanaat önderleri Menderes & Mustafa Akıl Kardeşler ve Celal Akıl'a sığınan ve şahsımdan özür dileyerek yazıyı kaldıracağını ifade eden Ömer zırtosu, aynı zamanda Ekinci'den fırça yiyince haberi revize etti.

Bu bile hukuken  iftira attığının belgesiydi. Hukuken donuna kadar alacaklı olacağım haklı şikayetimi donu bile olmadığı ve hatırlı dostlar için yapmamış olmamdan ve yaptıklarının yanına kar kalacağını sanmış olmalı ki haberi yeniden yayına soktu.

Kendisine haberi kaldırmasını aksi halde ağır tepki vereceğimi söylediğimde bana erkeklik taslayan Dodanlı zırtosu Urfaya ayak bastığım anda emniyete giderek can güvenliği olmadığını ve koruma istediğini; kendisini tehdit ettiğimi iddia etti! 

Lan zırto; benim şerefim alacağım her türlü cezadan çok daha değerlidir. Öyle kolay mı insanlara iftira atmak.

İşte adamın biri böyle gelir seni altına zıçtırır; ofisinde olduğun halde kapıları kapatıp kaçarsın.

Buda sana ders olsun. Gelelim bu iddia karşısında suskun kalan Nihat Çiftçi'ye; sessiz kalıyorsa demek ki Ekrem Arpak BŞ Belediye başkanını tehdit ederek para alacak kadar güçlü!

Gerisini Nihat Çiftçi düşünsün. Bu ayıba sesiz kalmak da onun problemidir.

Sevgili Dostlar; birileri unutmuş olabilir ama bizler, bir kadının tülbrndini yere vurduğu anda kan davasını bitiren aşir Çocuklarıyız.

Bizim kitabımızda kavgamıza, rekabetimize kadın bulaştırmak yoktur.

İşte bunu unutan Mustafa Arısüt zırtosu son zamanlarda haddini hayli aşmıştı!

Şehir halkının sorunları yerine BŞ Belediyesi şakşakçılığına soyunan bu zevat benim yıllardır yaptığım çay severim paylaşımlarıma atfen cafcaflı fincanlarda kahve paylaşımları ile şahsıma laf sokmaya, hakaret etmeye başlamıştı.

Yetmedi beni hapse attıracağını dahi iddia etme cüretini gösterdi.

Uyardım, dinlemedi. İsotçuların ve Zeynel Başkanın şımarttığı bu Zırto beni ciddiye almamasının bedelini ofisinde tuzlu kahve içmek zorunda kalarak ödedi!

Her iki çakma gazeteci de sosyal medya da erkeklik taslayıp emniyete sığınırken derslerini aldılar.

Gelelim sosyal medyada geçen yıl ben ve Faruk Bayuk arasında yaşanan bir tartışma sonrası bazı dostların araya girerek barışmamızı sözde tehdit edildiğim ve korkudan araya adam soktuğumu ima eden tiwit atan Cengiz Aksan'a; kimse merak etmesin. Ankara'ya da gideceğim elbette. Bakalım Cengiz Efendi kimlerden rica edip araya sokacak zira bir Karacadağlının korkmadığını Mardinli Cengo nerden bilsin?

Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıpsa bende seve seve öğretirim bu hadsize...

Ve zamanım olmadığı için ofisine uğrayıp çayını içmediğim Uğur Beyazgül Efendi; öyle fake sayfalar üzerinden bana yaptıklarını unuttum sanma mimar!

Şerefinize dil uzatanlar karşısında sus pus olup bana iftira atmak erkeklik değil tırro!

Devletimin emniyet birimleri ve hakimlerine, savcılarına karşı her zaman büyük saygı duydum.

Lakin ifademde de belirttiğim gibi; ben ulusal sanatçı, edebiyatçı, dizi oyuncusu ve yazar olduğum kadar Karacadağın evladıyım.

Dolayısı ile şahsıma atılan iftiralar karşısında ben tolere etsem bile on binlerce sevenim ve ailemin hepsini kontrol etmem mümkün değil.

Kaldı ki böyle rezil adamlar için kontrol etmek zorunda da değilim.

Emniyete yapılan yüzlerce şikayete rağmen Uğur Beyazgül hakkında işlem yapmamayı doğru bulmuyorum.

Gazeteciliği şantaj ve algı operasyonu olmakla karıştıran isimlere hakkında yasal işlemin yapılmadığı yerde elbette insanlar çileden çıkacak ve hakkını kendi arayacaktır.

Basındaki birkaç çürük için "Veni Vidi Vici" yaptım: Gönül ister ki bir daha bunu ben yada sevenlerim yapmak zorunda kalmasın.

Ha, korkak tavuk gibi kaçan, tir tir titreyen ve tuzlu kahve içirdiklerim istedikleri kadar erkeklik pozları versinler.

Urfaya alay konusu olmak onlara yeterli ders olmuştur zaten.

Memleketim için değil gazeteci kralına karşı boyun eğmem ve bu şehirde yaşananlara karşı suskun da kalmam.

Gazetecilik yapacaksanız şerefinizle yapın!

Şehri yönetecekseniz kardeşinize sahip çıkın!

Ha, erkeklik yapıp meydan okuyacaksınız geldiğimde kaçmayacak, emniyet birimlerimizi rahatsız etmeyecek, korkudan zangır zangır titremeyeceksiniz... 

Çünkü ben Kejanım, Tırkanım, Tay, Karakeçili, Şeyhanlıyım.

Ne demek istediğimi anlamayan Recep Küçükçay, Vehip Günaşan, Ali Gubat, Bahri Karakeçili ve diğer çok değerli dostlarıma, büyüklerime sorsunlar... 

Çünkü ben Siverekliyim, Urfalıyım ve haklının sesiyim arkadaş...

Sevgi ve saygılarım ile...

YORUMLAR

  • 0 Yorum