XALTIYA EYŞO MİLLET PARKINDA!
Ekrem ARPAK

Ekrem ARPAK

DELİ ÇOBAN

XALTIYA EYŞO MİLLET PARKINDA!

01 Aralık 2019 - 18:09

XALTIYA EYŞO MİLLET PARKINDA!

68 yaşındaydı Xaltıya Eyşo. Eşi Xale Sefoyu kaybedeli 35 yıl olmuştu. Sonrası malum, bizim coğrafyanın nasırlı elleri ile beli büküle büküle tek başına büyütmüştü 3'ü kız 9 evladını.

Sefosuna verdiği sözde durmuş; kimseye boyun eğmeden vermişti ekmek kavgasını. Dile kolay kah ırgat olup göçmüş, kah evlere temizliğe gitmiş, kah yememiş içmemiş ama 9 evladını okutmuş, büyütmüştü.

Kızlar evliydi. Erkek çocukların biri evli, üçü işsiz bekar biride çiftçilik yaparken üzerine yığılan borç yükünden intihar etmişti!

69'una merdiven dayadığının senesinde şimdi de evladından kalan 3 torununun hayat kaygısını yüklenmiş; el örgüsü başörtüler, çorap ve selpak satarak ayakta durmaya çalışıyordu.

Şanlıurfa Eyyübiye ilçesinde ikamet ediyordu Xaltıya Eyşo. Hani nüfus yoğunluğu bakımından 32  ilden büyük, ortalaması 18.9 bakımından ülkenin en genç nüfusuna sahip; ülkenin en yoksul insanlarının ilçesi...

Sakinlerinin büyük çoğunluğunu mevsimlik işçilerin, işsizlerin, perişanların, derin yoksulluğun dipsiz kuyularında inlerken sesleri duyulmayanların Eyyübiyesinin kış günü evinde yakacak odun kömürü olmayan sakinlerindendi Xaltıya Eyşo.

Yaradanına sığınıp abdestini aldı. Başı secdeye her vardığında yıkıldı yıkılacak, rutubetten nefes almanın zor olduğu evin salonunun ortasında duran içi boş tenekeden sobanın yanıbaşında birbirine sarılarak ısınmaya çalışan 3 torunu için dualar etti.

Başı secdeye her dediğinde torunlarına yanan yüreğinin insanı kül eden ateşi döküldü yüreğinden.

Sabah namazı bittiğinde yamalı perdeyi araladı. Bardaktan boşalırcasına dökülen yağmura eşlik etti gözleri. Gök ağladı, o ağladı!

İki torunu biradan uyanacak ve okula gitmek için hazırlanacaktı. Mutfağa gitti. Çook eskilerden kalan buzdolabının kapısını açtı. Komşusu Fate'nin akşam  bıraktığı mercimek çorbası, birkaç dilim küflü peynir, artık kurumaya yüz tutmuş biraz zeytin: Dolap evin sakinlerinden çok daha açtı!

İki de yumurta vardı dolapta. Kırık tavasına kırdı yumurtaları. Tuzu una bulayıp yumurtalı ekmek pişirdi.

"Şükürler olsun sana Allah'ım; yetimlerimi bu sabah da aç komadığın için" diyerek semaya baktı.

Tam o sırada boncuk gözleri küçük torunu Meryem uyandı. Deniz mavisi gözlerine eşlik eden altın sarısı saçları ile gökyüzünden inen küçük bir melek gibi bakıyordu.

-Neneee! Diye mırıldandı ağlar gibi.

İnce dudakları titriyor, solgun yüzünden acı çektiği belli oluyordu.

-Nene karnım çok ağrıyor! Beni ne zaman doktora götüreceksin!

-Oy kurban olurum sana! Dedi, kucağına aldı, sevdi, okşadı saçlarını. Meryem'in ağrıyor diye tarif ettiği yer apandisitinin patlama noktasına geldiği bölge idi.

-Eyvah, kuzuuummm! Diye bir çığlık attı. Cebine baktı. Dün sattığı selpak ve başörtğlerinden kalan 25 lirası vardı sadece. Ne taksi turabilirdi ne muayeneye yeterdi. Gençlik yıllarının çeyiz sandığına koştu. Sevdiği adamdan geriye kalan ve ne zaman özlese öpüp kokladığı tarihi kölçekli saati kaptığı gibi cebine koydu. Üzerindeki eski solgun kabanı ile örttü Meryem'ini. Sırtına aldığı gibi dışarı attı kendini.

Xaltıya Eyşo' nun acılar içerisindeki torununu gören gökyüzü çıldırdı! Gözyaşları yağmuru ile ıslandı her ikisi de.

Tıkış tıkış bir dolmuşa bindiler. Şoföre biraz hızlı gitmesi için yalvardı ama nafile! Yolcu telaşındaki şoförün umurunda mıydı küçük kızın artan iniltileri!?

Hastane durağına vardılar. Bir çırpıda hastaneye attı kendini. Acil de korkunç bir yığılma vardı ama bağıra çağıra girdi içeri. Sedyeye aldılar Meryem'i. O dakikadan sonra zaman durdu! Saniler bir asır gibi ağır, dakikalar durmuş, yelkovan yürümüyor, akrep akrepliğini yapıp hınzır bir şekilde olduğu yerde duruyordu.

Apandisi patlayan Meryem ameliyata alınmıştı. Ameliyathane kapısı ağır ağır açıldı. Beyaz önlüğüne inat kara kaşları, iri gözleri ile uzun boylu bir doktor çıktı.

-Meryem' in yakını siz misiniz? Diye sordu atmaz bir tavırla!

-Benim kurban. Allah için söyle iyi mi torunum.

Xaltıya Eyşo'ya bir suçluymuş gibi baktı doktor!

-Maalesef apandisiti patlamış. Ama sorun sadece bu değil; kızımızın bünyesi yetersiz beslenmeden o kadar zayıf düşmüş ki çok zor oldu dayanması!

Şöyle bir kaşlarını çattı doktor. Hesap sorar gibi.

-Yahu teyzeciğim; gerçekten sizi anlamakta güçlük çekiyorum! Madem karnını doyıramayacak, bakamayacaksınız, neden bu kadar çok çocuk yapıyorsunuz Allah aşkına!?

-Neyse neyse: Biz gereken müdahaleyi yaptık. Durumu şu an için iyi sayılır ama doğru dürüst beslenmeye ihtiyacı var. Şu çocuğa bir şeyler yedirin. Diyerek elindeki kaleme bir liste döktü. Muz'u, sütü, eti... Ee; aylık 10-15 bin lira maaş alan doktor ne bilsin Xaltıya Eyşo'nun cebinde sadece 15 lirası var.

İlkokula dahi gitmişliği yoktu Xaltıya Eyşo'nun ama on binlerce kitap okumuşluğu; tekonoliye ve bilime ayrı bir merakı vardı. Öyle ki benim diyen hackerlerden daha iyi kullanırdı bilgisayarı :)

Hey ez kurbanatebım Xaltıya Eyşo! Kim tutar seni :)

Bu gidişle uçan tank da yaparsın, uçan araba da be... 

Bir ara doktorun yazdığı listedekileri almak için ABD savunma bakanlığı, Pentagon veya ABD başkanının banka hesaplarını patlatmayı düşündü!

Aha, hikaye burda ilgin bir hal almaya, ben de iyiden iyiye zaçmalamaya başladım ama benim hatırıma okuyun lo ma ne olmuş!?

Birden bire aklına çok sevdiği Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Kuş geldi!

Bütün hayallerini gerçekleşeceğine inandığı Mehmet Kuş...

Zira Xaltıya Eyşo'nun bütün hayali ne hasta ve okula gidemeyen aç torunlarına, ne işsiz evlatlarına nede DEDAŞ faturaları yüzünden tefecilerin eline düşüp herşeyini kaybedince canına kıyan evladının emanetlerine bir gelecek kaygısı! Varsa yoksa eski belediye başkanı Mehmet  Ekici' nin bir türlü yapamadığı ama yeni başkan Kuş'un yapacağına inandığı devasa hizmet binası ile modern bir millet bahçesi!

Her sabah olduğu gibi; ulusal ve yerel siteleri açtı 15 bin liralık İphone telefonun google amcasından :)

Çevre ve şehircilik Bakanımız Murat Kurum' un şehrimize geldiği haberi ile musmutlu oldu!

Heyecan içinde okudu bakanın hizmet ve yatırım müjdelerini. Ama onu ilgilendiren en önemli müjde 44 + 150 dönümlük arazinin hizmet binası ve millet parkı için verileceği haberi oldu.

O an hayal etmeye başladı işsiz, yoksul, biçare Eyyübiye halkının başkanına layık gördüğü ve tek derdi olan ultra lüks hizmet binasını!

Başkan her sabah özel aracı ile o devasa binaya gelecek; muhteşem konforu ile makamına geçecek, İş, aş arayan Eyyübiye halkı bu devasa lüks hizmet binasının İstanbul da bile eşi benzeri olmayan cafesinde gününü gün edecekti! 

Bundan büyük hizmet mi olurdu Eyyübiye halkına!? Sonra çocukluğundan beridir hayali olan millet parkını düşündü... 

Tarım arazisine zıçılarak inşaa edilmiş devasa büyüklükte bir park hayal etti. Bir an şortunu, formasını giyinip sabah sporunu rahatlıkla yapacağı parkda düşündü kendini Xaltıya Eyşo!

Sabah sporu sonrası parkın içinde yer alan herhangi bir lüks cafede köpüklü sabah kahvesini içecek; günlük rutini olan okey veya tavla partisi için genç arkadaşları ile buluşacaktı.

Rastegele serpilmiş birkaç ağacın dibindeki bankta oturacak, çekirdek çitleyecek ve ona Sefosunu unutturacak bir talipli bekleyecek :) 

Arada bir parkta sahne alan davullu zurnalı sıra gecelerinde sahne alacak, kıvrak bir dansöz gibi göbek bile atacaktı.

Birden bir garip bir telaş kapladı içini! Torununun tedavisi için cebine attığı saat geldi aklına... 

-Aman canım dedi kendi kendine.

-Bugüne kadar nasıl yarı aç büyüdüyse yine büyür Meryem! İyisi mi ben bu saati satayım da, Mehmet Kuş evladımın yapacağı millet parkı ve hizmet binasının yapımı için bağışlayayım!

Ve yine hayallere daldı. Her sabah Mehmet Ekici' nin eseri olduğu için çürümeye bırakılacak olan 15 milyon maaliyetle yapılmış hizmet binasının önünde gidecek; Ekici'ye nispet olsun diye "Oh oh" diye göbek atacaktı. Sonra o muhteşem parka gidip eğlendiren sonra başkan Kuş'un yeni yapacağı ilçenin diğer ucundaki hizmet binasına Mercedes aracı ile gidip sefasını sürecekti. Doğru ya; özel aracı olmasa ancak 4 araç değiştirerek gidip gele bilirdi tarım ürünleri yerine lüks hizmet binası ile ilçenin tek eksiği olan millet parkına!

Zaten Eyyübiye halkının tek büyük hayali de bu ikisi idi.

Hem, seçildiği günden beridir pardon sadece iki ay "borçları indiriyoruz!" diyerek tablo yayınlamış; şeffaf bir belediyecilik ile söze 2 milyon borcu azaltmıştı. Sahi kim bilecekti açıklanan rakamların içinde SGK borcunun olmadığını, rakamların maniple edildiğini. Zaten sonra yayınlanmadı. Zaten borç 7 ayda 154 milyona çıkmış Kuş başkan nasıl olsa 120 milyon borç vardı 30-40 daha borçlanıp hizmet binası yapsak ne olur demişti muhtemelen!

Torunu Meryem' i borç harç tedavi eden Xaltıya Eyşo saatini sattı veya hizmet binası yapımı için bağışlamayı bekliyor.

ŞAKA Yahu!

Sevgili Mehmet Kuş Başkanım; aday adaylığı sürecinde olduğu gibi bugün de senin başarılı olacağına inancımı koruyorum. Ancak görüyorum ki; maalesef yanlış bilgiler ile hata yapmaya başladın!

Sevgili Başkan; belki de bölgenin en yoksul insanlarının yaşadığı ilçemizin hazır da 3 hizmet binası dururken ciddi bir yük olacak yeni hizmet binasına ihtiyacı yok!

Tavsiyemdir: Hizmet binasına harcanacak rakamlarla okul yapın, yetim, fakir fukara öğrencilere burs verin.

Yine bu halkın devasa büyüklükte AVM veya parklara değil; altyapı, yol ve istihdam alanları yaratacak yatırımlara ihtitacı var.

Önerimdir: TİGEM ile görüşün, Eyyübiye de et fıyatlarını geri çekecek bir et süt ve ürünleri yerini açın.

Mesela sürü ile yerde merkez adı altında kira ödüyorsunuz.

Gençliğin spor yapmasını mı istiyorsunuz; okullar ile anlaşın. Hafta sonları spor salonlarını gençlere açsınlar. Böylece o kira ücretlerini yoksul öğrencilere burs olarak verin.

Mesela DEDAŞ ile görüşerek bu uygulamalara karşı direnin.

Başkanım; vallahi ne Xaltıya Eyşo'nun ne Xale Mısto' nun umurunda değil peşinde koştuğunuz ve belli ki eski başkan Mehmet Ekinci' nin bıraktığı değerli eserleri çürümeye, profesyonel kadroyu pasife etmeye dayalı; üstüne zaten ağır borç altındaki belediyeyi daha da borca sokacak millet parkı, hizmet binası...

İnanın işsizliğin, yoksulluğun pençesi altında inleyen Eyyübiye halkının umurunda değil zaten boş parklara bahçelere bir yenisinin eklenmesi.

Yahu, akşam evine ekmek götüremeyen garibim ne yapsın lüks cafeleri, hizmet binasını Allah aşkına.

Bu halk benim gibi seni çok sevdi ama bi dur Başkan lütfen bir dur.

Sen çok daha büyük hizmetler yapacak birikime ve içinde kin nefreti beslenmeyen bir yüreğe sahipsin.

Taşeron veya sözleşmeli müdürler ile imza attığın her iş sana zarar verecek bilesin.

Ortak payda Eyyübiye' ye hizmet ise ki gayenin bu olduğunu; Eyyübiye ve Eyyübiye Halkını ne çok sevdiğini biliyorum: O halde geçmişe takılmadan, senden öncekilerin hizmetlerine saygı içinde ama daha iyisini yapmak gayreti ile çalış.

Bu çaba 15 milyona mal olmuş hizmet binasını çürümeye bırakmak değil; o binayı hizmete açmakla, tarım arazisini betonlaştırmak değil; bilakis yeni tarım arazilerini kazandırmakla olur.

Neyse Başkan: müsaaden ile Xaltıya Eyşo akşam tavlasına bekliyor. Sonra da birlikte halı saha maçına gideceğiz.

Gece de kafa kafaya verip  yeni icatlar yapacağız.

Selametle...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar