Bir zamanlar Köylü Milletin Efendisiydi Şimdi Tefecilerin Kölesi...
Lokman Şıhanlıoğlu

Lokman Şıhanlıoğlu

Lokman Şıhanlıoğlu

Bir zamanlar Köylü Milletin Efendisiydi Şimdi Tefecilerin Kölesi Oldu

16 Temmuz 2018 - 10:01

"Bir zamanlar köylü milletin efendisiydi, şimdi faizcilerin (tefecilerin) bankaların kölesi oldu"

Çünkü çiftçiler kendi sonunu kendi elleriyle verdikleri oylarla hazırladılar...

Değerli köylüler; toprak sahipleri, çiftçiler (ziraatçılar),hayvan besicileri, meyve sebze üreticileri; oy verip seçtikleriniz eskiden sizlere nasıl hitap ederdi hatırlıyor musunuz.?  

Eski cumhurbaşkanı ve başbakanlarımızdan (Mustafa Kemal Atatürk, Adnan Menderes, Süleyman Demirel, Turgut Özal, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit) Allah cc. Hepsini rahmet etsin, ne derlerdi; köylü milletin efendisidir siz olmasaydınız bizler aç kalırdık, bizim için çok değerlisiniz, sizlere minnettarız ve hep yanınızda olacağız sakın unutmayın" derlerdi.

Peki şimdi ne haldesiniz beyler, halen kendinizi milletin efendisi olarak mı görüyorsunuz yoksa bankaların tefecilerin kölesi olarak mı.?

 Eskiden sulu tarım yoktu, ithalatın ne olduğunu kimse bilmezdi, şimdiki halimize bakın bizleri kobaylaştırdılar, üzerinde deneyler yapılan zavallı bir millet olduk; yıllardır Türkiye milletinin genetiğiyle oynanıyor peki, bizim sağlığımızdan ekonomimizden sorumlu seçilmişler, resmi yetkililer her şeyi bildiği halde gerekli denetimleri, incelemeleri, cezai uygulamaları neden yapılmıyor, birileri maddi kazanç sağlayacak diye kendi milletinin sağlığıyla, canıyla, malıyla oynamaya hakkı var mı, insanlara ve bütün canlılara hatta doğaya verilen zararların sorumluları kimler, belki de asıl suçlu milletimizdir sebebi de oylarını vermeleridir.

Yıllardır gübre,(kısırlaştırılmış ve  GDO'lu tohumlar),içinde hangi tür zehirlerin bulunduğu etkisinin kaç yıl devam edeceği, ekilen ürünlere, fidelere, meyve ağaçlarına, açık ve kapalı sera ürünlerine atılan ilaçların ne kadar zararlı olduğunu bilen var mı, neden bizlere gerçekleri anlatmıyorsunuz, neden görevinizi yapmıyorsunuz.? Yediğimiz sahte gıda ürünleri ya merdiven altı üretim yada nerden ithal edildiği, içinde ne olduğu bilinmeyen karışımlardan oluşmuş zehirli maddeler, renklendirmeler, aromalarla bir şeylere benzetilerek bizlere kakalanıyor, organik ürün diye satılan ürünlerin % 95'i marketlerde semt pazarlarında satılan ürünlerin aynısı, mesela gerçek bal, tereyağı, zeytin yağı, peynir, yoğurt gibi ürünleri bulmak imkansızlaştı, binlerce ucuzcu halkvari marketler zincirlerinde satılan merdiven altı ürünlerin isimleri ve üretici firma isimlerinin sahtekarlıkları gıda ve tarım bakanlığı tarafından resmi internet sitelerinde yayınlanmasına rağmen aynı ürünler halen satılmaktadır, binlerce şubesi olan gıda marketleri partili iş adamlarının şirketleri tarafından işletilmektedirler.

Kuru bakliyat, mısır, Ayçiçek, pamuk, buğday, arpa, saman, yaş sebze meyve, hayvansal ürünler et süt ürünleri (tereyağı, sıvı yağ, süt, peynir, yoğurt),yani yiyecek içecek gıda tarım ürünlerini üretebilen ve ihraç eden güçlü bir devlet iken nasıl olurda her şeyi dışardan ithal eden başka devletlere muhtaç hale gelen bir devlet ve millet olduk.?

Hangi düşman devletlerin hazırladığı tuzaklara düştük, kimler bizi bu hale getirdi, içimizdeki uşaklarına neler vaat edildi, kim bu hainler, kazançları ne, neden engellenemiyorlar, Türkiye’yi düşmanlarımıza köleleştirmeye çalışanlara dur diyecek kimse yok mu.?

Bu kadar toprağı suyu muhteşem iklimi ve tecrübeli insanı varken neden bu hale getirildik.?

Milletimize bunları açıklayacak, hesabını verecek sorumlular nerde.?

Eskiden ambarlarınız boş kalmazdı, araziler nadasa bırakılırdı, kuraklık vardı ancak iki üç yılda bir harman olurdu, memleketin geliri piyasanın para görmesi köylüye çiftçilere bağlıydı; tüccarı, esnafı, her türlü alış veriş senede bir aylık sıcak paranın elden ele dolaşmasıyla ısınırdı, borçlar ödenirdi, yüzler gülerdi, düğünler, sünnetler, seyahatler, tatiller, dışarda okuyan öğrenciler, kurulacak işler, alınacak yapılacak evler, arabalar vs... her türlü alış veriş çiftçilerden gelecek müjdeli haberlere bağlıydı, yağmur yağarsa herkesin yüzü gülerdi, devlet bankaları vardı kimseye istediği kredi vermezlerdi o yüzden bu kadar borçlanan da yoktu, tefecilik en büyük günahlardan olduğu gibi, en kötü meslek ve yapanlarda en kişiliksiz insanlardı, çiftçiler ürününü genelde ofise verirdi, ödemesi olanlar buğday pazarına, ihtiyacı olmayanlar ambarlara dökerdi.

Bir litre mazotu, bir kilo eti, yağı, şekeri, çayı, meyveyi, sebzeyi vs. Kaç kilo buğdayla alabiliyorsunuz hiç hesap ettiniz mi.?

Bir zamanlar milletin efendisiydiniz şimdi ise (faizcilerin) tefecilerin, bankaların kölesi oldunuz( tohum, gübre, ilaç, mazot, traktör ve malzemeler vade farklı faiz hesabıyla borç ediliyor ) bereket, merhamet, muhabbet, güven, vicdan, acıma, kalite kalmadı, her şeyin pahalı olduğu, üretilen ürünlerin fiyatının değişmediği yeterince desteklenmediği, elektrik parasının kat kat misliyle alındığı, günlük zamların peş peşe yaşadığı günümüzde, sayısız şikâyetlerin her makama ulaştırılmasına rağmen ciddiye alınmayan vatandaş umutsuzluk içinde kendi kendini teselli ederken, halen seçilmişler tarafında yalan söylenmekte ve aldatılmaktadır, devletimizi idare eden seçilmişler, yetkililer, atanmışlar milletin şikâyetlerine, taleplerine karşılık tam aksi uygulamalara devam etmiş ve milleti ciddiye almamıştır.

Baraj kanlından sulanan ve sulanacak arazilerinin yüzlerce metre yer altı artezyen kuyularından elektrikle çalışan dalgıç pompalarla çekilmesi aşırı yüklemeyle sebep olmuş ve bir çok  bölgede elektrik kesintileri yaşanmaktadır, sulamanın en büyük faydasının kaçak elektrik kullanımını ve kesintileri önleyecek tek kaynak olarak kabul edilmektedir, baraj kanalından sulanacak arazilerin maliyeti bir nebzede olsa aşağı çekeceğinden bir an önce arazilere normal ücretlendirmeyle su verilmesi gerekmektedir.

Fakat suyun özelleştirilmesiyle ilgi açıklama yapan hükümet yetkilileri ikinci elektrik vakasını milletin boynuna yüklemeye çalışması insanları canından bezdirmiştir.

Peki bizim ne yapmamız gerekiyor her yapılan yanlışa boyun mu eğeceğiz yoksa hakkımızı mı arayacağız, kimi kime şikayet edeceğiz, kimler bize yardım edecek, bu kadar borcun altına girmemize geçim sıkıntısı çekmemize, yoksullaştırılmamıza sebep olanlar ne zaman hesap verecek.?

 Aklımızı başımıza alıp gerçekleri görmenin zamanı gelmedi mi, milletimizin verdiği oylarla bizi idare edenler gün gelecek sandıklarda karşılığını alacaktır, ehliyetsiz, liyakatsiz, tecrübesizleri başımıza hükümdar yapanlar elbet bir gün kaybedecektir, geldikleri yere geri dönecektir bizler bur da olacağız ve sizlerin yaptıklarını çektirdiklerini unutmayacağız sizlerde bunu unutmayın..!!!

Baki olan Allah’tır, sizlerde daha öncekiler gibi fanisiniz, ne bu dünyada ne ahirette hakkımızı sizlere helal etmiyoruz iki elimiz yakanızdadır... Olacaktır...

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar